Uykudan kalkmak zor gelir, hele de güzel bir rüya görüyorsan.
Sen uyanıklığı en tatlı uykuya tercih et.
Sana yol aldıracak adımlarındır, ayaklarındır.
Yorganın altında göklerde süzülüp uçsan da, kendine gelince gör ki bir arpa boyu yol almamışsındır.
Hadi uyan.. bak Güneş doğuyor
Her türlü virüsün çözümü bir gün bulunur. Ancak mutsuz toplumun çözümü laboratuvarda bulunmaz. Eğer bir normalleşme yaşanacaksa bu normalleşme kibarlık, samimiyet ve hoşgörü üzerine olmalı. Çünkü eski güzel günlere giden yol bu değerler üzerinden geçiyor..
Bir ülkeye gittiğinde oranın resmi diliyle konuşmak durumundasın elbet. Aksi halde pek çok zorluklar yaşayabilirsin.
Peki, nerede olursan ol, Hakk’ın mülkünde olduğunu hissedebiliyor musun?
Ve hep de O’nun mülkünde kalacağını; O’nun mülkü olduğunu?
O halde...
Dîl’ini öğren...
Çeşme su akıtmaktan yorulmaz, kimin aldığına da bakmaz. Ne için kullanacağın da senin meselendir. İster içersin, ister sularsın, diler temizlersin...
Lakin; suyu aziz bilenlerle, kirletenler(?) arasında elbet fark vardır.
Suyun huyunu bilirsen, Hayy’ın sırrına erersin...
Gökte ne kadar ürkütücü, yüklü, karanlk bulutlar olsa da; devran döner, rüzgar eser, hepsi dağılr. Ardından Güneş tüm ihtişamyla parlar ve heryeri ısıtır.
Sen Arif ol da ‘Güneş çıktı’ deme. O her zaman olduğu yerdedir.
Hakk’a zor ve dar zamanlarnda yakın olsan da, O hep sendedir.
Eğer Musa’nı buldunsa ne bekliyorsun? Sana benliğinin ve beşeriyetinin azgın sularında bir yol açıyor işte!
Tereddütü bırak, gayrete gel.
Ayak izlerini takip et, Hak sözlerini talim et.
Ne gördün Mısır’da kandan,zulümden başka?
Hicretini yap da, artık kendini hikmet yurduna sal..
Kur’an inzal oldu bu gece...
Demek, yaratıcıyla irtibat kurabilmeye, kelâmını talim etmeye, hâl etmeye başlamak “kadre ermeye” sebep.
Buna niyetlenene melekler yardım eder, hakikâti tenezzül eder...
Kalbi aydınlanana kadar, nur üstüne nur iner.
Beşeriyeti susar, selamete erer...
Gecenin kadrine ermek için, kendi kadr-ü kıymetni bilmelisin. Bu da Allah’ın sana verdği değeri anlamakla mümkündür.
Sen ki, O’nun nefesyle vâroldun, isim ve sıfatlarnı yüklendin. Kendni beden zannyla dünyana hapsetme, kadrini anla, Kâdir olana ver vârını.
O zaman göresin yârini.
İnsanın çocukluğu oyun ve eğlenceyle geçer. Gençliğiyse koşturma ve gafletle.
İhtiyarladığnda ise dermansız kalır, gücü tükenir.
Söyle bana cancağızım; peki sen ne zaman hakikâtin peşine düşeceksin? Gör ki ömür kandilinin yağı tükenmekte.
Artık ışığı kendine çevir de, boşa gitme!
Uzaklarda arama,
Dön kalbine, anda bul.
Yum gözünü harama,
Dön kalbine,anda bul.
Dilinle yâri zikret,
Her halinde sen şükret!
Ederler sana himmet;
Dön kalbine,anda bul.
Gözümden akar yaşlar,
Hakk’tandır cümle işler.
Aşkınla fenâ başlar
Emre; gel yola koyul,
Dön kalbine,anda bul
Hoşgeldin ey Ramazan ismiyle gelen...
Gönlümüzü imâr eyle,
İçimizi pürnûr eyle,
Varımızı sen yâr eyle..
Hoşgeldin ey Ramazan ismiyle gelen...
Aşkınla gözümüzü zâr eyle,
Yandır nefesimizi hâr eyle,
Her işimizi kâr eyle...
Hoşgeldin canımızın arzuladığı...
Hoşgeldin...
Benlik iddiasndan vazgeçene,yüzü alçakgönüllülkle yerde olana ilahi yakınlk ve kavuşma ikramları sunulur.
Yaratıcısndan ayrı kalmann derdiyle gözyaşı dökene,pişman olup af dileyene yeni başlangıçlar, tertemiz libaslar lutfedilir..
Yönelişin güzel olursa,dertlerin derman bulur...