Benimle siyasi, eğitim, iş vs. konularında ahkam kesip laf dalaşına giren Kemalist (özellikle chpliler) götoşlar, engelleyip kaçmasın. Götünüze güvenmeyecekseniz, götünüzün üstünde oturacaksınız. Yoksa başka yere oturtmayı bilirim. Anlayacağınız dilden...
#Osimhen#kaçmayın
@EkremYl54041421@timurince11@samiermbb Bedava derken neyi kasdediyorsun birader, bu neyin savunuculuğu? Belli ki Malatya da bile yaşamıyorsun. Belediye de tas kayıp, kimin eli kimin cebinde belli değil. Öyle bedavaya alışmışsınız demekle çözülmüyor bu işler. Liyakat, işi bilen hiç kimse yok bu dairede.
OPERASYON TAMAMLANDI
Profil, “kısa süreli kahramanlaştırılmak” için biçilmiş kaftan. Babası sol terör örgütleri davalarından ceza yatmış. Kürtçü bölücülere dozunda destek veren bir İç Anadolu Alevisi. Kendi fiziksel özellikleriyle dalga geçecek kadar ufak tefek. Böylece gözaltına alındığında acıma hissini artıracak her şey hazır.
Aklı başında herkes Kur’an-ı Kerim’le dalga geçen bu varlığın bir aktör değil, CHP içindeki kavganın bir figüranı olduğunu görebilir. Konunun düşünce ve ifade özgürlüğüyle ilgisi olmadığını da.
Bu, çirkin kavganın sadece bir kamuflajı.
Gerçekte olan ise şuydu: Ortadan ikiye yarılan CHP’de Silivri Cephesi, her geçen gün daha fazla etrafa saçılan yolsuzluk ve rüşvet çirkinliğini bir süreliğine unutturmak için geleneksel kutuplaşma tiyatrosunu sahneledi.
Kifayetsiz çömezin gösterisine Özel yanlısı milletvekilleri örgütlü bir şekilde gittiler. Peşinden, en çok tartışma çıkaracak bölümleri kendi sosyal medya hesaplarından paylaştılar.
Cephenin yayın organları dini değerleri aşağılayan kısımları haberleştirdi. Hatta operasyon üzerlerine kalmasın diye gösteriye “İmamoğlu’nun diplomasıyla” ilgili küçük bir bölüm dahi iliştirildi.
Türkiye’de otokratik bir yönetimin olduğu, devletin kimsenin en küçük bir sesine bile tahammül edemediği algısının oluşturulması için sahne hazırdı. Fakat meselenin bir de uluslararası boyut kazanması gerekiyordu.
Bu bölüm ise Özgür Özel adıyla Financial Times’ta yayınlanan makale ile tamamlandı. Makale Türkiye’de dikta yönetimi olduğu ve Erdoğan’ın muhaliflerini susturduğunu öne sürüyordu. Ayrıca Cumhurbaşkanının NATO zirvesine ev sahipliği yapan bir lider olarak aynı zamanda Rusya ve Çin’le de iyi ilişkiler kurduğunu öne çıkarıyordu. Özel, Batı’nın denge politikası yürüten Erdoğan’la değil, kendisiyle ilişki kurduğunda kazançlı çıkacağını vurguluyordu.
Gösteri için her şey tamamlandı. Geriye küstah bir figürandan kahraman çıkarma oyununun sergilenmesi kaldı.
Onu da mahkeme koridorlarında sloganlar eşliğinde gerçekleştirdiler. Ancak unuttukları bir şey vardı: Kılıçdaroğlu.
2023 seçimlerinde küresel sermaye ve baronların açık deste��ine mazhar olmuş bir kişinin tezgâhlanan oyunu görmemesi mümkün değildi.
“Oyunda ben de varım” dedi. Soluğu mahkemede aldı.
Konu CHP’deki koltuğun sağlamlaştırılması ise bu fırsat kaçırılamazdı.
Çünkü partide kim halkın değerleri ve kutsallarıyla daha fazla kavga etme cesareti gösteriyorsa koltuk onda kalıyordu. Denklem böyle kurulmuştu. Üstelik tam yüz yıldır.
Böylesi büyük bir amaçla düzenlenen operasyonda birileri feda edilebilirdi.
Zaten çakma komedyen, sahneye kesilip yana düşmüş başının fotoğrafı eşliğinde ve adına nispetle kullanılan “ölü deniz” sloganıyla çıkmıştı.
Kılıçdaroğlu’nun gelmesiyle tezgâhları bozulan Silivriciler çok kızgın. “Hain, düşkün” bağırtıları arasında parsayı bölüşemeyen güruhun kavgasına tanık oluyoruz yine.
Şimdi ne mi olacak?
Yarılan partinin iki cephesi yeni oyunlara yelken açacak. Ebu Leheb’in beşinci sınıf çırağı biraz parlatılıp sonra unutulacak.
İnancına, değerlerine hakaret edilen milyonlar ise gerçek mağdur olmalarına rağmen yine yutkunup çaresizce seçim gününü bekleyecek.
Çünkü bu aşağılık komedyadan hesap soracağı tek yer o seçim sandığı.
Murat Özer, Akşam Gazetesi, 4 Temmuz 2026, Cumartesi.
Neler unutuluyor yahu?
Favipravir etkisizken kapı kapı dağıtılması
Genetik müdahaleye aşı diye propaganda yapılması
Yenidoğan çetesi....
Bir ben unutamıyorum..
Sende mi yoksa?