SAYIN ÖNDER AKSAKAL NEDEN ÇEKİLMELİDİR?
DSP’de liderlik tartışması, kişisel hesaplaşma üzerinden değil; partinin geleceği, örgütsel yapısı, seçimlerdeki karşılığı ve Bülent Ecevit’in siyasi mirası üzerinden yürütülmelidir.
Sayın Önder Aksakal’ın genel başkanlığı dönemine yönelik temel eleştiri şu soruda düğümleniyor: DSP, yıllardır süren bu yönetim döneminde bağımsız siyasi gücünü ve toplumsal etkisini artırabildi mi?
Bu soruya yanıt verirken üç başlığı birbirinden ayırmak gerekir:
1-Hukuki ve örgütsel konum: Genel başkanlığın devam etmesi, tek başına siyasi başarının ölçüsü değildir.
2-Seçim performansı: Partinin kendi adıyla aldığı oylar, örgütsel gücünü değerlendirmek için önemli bir göstergedir.
3-Siyasi yenilenme: Parti teşkilatlarının güçlenmesi, yeni kadroların önünün açılması ve Ecevitçi çizginin toplumla yeniden buluşturulması, liderlik tartışmasının temel konularıdır.
1. On yılı aşan yönetim döneminin hesabı verilmelidir.
Sayın Önder Aksakal; Aralık 2015’ten bu yana genel başkanlık görevini sürdürüyor. 
Bu kadar uzun bir dönemin sonunda şu soruların yanıtlanması gerekir:
DSP’nin üye sayısı ve ülke genelindeki örgütlenmesi ne ölçüde gelişti?
Parti, kendi adıyla girdiği seçimlerde toplumsal desteğini artırabildi mi?
Gençler, emekliler, işçiler ve toplumun farklı kesimleri DSP ile yeniden buluşabildi mi?
Partinin bağımsız siyasi kimliği ve kamuoyundaki görünürlüğü güçlendi mi?
Bunlar, kişisel suçlamalar değil, yönetimin kamuoyu önünde yanıtlaması gereken siyasi sorulardır.
2. Seçim sonuçları ciddi bir değerlendirme gerektiriyor
2015 genel seçimlerinde DSP, 7 Haziran’da yüzde 0,19; 1 Kasım’da ise yüzde 0,07 oy aldı. 
Bu veriler, Sayın Aksakal’ın göreve geldiği dönemin başlangıcındaki tabloyu gösteriyor. Ancak yalnızca bu iki seçim sonucundan hareketle sonraki yıllardaki bütün değişimleri açıklamak mümkün değildir. Sağlıklı bir değerlendirme için sonraki genel ve yerel seçimlerin sonuçları, parti üyeliği ve örgütsel faaliyetler birlikte incelenmelidir.
Asıl mesele, DSP’nin geçmişteki siyasi birikimini bugünün toplumsal desteğine dönüştürüp dönüştüremediğidir.
3. DSP, Ecevit’in siyasi mirasıyla yeniden buluşmalı
DSP’nin tartışması gereken konulardan biri, Bülent Ecevit’in dürüstlük, halkçılık, emek ve demokratik sol anlayışının günümüz siyasetine nasıl taşınacağıdır.
Partinin yeniden yapılanması; yeni kadrolara alan açılması, teşkilatların güçlendirilmesi, üyelerin karar süreçlerine katılımının artırılması ve bağımsız siyasi çizgisinin açık biçimde ortaya konulması üzerinden ele alınabilir.
4. Liderlik, bir makam değil, hesap verme sorumluluğudur.
Bir genel başkanın görevini sürdürmesi hukuken ve örgütsel olarak mümkün olabilir. Fakat siyasi liderlik, yalnızca kurultaylarda yeniden seçilmekten ibaret değildir. Başarı hedefleri, seçim sonuçları, örgütsel gelişim ve üyelerin katılımı da değerlendirilmelidir.
Bu nedenle Sayın Aksakal’ın görevini sürdürmesi veya bırakması meselesi, kişisel husumetlerle değil, DSP’nin geleceğine ilişkin somut ölçütlerle tartışılmalıdır.
Sonuç: DSP’de değişim tartışmasının özü
Ömer Özdoğan’ın değişim çağrısının temelini şu düşünce oluşturabilir:
DSP’nin ihtiyacı kişisel hesaplaşma değil; yenilenme, yeniden yapılanma ve Ecevit’in siyasi mirasını geleceğe taşıyacak bir taşıyacak bir yönetim anlayışıdır.
Önder Aksakal’ın liderliğine ilişkin asıl soru şudur: On yılı aşan yönetim döneminin sonunda DSP, hedeflenen örgütsel ve siyasi güce ulaşabildi mi? Bu soruya verilecek yanıt, doğrulanabilir verilerle ve parti üyelerinin özgür iradesiyle ortaya konulmalıdır.
DSP’DE İLK 100 GÜN: SOKAKTA, HALKIN YANINDA!
DSP Genel Başkanlığına seçildiğim takdirde, ilk 100 günü partimizin yeniden yapılanma ve sahaya dönüş dönemi olarak başlatacağım.
İLK 15 GÜN | ÖRGÜTÜ YENİDEN MODELLE
• İl ve ilçe örgütlerimizin durumunu inceleyeceğiz.
• Üyelik ve teşkilatlanma çalışmalarını değerlendireceğiz.
• Her örgütümüz için somut çalışma planı hazırlayacağız.
16–30. GÜNLER | DSP’Yİ SOKAĞA İNDİR
• Sokak siyaseti seferberliği başlatacağız.
• Pazar yerlerinde, esnaf dükkânlarında, işçi mahallelerinde ve meydanlarda halkımızla buluşacağız.
• Sorunları masa başında değil, yerinde dinleyeceğiz.
31–60. GÜNLER | HALKIN SESİ OL
• Esnafın, işçinin, çiftçinin, emeklinin ve gençlerin sorunlarını raporlayacağız.
• Her il ve ilçede düzenli halk buluşmaları yapılmasını teşvik edeceğiz.
• Halkın taleplerini somut politika önerilerine dönüştüreceğiz.
• Eski üyelerimizi yeniden DSP ailesine davet edeceğiz.
61–80. GÜNLER | ÖRGÜTLEN VE BÜYÜ
• Üye kazanım kampanyası yürüteceğiz.
• Gençlik ve kadın örgütlenmesini güçlendireceğiz.
• Yerel sorunlara çözüm üreten çalışma ekipleri oluşturacağız.
81–100. GÜNLER | SONUÇLARI AÇIKLA
• Örgütlenme ve saha çalışmalarımızın sonuçlarını kamuoyuyla paylaşacağız.
• Ekonomi, emek, eğitim ve sosyal devlet politikalarımızı açıklayacağız.
• DSP’nin gelecek dönem yol haritasını üyelerimizle birlikte oluşturacağız.
Benim siyaset anlayışım nettir:
Siyaset yalnızca salonlarda, kürsülerde ve sosyal medyada yapılmaz. Siyaset sokakta, pazarda, fabrikada, tarlada ve halkın sofrasında yapılır!
Halkın derdini dinlemeyen, halkın içinde olmayan bir siyaset anlayışıyla DSP’yi büyütemeyiz.
Bülent Ecevit’in halkçı ve emekten yana siyaset anlayışını yeniden örgütlü mücadeleyle buluşturacağız.
DSP’yi genel merkezden sokağa, sokaktan Türkiye’nin dört bir yanına taşıyacağız!
ÖMER ÖZDOĞAN
DSP Genel Başkan Adayı
#DSP #ÖmerÖzdoğan #İlk100Gün #SokakSiyaseti #Ecevit
DSP’DE DEĞİŞİM: KİŞİLERİ DEĞİL, SİYASET ANLAYIŞINI YENİLEMEK
DSP’de değişimi yalnızca genel başkan değişikliği olarak görmüyorum. Asıl hedefimiz; partimizin yönetim anlayışını, örgütlenmesini ve halkla ilişkisini yenileyerek DSP’yi yeniden güçlü bir siyasi aktör hâline getirmektir.
Geçmişi dışlamadan, partimize emek vermiş ve çeşitli nedenlerle uzaklaşmış yol arkadaşlarımızla yeniden buluşacağız. Parti Meclisimizde yaklaşık %90 oranında DSP’nin geçmişte ve bugün görev almış, deneyimli kadrolarına yer vermeyi hedefliyoruz. Bunu liyakat, demokratik katılım ve ortak akılla birleştireceğiz.
DSP’yi başka siyasi yapıların gölgesinden çıkarıp kendi kimliği, programı ve iradesiyle siyaset yapan bağımsız bir güç hâline getireceğiz.
Köy köy, mahalle mahalle örgütlenecek; sokakta, meydanda, emekçinin, çiftçinin, esnafın, gencin ve kadının yanında olacağız. Hedefimiz, gerekli siyasi destek ve hukuki koşullarla DSP’yi TBMM’de yeniden grup kurabilecek temsil gücüne ulaştırmaktır.
Değişimi sözde bırakmayacak; şeffaflık, hesap verebilirlik ve liyakat ilkelerini somut adımlarla hayata geçireceğiz.
Amacımız yalnızca DSP’yi yönetmek değil, büyütmek; yalnızca yaşatmak değil, halkın umut bağlayacağı güçlü bir demokratik sol seçenek hâline getirmektir.
Makam değil, değişim.
Kişisel hesaplar değil, ortak akıl.
Kazanan kişiler değil, DSP olsun!
Ömer Özdoğan
DSP Genel Başkan Adayı
SİYASETİ SOKAĞA, HALKI TBMM’YE TAŞIYACAĞIZ!
İşçiyle, köylüyle, esnafla birlikte siyaset yapmaya geliyorum.
Siyaseti yalnızca seçim dönemlerinde hatırlanan vaatlerden, salon toplantılarından ve kapalı kapılar ardında yürütülen görüşmelerden ibaret görmüyorum.
Benim siyaset anlayışımın merkezinde insan var; emeğiyle geçinen işçi, toprağını işleyen köylü, ayakta kalma mücadelesi veren esnaf, geleceğinden kaygı duyan genç ve emeğinin karşılığını almak isteyen her yurttaş var.
Siyaseti sokağa indireceğiz. Halkı dinleyecek, sorunları yerinde görecek, çözümü halkla birlikte üreteceğiz. İşçinin fabrikasında, köylünün tarlasında, esnafın dükkânında olacağız. Halkın sesini yalnızca dinlemekle kalmayacak, o sesi siyasi kararların merkezine taşıyacağız.
Çünkü demokrasi, yalnızca sandığa gitmek değildir. Demokrasi; halkın yönetime katılması, emeğinin karşılığını alması ve kendi geleceği üzerinde söz sahibi olmasıdır.
TBMM, yalnızca siyasetin değil, gerçek halkın da kürsüsü olmalıdır.
İşçinin alın teri, köylünün üretimi, esnafın mücadelesi, emeklinin geçim derdi, gençlerin gelecek umudu Meclis’te karşılık bulmalıdır.
Halkın iradesi yalnızca seçim günü hatırlanmamalı; yasaların yapılmasında, bütçenin hazırlanmasında ve ülkenin geleceğine ilişkin kararlarda belirleyici olmalıdır.
Demokratik Sol Parti Genel Başkan Adayı olarak hedefim; halktan kopuk değil halkla iç içe, talimat bekleyen değil kendi siyasi iradesini ortaya koyan, sorunları seyreden değil çözüm üreten bir DSP’yi birlikte inşa etmektir.
Ben makam için değil, sorumluluk üstlenmek için adayım.
İşçiyle, köylüyle, esnafla birlikte… Halkın içinde, halk için siyaset!
Siyaseti sokağa indirecek, halkın sesini TBMM’ye taşıyacağız.
Ömer Özdoğan
Demokratik Sol Parti Genel Başkan Adayı
“Daha dün Memleket Partisi’nden geldi, bugün DSP Genel Başkanlığına aday oldu” diyenlere Winston Churchill örneğini hatırlatırım.
Churchill, Liberal Parti’den Muhafazakâr Parti’ye geçti, partinin lideri oldu ve başbakanlık yaptı. Muhafazakâr Parti’yi yeniden iktidara taşıdı.
Siyasette önemli olan nereden geldiğiniz değil, geldiğiniz partiyi nereye taşıyabildiğinizdir!
Benim hedefim de DSP’yi ayağa kaldırmak ve iktidara taşımak için sorumluluk almaktır.
DSP, ÜLKENİN VİCDANI VE TOPLUMSAL BÜTÜNLEŞMENİN MERKEZİ OLUYOR!
Cumhuriyetimize ve onun kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e saygı duyan, İstiklal Marşı’mızı ve bayrağımızı benimseyen herkese kapımız sonuna kadar açık olacaktır.
Kimsenin kökenine, inancına, düşüncesine, fikrine ve zikrine bakmayacağız. Hiç kimseyi ötekileştirmeyecek, herkesi eşit yurttaşlık anlayışıyla kucaklayacağız. DSP, toplumun birleşme ve bütünleşme merkezi olacaktır.
Terörün, ayrışmanın, ötekileştirmenin, yoksulluğun ve sefaletin son bulması için bütün yurttaşlarımızla el ele vereceğiz. Herkesin düşüncesinden ve inancından dolayı kendisini güvende hissedeceği, özgür, huzurlu ve adil bir Türkiye’yi hep birlikte kuracağız.
Dünya ile iyi ilişkiler kuran, ancak dış güçler söylemine sığınarak acizlik göstermeyen, bağımsız iradesiyle hareket eden, ulusal çıkarlarını kararlılıkla savunan ve modern dünyanın saygın bir üyesi olan Türkiye için seferber olacağız.
Bizim siyasetimiz ayrıştırmak değil birleştirmek, ötekileştirmek değil kucaklamak, umutsuzluk değil umut üretmektir.
Farklılıklarımızı zenginlik kabul edecek; emeği, adaleti ve toplumsal dayanışmayı esas alacağız.
Kökenimiz, inancımız ve düşüncelerimiz farklı olabilir; ancak vatanımız birdir, bayrağımız birdir, geleceğimiz ortaktır.
Ecevitçi bir tavırla; hiçbir yurttaşımızı geride bırakmadan; bağımsız, demokratik, güçlü, huzurlu ve dünyada saygın bir Türkiye’yi hep birlikte inşa edeceğiz!
Ömer Özdoğan
DSP GENEL BAŞKAN ADAYI
DEMOKRATİK SOL TÜRKİYE’NİN VİCDANIDIR!
Ömer Özdoğan | DSP Genel Başkan Adayı
Değerli kurultay delegeleri,
Bugün DSP’nin önünde tarihi bir sorumluluk var: Ya mevcut tabloyu kabulleneceğiz ya da Bülent Ecevit’in halkçı, birleştirici ve ilkeli siyaset anlayışıyla partimizi yeniden ayağa kaldıracağız.
Ben bu yola makam için değil, DSP’nin geleceğine sahip çıkmak için çıktım. Çünkü görev istenmez, sorumluluk üstlenilir!
DSP’nin ihtiyacı ayrışma değil birlik, kişisel hesaplaşmalar değil ortak akıl, söylem değil somut çözümdür.
Türkiye’nin emeği koruyan, üretimi ve istihdamı artıran, adil paylaşımı esas alan akılcı ve halkçı bir ekonomi modeline ihtiyacı var. Bilimsel temellere dayanan yeni bir Millî Ekonomi Modeli ile halkımızın karşısına çıkmaya hazırlanıyoruz.
Önce parçalanmış muhalefeti Ecevit’in birleştirici anlayışıyla ortak değerlerde buluşturacağız. DSP’nin bağımsız kimliğini koruyarak kendi politikalarımızla Türkiye’ye alternatif sunacağız.
Atatürk’ün ilke ve devrimlerine, Cumhuriyetimizin temel değerlerine, bayrağımıza, İstiklal Marşı’mıza ve ezanımıza sahip çıkan; laikliği, inanç özgürlüğünü, millî birliği ve toplumsal huzuru savunan herkesi DSP çatısı altında buluşmaya davet ediyorum.
Kıymetli delegeler; bu seçim yalnızca bir genel başkan seçimi değil, DSP’nin geleceğini belirleme sorumluluğudur.
Ben, Ömer Özdoğan, örgütünü dinleyen, liyakati esas alan, halkla bağını güçlendiren ve ürettiği politikalarla güven kazanan bir DSP için adayım.
Gelin, DSP’yi birlikte ayağa kaldıralım. Ecevit’in birleştirici mirasını geleceğe taşıyalım. Demokratik solu Türkiye’nin vicdanı, emeğin sesi ve halkın umudu yapalım!
GÖREV İSTENMEZ, SORUMLULUK ÜSTLENİLİR. DSP İÇİN HAZIRIM!
DSP ÖRGÜTLERİ AYAĞA KALKMALI!
Önümüzdeki ay partimizin Olağan Büyük Kurultayı gerçekleşecek. Önümüzde bir genel seçim var. Seçimlere katılabilmemiz için 41 ilde kongrelerimizin, seçim tarihinden en az altı ay önce tamamlanmış olması gerekiyor. Zaman daralıyor, kaybedecek bir günümüz bile yok!
Mevcut Genel Merkez yönetiminin artık ne matematiksel ne de toplumsal karşılığı kalmıştır. Siyasi meşruiyetini yitiren bu yönetim değişmek zorundadır. Ancak hiç kimse mevcut yönetime kırgınlığı nedeniyle örgütlenmeden uzak durmamalıdır. Çünkü DSP kişilerden ve makamlardan ibaret değildir.
İktidar yıpranırken onun yanında konumlanan mevcut yönetimin de siyasi geleceği bu tablodan bağımsız değildir. Bizim hedefimiz, DSP’yi yeniden kendi ilkeleriyle siyaset üreten, bağımsız duruşuyla halkın karşısına çıkan ve iktidara talip olan bir parti hâline getirmektir.
Bunun yolu beklemekten değil, harekete geçmekten geçiyor. Türkiye genelinde örgütlenmeli, 41 il şartını yerine getirmek için vakit kaybetmeden il kongrelerimizi gerçekleştirmeliyiz. Olağan Büyük Kurultay’a yetişemeyecek illerimiz bile bugünden hazırlıklarını tamamlamalı, kongre süreçlerini başlatmalıdır.
Kırgınlıkları bir kenara bırakalım. Ataleti sona erdirelim. DSP örgütlerini yeniden ayağa kaldıralım.
DSP’nin kaybedecek bir günü daha yoktur. Örgütlenme zamanı, değişim zamanı, DSP’yi yeniden iktidara taşıma sorumluluğunu üstlenme zamanıdır!
Ömer Özdoğan
DSP GENEL BAŞKAN ADAYI
ÖMER ÖZDOĞAN’IN GENEL BAŞKANLIK PROGRAMI
İKİNCİ BÖLÜM: DSP’DE KURUMSAL GÜVENİN YENİDEN TESİSİ
Mali Şeffaflık • Tarafsız Denetim • Hesap Verebilir Yönetim
“Bir partiyi yeniden örgütlemek için önce üyelerinin güvenini kazanmak gerekir.”
DSP’de kurumsal güveni; şeffaflık, adalet, tarafsızlık ve hesap verebilirlik ilkeleriyle yeniden inşa edeceğiz.
1. MALİ ŞEFFAFLIK: Gelir ve giderleri kayıt altına alacak, parti kaynaklarının doğru kullanılmasını sağlayacağız.
2. TARAFSIZ İNCELEME: Geçmiş dönemlerin mali ve idari işlemlerini belgelerle inceleyecek, peşin hüküm vermeden gerçekleri ortaya çıkaracağız.
3. ETKİN DENETİM: Denetim mekanizmalarını güçlendirecek, hiç kimseyi hesap verebilirliğin dışında tutmayacağız.
4. ETİK YÖNETİM: Görev ve sorumlulukları netleştirecek, tüzüğe ve hukuka uygun, eşit kurallarla yönetilen bir DSP oluşturacağız.
5. KURUMSAL HAFIZA: Kararları, mali kayıtları ve görev devirlerini düzenli biçimde arşivleyecek, hesap verebilirliği kalıcı hâle getireceğiz.
6. İLK 100 GÜN: İlk 30 günde mevcut durumu belirleyecek, 60 gün içinde inceleme süreçlerini başlatacak, 100 gün içinde bulguları raporlayıp düzeltici adımları takip edeceğiz.
7. YENİDEN GÜVEN: DSP’den uzaklaşan üyelerimizin ve eski örgütlerimizin yeniden güven duyacağı adil, katılımcı ve saygılı bir ortam kuracağız.
HEDEFİMİZ: GÜVEN VEREN, ŞEFFAF VE HESAP VEREBİLEN BİR DSP!
DSP’yi yönetmeye değil, büyütmeye talibiz.
ÖMER ÖZDOĞAN
DSP Genel Başkan Adayı
ÖMER ÖZDOĞAN’IN GENEL BAŞKANLIK PROGRAMI
1. BÖLÜM: DSP’DE ÖRGÜTSEL YENİLENME VE KILCAL ÖRGÜTLENME
GENEL MERKEZDEN MAHALLEYE, KÖYDEN ÜRETİM ALANLARINA GÜÇLÜ DSP!
DSP’nin geleceğini yalnızca bir yönetim değişikliğiyle sınırlı görmüyoruz. Hedefimiz; toplumla sürekli ilişki kuran, sorunları dinleyen, çözüm üreten ve Türkiye’yi yönetmeye hazırlanan güçlü bir siyasi örgüt oluşturmaktır.
ÖRGÜTSEL YENİLENME
İl ve ilçe örgütlerimizin mevcut durumu, ihtiyaçları ve çalışma kapasiteleri değerlendirilecek; her örgütün güçlenmesi için somut gelişim planları hazırlanacaktır.
KILCAL ÖRGÜTLENME
DSP’yi mahallelerde, köylerde, iş yerlerinde, üretim alanlarında, üniversitelerde ve toplumun her kesiminde yeniden örgütleyeceğiz. Seçimden seçime değil, yılın her günü halkla birlikte çalışacağız.
GÜÇLÜ GENEL MERKEZ, ETKİN YEREL ÖRGÜTLER
Genel Merkez ile yerel örgütler arasında sürekli iletişim, karşılıklı iş birliği ve ortak politika üretimi sağlayacağız. Yerelin sesini merkeze taşıyacak, örgütlerimize eğitim ve kurumsal destek sunacağız.
PLANLI VE ÖLÇÜLEBİLİR ÇALIŞMA
Örgütsel envanter çıkaracak; gerçekçi hedefler, açık sorumluluklar ve düzenli değerlendirme mekanizmaları oluşturacağız. Kaynakları verimli kullanacak, hesap verebilir bir yönetim anlayışı geliştireceğiz.
ÜRETEN, KATILAN VE ÇÖZÜM GELİŞTİREN DSP
Çiftçinin, işçinin, esnafın, gençlerin ve kadınların sorunlarını doğrudan dinleyecek; taleplerini uygulanabilir politika önerilerine dönüştüreceğiz. Faaliyetleri sınırlı örgütlerimizi kendi koşullarına uygun planlarla güçlendireceğiz.
HEDEFİMİZ AÇIK:
DSP’yi yalnızca seçimlere katılan bir parti değil, toplumun içinde yaşayan, üreten ve Türkiye’nin geleceğine yön veren güçlü bir halk hareketi hâline getirmek.
ÖMER ÖZDOĞAN
DSP Genel Başkan Adayı
Taner Ağan’a yaşatılan bu süreci kabul etmiyorum.
Taner Ağan, Ömer Özdoğan’ın Genel Başkan adaylığını yalnızca bir isim tercihi olarak değil; DSP’nin yeniden örgüt iradesini esas alan, farklı siyasi düşüncelerin özgürce ifade edilebildiği, demokratik siyaset kültürünün güçlendirildiği ve partinin kendi öz kimliğiyle siyasette yeniden etkin bir konuma taşınacağı bir yönetim anlayışının tercihi olarak görüyor.
Bu nedenle Ömer Özdoğan’ın Genel Başkan adaylığını destekliyor. Onun açısından bu destek, bir kişiye duyulan bağlılıktan öte, nasıl bir DSP istediğine ilişkin açık bir siyasi irade ve siyasi tercihtir.
Bir parti üyesinin kimi desteklediği, ne düşündüğü ve parti yönetimine siyasi bir soru sorduğu için baskı altına alınması, ihraç tehdidiyle karşı karşıya bırakılması ve istifaya zorlandığını ifade etmesi, savunulan bu siyasi anlayışın neden gerekli olduğunu açıkça ortaya koyuyor.
Siyasi tercihi ve düşünceleri üzerinden hedef haline getiriliyor ve kendisine yönelik bu sürecin ardından istifa etmek zorunda kaldığını kamuoyuna açıklıyor.
Bir DSP üyesinin siyasi iradesini ortaya koymasının bedeli baskı, tehdit ve istifaya zorlanmak olmamalıdır.
Bu tabloyu ortaya çıkaran yönetim anlayışını da açıkça reddediyorum.
Önder Aksakal’ın Genel Başkanlığındaki DSP’de farklı düşüncenin tehdit, eleştirinin baskı ve siyasi iradenin disiplin sopasıyla karşılanmasını kabul etmiyorum.
DSP korkuyla yönetilemez.
DSP biat kültürüyle yönetilemez.
DSP birkaç kişinin siyasi iradesine teslim edilemez.
Çünkü DSP’nin ihtiyacı olan şey, mevcut yönetim anlayışının devamı değil; örgütün yeniden güçlendirildiği, farklı düşüncelerin özgürce ifade edilebildiği, siyasi iradenin baskıyla değil demokratik mücadeleyle ortaya konduğu yeni bir yönetim anlayışıdır.
Taner kardeşim, geri adım atma. Farklı düşünmekten ve siyasi iradeni ortaya koymaktan vazgeçme. Yaşadığın süreci kamuoyuyla paylaşman demokratik hakkındır.
Değerli DSP delegeleri;
Önümüzde yalnızca bir Genel Başkan seçimi yok. Nasıl bir DSP istediğimize karar vereceğiz.
Korkunun mu, özgür iradenin mi?
Baskının mı, demokrasinin mi?
Biatın mı, örgüt iradesinin mi?
Benim cevabım nettir:
DSP yeniden kendi öz kimliğine kavuşacak.
Siyasi irade baskıyla ortadan kaldırılamayacak.
DSP’liler korkmadan konuşacak, sorgulayacak ve karar verecek.
Çünkü bu zihniyet değişmeden DSP’nin siyasette başarıya ulaşması mümkün değildir.
Önder Aksakal’ın yönetim anlayışı devam ettiği sürece il başkanları, ilçe başkanları ve tüm parti yöneticileri siyasetin öznesi değil, seyirci kulübesinde kalan insanlar olmaya devam edecektir. Örgütün enerjisi ve iradesi siyasete değil, içerideki baskı düzenine harcanacaktır.
Takdir delegelerindir.
Ya bu zihniyete devam diyecekler ya da kendilerine biçilen başarısızlık elbisesini yırtıp atacaklar.
Ömer Özdoğan’a verilen desteğin siyasi anlamı da tam olarak budur: DSP’nin seyirci değil, yeniden sahada olan; kendi öz kimliğiyle siyasette hak ettiği yeri alan bir parti olması.
DSP seyirci olmayacak.
DSP yeniden sahaya çıkacak.
DSP yeniden kendi öz kimliğiyle siyasette hak ettiği yeri alacak.
Bu mücadeleden geri adım atmayacağız.
1-HALKIMIZLA YENİDEN BULUŞMANIN ÖZLEMİ İLE…
Anayasamızın 67. maddesi, hepimizin seçme, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma haklarını güvence altına almaktadır.
Bu nedenle, çok sevdiğim, değer verdiğim ve muhtemelen ileride kol kola mücadele edeceğimiz bazı sevgili arkadaşlarımın, adaylığım karşısında “kalem oynatıp disipline veririz” şeklindeki tehditlerini ve bazı arkadaşlarımın DSP Genel Başkanlığı’nı adeta kale duvarlarıyla çevrilmiş, başkalarına kapalı bir makam gibi görmesini karşısında sadece gülümsüyorum.
Allah hepimizi gaflet uykusundan uyandırsın.
Çünkü siyasetin gerçek zemini halktır.
Çok yakında halkın içine karışacak, siyaseti halkın arasında yapacak ve DSP’nin toplumla arasındaki mesafeyi yeniden ortadan kaldıracağız.
Adaylığımı açıklamamın ardından toplumun farklı kesimlerinden binlerce insanın bana ulaşması, DSP konusunda önemli bir beklentinin bulunduğunu gösteriyor.
“DSP’ye ihtiyaç var.”
“DSP yeniden kendi kimliğiyle siyaset yapmalı.”
“Bekliyoruz.”
diyen çok sayıda yurttaşla karşılaşıyorum.
Özellikle gençlerden gelen ilgiyi anlatmaya kelimeler yetmiyor.
Ben seçim dönemlerinde telefon numaramı yüz binlerce seçmenle paylaşmış bir siyasetçiyim. Bugün farklı kesimlerden insanların bana ulaşarak DSP’nin geleceği hakkındaki düşüncelerini anlatmaları, benim için son derece anlamlıdır.
Artık ok yaydan çıkmıştır.
DSP’de değişim tartışması başlamıştır.
Bu tartışmayı baskıyla, tehditle veya disiplin sopasıyla durdurmaya çalışmak yerine, demokratik bir zeminde konuşabilmeliyiz.
Bugün bana “Seni aday ettirmeyiz” diyen, adaylığımdan vazgeçmem için kalem oynatmakla ve disiplin mekanizmalarını işletmekle tehdit eden arkadaşlarıma da şunu açıkça ifade etmek isterim:
Size kırgın değilim.
Küskün hiç değilim.
Çünkü benim meselem kişilerle hesaplaşmak değildir. Göreve geldiğimde bugün beni eleştirenleri dahi görevden almam sadece bizlerin çalışma temposuna ayak uydurmalarını beklerim
HALKIMIZLA YENİDEN KUCAKLAŞACAĞIZ
Yeniden ülkemizin en ücra köşesine kadar gidecek,
insanımızın elini tutacak, gözünün içine bakacak,
derdini kendi derdimiz bilecek,
sevincine ortak olacağız.
Sadece konuşan değil,
halkıyla yaşayan, halkıyla nefes alan,
halkıyla dertleşen bir siyaset kuracağız.
Kapıları değil, gönülleri çalacağız.
Mesafeleri değil, gönülleri aşacağız.
DSP’yi yeniden halkımızla kucaklaştıracağız.
Ana muhalefetin yapması gerekeni sn Dervişoğlu yapıyor.
Sözde Muhalef yanlıları geçen seçimde K.K nün yanlışlarını yüzünüze söylemiş hain olmuştuk sesiniz çıkmamıştı CHP yeni partili seçmen aloo yinemi başınızı kuma gomdunuz.
Bı kendinize gelin nasıl Atatürk ün askerlerisiniz
Muharrem İnce'yi geçmişte en çok destekleyenlerden biriyim. Kırgınım da üzgünüm de. Fakat gerçekleri de söylemem gerek.
-Adam CHP'nin ne mal olduğunu 16 sene önce gördü mü? Gördü.
-Parti içinde 10 sene mücadele etti mi? Etti.
-3 defa genel başkan adayı oldu mu? Oldu.
-Ülkenin nereye götürüleceğini, TBMM tablosunun nasıl olacağını ve bize bir Bölücü Anayasa dayatacaklarını yıllar önce gördü mü? Gördü.
-6'lı masaya , CHP'nin milletvekili listelerine, AKP-MHP'ye, RTE'a ve Kılıçdaroğlu'na mecbur kalmayın diye, yokluklar içinde parti kurdu mu? Kurdu.
-3 yıl boyunca bütün ülkeyi gezip, maddi-manevi varını yoğunu ortaya koydu mu? Koydu.
-Size 6'lı masayı desteklerseniz ve CHP listelerine oy verirseniz, ne olacağını söyledi mi? Söyledi.
-Memleket Partisini desteklediniz mi? Hayır.
-Linç ettiniz mi? Evet
-Ağzınıza geleni söylediniz mi? Evet
-Yalan haberleri bile bile paylaştınız mı?
Evet.
-Sahte porno yayınladılar, ona bile güldünüz mü? Evet.
-Oy verdiniz mi? Hayır.
Eee? Şimdi bu adam "ne haliniz varsa görün" deyip, evinde torunuyla vakit geçirmesin mi?
İstediğiniz oldu, aktif siyaset yapmıyor.
Ne Federasyoncu Kılıçdaroğlu'nu destekliyor, ne de diğer Federasyoncu Özgür Özel'i.
Tweet atıyor.
Size 2023'de akıl veren ve %60'la kazanacağız diyen, binlerce emekli asker, polis, akademisyen, yazar, gazeteci ve sanatçılar gibi !!
Hakkıdır...