Şunu da açıklayayım hadi. Gençler bu konu biraz uzun ve katmanlı olduğu için olabildiğince basitleştireceğim, yazdıklarım aklınıza yatmazsa gidin araştırın. Ya da isterseniz komplo deyip kestirip atın ve siktir olup gidip istediğiniz neyse ona inanın, gerçekten umurumda değil.
Dünya genelinde iklim kriziyle savaş çerçevesinde malum hayvansal gıdaları azaltmak konusunda ciddi bir propaganda yürüyor. Bunun saçmalığını uzun uzun anlatmayacağım, ama böyle bir şey olmaz. İnsan karnivora yakın bir omnivor canlıdır. Yani insanın temel besini hayvansal gıda, kök sebze ve fermente gıdadır. Hayvansal gıdaları azaltıp sağlıklı ve sürdürülebilir bir diyet geliştirme şansınız sıfırdır. Veganlığı geçiyorum, vejateryen bir diyetle bile zor bu. Düzgün bir vejateryen diyetle kesinlikle belli hastalıklara yakalanma riskiniz düşer ve "sağlıklı" bir yaşam sürebilirsiniz, bu ayrı bir konu, ama toplumsal çerçevede sürdürülebilir bir diyet üretemezsiniz. Yani şöyle daha açık konuşayım, vejateryen ağırlıklı diyetler kadınlara daha uygundur, yeterli hayvansal gıda vermediğiniz erkeklerden üreme anlamında verimli sonuçlar üretemezsiniz. Bunun antropolojik veya biyolojik olarak dayandığı yerler karmaşık, ama hayvansal gıda erkek için özellikle, türsel anlamda "erkeklik" çerçevesinde elzemdir. Tarihte ilk kez yoksa konuşulmuyor bu konular sanıldığı gibi, veganlık falan da yeni bir gündem maddesi değil. Hatta tarihte anlatılır ya, "Uygurlar Manu dinine geçince et yemeyi bıraktılar ve güçsüz kalıp yıkıldılar" diye, bu defalarca özellikle garip batıl dini sebeplerle denenip patlamış bir girişimden ibaret. Bugün de dünyadaki 190 küsür ülkenin, 250 küsür milletin hiçbirisi kolektif anlamda veganlığı geç, vejateryan bile değil.
Şimdi buradan protein ağırlıklı besinler neden 3-5 senedir dünyada trend haline getirilyor konusuna dönersem, bu et bıraktırma işlemine bir zihinsel hazırlık olarak yapılıyor. Hayvansal gıdanın azaltılması konusu konuşulduğu anda sürekli "protein" konusu gündeme geliyor ya dikkat ederseniz, protein için hayvansal gıdaya ihtiyaç olmadığının bir göstergesi olarak böyle bir pazar tetiklendi. Tabi bu marketingi tamamen bir ajanda dahilinde kasıtlı başlatılmış bir şey, bu bir kez başladıktan sonra da serbest piyasa gereği arkası çorap söküğü gibi gelecek ilerleyen yıllarda. Çünkü insanların zihninde "protein=sağlık" diye bir fikir oluştu bile ve bunu pazarda herkes suistimal edecek bundan sonrasında. Bir gıdaya protein tozu basmaktan kolay bir şey de olmadığı için, bunu ilerleyen yıllarda artarak dinleyeceğiz.
Peki bunları neden almayın diyorum derseniz, sebebi şu, bu ürünlere basılan işlenmiş protein size faydadan çok zarar verecek bir protein. Yani bir şeyin "protein" olması onu otomatikman daha sağplıklı kılmaz. Hali hazırda yarak gibi sağlıksız olan paketlenmiş gıdalara eklenen bu kalitesiz proteinlerle ilerleyen yıllarda karaciğer ve böbrek problemleriniz de artmaya başlayacak. Peyniraltı suyundan, fıstıktan veya bezelye türevi sebzelerden elde edilen proteinler sizin protein ihtiyacınızı verimli şekilde karşılamazlar. Besinler araba kaportası düzeltir gibi componentlere ayrılıp birleştirilmezler yani, beslenme bir kokteyldir ve insanın ana protein kaynağı hayvasal besinlerdir. Ettir, balıktır, bunlardır protein. Bitkisel proteinlerle hayvansal proteinlerin amino asit profilleri bile farklıdır. Hayvansal gıdalar insan vücudunun ihtiyaç duyduğu 9 temel amino asitin hepsini barındırır, ötesinde bunların emilimini ve sentezlenmesini kolaylaştıran tam olarak ne olduklarını bile bilmediğimiz destek yapı taşlarını uygun oranlarda barındırır. "Kokteyl" dediğim şey bu yani, biz et yemek üzere tasarlanmışız. Sebebini bilmediğimiz ama neticesini bildiğimiz bir fayda farkı vardır yani hayvansal proteinlerde. Bitkisel proteinlerin ise hemen hiçbirisi bu 9 amino asiti barındırmadığı gibi, ötesinde emiliminden işlenmesine kadar verimi de yan ürünlerden ötürü düşüktür. Sadece yeteri kadar faydalanamazsınız bile demiyorum bakın, protein ağır bir yapı taşı olduğu için düzgün işlenemediği koşulda zarar da verir. İnsan vücudunda sentezlenme ve atılım problemleri oluşturur yani. Bu da böbrek ve karaciğere özellikle yüklenir uzun vadede.
Şimdi burada kas protein sentezi gibi, lösin eşiği gibi benim de detaylarını kabaca bildiğim başlıklara girip yarım yamalak anlatılarla konuyu uzatmayacağım ama böyle bir durum var yani özetle, haberiniz olsun.
Başta yazıp geçiştirdiğim olayın komplo teorisi kısmını sevenler için de birkaç satırda önümüzdeki 10 yıla dair bir projeksiyon koyayım hatta. İlerleyen yıllarda hayvansal gıda bir şekilde azaltılmaya gidilecek, bu kesin gibi, bunun yerine de o güne kadar bu tarz ürünler ortalığa çok döküldüğü için protein konusu üzerinden gelişen kamusal savunular düşmeye başlayacak. Yani "protein eksikliği" diye bir konu aslında mevzu bahis değilmiş de, abartılıyormuş gibi ikinci bir kamusal pozisyon oluşacak.
Hatta bunun alt yapısını kurmak için de bol bol medya propagandasına maruz kalacaksınız ilerleyen yıllarda. Bol bol kanlı, etten soğutacak şeyler izletecekler size yani. Hatta şimdiden başlamışlar bile, geçen Netflix bu sıralar neler pazarlıyor bir bakayım diye göz gezdirdim de, meşhur seri katillerin dizilerini yapmaya başlamışlar. Hani insan yemesiyle falan meşhur tipleri seçmişler hep de. İzlemedim hiçbirini, gore şeyleri sevmem çünkü, ama şöyle atlayarak 15-20 dakika birkaç sahnelerine baktım da baya pornografik çekmişler gördüğüm kadarıyla. Eminim finalde hepsini de suçlu değil kurban gösteriyorlardır, o ayrı bir propaganda zaten, ama buradaki esas amaç işte insan öldürmenin iğrençliği üzerinden sizi hayvan öldürmeyi sorgulatmayı hedeflemek olacak muhtemelen. Yanılıyorsam düzeltirsiniz, ama içinde bol bol böyle hayvanlı-etli görüntüler koyduklarına adım gibi eminim. Böyle şeylerden de daha bol bol göreceksiniz işte. Zihninizde kan-et-vahşet gibi görüntüler hayvan yemek fikriyle böyle eşleşecek çünkü, onu istiyorlar şu anda. Eğer sizi etten biraz soğutabilirlerse de daha minnoş protein seçeneklerine kaymanızın kolay olacağı umuluyor haliyle.
Hatta şu anda Avrupa'da birkaç ülkede yasal olarak da geçse bile şu an hala çok tartışmalı olan böcek konusu var malum, o da yumuşayacak. Takriben en geç 2030'da başlar o. Bu bahsettiğim tartışmaların alevlenmesiyle "ille bitkisel protein yerine hayvansal diyorsanız alın böcek de hayvansal protein işte?" gibi bir çözüm masaya getirilecek ve su biraz daha bulandırılacak. Önce proteinli bisküvleri yemeye bir alışın, protein denen şeye dair beyniniz bir sikilsin de, onlar gelir yani, sorun değil. :D
Toz haline getirilmiş ve cici cici paketlenmiş yüksek proteinli böcekli ürünler de 3-5 senenin konusu olmaya başlar sonuç olarak. Ama bırakın böcekli şeylere müptela olmayı, en baştan bu protein tozuyla beslenmiş gıdaları bile yemeyin, alışmayın, benim tavsiyem bu. Zira bu süreç bir nevi nüfus kontorlünün de bir parçası malum, bu akışa kapılanlar siktir olur gider dünyadan uzun vadede. Biliyorum, biliyorum, "ay aman zaten ölelim bidi bidi" diye konuşmaya da bayılıyorsunuz çünkü hayatınızı öyle siktiler ki bunu bile bir meziyet sanır hale geldiniz, ama ben işte hala beyni yerinde olan, yaşamayı seven, hayatı birilerine bırakmayı meziyet görmeyen insanlar için söylüyorum bunları. Dinleyen dinler, dinlemeyen o kadar sikimde değil ki anlatamam. Ağzına ne sokulursa yemeye, sonra da çok akıllı gezmeye devam etsin o arkadaşlar.
Yani ne yediğiniz inanın umurumda değil, ben sadece uyarımı yapar, bildiğim yoldan da hayatıma devam ederim.
@esattimben Tek önerim herkes oturarak işesin || temizlik yükü azalsın. Ya da tuvalet temizliğini kim yapıyorsa onun dediği gibi olsun. Geri kalan her şey 💯
@esattimben Çok teşekkür ederim cevapların için. Anlamıyorum diye adım atmıyordum kolaya kaçıp. İnş bu bir vesile oluştur, göreceğim bakalım zamanım gelmiş mi <3
@esattimben Anladım. Uzun zaman önce evde bulduğum bir meali kurcalayıp zihnimde bu bahsettiğin sistemi oturtamayıp pes etmiştim, demek ki bu yüzdenmiş. Ardışık birşey beklemişim sanırım okurken. Sorularla gidersem de ıskaladığım şeyler muhakkak olmaz mı?
Sizce de bu bahar daha bi coşkun, rengarenk gelmedi mi yoksa sadece Antalya kendi ekseninde mi coştu? Her dışarı çıkışımda bakakalıyorum çiçeklenmiş ağaçlara, güllere, yabani çiçeklere.