Aşamadığımız şeyleri ya da beklediğimiz ama uzak kaldığımız şeyleri, görünmez bir bağla yük gibi külfet gibi götürüyoruz gittiğimiz yerlere kendimizle; sonra başbaşayız kendimize dahi izahı pek mümkün olmayan “bir ağırlık, bir yorgunluk” hissiyle.
İstanbul’da, Karadeniz’e
uzaklara…
Ufukta geçen bir gemi , sıradan bir iç çekiş;
eskiden olsa kara kalem şiir eskizleri kalırdı geride sır misali, şimdiyse bir kelimeye sığacak kadar anlamlı bir sessizlik
o da belli belirsiz…