Kızımın yüksek lisans tezi kapsamında hazırladığı anketi dağıtmasına yardımcı olursanız seviniriz.
Anket linki:
https://t.co/egXlelxaKm
Araştırmaya katılmak için “en az 6 aydır aynı iş yerinde çalışıyor olmak” gerekmektedir.
Domates bu şekilde hasat edilir pazara sunulursa en az 15 gün raf ömrü olur ve tüketiciye ulaşana kadar tamamen olgunlaşmış kızarmış olur. Böylelikle endüstriyel tohumların en büyük avantajı olarak sunulan raf ömrü sorunu hükmünü kaybeder.
“AT KUYRUĞUNU BAĞLADIK, TANRIYA DA ÇAĞLADIK” Kaşgarlı Mahmut.
At kuyruğunu düğümlemek Türk-Hun ve Moğol Halklarına özgü bir “Savaş” ritüeldir. Alparslan da Malazgirt savaşı öncesi atının kuyruğunu düğümlemiştir. Alp’lar savaşa gitmeden önce atlarının kuyruklarını düğümler. Savaşta ölürler ise, düğümledikleri at kuyruğu kesilir ve mezarlarının başına Tuğ olarak asılır.
Atların kuyruklarının kesilmesine "Dullama" adı verilir. Sahibi ölen at, bir anlamda "Dul" kalmış sayılır. Aynı şekilde Alpların eşleride saçlarını "Yas Alameti" olarak keser, çünkü onlar da eş'siz yani "Dul" kalmışlardır. Genetik hafıza ya da Kolektif bilinçaltı, bu "KAYITLARI" kuşaktan kuşağa aktarır. Bu "kültür kodları" gelenekler ve ritüeller aracılığı ile sürdürülür. Nuray Bilgili..
Her paylaşım bir kurbanı kurtarabilir.
⛔ Yeni Bir Dolandırıcılık...
30 Dakika Hayatınızı Mahvedebilir.
Bu, tipik bir telefon dolandırıcılığı değil; çok daha tehlikeli.
Paranıza, şifrenize veya güveninize ihtiyaçları yok.
Tek ihtiyaçları sizin iyiliğiniz.
Son zamanlarda, "yardım dolandırıcılığı" alışveriş merkezlerinde, metro istasyonlarında, pazarlarda ve halka açık yerlerde ortaya çıkıyor.
Dolandırıcılar genellikle iyi giyimli, orta yaşlı veya yaşlı kişilerdir.
Telefonlarını nasıl kullanacaklarını bilmediklerini, emeklilik veya mali yardımlarını kontrol etmeleri gerektiğini veya bir sayfada hata yaptıklarını iddia edebilirler ve telefonlarını kullanmak için yardımınızı isteyebilirler.
⛔Tehlikeli Kısım:
Telefonu açtığınızda, genellikle zaten devam eden bir görüntülü görüşme, ekran kaydı veya yüz tanıma özelliği etkinleştirilmiş olur.
Karşı tarafta sizi izleyen biri var. Yardım ettiğinizi sanıyorsunuz ama aslında biyometrik verilerinizi teslim ediyorsunuz.
Bu sıradan bir dolandırıcılık değil.
Bu, yapay zeka destekli bir biyometrik dolandırıcılık.
Paranızı değil, sizi istiyorlar.
Telefona dokunursanız (parmak iziniz),
Sayıları veya sembolleri okursanız (sesinizi)
Bir görüşme sırasında ekrana bakarsanız (yüzünüzü),
En önemli üç biyometrik tanımlayıcınız çalınabilir:
Parmak iziniz, Sesiniz ve Yüzünüz.
Modern yapay zeka, neredeyse birebir eşleşen bir "dijital kopya" oluşturabilir.
➖Ve bundan sonra olanlar korkunç:
✔️Dijital kopyanızı kullanarak çevrimiçi krediler, tüketici kredileri alabilir veya otomatik yüz ve ses doğrulama sistemlerini atlayarak para çekebilirler.
✔️30 dakika içinde tüm kredi limitiniz tükenebilir.
✔️Banka bildirimleri geldiğinde, paranızın çalınmadığını, binlerce, belki de milyonlarca lira borç içinde olduğunuzu keşfedersiniz.
Şu üç kuralı unutmayın:
➖Tanımadığınız kişilere telefonlarıyla asla yardım etmeyin.
➖Telefona dokunmayın, tuşlara basmayın, bakmayın ve "Sadece bir dokunuş" deseler bile hiçbir şeyi yüksek sesle okumayın.
Bilinmeyen numaralardan gelen görüntülü aramalar:
➖Hemen kapatın.
➖Asla "kameraya bakmayı" veya "sadece birkaç saniye konuşmayı" kabul etmeyin.
Bu mesajı yaşlılarla, çocuklarla ve iyi kalpli insanlarla paylaşın.
Dolandırıcılar artık iyi kalpli insanları hedef alıyor.
Son hatırlatma:
Asla "Bu benim başıma gelmez" veya "Bunu önleyecek kadar akıllıyım" demeyin.
Tam olarak bu güvene ve iyiliğinize güveniyorlar.
Paylaştığınız için teşekkürler.
25 Ağustos 1921,
yani 105 sene önce bugün, bu saatlerde, Sakarya boyunda can pazarı yaşanan cephelerden biri de Mangal Dağı'nın doğusudur.
36.000 mevcuduyla kuşatma harekâtına girişen Yunan II. Kolordusu'nun karşısında ise yalnızca 4. ve 24. tümenlerimiz vardır.
Cephe düzeltmesi yapılıp 27 Ağustos'ta bir kademe geri alınana kadar bu iki tümen, 8000 aslan, duvar olur Yunan II. Kolordusunun önünde.
4. Tümen'in bu kahraman alaylarından biri de 42nci Alay'dır.
Bnb.Hüseyin Avni Bey'in gönüllü Giresun alayı.
Aslında bu iki tümen dışında orada bir gazi alay daha vardır: 47nci Alay.
O da Topal Osman Ağa'nın Giresunlu yiğitleri.
Yani o gün vatanı avuçlarında tutan bir avuç aslanın yaklaşık üçte biri aba zıpkalıdır.
Çok ağır zayiat da verirler.
Bnb. Hüseyin Avni (Alpaslan) Bey ne yazık ki beraber çıktıkları bu yolda Topal Osman Ağa'yı yalnız bırakır.
Vatana kan borcunu erken öder.
28 Ağustos'ta ağır yaralanır, 30 Ağustos 1921 günü Haymana Hastanesi'nde şehit olur.
Şehit 42nci Alay komutanının defnedildiği yeri 2016 yılında bulduk.
O gün şehit olan silâh arkadaşlarıyla birlikte, Haymana Medrese Camii haziresinde.
Şehitliğin projesi hazırlandı. Bu viran kabristan yakında onlara yakışan bir huzur mekânı olacak.
İzzettin Çalışlar hatıratında "28 Ağustos akşamı alayı ziyaret ettiğinde, alay komutanı olarak karşısına genç bir asteğmen getirildiğini" anlatır.
42. Alay'ın, Giresunluların nasıl dövüştüğü konusunda bir fikir vermesi açısından bunu da son söz olarak ekleyelim.
Vatan size minnettar🇹🇷
250 Yıllık Üniversitede Bir İlk: Prof. Dr. Fatma Deniz Rektörlük Koltuğunda
Almanya’nın 250 yılı aşkın köklü geçmişe sahip, Avrupa’nın önde gelen teknik eğitim kurumlarından Berlin Teknik Üniversitesi’nde (TU Berlin) tarihi bir dönem başladı. Prof. Dr. Fatma Deniz, 1 Nisan 2026 itibarıyla üniversitenin rektörlüğünü üstlenerek kurum tarihinde bu göreve seçilen ilk Türk kadın oldu.
Deniz’in bu başarısı, yalnızca bireysel bir akademik yükseliş olarak değerlendirilmiyor. Kadınların ve göçmen kökenli bilim insanlarının akademideki temsili açısından da önemli bir dönüm noktası niteliği taşıyor. Özellikle erkek akademisyenlerin uzun yıllar ağırlıkta olduğu teknik bilimler alanında, Türkiye kökenli bir bilim insanının Avrupa’nın saygın teknik üniversitelerinden birinin en üst yönetimine seçilmesi dikkat çekici bir başarı olarak öne çıkıyor.
Prof. Dr. Fatma Deniz’in başarı hikâyesi, kısa sürede elde edilmiş bir makamın değil; yıllar boyunca sürdürülen çalışmanın, bilime duyulan merakın ve güçlü bir akademik azmin hikâyesi.
Çocukluk ve lise dönemini Bursa’da geçiren Deniz, eğitim hayatının ardından Almanya’ya giderek Münih Teknik Üniversitesi’nde bilgisayar mühendisliği eğitimi aldı. Ardından hesaplamalı nörobilim alanında doktora çalışmalarını tamamladı. Akademik kariyerinin farklı dönemlerinde California Institute of Technology (Caltech), Kaliforniya Üniversitesi Berkeley ve çeşitli uluslararası araştırma merkezlerinde bilimsel çalışmalar gerçekleştirdi.
Araştırmalarında yapay zekâ, nörobilim, dil işleme ve insan beyninin bilgiyi algılama ve anlamlandırma süreçlerine odaklanan Deniz, farklı bilim dallarını bir araya getiren çalışmalarıyla uluslararası akademi dünyasında önemli bir konuma ulaştı.
İnsan Beyni ile Yapay Zekâ Arasında Bilimsel Bir Köprü
Prof. Dr. Fatma Deniz’in bilimsel çalışmaları, günümüzde hızla gelişen yapay zekâ ve nörobilim alanlarını aynı noktada buluşturuyor.
Araştırmalarının önemli bir bölümünü insan beyninin dili nasıl işlediği ve konuşmayı nasıl anlamlandırdığı oluştururken, elde edilen bilimsel bulguların yapay zekâ sistemlerine aktarılması konusunda da çalışmalar yürütüyor.
Nörobilim ile bilgisayar bilimini bir araya getiren araştırmaları sayesinde çok sayıda uluslararası projede görev alan Deniz; aynı zamanda açık bilim anlayışı, bilimsel verilerin paylaşılması ve disiplinler arası iş birliklerinin geliştirilmesi konusunda da aktif bir yaklaşım sergiliyor.
Bilimsel Başarıyı Yönetim Tecrübesiyle Birleştirdi
Prof. Dr. Fatma Deniz, 2023 yılında Berlin Teknik Üniversitesi’nde profesör olarak akademik kadroya katıldı. Kısa bir süre sonra üniversitenin dijitalleşme ve sürdürülebilirlik alanlarından sorumlu başkan yardımcılığı görevini üstlendi.
Bu görev sürecinde yalnızca bilimsel çalışmalarıyla değil; üniversitenin dijital dönüşümüne, araştırma altyapılarının geliştirilmesine, sürdürülebilir kampüs anlayışının güçlendirilmesine ve uluslararası akademik iş birliklerinin artırılmasına yönelik yaklaşımıyla da öne çıktı.
Aralık 2025’te gerçekleştirilen seçimlerde Berlin Teknik Üniversitesi’nin yeni rektörü olarak seçilen Deniz, 1 Nisan 2026’da resmen görevine başladı.
Bilimin Sınırlarının Olmadığını Gösteren Bir Hikâye
Prof. Dr. Fatma Deniz’in Berlin Teknik Üniversitesi’nin başına geçmesi, yalnızca “ilk Türk kadın rektör” unvanıyla açıklanabilecek bir başarı değil.
250 yılı aşkın geçmişe sahip köklü bir teknik üniversitenin yönetiminin, bilimsel çalışmaları ve uluslararası akademik deneyimiyle öne çıkan bir araştırmacıya teslim edilmesi, akademide değişen anlayışın ve çeşitlenen temsilin de güçlü bir göstergesi olarak değerlendirilebilir.
Deniz’in hikâyesi, bilimin sınırlarının milliyet veya cinsiyetle çizilmediğini; bilgi, emek, kararlılık ve vizyonla yeni yollar açılabileceğini gösteriyor.
Bursa’da bilim insanı olmayı hayal eden gençlerden dünyanın farklı ülkelerinde akademik kariyer hedefleyen araştırmacılara kadar pek çok kişi için bu başarı, güçlü bir ilham kaynağı taşıyor.
Çünkü bazı başarılar yalnızca onları elde eden kişinin hikâyesi değildir. Bir makamın, bir unvanın veya bir ilk’in arkasında, kendisinden sonra gelecek nesiller için aralanan yeni kapılar da vardır. Prof. Dr. Fatma Deniz’in hikâyesi de tam olarak böyle bir anlam taşıyor: Bir Türk kadınının Avrupa’nın köklü bilim kurumlarından birinin zirvesine uzanan başarı yolculuğu ve ardından gelecek gençlere bıraktığı güçlü bir ilham.
Bir taraftan mercimek ithal ediyoruz, diğer taraftan kendi mercimeğimizi ihraç ediyoruz, peki bizim yerli mercimeğimizi başka ülkelerde daha ucuzu varken alan ülkeler keriz mi? yoksa kalite ve ağızlarının tadını mı biliyorlar? Bence yabancı menşei mercimeklere mercimek bile denemez biraz olsun damak zevki olan herkes anında aradaki farkı anlar.
Çin, plastik yerine hızlı büyüyen bambuyu kullanarak, yalnızca 4-6 ayda biyolojik olarak parçalanabilen çevre dostu çantalar ve sofra takımları üretiyor.
📌Çanakkale Savaşlarının kahramanı 57. ALAY'ı herkes bilir ama SAKARYA SAVAŞI kahramanı 190. ALAY'ı kimse bilmez malesef.
👉190. Alay, sadece 1000 mevcudu ile SÜNGÜ HÜCUMUNA kalkarak ÇAL DAĞI'nı ele geçirmiş ve burayı 13.000 mevcutlu Yunan Tümenine karşı 1 gün savunarak Türk Ordusuna zaman kazandırmış, Yunan Ordusuna Ankara yolunu kapatarak KENDİNİ FEDA ETMİŞTİR...
‼️Çal Dağı Muharebeleri ve müdafaası sonucunda 190. Alay'dan geriye sadece 80-100 asker (çoğu yaralı) kalmıştır.
👉Ne yazsak ne anlatsak az olur.
KAHRAMAN 190. ALAY, TÜRK'ÜN VATAN SEVGİSİNİN VÜCUT BULMUŞ HALİDİR...
Aziz Ruhları Şad Olsun...
#tarih #pazar #SakaryaMeydanMuharebesi #SakaryaSavaşı
Ata Tohumu demek bereket demek, Ata tohumunun olduğu yerde kıtlık olmaz, sağlıksızlık olmaz, dünya döndükçe beslenme Ata tohumlarının garantisi altındadır. Kapyalarım bu yıl da yüzümü güldürdü. Salçası bana tohumları size
Serdar Kılıç Aslında Kimdir?
"Şarkışla'dan Arjantin'e Gitti, Türk Spor Tarihine Geçti"
12 yaşındaydı.
Dedesiyle birlikte kar üzerindeki kurt izlerini takip ediyordu. Şarkışla’nın sert kışında, sessiz tepelerde...
Kim bilirdi ki o çocuk, bir gün Patagonya’nın buzul rüzgârlarında koşacak?
Serdar Kılıç, 3 Haziran 1969’da Sivas’ın Şarkışla ilçesine bağlı Alıkören köyünde doğdu. Kökeni, 93 Harbi’nden sonra Güney Kafkasya’dan Sivas’a yerleşen Karapapak Türkleri’ne dayanıyor.
Önce ODTÜ Jeoloji Mühendisliği, sonra Beden Eğitimi, ardından Spor Yönetimi yüksek lisansı...
Ve sonra...
1999’da, 400 ila 1.000 kilometre arasında arazi koşusu gerektiren Eco Challenge’da Türkiye’yi bu tür yarışmalarda ilk kez temsil eden sporcu olarak Türk spor tarihine geçti.
Patagonya. Borneo. Yeni Zelanda.
Kanada’da dünya şampiyonluğu, Fas’ta dünya üçüncülüğü...
Bir dönem Gore-Tex için Güney Kutup Dairesi’ne gitti.
-60 derecede, 21 gün.
Şimdi düşünün...
Şarkışla’nın karında kurt izlerini takip eden o çocuk, yıllar sonra dünyanın en sert coğrafyalarında Türk bayrağı taşıyor.
Eve dönünce ne yapıyor?
Bolu’nun bir köyünde Camp Wolftrack’i kuruyor. Çocukların dedeleriyle büyümesi gerektiğini söylüyor.
“Her fırsat buldukça memleketinize gidin.” diyor.
Dünyayı gördü. Dünya onu tanıdı.
Şarkışla’dan çıkan adam, Patagonya’da Türklerin adını duyurdu.
Ve biz hâlâ ona sadece “Doğadaki İnsan” diyoruz.
• Hastane tıklım tıklımdır. Yaşlı kadın içeri girer, doktor hanım teyzeyi muayene eder.
Fakat hastalığından emin olamaz. Kadına dönüp:
-“Teyze şu şu tahlilleri yaptır gel, der.”
Yaşlı kadın başını öne eğer. Doktor, yaşlı kadının duymadığını düşünerek tekrar söyler. Yaşlı kadın başını yerden kaldırarak, ağlamaya hazır gözlerle:
-“Kızım, benim köye dönecek param yok, tahlilleri nasıl yaptırayım?” der.
Doktorun yapacak bir sürü işi olmasına rağmen, bırakır işini, tutar teyzenin elinden koridor koridor dolaştırıp, tahlilleri yaptırır.
Tahlillerin sonucunda doktor hastalığı belirler, gerekli ilaçları da alıp, teyzeye verir.
Yaşlı kadın tam odadan çıkacakken, doktor hanımın aklına “YOL PARASI” gelir ve teyzeye köye gitmesine hayli hayli yetecek para uzatır.
Yaşlı kadın önce almak istemese de daha sonra mecburiyetten parayı alır. Sonra:
-“Allah senden razı olsun kızım. Köye nasıl döneceğim diye kara kara düşünüyordum, çok sağol” diyerek odadan çıkar.
Aradan bir saat kadar bir süre geçer. Doktor bakar ki, yaşlı teyze kan ter içinde, kalabalığı yarmış, oflaya puflaya geliyor. Doktor şaşırmış bir halde, “herhalde giderken bir şey unuttu” diye düşünür ve:
-“Ne oldu teyze” diye sorar.
Teyzenin yüzünde kocaman bir gülümseme vardır.
Bu sefer:
-“Kızım ben anayola çıkınca bir köylüme rastladım. Meğer o, minibüsle zaten köye dönüyormuş. Beni köye o götürecek; sen al paranı!..
işte bizim insanımız…🙏🙏helalinden
Günümüzde ne böyle doktor kaldı,
Nede iyiliklerden mahcubiyetlik duyan insan!
Niğde'de 17 yaşındaki liseli Ahmet Berkay, akciğer kanserinin erken tespitine yönelik biyosensör tabanlı hızlı tarama testi projesi geliştirdi.
"Benim adım değil, ülkemin adı duyulsun istiyorum."
Flamingolardan çok güzel bir haber. Bu sene su oranları iyi olduğundan Tuz Gölü'nde 10 binden fazla yavru dünyaya gelmiş ve hayatta kalmış diye duyum aldım. Uzun yıllardan sonra bu seneki serin hava ve uzun süren yağışlar gerçekten doğamıza bir soluk aldırdı. Fotoğrafı Büyük Menderes Deltası'nda çektim. Bu güzel haberi paylaşmak istedim.