Çok sayıda LGBTİ+ ve kadın örgütünün X hesapları, millî güvenlik ve kamu düzeni gerekçesiyle erişime engellendi.
X tarafından Türkiye'den görünmez kılınan hesapların sayısı yaklaşık 40 olarak tespit edildi.
Erişime engellenen hesapların listesi: https://t.co/NJycS08U27
📍Yersiz kararlara meşru bir zeminde karşı çıkan, bu konuda hukuki menfaat sahibi olan öğrencilere dokunmayın,
📍Onların eğitim hakkına sınav öncesi bir zamanda engel olup mağduriyetlerini ölçüsüzce arttırmayın,
📍Hele bir Bayram sabahını öğrenciler ve aileleri için zehir etmeyin,
📍Doğru ve âdil olanı seçin:
Hafize özgür olmalı 🌿
#İstanbulBilgiÜniversitesi
#bilgiliyalnızdeğildir
#OkulİçinDeğilYaşamİçinÖğrenmeliyiz
Bir gece ansızın kapatılan Üniversitemiz, 3 gece sonra tekrardan açıldı. Umarım bu "geçici nitelikli" değil, kalıcı nitelikli bir karardır. Şeffaflıktan uzak, binlerce öğrenci ve çalışanı etkileyen bu karar süreçlerinin arka planını bakalım öğrenebilecek miyiz.
IŞIKLARI SÖNMEYEN BİR ÜNİVERSİTE
#BilgiÜniversitesi 'nin maruz bırakıldığı, yaşam - ölüm ekseninde, ağır bir karar karşısında,
- Derin siyasi ve sosyal analizler,
- Kişisel olumsuz deneyim paylaşımları,
- "Ben demiştim" lafları,
- "Zaten belliydi" sinizmi,
- "Orada benim başıma şu gelmişti (Oh olsun!) nidaları,
- Bu "balyoz" karara hemen teslim olup, "Burada ne güzel günler geçirmiştik. Elveda Bilgi" romantizmi,
- "Zaten Türkiye'de hukuk mu kaldı?" sığlığı ve pısırıklığı,
Sesleri duyuluyor ve mevcut şartlar altında hiçbir anlam ifade etmiyor.
Karşı karşıya kalınan sorunun, Bilgi'yi de aşan bir ağırlıkta olduğunu görme şuuru ve yönelimi gözardı edilemez.
30. yılını 7 Haziran günü kutlayacak, Türkiye'nin seçkin bir eğitim ve araştırma kurumunun, asıl kurucu unsurları olan öğrenciler ve öğretim ve idari kadrosunun Bilgi'yi seçkin bir "gerçek" akademik kurum haline getirme gayretlerinin, 1999 yılı Ekim ayından itibaren çok yakından tanığıyım.
Yıllarca, mesai saatlerini gözetmeyen bir azimle, saatler boyu üniversitede çalışmalarını sürdüren akademik kadronun olduğu bir üniversite oldu Bilgi.
17 yıl Hukuk Fakültesi dekanlığını üstlendiğim bu kurumda, bu gerçeği, "ışıkları sönmeyen bir üniversite" olarak tanımlardım tercih günlerinde.
Hukuk Fakültesi'nin kurucu dekanı ve Türkiye Hümanist Ceza Hukuku Doktrini'nin öncülerinden, rahmetli Prof. Uğur Alacakaptan ise, bir "Üniversitenin kapılarının kapatılamayacağı" deyişiyle açıklardı bu gerçeği. Ve öğrencileri uyarırdı: "Burayı bir özel üniversite sanmayın, Bilgi bir kamu tüzel kişisidir."
Bilgi Üniversitesi'nin tüm öğretim üyelerinin 30 yıla varan bir süreçte dokuduğu bu kurumsal kimlik, ürettiği akademik yenilikçilikle Türkiye yükseköğretiminin, birçok devlet ve vakıf üniversitelerinin de benimseyip uyguladıkları politikalar, programlar üretti.
Bu nedenledir ki, onbinlerce Türkiye ve diğer ülkelerin yurttaşları geleceklerini bu kurumda geliştirebilecekleri umuduyla, Bilgi'yi seçtiler. Bireysel tercihlerin de ötesinde, söz konusu olan bu durum "halkın kendi geleceğini tayini"ne dair temel normun da bir tezahürüdür, bu bağlamda bir uygulanma biçimidir.
Bunları yok sayan bir bakış, insanın değersizliği gibi bir temel üzerinde yükselir. Adını ne koyarsanız koyun, bu gerçek değişmez.
Buna yol açan bir işlem hukuken de savunulamaz, hükm-i karakuşi mertebesindedir. Bunun bilincinde olan, tüm #Bilgili öğrenciler, mezunlar, öğretim elemanları ve idari personelin haklarını aramaları, tartışılamayacak, kendi geleceklerini tayin etme hakkının gereği kaçınılmaz bir sorumluluktur.
Turgut Tarhanlı
Cehaletle yüz karası olmak arasında doğrudan bir bağlantı yok. Eğitimli olup, aydınlık görünüp ülkesinin yüz karası olan çok insan var tarih boyunca. Gelip geçerler.
Şahane bir gün olsun bazılarımıza.
President Erdoğan has revoked the operational licence for Istanbul Bilgi University, effectively closing the University with a single sentence decision published in the Official Gazette this morning. The arbitrary decision does not state the reason behind the unexpected decision. Our students and we, the members of staff are currently in a state of shock.
Bir gece ansızın…
21 Mayıs 2026, gece yarısı Resmî Gazete’de yayımlandı: tek bir Cumhurbaşkanı Kararı ile İstanbul Bilgi Üniversitesi'nin faaliyet izni kaldırıldı. 30 yıllık emekle kurulan bir kurum, bir gecede fiilen kapatıldı.
Aslında Anayasa açıktır, üniversiteler kanunla kurulur, kapatılmaları da ancak kanunla olabilir. Fakat kimin umurunda? Adaletin ve adil yargılamanın olmadığı bir dönemde, sırada koskoca bir üniversiteyi kapatmak varmış.
Bu karar ne hukuka sığar ne vicdana. 15 yıldır ders verdiğim, binlerce gençle birlikte büyüttüğümüz bir kurum yok sayılıyor.
Bu hukuksuzluğa asla sessiz kalmayacağız.
Sadece karşı kıyılara bakmak da olabilir hayat...
Sessiz, derin bir şey. Sessizlikten korkma.
Kadife gibi insanı kucaklayan, sarıp sarmalayan bir güzellik.
Güzel günlere. Günaydın.
Bu yılki Film-San Sanat Ödülü’ne Tiyatro alanında diğer kıymetli arkadaşlarımla beraber beni layık gören jürinin değerli üyelerine teşekkür ediyorum. Onur duydum. 23 Mayıs’ta ödülü almak üzere beraber olacağız. Sevgi ve saygılarımla.
#theatre#theater#tiyatro#art#playwright
Hakları için direnen Maden İşçilerimizin, haklarını alabildikleri için sevindiğimiz bir gün oldu. Neye sevindiğimiz de ne durumda olduğumuzun göstergesidir. @bagimsizmadenis
❌ Bu kadınların sesi duyulmak zorunda👇🏼
📍Eğer savunulan buysa, madencilik faaliyetleriyle ilgili “kamusal fayda” hedefini “menfaat dengesi” ilkesi gözetilmeden savunmaya kalkışmak en hafif tâbiriyle şuursuzluktur.
📍O yatırım sahalarında veya yakınındaki beldelerde yaşayan, atalarının mezarları orada bulunan, orada tarım yapan, sosyo-kültürel yaşamı o ortamda varolan ve gelişebilen insanlar da, o yatırımlara dair iş ilişkilerinin “bileşenleridir” stakeholders). Onlar adeta “yokmuş” gibi davranılması kabul edilemez.
📍Bu nedenle, bu insanların “yerinden edilmeye” zorlanmaları, bugünün insan hakları hukukunda, insan hakları üzerinde olumsuz etkiye (adverse human rights impact) yol açma anlamı taşıdığı için ilgili şirketin ve o yatırıma müsaade eden idarenin sorumluluğunu doğurur.
📍Bu gerçeğe, meşru hatlar içinde kalıp vurgu yapan kişilerin susturulmaya çalışılması ise, haklar üzerindeki olumsuz etkinin alanını daha da genişletip derinleştirir.
📍”Kalkınma”, hiçbir şekilde insana rağmen sağlanacak bir hedef olamaz. “İnsani kalkınma” kavramının bayramlık bir deyiş olmadığını hatırlatmak isterim.
📍Ya da Amartya Sen’in ünlü kitabının başlığı gibi, “Development as Freedom” (Özgürlük Olarak Kalkınma).
📍Bu hedefin savunulması, demokratik bir insan hakları meselesidir.
#Akbelen
#Madencilik
#İnsanHakları
#İşDünyasıVeİnsanHakları
@BizHumanRights