depremiydi darbesiydi pandemisiydi derken ahir ömrümüz amerikan sömürgesi olduğumuzu yedi cihana ilan ettiğimizi görmeye bile yetti. allah kahretsin böyle hayatı
Heyet geldi sözde duruşma tekrar başladı.
Kürsüdeki kişi İmamoğlu’nun susma hakkını kullandığı “tespit ettiğini” söyledi.
İmamoğlu’na “ya savunmanı benim istediğim sürede yani yarım günde yaparsın ya susma hakkını kullanmış sayarım” tehdidini geçirdiği zaptı okuyor.
Sıkıyönetim mahkemelerinde bile görülmemiş bir rezalet yaşanıyor şu an Silivri’de.
Ekrem İmamoğlu ''susma hakkını'' kullanmadı.
Konuşmak istedi.
Savunmasını yapmak istedi.
Hakkındaki iddialara tek tek cevap vermek istedi.
Ama susturuldu.
Savunma hakkının engellendiği yerde adaletten söz edilemez.
#SavunmaHakkıEngellenemez
Sabah 08.10’da, hapishanede, mahkeme heyetinin İBB duruşmasına katılmamı engelleyen keyfî kararı tarafıma bildirildi.
Benim ismimle kurulan iddianamenin görüşüldüğü mahkemeye katılmamın engellenmesi çok ağır bir hak ihlalidir, düşman hukukunun zirvesidir.
Mahkeme iddianamede en fazla suç isnat edilen kişilerin ve avukatlarının savunmalarını kısıtlamakta, yok saymaktadır.
Bu durum, “asrın hukuksuzluğu” İBB davasının tümüyle çökmüş, bir yargısız infaz yığınına döndüğünün ispatıdır.
Dava açıldıktan sonra doğal yargıç ilkesi hiçe sayılarak dizayn edilen, bu sebeple bağımsızlığı ve tarafsızlığından asla söz edilemeyecek mahkeme heyeti, bugün itibarıyla görünürde bile olsa yargılama faaliyetinden tümden vazgeçmiştir.
Bu hukuksuzluğu ifşa ediyorum. Milletimiz duysun.
TSK'dan ihraç edilen genç doktor Efran Tumaris Usul:
-Kurum içinde sayısız tutanak tuttum, dilekçe yazdım, her kademeye ulaşmaya çalıştım, CİMER'e başvurdum, savcılığa suç duyurusunda bulundum.
-Erlere tarihi geçmiş ilaç vermem isteniyordu. Bu yüzden erlere ilaç veremiyordum. Yeni ilaç alındığında bile erlere bu ilaçlar verilmiyordu.
-Enfeksiyon vakaları artınca, musluk suyu içtiklerini, içme suyu temini yapılmadığını, kantinde parayla bile su satılmadığını söylüyorlardı.
-Uyuz vakaları artıyordu, erlere 15-16 gündür banyo yaptırılmadığını öğrendim.
-Uyuz olmayan bir eri 17-18 gün bir odada karantinaya almışlar, erin psikolojisi bozulmuş. Ben uyuz olmadığını söylediğimde, benim mesleki bilgimi aşağılayan cümleler kuruluyordu.
-Revirdeki oksijen tüpleri boştu. Bir atak hastasına oksijen tüpleri boş olduğu için müdahalede bulunamadım.
-Doktorun görev tanımında olmamasına rağmen erlere aşı yapıyordum, çünkü acemi birliğinde yapılması gereken aşılar 3-4 ay geçmesine rağmen yapılmıyordu.
-Er kafa travması geçiriyor, başka gün başka bir er iç kanama geçiriyor, ambulans yok. Çünkü rütbeli personel ambulansı şahsi işi için götürmüş.
-Sevmedikleri erlere sevk, rapor, istirahat verdiğimde, numara yaptıkları söyleniyor ve bu kararlarım uygulanmıyordu.
-Bulaşık yıkayan erlerin elleri egzama oluyordu, uyarıyordum ama bir eldiven bile verilmiyordu.
-Yemekhaneye gelmem istenmiyordu, yemeğimi erlerle gönderiyorlardı. Ben asker kızıyım, babam rütbeli olmasına rağmen hayatında bir ere kendi yemeğini taşıttırdığını görmedim.
Fatih Altaylı:
"Atandığı gün “kabinenin yumuşak karnı” olarak nitelediğim Milli Eğitim Bakanı açıklamış.
Müfredattan ve tüm kitaplardan “Kurtuluş Savaşı” ifadesi çıkarılacakmış ve yerine “Milli Mücadele” kavramı getirilecekmiş.
“Niye” diye soranlara “Neyin kurtuluşu. Zaten Osmanlı Devleti vardı” gibi zeka ile açıklanamayacak bir yanıt vermiş.
Kurtuluş Savaşı, Bakan Tekin’in anladığı gibi Osmanlı’ya karşı değil, ülkeyi işgal eden İngiliz, Fransız, İtalyan, Yunan ordularına karşı yapıldı. Bu savaşla bunlardan “kurtulduk”.
Osmanlı’yı yıkan Kurtuluş Savaşı değil, Birinci Dünya Savaşı’dır ve sadece Osmanlı değil, Avusturya Macaristan İmparatorluğu’nu da yıkmıştır.
Cumhuriyet’in yaptığı, yıkılmış Osmanlı’ya şanına yakışır bir defin törenidir.
Osmanlı Hanedanı, gurur duyduğumuz tarihimizin önemli bir parçasıdır. Diğer pek çok büyük imparatorluk gibi, tarihin gördüğü en büyük imparatorluk olan Roma gibi o da zamanı dolunca tarihe karışmıştır.
Kurtuluş Savaşı yerine “Milli Mücadele” kavramı beni rahatsız etmez.
Çünkü Kurtuluş Savaşı da milli mücadelenin bir parçasıdır ama “Kurtuluş Savaşı denilmez zaten Osmanlı vardı” deyip ardından “Milli Mücadele” derseniz o zaman biz de haklı olarak “Ne yani Osmanlı’yı milli görmüyor musunuz sayın Bakan!” diye haklı olarak sorarız.
Sayın Bakan da benim bu soruma muhtemelen yere diz çöküp bir bardak su içerek yanıt verir."
Trump'ın Anıtkabir ziyaretinden vazgeçmesine hiç şaşırmadık!
Zira günümüz emperyalizminin lideri Trump'ın, emperyalizmi yenen Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün kabrini ziyaretini beklemiyorduk zaten!..
Mezun olmuş kızları için ailece bir fotoğraf çekip paylaşıyorsun. Yorumlar o kadar iğrenç ki, ne diyeyim. Aklı, kalbi ve vicdanı olan bir insan bu fotoğrafa bakınca ne kadar temiz ve güzel bir aile ortamı olduğunu hemen fark eder. Ancak aile olma bilincinden yoksun bir toplum, maalesef bu özel anı çirkefleştiriyor.
TikTok Nuray8242