Bu yeniden düzenlemenin en dikkat çekici ve takdire şayan yönü, Somali ve Sudan’da görev yapan büyükelçilerimizin merkeze çekilmek yerine, doğrudan yeni kilit görevlere atanmış olmalarıdır. Hiç şüphesiz bu tasarruf, ateş çemberinden geçen bu iki zorlu coğrafyadaki üstün hizmetlerin, fedakârlıkların ve gösterilen yüksek performansın devlet katında en açık şekilde ödüllendirilmesidir.
Bu doğrultuda, Somali ve Sudan’da ezber bozan, ezberleri tazeleyen başarılı dönemlere imza atan Alper Aktaş ve Fatih Yıldız’ın gayretlerini kimse inkâr edemez. Sahadaki dirayetli duruşları, insani ve bürokratik temasları kendilerine büyük bir saygınlık kazandırmıştır.
Özellikle Fatih Yıldız Bey’in kariyerindeki bu yükseliş, bir tesadüfün değil, adanmış bir meslek hayatının neticesidir. Kendisi, Ankara’nın en kritik hatlarından biri olan Bağdat Büyükelçiliği döneminde de hafızalardan silinmeyecek, son derece başarılı ve kucaklayıcı hizmetlerde bulunmuştur. Bağdat’ta bıraktığı o derin ve saygın izlerin ardından, şimdi de dünyanın en önemli diplomatik ve ekonomik merkezlerinden biri olan Güney Kore (Seul) Büyükelçiliği’ne atanması, bu başarı zincirinin hak edilmiş bir halkasıdır. Fatih Bey, bugüne kadar üstlendiği her sorumlulukta olduğu gibi, bundan sonra da fazlasını hak ettiğini gösterecek vizyona sahiptir.
Devletimizin sancağını dünyanın dört bir yanında liyakatle dalgalandıran her iki büyükelçimizi de yürekten tebrik ediyor; şahsiyetlerine ve mesleki birikimlerine yakışan bu yeni görevlerinde üstün başarılar diliyorum.
Yolları açık, hizmetleri daim olsun.
Barak ve Irak’taki Gerçek Yüzleşme: #ABD'nin Yeni Bölge Stratejisi
Donald Trump’ın #Tom Barrack’ı Irak ve Suriye Özel Temsilcisi olarak ataması, bölge jeopolitiğini yakından takip edenler için bir sürpriz değil. Bu hamle, Irak'ı sözde "Yeni Orta Doğu" düzenine entegre etmeyi ve İran nüfuzunu doğrudan tasfiye etmeyi amaçlayan Trump stratejisinin sahaya resmi olarak inmesidir.
Iraklı analist İhsan eş-Şemmari, El-Nahar'daki yazısında Barrack’ın misyonunun geleneksel diplomasinin ötesine geçtiğini belirterek şu kritik noktaların altını çiziyor:
1. Radikal Kararlar ve "Erken Başarı"
Barrack, Irak'taki hükümet kurma sürecinde sergilediği sert ve kararlı üslupla rüştünü zaten ispatlamıştı. Koordinasyon Çerçevesi gibi İran'a yakın siyasi blokları manipülasyon alanından mahrum bırakarak; Beyaz Saray ile doğrudan bir yüzleşme ya da esneklik payı olmayan Amerikan vizyonunu kabul etme arasında net bir tercihle baş başa bıraktı.
2. "Paralel Devletin" Tasfiyesi ve Zeydi Hükümetine Destek
Bu atamanın, Trump yönetiminin onayını almış Ali el-Zeydi hükümetinin güvenoyu almasıyla eş zamanlı yapılması ince bir hesap içeriyor. Amaç:
Başbakan Zeydi’ye devlet yönetiminde tam bir Amerikan desteği sağlamak.
İran yanlısı milis güçler ve siyasi uzantıları üzerinde "maksimum baskı" kurmak.
Tahran müttefiklerinin, devlet kurumlarını ele geçirmek için kurdukları "paralel devleti" tasfiye etme sürecine takoz koymalarını engellemek.
3. Irak Kartının #Tahran'ın Elinden Alınması
Atama, ABD ile #İran arasındaki müzakere masalarının kurulduğu bir döneme denk geliyor. Washington, Barrack hamlesiyle Irak kartını Tahran'ın elinden erkenden almayı hedefliyor. Böylece Irak; nükleer program veya balistik füzeler pazarlığında İran adına bir şantaj ya da takas unsuru olmaktan çıkarılacak.
4. "Maşrık Sepeti": #Ankara-#Bağdat-#Şam Hattı
Barrack’ın kendi ifadelerine de yansıyan yeni strateji; Irak, Suriye ve Türkiye’yi birbiriyle uyumlu tek bir Amerikan nüfuz ve temas noktası olarak görüyor. Temel hedef; Irak’ın Körfez ülkelerini veya #Batı çıkarlarını tehdit eden bir sıçrama tahtası olmaktan çıkarılıp, Orta Doğu istikrarının ana sütunu haline getirilmesidir.
Özetle:
#Bağdat'ta siyasi manevra dönemi kapandı. Tom Barrack’ın Ankara’daki görevini de koruyarak #Suriye ve Irak’ı kapsayan geniş yetkilerle sahaya dönmesi, Orta Doğu’da dengeleri yeniden şekillendirecek doğrudan müdahale aşamasına geçildiğinin açık ilanıdır.
#Irak, #Suriye ve #Tom_Barrack Nasıl Okunmalı…
Son dönemde dikkat çeken gelişmelerden biri, ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’a aynı zamanda Suriye ve Irak dosyalarının da emanet edilmiş olmasıdır.
Bu tercih sıradan bir diplomatik görev dağılımı olarak okunmamalıdır.
Uzun yıllar boyunca Washington; Irak, Suriye ve Türkiye dosyalarını ayrı kanallardan yönetmeye çalıştı. Ancak bugün ortaya çıkan tablo, bölgenin artık birbirinden bağımsız kriz alanları olarak değil, tek bir jeopolitik havza olarak değerlendirildiğini göstermektedir.
Irak’ta yaşanan bir güvenlik sorununun Suriye’ye, Suriye’deki bir gelişmenin Türkiye’ye, Türkiye’deki bir kararın ise doğrudan Musul, Kerkük, Halep ve Fırat havzasına etki ettiği bir dönemdeyiz.
Bu nedenle Tom Barrack’ın aynı anda Ankara, Bağdat ve Şam ekseninde görevlendirilmesi, ABD’nin bölgeye yönelik yeni yaklaşımının işaretlerinden biri olarak değerlendirilebilir.
Özellikle son dönemde:
• Türkiye–Irak güvenlik iş birliğinin derinleşmesi,
• Şam’ın yeniden uluslararası sisteme dahil edilmeye çalışılması,
• DEAŞ sonrası güvenlik dosyalarının ortak zeminde ele alınması,
• Enerji, ticaret ve ulaştırma koridorlarının yeniden gündeme gelmesi,
birlikte değerlendirildiğinde, ortaya çıkan tablo tek merkezden okunan bir bölgesel strateji izlenimi vermektedir.
Bu çerçevede Musul, Kerkük, Telafer, Halep ve Türkiye’nin güney hattı yalnızca tarihî bağlarla değil, güvenlik, ekonomi ve ulaştırma eksenleriyle de yeniden birbirine bağlanmaktadır.
#Türkmenler açısından da gelişmeler bu gözle takip edilmelidir.
Çünkü Irak ve Suriye dosyalarının birlikte okunmaya başlanması, Türkmenlerin yaşadığı coğrafyayı bölgesel denklem içinde daha görünür hâle getirebileceği gibi, büyük güçlerin yeni pazarlıkları içinde göz ardı edilmesi riskini de beraberinde getirebilir.
Ortadoğu’da bazen sınırlar değişmez; fakat sınırların anlamı değişir.
Bugün yaşadığımız süreç belki de tam olarak budur.
Irak sahası bugün ABD ile İran arasındaki doğrudan olmayan güç mücadelesinin en hassas cephesidir.
ABD; Haşdi Şabi içindeki İran bağlantılı silahlı yapıların sınırlandırılmasını isterken, İran Bağdat’taki mevcut güvenlik ve siyasi etkisini korumaya çalışıyor.
Çatışmanın merkezinde ise:
Kerkük, enerji hatları, Suriye geçiş koridoru ve devlet içindeki silahlı güç dengesi bulunmaktadır.
Türkmen bölgeleri bu büyük rekabetin tam orta hattında kalmaktadır. #Irak #Türkmen #Ortadoğu
Irak’ta kurulacak yeni hükümet bir “istikrar hükümeti” değil, dengeleri aynı anda ayakta tutma hükümetidir.
Bağdat; İran, ABD, Haşdi Şabi, Kürt dosyası ve enerji paylaşımı arasında kırılgan bir denge kurmaya çalışıyor.
Türkmenler ise yine sadece denge unsuru değil, Kerkük-Musul hattında gerçek siyasi ortaklık talep etmektedir.
Yeni dönemin asıl testi burada başlayacaktır. #Irak #Türkmen #Kerkük
Savaşın Gölgesinde İran: Rejim Bekası mı, Devrim mi?
1/ 10 Nisan 2026 tarihli analizler, bölgedeki savaşın seyrine dair sarsıcı bir tablo çiziyor. Trump’ın "bir medeniyet yok olacak" tehditleri ve Pakistan’ın arabuluculuğuyla sağlanan geçici ateşkes, İran için yeni bir dönemin kapısını araladı.
2/ Savaşın ilk gününde Hamaney’in suikasta uğraması ve devrim kadrolarının tasfiyesi, Tahran'da güç dengesini kökten değiştirdi. Artık masada "stratejik sabır" değil, Devrim Muhafızları’nın (Pasdaran) mutlak pragmatizmi var.
3/ İran için savaşın hedefi "rejimi devirmekten", "Hürmüz Boğazı'nı açık tutmaya" evrildi. Analist Dr. İyad el-Anber'e göre; Washington ve Tel Aviv artık rejim değişikliğini değil, bu yıkıcı savaşın ekonomik ve askeri maliyetini sorguluyor.
4/ Gelecek müzakerelerde koltukta Dışişleri Bakanı değil, Devrim Muhafızları’nın güçlü ismi Muhammed Bakır Kalibaf oturacak gibi görünüyor. Bu, İran’ın "Dini Lider" ile "Muhafızlar" arasındaki ikiliği, ordu lehine çözdüğünün işareti.
5/ Sonuç: İran "zehir kadehini" içmeyecek belki ama hayatta kalmak için "Devrim İhracı" yerine "Rejim Muhafızlığı"na sığınacak. Yıkıntılar üzerinde zafer işareti yapmak, bölgesel gerçeklerle ne kadar uyumlu? Asıl soru bu.
#İran #Ortadoğu #Diplomasi #Jeopolitik #Trump #Hamaney
Pil azalmaya başladığında iPhone'u değiştirmeyin.
Pil azalmaya başladığında iPhone'u değiştirmeyin.
Pil azalmaya başladığında iPhone'u değiştirmeyin.
Apple, pilin hızlı tükenmesi için varsayılan ayarları kasıtlı olarak bu şekilde belirlemiştir.
Ayarlarla biraz oynadıktan sonra, pil ömrü artık 6 saatten 10 saate çıktı.
Ve yöntem şu şekildedir: 👇
Arap Dünyasında söz düellosu…
#Arap dünyasında tarihi bir eşikteyiz. #Umman Şura Meclisi üyesinin, #BAE kanadından gelen "başarısız Arap ülkeleri" ve "#İsrail-#NATO ittifakı" güzellemelerine verdiği sert yanıt, bölgedeki fay hattını netleştirmiştir.
Mesele sadece bir polemik değil; kendi güvenliğini "kiralık akıllara" ve yabancı ajandalarına rehin verenlerle, coğrafyanın kadim derinliğine ve egemenliğine sahip çıkanların kavgasıdır.
"Gerçek korkaklık, kapıları yabancılara açıp faturayı kardeşine kesmektir" cümlesi, bölge jeopolitiğinde yeni bir dönemin manifestosu gibidir. Kimliksiz bir küreselleşme mi, yoksa haysiyetli bir duruş mu? Karar anı yaklaşıyor.