Yaz Etkinliklerimizin Finalini Gerçekleştirdik! 🌟
İlim Yayma Cemiyeti Gaziantep Şubesi olarak çocuklarımızla dolu dolu geçen yaz etkinliklerimizi coşkuyla tamamladık.
Emeği geçen herkese teşekkür ederiz.🤗
Geleceğimizin teminatı öğrencilerimize hayat kurtaran İlk Yardım Eğitimi verildi! 🩺🩹
Çocuklarımızın hem eğlendiği hem de hayati bilgiler öğrendiği bu anlamlı etkinlikte, olası kazalara karşı bilinçli adımlar atılması sağlandı. 🌟📚
Miniklerimizin duyarlılığı ve öğrenme isteği gözlerinden okunuyordu! 👏✨
Çocuklarımızla daha güvenli ve bilinçli yarınlara! 🤝🌱
Gaziantep'in Bereketi Gazze'ye Umut Oluyor!
Deniz Feneri Derneği Güneydoğu Anadolu Bölge Temsilciliği ve İlim Yayma Cemiyeti Gaziantep Şubesi iş birliğiyle, Gazze'deki kardeşlerimiz için bir sıcak yemek yardımı kampanyası başlatmış bulunmaktayız.
Yapacağınız bağışlarla Gazze'deki sofralara umut olabilirsiniz.
İlim Yolunda Dolu Dolu Bir Yaz! 📚✨
Gaziantep Şubemizde yaz etkinliklerimiz tüm hızıyla devam ediyor! Öğrencilerimizle hem öğreniyor hem de eğleniyoruz.
Sınıflarımızdaki bu gayret, geleceğimiz için attığımız en kıymetli adımlar.
Geleceğin inşasında, ilim ve irfanla dolu bir nesil için çalışmaya devam ediyoruz.😎
#İlimYaymaCemiyeti #Gaziantep #YazEtkinlikleri
Sayın Bakanımız @abdulhamitgul İlim Yayma Cemiyeti Gaziantep Şubesi yaz etkinlikleri öğrencileri olarak buradayız! 🥳
Eğer bu videomuza yorum yaparsanız, Mehmet Emin Arslan hocamız bize dondurma ısmarlayacak. Yaz etkinlikleri öğrencilerinden kucak dolusu sevgiler! 🤗
İlim Yolunda Verimli Bir Yaz Dönemi 📖
Gaziantep Şubemiz çatısı altında, yaz tatili süresince gerçekleştirdiğimiz sosyal, kültürel ve eğitsel etkinliklerimizle gençlerimizin gelişimine katkı sağlamaya devam ettik. 💡
Yazın en güzel anıları burada birikiyor🚀
İlim Yayma Cemiyeti Gaziantep Şubesi yaz etkinliklerinin 9. gününden geriye kalanlar...
Çocuklarımızın coşkusuna ve öğrendiklerine şahitlik etmek bizim için büyük bir mutluluk. Enerjimiz daim olsun! 🙌
#İlimYaymaCemiyeti#Gaziantep #YazEtkinlikleri #Gençlik
İlim Yayma Cemiyeti Gaziantep Şubesi - Yaz Etkinlikleri: 8. Gün ☀️
Heyecan dolu bir haftayı geride bırakırken, yaz etkinliklerimizde 8. günü başarıyla tamamladık! 🎓✨
Bugün, öğrencilerimizin hem yeni bilgiler öğrendiği hem de arkadaşlarıyla keyifli vakit geçirdiği, enerjisi oldukça yüksek bir gün oldu. 🌟 İlgi ve merakla katıldıkları atölyeler ve etkinlikler sayesinde kişisel gelişimlerine bir tuğla daha koymuş olduk. 📚💡
Gaziantep’te Yaz, İlim Yayma ile Güzel! ☀️📚
İlim Yayma Cemiyeti Gaziantep Şubesi olarak düzenlediğimiz Yaz Etkinlikleri tüm hızıyla ve neşesiyle devam ediyor.
Geleceğimizin teminatı gençlerimiz hem öğreniyor hem eğleniyor hem de unutulmaz dostluklar kuruyor.
Yaz Etkinliklerimize Muhteşem Bir Başlangıç Yaptık! 🎉
İlim Yayma Cemiyeti Gaziantep Şubesi Yaz Etkinliklerimizin 1. gününü geride bıraktık.
İlk günümüzde bol bol sohbet ettik, tanıştık, kaynaştık ve keyifli etkinliklerle harika bir sinerji yakaladık.
Gençlerimizin enerjisi ve güler yüzüyle bu yaz çok daha anlamlı, çok daha dolu dolu geçecek.
Heyecan dolu yolculuğumuzun diğer günleri için videolarımızı izlemeyi ve bizi takip etmeyi unutmayın! 👋✨
9 Mart: Polis nezaretinde eğitim olmaz. Yusuf Tekin istifa!
15 Nisan: Okullarda neden polis yok. Bakan istifa!
En azından çocuklar söz konusu olduğunda “Mahalle kavgasını” bıraksanız artık.
Tuzu kuru kadınların kadınlar gününü neden mi kutlamadık?
Gazze de ağlayıp inleyen, gözyaşı dinmeyen,evlatlarının cansız bedenlerine sarılan kadınlar varken bu ne kadar doğru olabilirdi ki?
#8MartDünyaKadınlarGünü
Türkiye’ye ikinci kez füze tuzağı!
Türk hava sahasına yönelen bir füze Gaziantep semalarında NATO tarafından vuruldu.
ABD, önce Adana Konsolosluğu’nu boşaltma kararı veriyor.
Ardından “Türkiye'nin Güneydoğu'su” için güvenlik uyarısı yapıyor.
Ve bir saat sonra güya İran füzesi Türkiye semalarında NATO tarafından imha ediliyor.
Çok açık görülüyor ki; ABD-İsrail ikilisi savaşı bölge ülkerine ihale edip girdikleri bataklıktan çıkmak istiyor.
Aynı tuzağı daha önce Azerbaycan'a kurdular.
Güney Azerbaycan hassasiyetini kaşıyarak Azerbaycan’ı savaşa çekmek istediler.
Ve Türkiye’ye ikinci kez füze atarak sahte bayrak operasyonu yaptılar.
Tablo ortada, İran’a karşı kara savaşı olmadan kesin bir zafer mümkün değil.
Ancak bu şeytani güçler, Körfez Araplarını ve Türkleri İran ile savaşa sokarlarsa bir taşla iki kuş vurmuş olacaklar.
Arapları ve Türkleri İran ile savaştırmak, Şİİ-SÜNNİ çatışması çıkarmak için ne gerekiyorsa yapacaklar.
Aşağıda yazdığımız analiz her gelişme ile biraz daha fazla doğrulanıyor. Meseleyi enine boyuna anlamak isteyenler okuyabilir.
KOMŞU KOMŞUYA SESLENİRKEN DAHİ ZİKİR EDERDİK BİZ…
“Hu hu!” diye seslenirdik komşumuza.
“Eyvallah” dilimizin pelesengiydi.
“Hay”dan gelip “Hu”ya giderdik.
“Hay hay efendim!” diyerek kabul ederdik teklifleri.
“Allah, Allah, Allah!” diyerek şehadete koşardık Tuna boylarında.
“Allah Allah”, “Sübhanallah”, “Allahu ekber” idi hayretlerimiz.
Şimdilerdeki gibi “Vaaauv!” ya da “Ohaa!” diye çığlıklar atmazdık.
“Tövbe estağfurullah”, “Fesubhanallah” zikri anlatırdı kızgınlığımızı.
“Aman Allah’ım!” derdik, “Oh my God” girmeden dilimize.
“Salavat” anlatırdı bazen yanlış bir iş yapıldığını.
“Neuzübillah” çekmekti istemediğimiz bir şey görünce zikrimiz.
“Bismillah” ile başlardı her hayrın başı.
“Hay Allah” iyiliğimizi vermeye devam ederdi.
“Çok şükür” derdik “Şiştim, karnım patladı.” demeden önce.
Yiğitleri alkışlarken “Allah Allah illallah, Muhammedün Resulullah!” der, ardından “Maşallah!” sözüyle güzelliği taçlandırırdık.
“Ya sabır” öfkemizin ilacıydı.
“Hasbünallâhü ve ni‘mel vekîl!” diyerek Allah’ı vekil ederdik çaresiz kalınca.
“Ya Şafi” dokunurdu yaramıza merhemden evvel.
“İnna lillah” ayeti teselli ederdi geride kalanları.
“Hakk’a yürüdü” derdik eskiden; ölmezdik biz.
Yaşlanınca “İhtiyarladık.” değil, “Haddi aştık.” derdik.
“Bu da geçer ya hû!”, “Vazgeç ya hû!”, “Hoş gör ya hû!” sözleri süslerdi tekke ve zaviyelerin, iş yerlerimizin duvarlarını; psikiyatrik ilaçlar dünyamıza girmeden önce…
Birine hâl hatır sorunca “Elhamdülillah.” diye cevap verirdik.
Bir işe niyet ederken “İnşallah.” derdik.
Güzel bir şey görünce nazar değmesin diye “Maşallah.” derdik.
Birinin iyiliğini görünce “Allah razı olsun.” derdik.
Çalışan birine rastlayınca “Allah kolaylık versin.” diye dua ederdik.
İbadet edenlere “Allah kabul etsin.” derdik.
Hastalara “Allah şifa versin.” diye temennide bulunurduk.
Acı çekenlere “Allah sabır versin.” diyerek teselli ederdik.
Sofrada ve kazançta “Allah bereket versin.” diye dua ederdik.
Vedalaşırken “Allah’a emanet ol.” derdik.
Bir yere girerken “Selamün aleyküm.” der, karşılığında “Aleyküm selam.” alırdık.
Sabahları “Hayırlı sabahlar.”, akşamları “Hayırlı akşamlar.” derdik.
Yolcu uğurlarken “Allah selamet versin.” diye dua ederdik.
Yeni bir işe başlayanlara “Allah utandırmasın.” derdik.
Dualarımızın sonunda da “Allah sonumuzu hayır etsin.” diye niyaz ederdik.
Velhasılıkelam azizim…
Eskiden yaşarken zikrederdik; şimdi ise zikrederken bile o hâli yaşamıyoruz.
O güzel hâllerimize yeniden dönmek ve o şekilde yaşayabilmek duasıyla…
Allah’a emanet olunuz inşallah.
ACIMAMIŞ !
Türk Gazeteci Cenk Uygur İsrail ve ABD medyasına sağlı sollu dalalarak gerçekleri suratlarına haykırmış!
"Dünya'ya sürekli yalan söylüyorsunuz..
Topraklarınızı genişletmek için sürekli mağdur edebiyatı yapıyorsunuz. Müslümanları terörist ilan ettiniz, öldürdünüz."
Haritalar bazen uzun nutuklardan daha yüksek sesle konuşur. Bu coğrafyaya dikkatle bakan herkes görür ki, etrafı sarsıntılarla çevrili bir bölgede Türkiye’nin dimdik ayakta kalması tesadüf değildir; bu, güçlü devlet aklının, millet iradesinin ve kararlı liderliğin eseridir.
Selçuklu’yu inceledim, Osmanlıya baktım. Kayı’nın çadırından devlete uzanan o büyük yürüyüşü tefekkür ettim. Her seferinde aynı hakikat çıktı karşıma: Liderlik, sakin zamanların süsü değil; fırtınalı günlerin sığınağıdır. Çünkü lider dediğiniz, yalnızca makam sahibi olan değil; millet dara düştüğünde yön veren, güven veren, istikamet veren kişidir.
Bugün bölgemize bakınca bir kez daha anlıyoruz ki, Türkiye’nin kendi rotasını koruması, milletine umut ve emniyet vermesi, güçlü bir irade ve büyük bir mücadelenin neticesidir çok şükür. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde verilen bu mücadeleyi görmemek, aslında coğrafyanın ne söylediğini duymamaktır; tarihin ne anlattığını anlamamaktır.
Zira tarih bize defalarca öğretmiştir: Devletler silahla büyür, fakat iradeyle ayakta kalır. Milletler kalabalıkla çoğalır, fakat güvenle güçlenir. Türkiye bugün yalnız sınırlarını değil; umudunu, istikbalini ve vakarını da muhafaza etmektedir.
Ben bu tabloya bakınca bir kez daha aynı noktaya varıyorum: Ülkeme güveniyorum, ülkemde güvendeyim. Rabbim devletimizi kaim, milletimizi aziz, memleketimizi emin eylesin. Bugün bize düşen şey karamsarlığı büyütmek değil; birliğimizi büyütmek, devletimize güvenmek ve bu aziz vatan için dua etmektir. VESSELAM!
Hollanda’da toplanan ateist ve hristiyan gençler, müslümanlar için sokağa iftar sofrası kurdu.
Şu insanlardaki hoşgörünün zerresi ülkemizdeki bazı kindarlarda yok!