@esma1727@didem5654 Dinimize göre misafir ev sahibinden iki şey isteyebilir: Su ve tuz. "Evde neden maden suyu yok!?" diye ev sahibini rencide edemez. Edep ya hu!
Çeşitli suçlardan "aranan" 4.400'den fazla kişi, NATO'nun Ankara Zirvesi güvenlik önlemleri kapsamında yakalanmış. Sadece Ankara'da yakalananlar sanırim. Merak ediyorum; Türkiye genelinde çeşitli suçlardan "aranan", yakalanmamış kaç kişi var? Hangi zirvede yakalanırlar acaba?
Siyasete alet edilen futbolun hazin sonu..
Hangi sıfatla etrafına federasyon başkanını, teknik direktörü, bakanı vs topluyor.
Başarısızlığın kaynağı sportif alanı da kirleten kaba siyasettir.
Özel uçaklarla Amerika’ya gitmeye hazırlananların şimdi saklanmalarına izin vermeyelim!
Pouca gente sabe o motivo real de nenhum barco chegar perto. Quando o gelo cai, blocos gigantescos que estavam escondidos submersos disparam para a superfície com uma força absurda pela pressão da água, empurrando tudo no caminho. O perigo real sempre vem de baixo.
Yıllardır tartışılan şey hep tepedeki isimlerdir...
Oysa esas mesele, bu isimleri yukarıya taşıyan sadakat ağlarının, kraldan çok kralcıların ve liyakat yerine itaati sermaye yapanların kim olduğu ve bunu neden yaptığıdır!
Çünkü otoriterleşme çoğu zaman yukarıdan aşağı inmez.
Aşağıdan yukarı taşınır.
Ve o yükü taşıyanlar çoğu zaman ideolojik fanatikler de değildir!
Terfi bekleyenlerdir...
İhale bekleyenlerdir...
Kadro bekleyenlerdir...
Makam bekleyenlerdir...
Görülmek isteyenlerdir...
Yalnızca ait olmak isteyenlerdir...
Türkiye'nin belki de en büyük problemi, kötülükten çok vasatlığın örgütlü hâlidir.
Çünkü zeki insan sorgular...
Karakterli insan itiraz eder!
Vicdanlı insan risk alır.
Ama vasat insanın en büyük yeteneği uyum sağlamaktır.
Dün alkışladığına bugün söver.
Bugün sövdüğünü yarın alkışlar.
Yeter ki masadan kalkmasın!
Yeter ki koltuğu gitmesin.
Yeter ki fotoğraf karesinin içinde kalsın.
Bu yüzden Türkiye'de birçok kurumun sorunu kötü liderlerden önce kötü çevrelerdir.
Etrafında oluşan "kraldan çok kralcı" katmandır.
Çünkü liderler değişir.
Bakanlar, partiler, genel müdürler derken herkes değişir.
Ama her dönemin sadakat tüccarları bir şekilde hayatta kalır.
Dün bir başkasının yanında duranlar bugün başka birinin yanında durur.
İsimler değişir lakin yöntem değişmez.
İşte bu yüzden Türkiye'de gerçek muhalefet
vasatlığa ve iki yüzlülüğe karşı verilmesi gereken mücadeledir.
Çünkü otokratları yaratan, güç arzusundan çok daha ötesidir, yani karakterden yoksun hırsın, liyakatten yoksun sadakatin ve düşünmekten vazgeçmiş kalabalıkların oluşturduğu görünmez koalisyondur esas tehlike.
Ve ne acıdır ki...
Türkiye'de birçok insan baskıdan şikâyet ederken bile, eline biraz güç geçtiğinde ilk yapmak istediği şey özgürlük dağıtmaktan ziyade kendisine yeni bir biat halkası kurmaktır.
Zira bir ülkeyi otokratlardan çok otokrat olma fırsatı bulamamış kimlikler yönetir.
İşte Hannah Arendt'in "kötülüğün sıradanlığı" dediği şey de budur!
Ve çoğu zaman sistemleri yıkanlar tepedekiler değildir.
Tepedekilere pervane olan, sorgulamayan, düşünmeyen, itaati kariyer fırsatı olarak gören sıradan vasatlardır...
Ama kaderin cilvesidir...
Eleştiri duymak istemediği için en yeteneklilerin sessizleştiği ve en uyumluların yükseldiği sistemde, liderin kaderini lideri yanıltarak, bilgiyi filtreleyerek, korkuyu yöneterek ve sadakati liyakatin önüne koyarak düzeni bozan orta kademe getirir.
1. Gaziantep sermaye ile emek arasındaki uçurumun en çok görünür olduğu, çoğunlukla gıda ve sanayi şehridir.
Ya çok zenginsindir ya o zenginliğin gölgesinde harcananlardan biri...
2. Gaziantep, insanını çok yoran, tüketen ve sürekli performans isteyen çalışkan ama plansız bir şehirdir.
3. Gaziantep modern makyajlı muhafazakâr, şekilci ve kavram zafiyeti yaşayan bir şehirdir.
4. Gaziantep derinlikten çok etiketin, zarafetten çok gösterişin, aidiyetten çok görünürlüğün şehridir.
5. Gaziantep aile çekişmelerinin, miras kavgalarının ve aile şirketi savaşlarının Dallas dizisine meydan okuduğu şehridir.
6. Gaziantep patrimonyal yapı ve aile kapitalizminin güçlü olduğu, profesyonelliği öldüren, samimiyeti sınır ihlaline çeviren, akrabalığı liyakat önüne, tanışıklığı kurumsallığın yerine koyan bir şehirdir.
7. Gaziantep yoğun göçü yönetmekte zorlanan, kolektif tutumu güçlü olmadığı için geleni dönüştürmek yerine, gelenle birlikte değişen bir şehirdir.
8. Gaziantep eleştirildiğinde “Bunlar gerçek Antepli değil. Sonradan gelenler bozdu.” savunmasına sığınan bir şehirdir.
9. Gaziantep okumuş, bilinçli, kültürel derinliği olan insanlarının önemli bir kısmını kaçırmış, çoğunlukla sermaye sahipleri, o sermayeye hizmet eden ara kadrolar ve hayatta kalmaya çalışan geniş bir emekçi kitlesinin yaşadığı şehirdir.
10. Gaziantep’te hasetlik sosyal bir rekabet biçimidir.
Aynı okuldan mezun olduğuna, aynı mahallede büyüdüğüne, aynı aileden geldiğine tahammül edemeyen ama dışarıdan gelene hayranlık duyan "el iyisi ev delisi" bir şehirdir.
11. Gaziantep para kazanmayı bilen ama parayı hayata, kültüre, sanata, nitelikli sosyalleşmeye dönüştürmekte hâlâ zorlanan bir şehirdir.
Yeme içme kültürü güçlü, sosyal ve kültürel yaşamı zayıf bir şehirdir.
12. Gaziantep geçmişine saplantılı, bugününe nankör, geleceğine öfkeli bir şehirdir.
13. Hürmetlidir. İkramı sever. Keyifçidir.
14. Mukayese yaşam biçimidir.
Girişimcilik ve iş geliştirme, evlilik ve sosyalleşme bu mukayese sarmalında dönen dedikodular ile şekillenir.
15. Gaziantep, “deniz evi” tabiriyle “bağ evi” ritüeli arasında kendine özgü bir yaşam kültürü kurmuş, şehir dışında Antep plakası görünce sevinçle korna çalan, şehir içinde ise aynı kornayla birbirine kötek atan garip insanların şehridir.
Birbirlerinden kaçıp birbirlerini en çok takip edenlerin şehir dışında da birbirini bulduğu şehirdir.
16. Gaziantep en elit hemşehrilerinin bile Anteplice konuşabildiği, en sıradan vatandaşının bile dünyanın neresine giderse gitsin mangal, yağlı köfte, omaç vb birçok yemeğini yapabilenlerin olduğu bir şehirdir.
17. Gaziantep açık hava hapishanesi gibi birbirlerinin hayatı üzerinden varlık gösterenlerin görünmeyen zincirler ile birbirine bağlandığı, gelişime dirençli ama oldukça meraklı bir şehirdir.
Eski insanlarının ve zengin kültürünün yaşayanlardan çok nakışlarda, el işi çalışmalarında ve eski resimlerde kaldığı, kayıp, yorgun, savunmacı, kıskanç, üretken, gösterişli ve içten içe kırgın bir şehirdir Gaziantep...
Gaziantep’i anlamak için ne ürettiğinden ziyade kimi ve neyi tükettiğine bakmanız gerekir!
❗Kürt meselesi değil, sınıfsal çatışma
🔸“Türkiye’de ‘Kürt sorunu’ diye bir sorun olduğunu düşünmüyorum; Türkiye’de sınıfsal bir sorun var.”
🔸“Türkiye’de zengin Kürt, fakir Kürt; zengin Türk, fakir Türk sorunu vardır.”
🔸“Dolayısıyla Türkiye’de sınıfsal sorunu çözerseniz ne Kürt, ne Türk sorunu kalır.”
🎙️Gazeteci Ali Çağatay (@AliCaatay), Seyir Hali programında Süleyman Demirel ve Bülent Ecevit’in bir programda ‘Kürt sorunu’ üzerine yaptıkları tespitleri hatırlatarak. Türkiye’deki sorunun sınıfsal bir sorun olduğunu belirtti.
'Millete karşı kumpas kurarak, parlamentoda anayasayı değiştirmeyi hedefliyor'
🎙️ Gazeteci Ali Çağatay, Seyir Hali programında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Yeni Anayasa” çıkışını değerlendirdi.
👉 ‘Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ajandasında yeni anayasanın birinci sırada olmasının nedeni, Türkiye’nin bölünmesiyle ilgili süreçtir’
👉 ‘İlk dört maddesi bile telaffuz ediliyor ki, değişecek. Çünkü Türkiye satılık bir ekonomiye dönüşmüş durumda’
#Seyirhali #anayasa
@dgnucak Fahiş vergi, vergi hasılasını arttırmaktan ziyade uygulandıgı her alanda kaçakçılığın artmasına neden olur. Kaçak sigara, kaçak yakıt, kaçak ekonomi....