"...O nedenledir ki her yenilgi ne kadar hak edersek edelim aynı zamanda bir haksızlığa uğramışlık duygusuyla neticelenir. Öyle olmasaydı, bu kadar yenilmezdik çünkü!" https://t.co/3pssP4iUfK
"Kendini başkalarıyla kıyaslamaktan kurtulamayan insan gerçek anlamda kendi özgünlüğüne göre bir hayat kuramamıştır. Kendi eşsiz yolunu bulan insan çok şanslıdır ve karşılaştırma yapmayı çok önce bırakmıştır."
Ben benim için kıymetlileri hep kalbimde biriktiririm.
Anthony Bourdain ya da doğru yazımıyla Anthony Michael Bourdain
Onlardan biri..
Amerikalı şef, yazar, televizyoncu ve modern gezgin-anlatıcılardan biriydi. 1956’da New York’ta doğdu; 2018’de Fransa’da, 61 yaşındayken hayatını kaybetti.
Onu ünlü yapan şey yalnızca yemek değil…
Bourdain, mutfağı bir sınıf meselesi, bir emek alanı, bir göç hikâyesi ve bazen de bir ülkenin ruhunu anlamanın kapısı gibi idi.
Ben o duygular ile izliyordum.
Önce şef olarak çalıştı; sonra Kitchen Confidential kitabıyla restoran mutfaklarının sert, kirli, tutkulu ve hiyerarşik dünyasını açığa çıkardı. Kitap, onu mutfaktan çıkarıp edebiyat ve televizyon dünyasına taşıdı.
Televizyonda No Reservations ve özellikle Parts Unknown ile dünyayı gezerken nöbet yaptığım hastane odalarında onu izlerdim…
Ama klasik “gezi-yemek programı” yapmazdı. Vietnam’da bir kase çorbayı, Lübnan’da savaşın gölgesindeki sofrayı, İran’da misafirperverliği, Tokyo’da yalnızlığı anlatırdı yeni bir New Yorklu asistana.
Bir insanı anlamak istiyorsan, önce onun sofrasına otur, derdi.
Ben hasta yatağındaydım.
O yeme hazzını ben ölümün sesini duyardım.
Bourdain büyülerdi..
Romantik değildi, ama insancıldı. Kültürleri egzotikleştirmeden anlatmaya çalışırdı.
Yoksulluğu dekor yapmazdı; mutfak işçilerini, göçmenleri, sokak satıcılarını, görünmeyen insanları hikâyenin merkezine alırdı. Yanında gezerdim.
O yüzden onu yalnızca “şef” diye anlatmak eksik kalıyor bende ; o daha çok yemek üzerinden dünyayı okuyan bir gazeteci-yazar ile gece yalnızlığımı paylaşan bir sofra insanıydı.
Karanlık tarafı da vardı. Bağımlılık geçmişini, öfkesini, yalnızlığını, iç çelişkilerini saklamadı.
2018’deki ölümü bana supriz olmadı ama çok üzdü; çünkü Bourdain dünyaya çok meraklı görünen ama kendi içinde çok yorulan insanlardan biriydi ve bunu hissedenler azdı.
Bence Anthony Bourdain ve benim gibiler için..
Dünya, haritada değil;
sofrada, sokakta, mutfakta ve insanın yüzünde okunan bir şey..
Okuyanları yok olduğunda o da yok olur..
Tıpkı kendi gibi..
Rahmetle..
"Edgar Morin, kendine benzemeyeni anlamaya çalıştığı için fazlasıyla anlamlı bir hayat yaşadı ve göçtü. Kimbilir, bu kadar uzun yaşamasının sırrı da burada saklıdır belki de; insanları ne kadar anlarsak o kadar çok hayatlar yaşarız!"
https://t.co/WAdxhuCYje
Ahmet Erkan Koca yazdı: Anlamayı öğrenmek: Edgar Morin’in ardından
https://t.co/K5IB3jnyba
Fransız sosyolog ve felsefeci Edgar Morin geçen hafta hayatını kaybetti. Ötekini anlamak için ömrünü verdi.
Yeni bir dünyanın ve birbirini anlayan insanların barış içinde var ettiği yeni bir hümanist kültürün inşası için çok çaba sarf etti.
@ahmeterkankoca
Ne kadar bize benzemeyen, yabancı, uzak, farklı ve öteki olanı çalışır ve anlarsak kendi içimizdeki ötekini, bize uzak olan esas benliğimizi, kendi kendimize olan yabancılığımızı daha iyi anlayabileceğimizi düşünmüştü. https://t.co/hkFUWOYCwP
"Demokrasi, sözün ve düşüncenin en değerli olduğu rejimdir...Ancak bir şartla: sözle eylem arasında güçlü ve yakın bir ilişki varsa bu böyledir." https://t.co/hruVkLJmLA
"Geçmişin büyük isimlerini anmakta her zaman böylesi bir şimdi söylenemeyen ve yapılamayanların yarattığı tahassürün gizli ağıdı vardır." https://t.co/D8LC57u9qh
"Ne var ki doğacak boşluğu neyle dolduracağını tam olarak bilmiyordu; yüzyıllar öncesine giderek doldurabileceğini zannetmekle hata yapmıştı zira yaşayan canlı kültürler açısından yaşananları geriye götürmek, tecrübe edileni yok sayarak ilk başa dönmek mümkün değildi."
"Uzun süre sömürü düzenlerinde yaşayan halklar arasında kaçınılmaz bir efendi-köle ilişkisini meşru gören ve dahası bunu yerli düşünceyle yeniden üreten bir düşünme kültürü oluştuğundan Gandhi buna son vermek için yabancı tesirini bütünüyle ayıklamakta haklıydı."
Erkan Koca yazdı: Eğitimde Hindistan modeline doğru
📰"Yerlici Gandhi ile evrenselci Tagore arasındaki en büyük anlaşmazlık eğitim konusundaydı. Gandhi için eğitim bir ulusun geçmişiydi Tagore içinse geleceği."
@ahmeterkankoca
https://t.co/FMgLyVBKQo
Erkan Koca yazdı: Hz. İsa Cengiz Han’a karşı
📰"Gandhi’nin şu sözü tam da Hazreti İsa’ya karşı Cengiz Han’ı yücelten korkak zorbalar içindir: 'Ölmek için milyonlarca nedenim var fakat öldürmek için hiç.'"
@ahmeterkankoca
https://t.co/z3dJ5cEagL