Uzun zamandır elim yazıya gitmiyor, pek çok sebebi var, anlatması uzun ama zihnimde sürekli bir yazının ilk cümleleri eski bir daktiloyla çıt çıt yazılıyormuş gibi çınlarken ben “dur” diyor o sesi susturuyorum.
Dün de yazıp yazıp sildim, sonra dayanamadım yazdım. Çokça paylaşıldı, yanı sıra da eleştiri aldı.
İnatlaşmanın gereği yok, yazılmak isteyen yazıları yazacağım ama madem konu açıldı, kendi genç avukatlık dönemimden parçalar içeren ve bana yakınan bir genç kadın avukata yazdığım bu eski yazıyı paylaşıyorum bugün için…
Yarın yeni yazıda görüşürüz
Genç Avukatın Renkli Hayatı
https://t.co/Xxt3vHDtqj
Bakım merkezlerindeki ihmal ve şiddet münferit değil, sistemseldir!
Konya’da bir özel bakım merkezinden yansıyan görüntüler, bakım hizmetlerinin tüm denetim sisteminin ve zihniyetinin sorgulanmasını zorunlu kılmaktadır.
Son dönemde Niğde, Sakarya Arifiye, Elazığ, Şanlıurfa ve Bursa’daki bakım merkezlerinde yaşanan can kayıpları ve şiddet vakaları, yaşananların geçici birer hata değil, "münferit değil, sistemsel" bir kriz olduğunu açıkça kanıtlamaktadır. İhmal ve şiddetin çeşitli biçimlerde sürdüğü bakım merkezlerinde bakıcı personelden en üst düzey yöneticiye kadar uzanan sorumluluk silsilesinde üzerlerine düşen bedeli ödememesi; ebeveynlerde "benden sonra çocuğuma ne olacak" endişesini derinleştirmekte ve ağır hak ihlallerine yol açmaktadır.
Her yeni olayın ardından yalnızca "soruşturma başlatıldı" açıklaması yapılmasını yeterli görmüyor; devletin etkin bakım ve koruma yükümlülüğünü hatırlatarak şu soruların yanıtlanmasını bekliyoruz:
Yanıt Bekleyen Sorular:
Söz konusu merkez son iki yılda kaç kez denetlenmiş, hangi eksiklikler ve yaptırımlar tespit edilmiştir?
Daha önce kurum hakkında yapılan şikayetler takipsizlikle mi sonuçlandırılmıştır?
Olayın yaşandığı vardiyada personel başına düşen engelli sayısı mevzuata uygun mudur?
Kameralar ve kurum içi gözetim mekanizmaları risklerin erken tespiti için düzenli olarak denetlenmekte midir?
Personelin Mesleki Yeterlilik Kurumu (MYK) sertifikasyonu ve hizmet içi eğitimleri eksiksiz midir?
Otizmli ve zihinsel engelli bireylerin iple bağlanması gibi yasal olmayan uygulamalar denetimlerde neden tespit edilememektedir?
Tüm özel ve resmi bakım merkezlerinde habersiz ve olağanüstü denetimler başlatılacak mıdır?
Yaşamını başkalarına emanet etmek zorunda kalan engelli bireylerin güvenliği, tesadüfen ortaya çıkan görüntülere bırakılamaz.
Taleplerimiz;
İdari ve adli süreçlerin şeffaf paylaşılması ve sorumluların cezalandırılması,
Engelli bireylere yönelik şiddette cezasızlığa son verilerek fiillerin TCK kapsamında nitelikli eziyet ve işkence suçu sayılması,
Bakım merkezlerinin sivil toplum kuruluşları, aile temsilcileri ve uzmanların yer aldığı "Bağımsız İzleme Mekanizmasına" açılması,
Kapalı kurumsal bakım yerine, topluma entegre "bağımsız yaşam evleri" modeline geçilmesidir.
Engellilerin yaşam hakkı, beden bütünlüğü ve insan onuru korunmalıdır.
Kamuoyuna yansıyan her yeni vahşetin ardından biz sivil toplum kuruluşlarının aynı tepki ve öneri cümlelerini kuracak takati kalmadığı gibi, sorumlu kurumların aynı basmakalıp teselli ve soruşturma açıklamalarını yineleme lüksü de kalmamıştır
Bu kez yalnızca yürütülen soruşturmanın sonucunu değil, sistemde neyin, nasıl değiştirileceğini somut olarak bilmek ve görmek istiyoruz.
TÜRKİYE OTİZM MECLİSİ VE OTİZM KONFEDERASYONU
@kasapoglu@tcailesosyal@MahinurOzdemir@RTErdogan
Tera fon vurgununun merkez üssü. Ama yönetimin çoğu günler sonra gözaltına alındı. Benzer soruşturmalarda yapılanların hiç birini burada görmüyoruz!
* Şirkette tüm muhasebe kayıtlarına, bilgisayar ve telefonlara vs. el konuldu mu?
* Yönetici ve çalışanların evleri arandı mı?
* İşlem merkezlerinin kayıtları alındı mı?
* Yazışmalar vs. araştırılıyor mu?
* Bağlı iştirakler, yurtdışındaki şirketler inceleniyor mu? Yurtdışına resmi başvuru yapıldı mı?
Mesela; İBB davasında her belgeye el konuldu, bahçe bile kazıldı!
Geçmişin çarpıcı örneklerini de bir hatırlayalım:
Madoff skandalında deliller, gökdelenin bodrum katındaki 'gizli' bir odadan çıkmıştı.
Kepez Elektrik'in el konulan evrakları incelenmese, resmi kayıtlarda 1 milyon adet tapu görünen varlığın, gerçekte elektrik direkleri olduğu anlaşılmayacaktı.
Yeter artık!
Otizmli çocuklarımız ve gençlerimiz haklarını almak için yıllarca beklemek zorunda değil. Aileler tükenene, babalar çaresizlikten isyan edene, çocuklarımız hayatın gerisinde bırakılana kadar beklemeyeceğiz.
Biz lütuf istemiyoruz. Haklarımızı istiyoruz!
Eğitim hakkımızı, sağlık hizmetlerine erişimimizi, bakım ve sosyal desteklerimizi, istihdam ve bağımsız yaşam hakkımızı istiyoruz.
Her yıl "otizm farkındalığı" konuşulup sonra unutulmasın.
Farkındalık yetmez, haklarımızı hayata geçirin!
Aileleri yalnız bırakmayın.
Çocuklarımızı kaderine terk etmeyin.
Artık yeter!
Otizmli bireylerin ve ailelerinin haklarını verin!
#Otizm365GünBizimle #KısmiDeğilTamBağımlı #Otizm
Bugün 843. gündeyiz.
843 gündür hukuk mücadelesi veriyoruz.
843 gündür duruşmaları, ertelenen kararları ve uzayan süreci bekliyoruz.
843 gündür kızımın yaşadıklarının görmezden gelinmemesi için sesimizi duyurmaya çalışıyoruz.
Şimdi karar duruşmasını bekliyoruz.
📅 9 Ekim 2026
🕘 Saat 09.00
📍 Ünye Ağır Ceza Mahkemesi
Bir çocuğun yaşadıkları unutulmasın.
Hiçbir çocuk yalnız kalmasın.
Hiçbir anne, çocuğunun adalet mücadelesinde tek başına bırakılmasın.
Bu dava sadece bizim değil, çocukların güvenliği ve adalet beklentisi için verilen bir mücadeledir.
Sesimizi duyun,lütfen mücadelemize destek olun.
#İstismaraKarşıAdalet
#ÇocuğunBeyanıEsastır
İstanbul Barosu Engelli Hakları Merkezi Başkanlığım döneminde de Sinan’ın bir şiddet dosyasını takip etmiştik. Ne yazık ki Kırmızı Pazartesi gerçekleşti. Serbestiyet gibi ana akım siyasi gündemi takip eden bir sitede bu olaya yer verilmiş olması son derece kıymetli. Bakım evleri bir gaile kuyusu. Bir girdap halinde bizi içine çekiyor. Ne yazık ki yazar çizer tayfası da insan hakları örgütleri de engelli hakları alanına gereken ilgiyi göstermiyor. Sözümüz, çığlığımız bir duvara çarpıp geri dönüyor. Bu ülkenin bakım evleri sorunu var. Bunu bir kriz olarak tanımlayıp politika üretmek zorundayız. Bu ülkenin yazar çizer tayfası da artık engelli haklarına duyarsızlıktan uzaklaşıp sesimize ses vermek zorunda.
Yelki’de bekleyen bir hayal, yüzlerce otizmli birey ve ailesi için umut olabilir.
2020'de müjdesi verilen ancak yarım kalan #Otizm Yaşam Köyü Projesi'nin yeniden hayata geçirilmesini istiyoruz.
Sayın @drcemiltugay, bu çağrıyı birlikte büyütelim.
Yelki’deki arazi betona değil, #otizmli bireylerin geleceğine tahsis edilsin.
Bir yaşam alanı, bir gelecek, yüzlerce aile için umut demek …
#Otizm365GünBizimle 💙
Okullar açıldı.
Sorular da başladı.
“Çocuğumu okuldan erken almamı isteyebilirler mi?”
“Sınıfta yer yok denirse ne yapacağım?”
“Öğretmen, kaynaştırma kararının değiştirilmesini isteyebilir mi?”
“Bunu kime, nasıl yazılı olarak soracağım?”
Ailelerin yaşadığı hak sorunlarında yalnızca hakkın ne olduğunu bilmek yeterli değil; nereye başvuracağınızı ve ne talep edeceğinizi bilmek de önemlidir.
@evde_beceri_kazandirma topluluğu tarafından hazırlanan Adalet, otizmli bireylerin ve ailelerinin yasal hakları konusunda yol göstermek için hazırlandı.
Eğitim haklarının yanı sıra;
- Engelli sağlık kurulu raporları
- ÇÖZGER
- Sosyal haklar
- İdari başvurular
- Diğer hak ihlalleri
konusunda sorularınızı Adalet’e sorabilirsiniz.
Gerektiğinde ilgili kuruma sunulmak üzere dilekçe hazırlamasını da isteyebilirsiniz.
Adalet, resmi avukatlık hizmetinin yerine geçmez ancak haklarınızı öğrenmek için iyi bir başlangıç.
Hikayelerde de paylaştığımız linke @evde_beceri_kazandirma hesabından ulaşabilirsiniz.
"Birlikte başaracağız" mottosuyla, eğitim hakkı gasp edilmek istenen tüm çocuklarımızın ve ebeveynlerimizin yanında durmaya devam edeceğiz.
#Otizm365GünBizimle
Hak temelli mücadelenin gücü, anlık çözümlerden sıyrılıp dilekçe hakkıyla başlayan yasal hak arama yollarını kararlılıkla kullanmaktan geçer. Ebeveynlerin hak ihlallerini önlemek için yazacağı her resmi dilekçe, alacağı her evrak kayıt numarası ve katıldığı her BEP toplantısı, sadece kendi çocuğunun değil, gelecekteki tüm engelli çocukların eğitim hakkını koruyacaktır.
“Birlikte başaracağız” mottosuyla, eğitim hakkı gasp edilmek istenen tüm çocuklarımızın ve ebeveynlerimizin yanında durmaya devam edeceğiz.
https://t.co/dRFABy9FaV
https://t.co/dRFABy9FaV
Zorlu bir yıl başlıyor birçok çocuk ve ailesi için.
Kızımın okula başlaması ve devam etmesi mücadele ile geçti.
10 yıllar geçti üzerinden bir şey değişmedi.
Bu yıl...
Dilerim bu yıl, her çocuk eğitim hakkına erişir.
Bazen buraya çok kızdığım oluyor ama buranın dayanışma gücüne inanıyorum arkadaşlar. Şunun şurasında 6 bin olmaya ne kalmış:))
Hakan daha fazlasını hak ediyor öyle değil mi?
Elden ele hep birlikte🙏
https://t.co/4mXKuLsbMN
Bu yazdıklarım umarım yetkililere ulaşır. Şimdi @A101iletisim tarafından nasıl mağdur edildiğimi yazmak istedim.Umarım destek olup elden ele okunmasını sağlarsınız.
Özel gereksinimli bir oğlum var ve ergenlik çok ama çok zor geçiyor. Benden durmadan motorsiklet istiyor
Türkiye Otizm Meclisi (TOM) olarak, yeni eğitim-öğretim döneminde okullarımızda hayata geçirilmesi planlanan "Randevu Sistemi" uygulamasını; okul düzeni, güvenliği ve eğitim ortamının verimliliği açısından değerli buluyoruz. Ancak, sistemin "istisnasız" ibaresiyle ve esneklikten uzak bir biçimde kurgulanmasının, özel eğitim alan öğrencilerimiz ve aileleri için ciddi hak ihlallerine yol açacağı konusunda endişeliyiz.
Mevzuatın Tanıdığı Haklar Birincil Önceliğimizdir
Mevzuatımız, özel gereksinimli çocukların ailelerini eğitim sürecinin pasif bir gözlemcisi değil, "aktif bir paydaşı" olarak tanımlar. Ailelerin sürece katılımı bir imtiyaz değil, kanuni bir haktır. Bu hakkın engellenmesi, özel eğitimin temel prensiplerine aykırıdır.
Özel gereksinimli bireylerin aileleri;
• Bireyselleştirilmiş Eğitim Programı (BEP) toplantılarına katılım sağlamak,
• Öğrencilerimizin gelişimine dair eğitsel ve tıbbi refakat ihtiyaçlarını karşılamak,
• Eğitim süreci içinde okul yönetimi ve öğretmenlerle anlık/zorunlu iletişim kurmak durumundadır.
Bu süreçlerin sıradan bir ziyaretçi prosedürüne tabi tutulması, çocuklarımızın eğitim niteliğini ve güvenliğini riske atmaktadır.
Çözüm önerimiz, okul güvenliği prensiplerinden ödün verilmeden, özel eğitim ihtiyacı olan öğrencilerimiz için sistemin esnetilmesi ve "kişiye özel planlama" imkânı sunulmasıdır. İl ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüklerimizin, bu hassas ayrımı sahada görev yapan yöneticilere bildirmesi büyük önem taşımaktadır.
Ancak bu tür bir uyarlama ile hem okul güvenliği korunabilir hem de eşit eğitim hakkı tesis edilebilir.
Türkiye’nin çeşitli illerinde bulunan 106 üye dernek ağımızla sürecin takipçisi olmaya devam edeceğiz.
ÖZEL HABER | Otizmli Sinan’ın bakım merkezlerinde geçen yedi yılı: Şiddet, kırık kaburgalar, yüksek doz ilaçlar ve şüpheli ölüm
1994 doğumlu Sinan Gündoğdu, yedi yıl kaldığı bakım merkezlerinde şiddet ve kötü muamele gördü. Pendik’te dövüldü, Sakarya’da iki kaburgası kırıldı.
Annesi Ayfer Özdemir, Sinan’ın yüksek doz ilaçlarla uyutulduğunu, yetersiz beslendiğini ve tuvalete erişiminin engellendiğini anlattı.
11 Ağustos’ta hayatını kaybeden Sinan’ın annesi:
“Bize ölümünün 10 dakikalık nöbet değişiminde gerçekleştiğini söylediler. Ama resmiyette o saatte nöbet değişimi yok.”
https://t.co/5p8xKa5RkI
YALNIZ YÜRÜMÜYORUZ
EĞİTİM HAKKINI BİRLİKTE SAVUNUYORUZ
2026-2027 eğitim-öğretim yılına başlarken, otizmli çocuklarımızın hak ettiği nitelikli eğitime ulaşabilmesi için yürüttüğümüz ortak mücadelede, karşılaşılan engelleri aşmak adına şu temel hatırlatmaları paylaşmak istiyoruz:
Okullarda, Rehberlik Araştırma Merkezlerinde (RAM) veya Milli Eğitim Müdürlüklerinde bir sorunla karşılaştığınızda izlemeniz gereken yol haritası şöyledir:
* Taleplerimizi iletirken okul yönetimi, RAM veya MEB birimleriyle her zaman yapıcı, etkili ve nazik bir dil kullanalım. Sözlü tartışmaların haklı davamıza gölge düşürebileceğini unutmamalıyız. Bizler "zorlayıcı veliler" değil, sadece çocuklarımızın anayasal hakkını savunan bilinçli aileleriz.
* Çözüm arayışımızda hiyerarşik sırayı takip etmek ve tüm süreci yazılı olarak yürütmek kritiktir. Dilekçemizi sunduğumuz her makamdan mutlaka "evrak kayıt numarası" almalıyız. Kayda girmeyen veya sadece sözlü kalan taleplerin resmi birkarşılığı olmadığını her zaman hatırımızda tutalım.
* Çocuğumuzun eğitim süreciyle ilgili verdiğimiz her dilekçenin ve aldığımız her yanıtın bir kopyasını düzenli bir dosyada saklayalım. Bu dijital veya fiziksel arşiv, ilerideki başvurularımız için en büyük dayanağımız olacaktır.
* Bir sorun yaşandığında hiyerarşiyi bozmadan; önce Okul Müdürlüğü, ardından İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ve son olarak İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne resmi dilekçe ile başvurmalıyız.
* Süreç boyunca bulunduğunuz ildeki otizm derneği ile iletişimde kalın. Başvurularınızın bir nüshasını onlarla paylaşarak hem destek alın hem de meclisimizin veri tabanına katkı sağlayın.
* Yapılan başvurulara 30 gün içinde yanıt verilmemesi veya talebin reddedilmesi durumunda, lütfen Türkiye Otizm Meclisi Sekreteryası ile [email protected] e-posta adresi üzerinden iletişim kurabilirsini.
Tek başımıza aşamadığımız engelleri, dayanışma ve yasal haklarımızı kararlılıkla talep ederek aşabiliriz.
Yeni eğitim yılında tüm çocuklarımıza ve ailelerimize engelsiz, başarılı bir dönem diliyoruz.
TÜRKİYE OTİZM MECLİSİ
#otizmlisistembekliyor