Bağ-Kur tescil hakkını silmekle nelere mal olduğunuzu biliyor musunuz?
❌ Emeklilik hakkımıza
❌ Sağlık güvencemize
❌ Yaşam hakkımıza
❌ Geleceğimize
Haksızlık imzası attınız!
Şimdi ne yaşıyoruz?
• Gelecek kaygısı
• Zedelenmiş hukuk duygusu
• İkinci sınıf vatandaş muamelesi
• Güvencesizlik
BİZ YENİ BİR HAK İSTEMİYORUZ!
1971'den beri Anayasa ve Bağ-Kur Kanunu'nun verdiği YASAL HAKKIMIZI istiyoruz.
SORUYORUZ:
1982-2000 yılları arası Bağ-Kur'a tescil hakkı neden geçici yasalarla engellendi?
Bu bir özlük hakkıdır!
Bu bir kazanılmış haktır!
Bu bir anayasal haktır!
Bağ-Kur tescil hakkı geçmişten gelen özlük hakkımızdır ve geri verilmelidir!
@RTErdogan@Akparti@isikhanvedat@B_Palandoken@MHP_Bilgi@bbpgenelmerkez
#HAK_DER
#BağkurTescilHakları
#BağkurTescilMağdurları
#AnayasalHakkımız
#ÖzlükHakkı
Bu gün “Recep Ayının 27. Günü”.
Allah;
Bizlere Rahmeti ile muamele etsin, istikamet üzere bir hayat bahşetsin,
Basiret ve feraset versin ki;
Ne aldananlardan olalım şu fani dünyada, ne de aldatanlardan,
Miraç “yükselmek” demektir ;
Adına mütenasip bir anlayışla idrak edebilmek nasip olur inşallah.
İçinden geçtiğimiz şu zor günlerin sadece İslam Aleminin değil, cümle insanlığın hidayetine, huzuruna vesile olması duası ile,
Tüm dost, arkadaş ve kardeşlerimle birlikte Aziz Milletinin "Miraç Kandilini" tebrik eder, selam ve saygılarımı sunarım.
Haşim YANAR
Sayın Hüseyin Çelik’in kaleme aldığı tweet, ilk bakışta insani ve kapsayıcı bir dil içeriyor gibi görünse de, şaşırtıcı olduğu kadar Türkiye’nin güvenlik gerçekliğini ve bölgesel tecrübelerini yeterince hesaba katmayan ciddi bir körlük barındırmaktadır.
Öncelikle şu hususu açıkça ifade etmek gerekir:
Türkiye’de Türkler ve Kürtler, sokakta, çarşıda, camide, devlet kurumlarında fiilen bir kardeşlik mutabakatı kurmuştur.
Bu mutabakat ne bugünün icadıdır ne de siyasi iktidarların lütfudur.
Yüzlerce yıldır süregelen ortak tarih, kader ve inanç birlikteliğinin sonucudur.
Nitekim Sayın Çelik’in kendisi de dâhil olmak üzere, Kürt kökenli vatandaşlarımız:
Cumhurbaşkanlığına,
Başbakanlığa,
Bakanlıklara,
Milletvekilliğine,
Akademiye, bürokrasiye ve her düzeyde kamu görevine
hiçbir yapısal engelle karşılaşmadan erişebilmiştir.
Dolayısıyla mesele Türkiye’de Kürtlerin dışlanması değildir.
Mesele, Türkiye dışındaki bazı unsurların, küresel güç odaklarıyla (ABD, İsrail, İngiltere ve benzerleri) kurduğu ilişkilerin Türkiye açısından doğrudan bir güvenlik tehdidine dönüşmesidir.
Türkiye’nin refleksi, bir kimliğe değil;
Bölücülüğe,
silahlı yapılara,
ülkeyi parçalamayı hedefleyen projelere yöneliktir.
Bu noktada Sayın Çelik’in göz ardı ettiği kritik gerçek şudur:
Devletler, iyi niyetle değil, tehdit analizleriyle hareket eder.Bunuda en iyi kendisi bilir.
Türkiye’nin Suriye’de mesafe koyduğu yapılar:
Kürt oldukları için değil,
Türkiye’yi hedef alan terör ağlarıyla organik bağları olduğu için muhatap alınmamaktadır.İnşallah böylede devam eder.
Bu yapılar ister Türkiye’de, ister Suriye’de, ister Irak’ta olsun;
Türkiye’nin tedbir alması, gerekirse başka devletlerle iş birliği yapması en doğal egemenlik hakkıdır.
Burada şu soru sorulmalıdır:
Bir devlet, açıkça niyetini ilan etmiş bölücü-terör unsurlarına karşı tedbir almayacak da ne yapacaktır?
Sayın Çelik’in “diyalog” çağrısı, teoride cazip görünse de pratikte Türkiye’yi zaaf içinde gösteren bir yaklaşım doğurmaktadır. Çünkü:
Diyalog, ancak meşru ve şiddetten arınmış aktörlerle mümkündür.
Silahı, yabancı himayesini ve bölünme hedefini terk etmeyen yapılarla diyalog değil, mücadele olur.
Son olarak şunun altı özellikle çizilmelidir:
Türkiye Cumhuriyeti Devleti, kendi iç barışını Türk–Kürt kardeşliği üzerinden zaten tesis etmiştir. Bu birliktelik, onca provokasyona ve dış müdahaleye rağmen bozulmamıştır, bozulmamalıdır.
Bununda teminatı güven vermeyen her türlü siyasi angajmana rağmen Kürt,Türk kim varsa da samimiyetle ve iyi niyetle ülkede yaşayan tüm kardeslerimizdir.
Bu nedenle:
Türkiye’nin Suriye’de aldığı güvenlik tedbirlerini “Kürtlere düşmanlık” gibi sunmak,
Asıl sorumluluğu terör ve emperyal projelerden alıp Ankara’ya yüklemek,
gerçekliği ters yüz eden bir okuma biçimidir.
Devlet aklı, romantik temennilerle değil;
tarih, tecrübe ve tehdidin somut verileriyle şekillenir.
Bağ-Kur tescil mağduru esnaflarımız yıllardır olduğu gibi bugün de sesini duyurmaya çalışıyor. Yıllardır kulaklarınızı kapadığınız bu sesi duyun artık. Kaç kez söz verildi, seçim vaadlerinde yer aldı.
Artık bu konu seçim vaadi olmaktan çıkarılsın. Duyun esnafın sesini ve bu mağduriyeti bitirin.
#BağkurTescilAnayasalHaktır
@csgbakanligi
Yiğitlik ile Anılan Bir Ömür: Ökkeş Şendiller,
Türkiye yakın siyasi tarihinin en tartışmalı ve sancılı dönemlerinde öne çıkan isimlerden biri de kuşkusuz Ökkeş Şendiller’dir. Onu önce namı ile tanıdık. İsmi elbette bir anlam ifade ediyordu fakat “yiğit, yürekli adam” denince akla doğrudan Ökkeş gelirdi. Öyle ki, adının sözlük anlamı adeta onun şahsında yeniden tanımlanmıştı.
Gençlik Yılları ve Maraş Olayları,
Daha 20'li yaşlarındayken, dönemin birçok genci gibi kendisini Kahramanmaraş olaylarının içinde buldu. Ancak en trajik olanı, herhangi bir dahli olmadığı halde olayların baş sanığı olarak yargılanmasıydı. Uzun yıllar süren ileriki yaşlarda işitme kaybına varan işkenceler, baskılar ve ağır yargılamaların ardından suçsuzluğu ortaya çıktı ve beraat etti. Ne var ki beraat kararı kamuoyundaki algıyı silemedi; ömrü boyunca “Maraş Katliamı sanığı” yaftasıyla anılmak durumunda kaldı. Bu durum, onun hem kişisel hayatını hem de siyasi kariyerini derinden etkileyen bir talihsizlik oldu.
Siyasete Adım: MÇP İl Başkanlığı,
1989 yılında MÇP Kahramanmaraş İl Başkanı olduğunda, şehirde büyük bir sevgiyle karşılandı. O dönem Kahramanmaraş’ın toplumsal hafızasında Ökkeş Şendiller’in adı adeta bir güven ve umut kaynağıydı. Hastanelerde bir hasta başucunda gördüğü “Ökkeş Başkan’ın çiçeği” ile moral buluyor, fakat çoğu zaman bu çiçekler bizzat onun tarafından değil, kendisini seven sağlık çalışanları tarafından gönderiliyordu. Bu küçük ama anlamlı ayrıntı, halkla kurduğu samimi ve içten bağın güçlü bir göstergesiydi.
1991 yılında Kahramanmaraş Milletvekili seçildi.Partisinden koparılarak 1993 yılında yeni bir parti kurmak durumunda bırakılan Muhsin Yazıcıoğlu ve arkadaşlarının yanında yer aldı.
Siyasi kariyerindeki en verimli günlerini uzun yıllar hizmet verdiği BBP'de Muhsin Başkan'ın en yakınında geçirdi.
Ökkeş Şendiller, siyasette “düz adam” kimliğiyle tanınıyordu. Siyasi cambazlık yapmaz, doğruları açıkça dile getirirdi. Anadolu’nun saf Türkmen damarını temsil ediyordu ki bu tanımlamayı şahitlik ettiğim onca tavrından biliyorum. Omurgalı bir duruş sergileyen, cesaretiyle öne çıkan bir lider profili çizdi.
Merhum Muhsin Başkan ile Kardeşlik Hukuku
Merhum Muhsin Başkan'ın vefatından iki yıl kadar önce, bazı gerekçelerle partiden istifa etse de, bağlarını koparmadı. 2009’da Muhsin Yazıcıoğlu’nun şehadetiyle sonuçlanan elim hadiseden sonra da, hem dava sürecinde hem de aileye verilen destek noktasında yanlarında oldu.
Talihsizlikleri,
Ökkeş Şendiller, güçlü liderlik vasıflarına sahipti. “Kurtuluş refleksi yüksek”, omurgalı, cesur bir insandı. Kitlelere hitap ederken yüreğinin sesini duyurur, toplulukları adeta titreten bir hitabet gücü sergilerdi. Bununla birlikte, geçmişten kalan “Maraş olayları sanığı” yaftası, siyaset sahnesinde önünü açmasına engel oldu. Türkiye’nin en çok ihtiyaç duyduğu, eksikliğini hissettiği siyasetçi profiline sahip olsa da bu bariyeri aşamadı.
Mirası ve Hatırası
Uzun yıllar birlikte görev yaptık gördüğüm o ki Ökkeş abi, bütün talihsizliklerine rağmen milliyetçi–mukaddesatçı camia nezdinde önemli bir saygınlık bıraktı. Uzun yıllar boyunca birlikte siyaset yapanlar, onu “önemli ve gerekli bir adam” olarak tarif ederler. Geride yalnızca siyasal bir miras değil, aynı zamanda “adamlık” bıraktı. Onun yaşamı, Türk siyasetinde dürüstlük, mertlik ve vefa kavramlarıyla anılan bir hatıra olarak yerini aldı.
Ökkeş Abi’nin hayatı, hem bir trajediyi hem de bir vakarı içinde barındırır. Talihsizliklerle gölgelenmiş olsa da, şahsiyetinde saklı kalan mertlik ve yiğitlik, onu tanıyanların hafızasında silinmez bir iz bırakmıştır. Bugün geriye baktığımızda, onun hayatından çıkarılacak ders, her türlü siyasi oyunun ötesinde “düz durmanın” ve “omurgalı kalmanın” değeridir.
Allah rahmet eylesin. Mekânı cennet, derecesi âlî olsun.
Genel Başkanımız Sayın Özgür Özer liderliğinde Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu'nu ziyaret ettik.
🛑 Esnafımızın 7200 prim gün sorunu
🛑 Esnafımızın krediye ulaşım sorunları
🛑 Perakende yasası ve SGK Primi gibi bir çok konularının çözüm beklediğini vurguladık.
🚨Yavuz Ağıralioğlu'ndan Sert Tepki:
Yavuz Ağıralioğlu’nun, Öcalan’la görüşme sürecini başlatanlara yönelik sert eleştirileri sosyal medyada büyük yankı uyandırdı. Açıklamaları kısa sürede viral olurken, birçok kullanıcı destek mesajları paylaştı.
#SonDakika#AbdullahÖcalan