dear apple, the iPod needs to come back. not for nostalgia. for the parents who want their kids to love music and audiobooks without a browser, social media, and the whole internet attached to it
Keskin Color’un, Türkiye’nin en az 50 yılına mekân belleği ve hikâyelerle ışık tutan, milyonlarca eve giren, bir dönemin WhatsApp’ı gibi görsel ve yazılı en kısa haberleşme aracı olan kartpostalları artık dijital arşivde. Bu müthiş izleğin meraklısına:
https://t.co/9reJNVrtm5
Papa'yı uğurlarken size konsilleri ve Batı-Doğu Hristiyanlığının nasıl ayrıştığını anlatmak istedim.
Sanıldığı gibi İznik Konsili Hristiyan birliğini sağlamaya yetmedi.
Sonraki bin yıl konsiller sürdü. Hatta Lyon konsili İstanbul'un fethine giden yolu açtı.
https://t.co/cQ8VSpQkQI
Ulan, memleketin dilini bilmezsiniz; edebiyatını, türküsünü, oyununu, şiirini, masalını bilmezsiniz. 120 kelimelik bir Türkçeyle konuşur, onun da ‘de’sini ‘da’sını, ‘ki’sini ayıramazsınız. Siz tam olarak neyin Türkçüsüsünüz?
Küçümsendiğine bakmayın, tüketim boykotu, bu iktidarın 23 yıldır en çok korktuğu şey olabilir dostlar.
İşim gereği sinemadan örnekleyeyim; hatırlarsınız, Matrix’teki makineler insanları uykuda tutuyordu çünkü onlardan enerji çekiyorlardı. Yani insan dediğin şey bir bataryaydı. Mevcut iktidarın 23 yılda kurduğu düzene bakınca da aynı mantık var ama bu sefer işler biraz daha “ince ayar”. Uykuda tuttuğu kitle sadece kendi seçmeni değil; esas enerji, yani para, seküler kesimden çekiliyor. O kitle üretiyor, çalışıyor, vergi veriyor, tüketiyor ama sistemin kontrolü onların değil.
AKP buradaki Matrix’i şöyle kurdu: Seküler insanlara hitap eden kültür, sanat, eğlence, restoran, sahne, festival gibi alanları yandaşa geçirerek dizayn etti. Mekanlar dolup taşıyor ama sahneye kim çıkacak, kim çıkamayacak onu birileri belirliyor. Seküler mahalle alışveriş yapıyor, para akıtıyor ama o paranın yönü hep aynı yerlere gidiyor. Yani insanlar Matrix’in içindeki gibi zannediyor ki hayatlarına dokunulmamış, özgürce yaşıyorlar. Halbuki o özgürlüğün çerçevesini de sistem çizmiş. Paranı alıyorlar ama söz hakkı vermiyorlar. Sen sinema izliyorsun, tiyatroya gidiyorsun, konser bileti alıyorsun ama o salonların kimde olduğu, o paranın kimlere aktığı hep belli.
Ve tıpkı Matrix’teki gibi, sistemin devamı için senin uykuda kalman gerekiyor. Çünkü uyandığın an, sahnenin kime ait olduğunu, paranın kimde toplandığını, kararları kimin verdiğini fark ettiğin an, sistemi sorgulamaya başlarsın. O yüzden bu düzenin en büyük korkusu: uyanmış bir seküler kitle. Çünkü bu Matrix’in elektrik kaynağı onlar — ve fişi çekmeye karar verirlerse, sistem karanlığa gömülür.
Milli Eğitim bakanı D&R a gider, Dış işleri bakanı Espresso Lab'a. RTÜK başkanı da kendisiyle alakası olmayan her konuda yorum yapar. Asıl zulüm sizsiniz
AKP’nin sokak hayvanlarını illa da katledecez ısrarının altında Sayın Tarım Bakanı Vahit Kirişçi’nin ilişkili olduğu danışmanlık firmasının ilaç firmaları için çalışıyor olmasının etkisi var mı?
Binlerce köpeğin katliamı için alınacak zehir, danışmanlık verilen firmalardan mı alınacak? Bu ısrar, ajitasyon ve trol organizasyonlarının nedeni bu mu?
Savaşları da çok çabuk unutuyoruz. Not düşmek için yazıyorum
2022 yılında Rusya hastanelere 703 saldırı gerçekleştirdi. 144 sağlık merkezi tamamen kullanılamaz hale geldi
https://t.co/aSpOynrl7K
* Trabzon’un fethi geçen yıla kadar 26 Ekim'de kutlandı, geçen yıl 15 Ağustos olarak değiştirildi.
* Söz konusu ayin 1500 senedir 15 Ağustos'ta yapılıyor (yani Trabzon'un fethinden önce de vardı).
* İnsan hakları mütekabiliyet konusu yapılamayacağı gibi, kendi vatandaşlarımızın temel ibadet hakları da tartışma konusu yapılmamalı.
* Ayrıca ayini yasaklasa Fatih yasaklardı.