Öğretmenlerimizin ve tüm eğitim çalışanlarının maaşları, daha ceplere girmeden yüksek enflasyon karşısında erimeye devam ediyor. Her geçen gün düşen alım gücü, eğitim emekçilerinin yaşam şartlarını ağırlaştırırken, insanca yaşam hakkını da tehdit ediyor.
Bir dönem emekli ikramiyesiyle ev ve araba sahibi olabilen öğretmenler, bugün geçim kaygısı nedeniyle emekliliğini dahi ertelemek zorunda kalmaktadır. Maaşının küçük bir kısmını kiraya ayıran memur, artık gelirinin neredeyse yarısını barınma giderlerine harcamaktadır.
Eğitim çalışanları yoksullaşmayı değil, emeğinin karşılığını istemektedir.
Eğitim Gücü Sen olarak talebimiz nettir:
📌 Enflasyon karşısında erimeyen ücret,
📌 İnsanca yaşamaya yetecek maaş,
📌 Alım gücünü koruyan kalıcı düzenlemeler,
📌 Eğitim emekçilerinin ekonomik kayıplarını telafi edecek adımlar.
Güçlü öğretmen, güçlü eğitim; güçlü eğitim ise güçlü bir Türkiye’nin teminatıdır. Emeğin değersizleştirilmediği, eğitim çalışanlarının hak ettiği yaşam standartlarına kavuştuğu bir düzen için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.
📢 Yönetici görevlendirme sürecinde şeffaflık istiyoruz!
Eğitim Gücü Sen olarak, eğitim kurumu yöneticiliği görevlendirme sürecinde il bazlı taban puanların, çağrılan aday listelerinin ve değerlendirme sıralamalarının açıklanması talebiyle Millî Eğitim Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğüne resmî başvuruda bulunduk.
Şeffaf, denetlenebilir ve liyakat esaslı bir görevlendirme süreci; eğitim çalışanlarının hakkı, kamu yönetiminin sorumluluğudur.
Belirsizlik değil, şeffaflık; kaygı değil, liyakat istiyoruz.
📌Detaylar için web sitemizi ziyaret edebilirsiniz.
🔗https://t.co/jer0i4l7pS
LGS ve İOKBS sonuçlarının, e-Okul Yönetim Bilgi Sistemi üzerinden okul idarelerinin erişimine açılmasını talep ettik.
Okul yöneticilerinin kendi öğrencilerine ait sınav sonuçlarına erişebilmesi; başarı analizlerinin yapılmasını, rehberlik ve tercih danışmanlığı süreçlerinin daha sağlıklı yürütülmesini ve eğitim-öğretim faaliyetlerinin veriye dayalı planlanmasını sağlayacaktır.
📌 Detaylar için web sitemizi ziyaret edebilirsiniz.
🔗https://t.co/4MQ11iw0OC
🏠 Ben kiralık evlerimi e-Devlet'te ilan vereyim.
🔍 Ev arayanlar e-Devlet'ten ilanlara baksın.
📝 Sözleşme e-Devlet üzerinden yapılsın.
💸 Kiralar devlet bankası üzerinden gönderilsin, kayıt altına alınsın.
📈 Kira zammı otomatik TÜFE'ye göre hesaplansın.
💰 Devlet kira vergimi otomatik kessin.
📩 Kiracı ödemeyi aksatırsa devlet otomatik tebligat göndersin.
🚔 3 ay kira ödenmezse veya kiracı hakkında polise yapılan 3 şikâyet tutanaklarla doğrulanırsa, tahliye süreci devlet tarafından, polis zoruyla hızlıca uygulansın.
Bu kadar basit bir sistemle:
✅ Emlakçılara akan milyarlarca liralık komisyon azalır.
⚖️ Yüz binlerce kira davası ortadan kalkar.
🤝 Kiracı ve ev sahibi birbirleriyle uğraşmak zorunda kalmaz, kavgalar biter.
🔒 Ev bulmak ve kiralamak devlet güvencesine girer.
🏡 Hem barınma hakkı hem de mülkiyet hakkı aynı anda korunmuş olur.
Ne dersiniz ?
Millî Eğitim Bakanlığı, mart ayında ilan ettiği LGS tercih danışmanlığı takvimini son anda değiştirerek öğretmenlerimizin ulaşım, konaklama ve tatil planlarını alt üst etmiştir.
Bu nedenle 25-27 Temmuz tarihlerinde LGS tercih danışmanlığı görevine katılmama yönünde eylem kararı aldık.
Eğitim Gücü Sen olarak takvim değişikliği nedeniyle rezervasyon, ulaşım ve benzeri nedenlerle maddi zarara uğrayan üyelerimize hukuki destek verecek, zararlarının tazmini için gerekli davaları açacağız.
Siz insanlarla dalga mı geçiyorsunuz ?
Aylar önce LGS tercih danışmanlığı günlerini 13-24 Temmuz olarak duyurdunuz. Şimdi 27 temmuzda bitecek diyorsunuz.
Dönüş biletini alan var,
Hastası olan var,
O tarihe tatil rezarvasyonu yaptıran yurtdışı bilet alan var,
O tarihe nişan düğün günü ayarlayan var.
Bu nasıl bir ciddiyetsizlik iki gün kala tarih mi değiştirilir? Tatil insani bir haktır bu devlet ciddiyetine de aykırıdır.
Eğitim Gücü Sen olarak fazladan olan günler(25/26/27 Temmuz) için eylem kararı alıyoruz üyelerimiz uygulayabilir .
@tcmeb@Yusuf__Tekin@mebodsgm
TÜİK’e göre Haziran 2026 enflasyonu %0,99, yılın ilk 6 aylık enflasyonu %17,76 olarak açıklandı. Buna rağmen memur ve memur emeklisine verilen zam sadece %13,52!
Gelecekteki enflasyonu öngöremeyen, ekonomik gelişmelerden bir haber olan yetkili sendika, maalesef her toplu sözleşmede yeni mağduriyetlerin önünü açmaktadır. Sonuç; enflasyonun gerisinde kalan maaşlar ve yoksulluk sınırının altında yaşamaya mahkûm edilen milyonlarca kamu görevlisidir.
Eğitim Gücü Sen olarak, memur ve memur emeklilerinin bugün içine itildiği bu adaletsiz tablonun değişmesi için sahada da masada da var gücümüzle mücadele etmeye, emeğin gerçek sesi olmaya ve haksızlıkları haykırmaya devam edeceğiz.
Çünkü memur, teslimiyeti değil; hakkını kararlılıkla savunan sendikacılığı hak ediyor.
#tüik
#Enflasyon
Eğitim çalışanlarımızın sahadaki sorunlarını ve çözüm önerilerimizi Millî Eğitim Bakan Yardımcımız Sayın Cihad DEMİRLİ’ye kapsamlı şekilde ilettik.
Özellikle 2023 ataması sözleşmeli öğretmenlerimizin mazeret tayini mağduriyetinin giderilmesi başta olmak üzere tüm taleplerimizin takipçisi olmaya devam edeceğiz.
Nazik kabulleri ve çözüm odaklı yaklaşımı için Sayın Bakan Yardımcımıza teşekkür ediyorum.
@tcmeb@CihadDemirli
2023 Eylül ataması öğretmenleri aylarca göreve başlamadıkları için mağdur, Bugün Bakan Yardımcısı Cihad DEMİRLİ’ye hem sorunun detaylarını ilettik hem de bu sorunun çözülmesi için üç ayrı öneride bulunduk. Sürecin takipçisi olacağız. Eğitim Gücü Sen olarak üyelerimizin ve tüm öğretmenlerimizin yanındayız.
#2023EylülAtamasıAileBirligi
#YusufTekin2023eAileBirliği
Bugün mazeret tayini bekleyen sözleşmeli öğretmenler mağdur edildi. Öğretmenler mazeret tayini yapıldığı süreçte kadrolu olmadıkları için tayin isteyemecekler.
Kadrolu değiller çünkü 3 yıl önce göreve başlamaları aylarca geciktirildi mağduriyet mağduriyeti doğurdu. Bu konunun hızlıca çözüme kavuşturulması gerekmektedir.
@Yusuf__Tekin@tcmeb
Öğretmenlik profesyonel bir meslektir. Özlük hakları ve mesleki sorumlulukları vardır.
Meslekte “fedakârlık” değil; üretkenlik, nitelik ve işi doğru yapma esastır. “Kutsal meslek” söylemi yerine mesleğin gerçek karşılığı budur.
Birkaç gündür izliyoruz. Maalesef bu gerçeğin farkında olmayanlar var.
Eğitim Gücü Sen öğretmenleri; işini iyi yapan profesyonellerdir, şovmen değildir.
Hele ki bakıcı hiç değildir.
Akran zorbalığı okullarımızda çok yaygın ve tehlikeli bir hale geldi ! Buna ilişkin alınacak en önemli tedbirlerden biri İngilizlerin uyguladığı yöntemdir. İngilizler okullarda akran zorbalığı yapan öğrencileri, yaşı kaç olursa olsun 10-16 yaş arası evden bir polis operasyonu ile alır! ailesiyle beraber polis merkezine götürür ! çocuğu ayrı ailesini ayrı sorgular ve gerekirse çocuk ile ailesi hakkında dava açılır! Türkiye'de de Bu sistemin artık uygulanması lazım akran zorbalığının ise ayrı bir suç haline getirilmesi gerekir @adalet_bakanlik
Bugün bir öğretmeni; emeğiyle, umuduyla, öğrencilerine dokunan bir hayatı daha kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz.
Şehit öğretmenimiz Şenay Aybüke Yalçın’ı terörün karanlığıyla kaybetmiştik. Bugün ise öğretmenimiz Irmak Ayşe Koparan’ı; mobbingin, yalnız bırakılmışlığın ve görmezden gelinen çığlıkların sonucunda yitirmenin acısını taşıyoruz.
Öğretmenlik mesleği; fedakârlık, sabır ve adanmışlık ister deniliyor ancak hiçbir öğretmen; baskıya, psikolojik yıldırmaya, yalnızlaştırılmaya ve değersiz hissettirilmeye mahkûm değildir. Eğitim kurumlarında oluşan her türlü mobbing, sadece bireyi değil; eğitim ortamını, çalışma barışını ve geleceğimizi de derinden yaralamaktadır.
Bir öğretmenin sessiz çığlığını duymamak, yaşadığı baskıları görmezden gelmek ve onu çaresizliğe sürükleyen düzene sessiz kalmak kabul edilemez. Bu nedenle yalnızca uygulanan baskılar değil, bu baskılara göz yuman anlayış da sorgulanmalı ve gerekli sorumluluk alınmalıdır.
Öğretmenlerimizin güvenle çalışabildiği, kendini yalnız hissetmediği ve değer gördüğü bir eğitim ortamı oluşturmak hepimizin ortak sorumluluğudur.
Irmak Ayşe Koparan öğretmenimize Allah’tan rahmet; ailesine, öğrencilerine ve eğitim camiasına başsağlığı diliyoruz.
Irmak Öğretmenimizin yaşadıkları, delilleriyle tanıklarıyla karşımızda. Bütün suçu okul müdüresine atıp da sadece onun ceza almasını sağlamak çözüm değildir!
Adalet değildir!
O ilçedeki şube Müdürü, başkalarının bulunduğu ortamda "o öğretmeni bitireceğim, geldiği yere geri göndereceğim" demiş midir?
İlçe milli eğitim Müdürü ilçe kaymakamının sorunu çözmesini söylemesine rağmen kaymakama “ boş yer yok” öğretmene ise "ücretli öğretmeni ekmeğinden mi edeceğim? Mecbur gideceksin. Rapor alayım deme işlem başlatırım" diyen kişidir.
Bu sorunun kaynağı İl MEM - ilçe MEM’dir.
Okul müdiresi suçludur ama tek suçlu değildir. Hepsi bu suça ortaktır.
Ağrı Valiliğinin yaptığı açıklamayı kabul etmiyoruz.
Orada asıl sorun yalnızca okul müdiresi değil, Oradaki sorun zorbalık yapan yetkili sendika ve onunla işbirliği yapan yöneticilerdir. Şube müdürleridir. ilçe MEM’dir.
Sorunun asıl kaynağı olan İl MEM Müdürünün gönderdiği müfettişleri kesinlikle kabul etmiyoruz. Eğitim Gücü Sen olarak yarın Bakanlıktan Bakanlık Müfettişi talep edeceğiz.
Milli Eğitim Bakanı bu konuda inisiyatif almalıdır Türkiye'nin birçok yerinde Yetkili sendika ve yöneticiler işbirliğinde öğretmene benzer zorbalıklar yaşatılmaktadır.
@tcmeb@Yusuf__Tekin@tcagrivaliligi@hasan_kokrek@HamurMEM1@mehmetozmus_
#IrmakÖğretmenİçinAdalet
Bu olay mobbing değil organize bir kötülük organizasyonu ve cinayettir adeta.
Bu suçu işleyen, ortak olan, işitip susan yöneticiler başta olmak üzere tüm sorumluların ibreti alem için en ağır cezaları alması için sürecin takipçisi olacağız.
Irmak öğretmene tokat atma cesaretini gösteren müdür ve ona kol kanat geren yönetici, sendikacı fark etmeksizin herkesin öğretmenlik mesleği içinde yeri yoktur.
Irmak öğretmenim,
Seni o kadar iyi anlıyorum ki…
Mesleğin ilk yıllarında “sözleşmeli” olmanın omza yüklediği o baskıyı, susmak zorunda bırakılmayı…
Ben de ilk görev yerimde benzer şeyler yaşadım. Şanlıurfa’da merkeze 90 km uzaklıktaki bir köy okuluna atanmıştım. Her gün 180 km yol gitmem sağlık olarak mümkün değildi, lojmanda kalmak istedim. Müdür, lojmanın 1+1 olduğunu ve kalırsam 8 kişi aynı odada yaşayacağımızı söyledi.
Mecburen merkezden ev tuttum. Sonra öğrendim ki lojmanlar aslında 2+1’miş. Müdür de sevgilisi de ayrı lojmanlarda tek başına kalıyormuş.
Okul servisini kullanmaya başladım. Eylül ayında sadece 1 gün kullandığım servis için benden 1 aylık ücret istendi. “Bu haksızlık” dediğimde ise “O zaman bundan sonra taksiyle gelirsin” cevabını aldım.
Bugünkü aklım olsa elbette susmazdım. Hakkımı aramayı da bilirdim, ortalığı ayağa kaldırmayı da… Ama o gün sustum.
Çünkü mesele hakları bilmemek değildi.
Mesele, insanın arkasında kimsenin durmayacağını düşünmesiydi.
Servis şoförüne karşı çıksam okula gitmem zorlaşacaktı. Müdürü şikâyet etsem, yıl sonunda “adaylık” adı altında yine onun değerlendirmesine mahkûmdum.
İlçeye gidip derdimi anlatsam, ben köye dönmeden “Bu öğretmen seni şikâyet etti” diye müdürü arayacaklarını biliyordum.
İşte insanı susturan şey bazen korku değil; yalnız bırakılacağını bilmektir.
Irmak öğretmeni yalnız bırakanlar bu yaşananların sorumlusudur.
Irmak Ayşe Koparan….
Bir okul düşünün… Aynı koridorda yürüyen insanlar var, aynı öğretmenler odasında oturuyorlar ama bir genç öğretmen baskı altında ezilirken kimsenin sesi çıkmıyor. Gerçekten insanın aklı almıyor.
O okulda bir kişi bile mi “Bu kadarı fazla” demedi? Bir kişi bile mi yaşanan mobbinge karşı duramadı? Herkes mi koltuğundan, düzeninden, müdürün iki dudağı arasındaki sistemden korktu?
İşte en büyük çürüme tam da burada başlıyor. Çünkü bu ülkede artık haksızlık yapan kadar, susup izleyenler de güç aldırıyor bu düzene. Herkes susuyor, herkes görmezden geliyor, sonra bir genç öğretmenin ölüm haberini paylaşıp üzülüyormuş gibi yapılıyor.
Bir insanı bazen sadece zalim değil, etrafındaki korkak sessizlik de öldürür.
Benim hiçbir üyeme hiçbir idareci tokat atamaz!
Üslubum sert evet bunu herkes bilir oraya gelir hesabını sorarım.
Gencecik bir öğretmenimiz vefat etti.
Üyesi olduğu üslubu düzgün sendika başkanı, sendikası ne yapmış?
Evet üslubum sert ben o Ağrı’ya gelir o öğretmenime biri tokat attıysa gereğini yapardım.
Gencecik öğretmen öldükten sonra açıklama yapıyorlar, o öğretmen ölmeden önce neredeydiniz ?
Eğitim birin üyesi aylarca Ağrı'da mobbinge uğruyor müdür öğretmeni tokatlıyor sendikadan ses yok, sahip çıkmak yok. Öğretmenimizin yanında kimse yok artık bunalıyor canına kıyıyor.
Aynı gün öğretmen öldükten sonra sendikanın pazartesi fırıldağı paylaşım yapıyor; sağa sola laf atıyor, başka sendikaları eleştiriyor. Ahlaksız, üyen mobbinge dayanamayıp canına kıydığı gün aklına bu mu geldi ?
Üslubum sert diye eleştir hiçbir zaman aksini iddia etmedim, ama üyem için kalkar Ağrı’ya gider bu sert üslubumla gerekeni yapardım.