Epstein dosyaları, Gazze, Bosna, Srebrenitsa, İran… Birbirinden çok farklı görünen bu olayların ortak bir sorusu var: Gücü kim sınırlayacak? Güç hesap vermekten kurtulduğunda, kurallar sıradan insanlar için işlerken güçlüler için esneyebiliyor; insan hakları bazı coğrafyalarda savunulurken başka coğrafyalarda unutulabiliyor. Böyle bir dünyada kriz yalnızca siyasi veya ekonomik değil, aynı zamanda bir vicdan ve meşruiyet krizidir. İnsanlığın belki de yeni bir teknolojiden önce ihtiyaç duyduğu şey çok daha temel: Başkasının hayatını kendi hayatımız kadar değerli görebilecek bir ahlaki düzen. Çünkü güç ahlaktan koptuğunda, sonunda yalnızca insanlar değil, o gücü meşrulaştıran düzen de kaybediyor.
Şampiyon #FileninSultanları! 🇹🇷🏆
2026 Voleybol Milletler Ligi’nde zafere ulaşarak milletimize bir kez daha büyük bir gurur yaşatan A Millî Kadın Voleybol Takımımızı yürekten tebrik ediyorum.
Ay-yıldızlı bayrağımızı dünyanın zirvesinde dalgalandıran sporcularımızı ve bu başarıda emeği bulunan teknik ekibimizi kutluyor, başarılarının artarak devam etmesini diliyorum. 🏐🇹🇷
Kalabalıkların alkışına değil, kendi doğrusuna yaslanan o sahici karakterleri artık daha az görüyoruz. Kendi gölgesinde bile dimdik durabilen o bağımsız ruhlara büyük saygı duyuyorum.
12.5 yılını sınıfın tozunu yutarak geçirmiş eski bir öğretmen, şimdinin bir Dekanı olarak hem sahadaki meslektaşlarımı hem de akademik süreçleri çok iyi anlıyorum. Bu tecrübenin verdiği sorumlulukla, yeni yıla girerken görmezden gelemeyeceğimiz bir tabloyu dile getirmek istiyorum.
Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde "doktora derecesine" sahip, akademik yetkinliğini kanıtlamış muazzam bir kitle var. Ancak mevcut Öğretmenlik Meslek Kanunu (ÖMK) ve uygulamalar ne yazık ki bu potansiyeli onurlandırmak yerine cezalandırıyor.
İki temel çelişki canımızı yakıyor:
Maaş Adaletsizliği: Doktora yaparak alanında uzmanlaşmış öğretmenlerimizin, mevcut sistemde öğretmenler arasındaki en düşük maaş kalemlerinden birine mahkum edilmesi, akademik çabanın değersizleştirilmesidir.
Akademi Paradoksu: Kurulmakta olan Öğretmen Akademileri'nde görev alacakların %30'a yakınının lisans mezunu olacağı konuşuluyor. Düşünün; doktora yapmış, akademik unvanı olan bir öğretmen adayı akademiye geliyor ve dersine lisans mezunu bir eğitici giriyor. Bu, eşyanın tabiatına aykırıdır.
Yeni yıl dileğim ve çağrım nettir:Yetişmiş entelektüel gücümüzü israf etmeyelim. Öğretmen Akademileri'nde sadece ve sadece doktora mezunu öğretmenlerimiz görevlendirilmelidir. Bu meslektaşlarımız, uzmanlık alanlarına göre Üniversitelerde veya Akademilerde "öğretim elemanı" statüsünde değerlendirilerek hem maaş hem de statü olarak hak ettikleri konuma getirilmelidir.
Akademik sermayenin heba edilmediği, liyakatin esas alındığı bir yıl olması dileğiyle.
Mutlu yıllar!
Prof. Dr. Aras Bozkurt
Eğitimde mükemmeli belki başaramayabiliriz ama daha iyisi mümkün, yeterki eğitim profesyonelleri olan öğretmenleri meslekten soğutmayın bezdirmeyin küstürmeyin. Çünkü onların inancı ve motivasyonu olmazsa bu gemi yürümez.
Öğretmenlerin iş ve görev tanımları acilen sadeleştirilmeli ve öğretim odaklı olmalı. Diğer türlüsü sürdürülebilir değil. Yarın yeni ne gelecek diye kaygı bozukluğu yaşamaya başladılar.