İş makineleri ağaçları kesmeye geldiğinde, oraya ilk giden isimlerden biri Sırrı Süreyya Önder’di. “Bu ağaçları kestirtmeyeceğiz” dedi ve iş makinesinin önüne geçti. Nitekim o ağaçlar kesilmedi.
Onurun ve haysiyetin adı #Gezi13Yaşında
Gökay Çakır: Bir avuç insana bizleri köle yaptılar. Bu siyaset bunu getirdi. Bu madenci çocukların hiçbiri lise mezunu değildir. Hepsi köylü çocuklarıdır. Bu çocukları köyden okuldan aldılar, maden ruhsatı verdikleri insanların kölesi yaptılar. Maaşını da ödemiyorlar. Bu işçi arkadaşlarımız her gün çocuklarına bir çikolata alabiliyor mu?
Ama bu zat arkadaş her gün bir ruhsat alıyor Türkiye'de! Maden ruhsatı alıyor! Sorun bakalım 3 bin tane ruhsat nasıl alınmış. Devlet, Çalışma Bakanı, Enerji Bakanı haberimiz yok diyor. 3 bin ruhsat ne demek? Bu arkadaşlarımız çocuklarına 3 bin kere çikolata alabilirlermiş mi?
deprem zamanı kilometrelerce öteden koşup hiç düşünmeden enkaza girenler madenciler değil miydi? o gün hep birlikte alkışlamadık mı? bugün maden işçilerinin hak arayışlarında yanlarında olmazsak neye yarar alkışlamak
🔴 Maaşlarını almak için haftalardır eylemlerini sürdüren Doruk Madencilik işçileri, Yıldızlar SSS Holding önünde açıklama yapıyor.
Gökay Çakır: 12 ayda iki kere maaş almak ne demek?
Emniyet güçlerimize söylüyorum; üç maaş almayın bakalım siz burada emir verebilecek misiniz?
“Oğlumun hakkını aramaya geldim.”
“Onlar bir suç işlemedi, nedir suçları?”
“İnsan evine fatura gelince ağlar mı?”
Madenciler gibi onların eşleri, çocukları bu direnişin ve yoksulluğun özneleri.
Kadın örgütlerine, tüm kadınlara çağrımızdır. Bu sesi duyun, kadınların direnişini büyütün.
#HakkımıVerDorukMadencilik
Depremin ilk yıl dönümünde çok üzgündüm, ikinci yıl dönümünde çok kızgındım. Bu yıl içimde büyük bir boşluk ve hayal kırıklığı var. Adaletin gelmeyişinin, problemlerin ve suçların halı altına süpürülmesinin üçüncü yılı.
Tayyipgiller gözaltılarla, verdirdikleri cezalarla akılları sıra bizi korkutmaya çalışıyorlar. Oysa bu mümkün mü yahu...
Biz, 12 Eylül Faşist Diktatörlüğü tepemizde yağlı urganlar sallandırırken bile zerre miktarda korku duymamışız. Dünyanın hiçbir gücü bizi yıldıramaz, korkutamaz, kavgamızı yavaşlatamaz...
Tayyipgiller'in elinde şu anda iktidar gücü var. Bize cezalar verdirebilir, bizi zindana atabilir, hatta öldürebilir. Ama asla yargılayamaz!
Bizi öldürseler bile mezarımız onlara meydan okur. Onların yüzüne tükürmeye devam eder mezar taşımız.
Çünkü biz, dünyanın en haklı, en meşru davasını savunuyoruz...
Our Istanbul Headquarters is under siege!
We will never hand over the Republican People’s Party, our nation’s last hope, to coup plotters. Here we remain, united, resisting, and defending our home, our future, and our democracy!
15 Eylül Pazartesi günü CHP'nin kurultay davasının duruşması var.
CHP'ye ve tüm muhalefet partilerine çağrımdır:
14 Eylül Pazar günü
Ankara, İstanbul ve İzmir'de meydanlara milyonları toplayarak "demokrasi ve adalet" nöbetine başlanmalıdır.
CHP düşerse,
Türkiye düşer !..
Korkunç bir karar,ülkenin bütün kadınlarının ayağa kalkması lazım,ilk defa karşılaştığı bir adamla cinsel ilişkiyi reddettiği için öldürülen gencecik bir kızın katiline gururu kırıldığı için ceza indirimi verilmiş.Bu karara imza atanların tümü yargılanmalı,artık dayanamıyoruz.
Motorcu arkadaşlar;
- İki aracın arasından gitme hakkınız yok
- En sağdan gitme hakkınız yok
- Emniyet şeridinden gitme hakkınız yok
- Kaldırımdan gitme hakkınız yok
- Kırmızıda geçme hakkınız yok
- Yaya şeridinden yaya gibi geçme hakkınız yok
Tamam mı güzel kardeşlerim?