Görüntüler depremin vurduğu Hatay’dan, bugüne ait…
Samandağ Mağaracık’ta “acele kamulaştırma” kararı ile köy sakinlerinin tapulu arazilerine el konuluyor. İnsanlar narenciyelerine, zeytin ağaçlarına, suyuna toprağına sahip çıkmak için kepçelerin önlerine yatıyorlar.
Jandarma genç yaşlı demeden müdahale ediyor; fenalaşanlar, baygınlık geçirenler, yaralananlar, hastaneye kaldırılanlar var.
Depremin üzerinden 800 gün geçmesine rağmen Hataylıların çilesi de mücadelesi de bitmiş değil.
Video: @gulnursaydam
Bu vahşet kabul edilemez!
Bir üniversite öğrencisinin ayağı, Ankara’daki eylemler sırasında TOMA tarafından eziliyor, ameliyat ediliyor ve saatlerce hastaneye götürülmeden, yerlerde acı içinde bekletiliyor. Olayın adı “güvenlik” olamaz! Bu bir insan hakkı ihlalidir, bu açıkça işkencedir!
Sormak zorundayız:
23 yaşındaki bir gencin ayağını ezen devlet gücü mü olur?
Saatlerce tedavi edilmeden bekletmek neyin cezası?
Anayasal hakkını kullanan bir yurttaşa uygulanan bu şiddetin sorumlusu kim olacak?
Gençlerin özgürlük mücadelesini bastıramazsınız! Bu hukuksuzluğun, bu vicdansızlığın hesabı sorulacak!
#PolisŞiddeti #TOMA #İnsanHakları #Ankara #GençlikSusturulamaz #Adalet
gözaltında cinsel saldırıya uğrayan kadınları her gün konuşacağız
gözaltında cinsel saldırıya uğrayan kadınları her gün konuşacağız
gözaltında cinsel saldırıya uğrayan kadınları her gün konuşacağız
gözaltında cinsel saldırıya uğrayan kadınları her gün konuşacağız
GAZİ ÜNİVERSİTESİ’NDEKİ TEHDİT, ŞİDDET VE GÜVENLİK ZAFİYETİNİN HESABINI KİM VERECEK?
Gazi Üniversitesi’nde öğrenciler; kimliği belirsiz, kendilerini “teşkilat” olarak tanımlayan gruplar tarafından sistematik şekilde tehdit edilmekte, darp edilmekte, hatta ölümle korkutulmaktadır.
Kadın öğrenciler erkek gruplar tarafından kız tuvaletlerinde taciz edilmekte, “Teşkilat ensende” gibi tehdit içerikli yazılar üniversite tuvaletlerine yazılmakta, öğrencilerin telefon numaraları toplanmakta, konumları istenmekte ve Whatsapp gruplarından tehdit mesajları gönderilmektedir.
Bu olaylar, yalnızca birer “okul içi mesele” değil, ceza hukuku anlamında açık suçtur:
•Türk Ceza Kanunu’nun 106. maddesi uyarınca tehdit,
•TCK 109. madde kapsamında kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma,
•TCK 125. madde uyarınca hakaret,
•TCK 94. madde kapsamında kötü muamele,
•TCK 115. maddeyle fikir ve ifade özgürlüğüne engel,
•Ve özel hayatın gizliliğini ihlal suçları açıkça işlenmektedir!
Üniversite Rektörlüğü, Dekanlık ve Güvenlik Amirliği yaşanan şiddet olaylarına göz yummakta, okula girişlerde kimlik kontrolü dahi yapılmamakta, kamu güvenliğinden sorumlu emniyet güçleri bu duruma seyirci kalmaktadır.
Ankara Valiliği’ni, İçişleri Bakanlığı’nı ve Gazi Üniversitesi yönetimini buradan uyarıyoruz:
Eğer bir öğrenciye daha zarar gelirse, yaşanacak her türlü olumsuzluğun sorumluluğu; görevini yapmayan rektör, dekan, güvenlik amiri ve valiliktedir.
Anayasa’nın 42. maddesi uyarınca eğitim hakkı kutsaldır. Anayasa’nın 25-26. maddeleri uyarınca düşünce ve ifade özgürlüğü güvence altındadır.
Farklı görüşler bu toplumun zenginliğidir. Üniversiteler tartışma ve düşüncenin özgürce yaşandığı kurumlardır. Bu kurumları tehdit edenler değil, bu tehditlere göz yuman kamu görevlileri suçludur!
Bu çağrımızı bir uyarı olarak kabul edin! Soruşturma açılmazsa, sorumlular yargı önünde hesap verecektir.
Ülke bu haldeyken, yaşıtım onlarca genç gözaltındayken hemcinslerim sorgu odalarında tacize uğrarken gündem dışı hiçbir şey görmek istemiyorum. Yok bölümmüş yok alıntıymış yok dizi fragmanıymış yok derbiymiş. Bunları takip eden arkadaşlarımız gözaltında. Uyanın, oyun oynamıyoruz.