▪️Bilindiği gibi, ABD’nin başkenti Türkçemizde “Vaşington” olarak yazılır ve yazıldığı gibi telâffuz edilir.
▪️Örneğin, ABD’deki Büyükelçiliğimizin resmî adı “Türkiye Cumhuriyeti Vaşington Büyükelçiliği” şeklinde yazılıdır.
▪️“Vaşington” kelimesi ABD’nin de resmî dili olan İngilizce’de “Washington” şeklinde yazılır ve Amerikalılar tarafından “Woaşingtın” olarak seslendirilir.
▪️Türk basınından okuduğum gazetelerde ve TV haberlerindeki alt yazılarda “Vaşington” kelimesinin, nedendir bilmem, çoğunlukla İngilizce’deki gibi “Washington” olarak yazıldığını görüyorum.
▪️TV ekranlarında sunucular ve özellikle genç nesil konuşmacılar tarafından ABD’nin başkentinin İngilizce’nin Amerikan şivesindeki şekliyle “Woaşingtın” olarak telâffuz edildiğine şahit oluyorum.
▪️Bunun güzel Türkçemizin ihlâli olduğunu düşünüyorum. Bunu aynı zamanda kulak tırmalayıcı buluyorum.
▪️Oysa, Genellikle bizim İngiltere dediğimiz Birleşik Krallık’ın başkenti İngilizce'de “London” olarak yazılır ve “Landın” olarak okunur. Ama bu kelime Türkçe’de “Londra” olarak yazılır ve telâffuz edilir. Yazılı ve sözlü basınımızda İngiltere’nin başkenti hiçbir zaman “London” olarak yazılıp, “Landın” olarak seslendirilmez. Doğrusu budur.
▪️Fransa’nın başkenti Paris’tir. Fransızlar bu kelimeyi okurken kendi telâffuz biçimlerine göre “r” harfini törpüleyerek âdeta “Paği” veya “Pağhi”olarak söylerler. Ama biz “Paris” kelimesini Türkçemize uygun şekilde yazıldığı gibi okuruz. “Paris” deriz.
▪️ABD’nin başkentini yazarken ve telâffuz ederken de elbette Türkçemize uygun hareket etmek gerekir.
▪️Maalesef günümüzde dilimizi güzel konuşanların sayısının giderek azaldığını görmenin üzüntüsü içindeyim.
▪️1940’ların ikinci yarısında İlkokulda, 1950’lerde Ortaokul ve Lisede mensubu olduğum kuşağa Türkçemizi doğru kullanmayı öğretme özel çabası göstermiş olan öğretmenlerimi, şükranla, saygıyla, rahmetle anıyorum.
Türkiye'de Çökmeye Mahkum Kürt Nüfusu Algısı ve Sahte Borazanlar...
Son dönemlerde etnik hususiyet konusuyla ilgilenen onlarca hesap ve yüzzlerce harita görmeniz mümkündür.
bu işlerle ilgilenenlerin büyük bir bölümü aynen DNA konusunda olduğu gibi azınlıklardan veya şartlı zihinlerden oluşmaktadır...
Bu tipler, en az % 85'i Türk olan Malatya nüfsunu %65'e düşürmekte imtina etmez, Avşar memleketi Adıyaman'da Türk nüfusunu hiç göstermez, Urfa'da, Diyarbakırda, Van'da Kürtleşen Türkmen ve Ermenilerden bahis dahi etmezler...
Ülkedeki Türk, Kürt, Arap, Zaza vd etnik grupların nüfusunu belirlemede kütüğe dayalı nüfus verilerini hiç dikkate almayan bu HESAP SAHİPLERİ, 1965 nüfus sayımında o zaman il olmayan, başka bir şehre bağlı ve nüfusu o şehre kaydedilen yerleşim yerlerinin nüfusunu hesaplarken o kadar ince hesaplar yaparlar ki (muhtarları aramak gibi) şak diye net sonucu yazıverirler...
Şimdi gelelim alıntıladığımız haritaya...
Haritada gösterilen renkli alanlar 5 ilimizin idari sınırları içerisinde bulunan yerleşim yerlerinden oluşmaktadır ve bu 5 ilin toplam nüfusu 7.427.611 kişiden müteşekkildir.
5 ilimize bağlı ve haritada renkli gösterilen 16 ilçemizin 2024 nüfus sayımlarına göre nüfusu ise 3.140.000 kişi civarındadır...
bu 3 milyonun biraz üzerindeki nüfusa sahip 16 ilçemizde ve 7.5 milyon civarında nüfusa sahip 5 ilimizde Kürt nüfusunun 1 milyonun biraz üzerinde olduğu iddia edilmektedir...
İlk bakışta bu nüfus oranı makul gibi görünmektedir ama TÜİK verileri ve kütüğe dayalı nüfus sayımı dikkate alındığında aslında bu rakamın Doğu ve Güneydoğu Anadolu illerimizden 5 ilimize göçen ve yerleşen vatandaşlarımızın sayısı yaklaşık 1 milyon 200 bin civarındadır...
Bu tip incelemelerde kütüğe göre nüfus neden dikkate alınmalıdır diye merak edenler olabilir. Onlara şu cevabı da vermiş olalım: Türkiye'de kütüğe sadakat oranı % 95 civarındadır... yani başka bir şehre taşınan vatandaşlarımızdan % 95'i kütüğünü değiştirmeden hayatına devam eder.
Hal böyle olunca konuyu daha detaylı incelemek için gelin her beraber Adana, Mersin, Osmaniye, Kahramanmaraş ve Hatay illerimize Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu'da bulunan şehirlerimizden kaç kişi göç etmiş ve toplam/yaklaşık nüfusları ne kadar bakalım...
Adana'da Yaşayan Doğu ve Güneydoğu Kütüklüler
Şanlıurfa 111.816
Mardin 106.477
Diyarbakır 72.069
Elazığ 45.000
Siirt 38.000
Bitlis 32.000
Adıyaman 31.000
Toplam: 436.362 Kişi
Mersin'de Yaşayan Doğu ve Güneydoğu Kütüklüler
Şanlıurfa 81.000
Diyarbakır 73.000
Mardin 53.000
Adıyaman 52.000
Siirt 46.000
Bitlis 46.000
Şırnak 35.000
Van 27.000
Muş 21.000
Toplam: 434.000 Kişi
Hatay'daki Tahmini Kütük Nüfusu
Diyarbakır: 65.000
Şanlıurfa: 50.000
Adıyaman : 35.000
Siirt ve Mardin: 25.000
Diğer (Doğu/Güneydoğu): ~50.000
Toplam: 225.000
Osmaniye'deki Tahmini Kütük Nüfusu
Şanlıurfa: 45.000
Adıyaman: 20.000
Gaziantep: 15.000
Diyarbakır ve Mardin: 12.000
Diğer (Doğu/Güneydoğu): 20.000
Toplam: 112.000
Kahramanmaraş'taki Tahmini Kütük Nüfusu
Adıyaman: 40.000
Malatya: 12.000
Gaziantep: 10.000
Şanlıurfa: 7.000
Diğer (Doğu/Güneydoğu): 15.000
Toplam: 84.000
Başka bir önemli husus da 1965 verilerine göre Adana ve Mersin’de ana dili Kürtçe olanların oranlarıdır...
Adana/Osmaniye: Ana Dili Kürtçe Olanlar: 52.880 kişi
Mersin: Ana Dili Kürtçe Olanlar: 2.943 kişi
Hatay: Ana Dili Kürtçe Olanlar: 5.961 kişi
Kahramanmaraş: Ana Dili Kürtçe Olanlar: 43.824 kişi
Şimdi dönelim tekrar 1965 nüfus sayımına...
1965 nüfus sayımına göre Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu illerimizde Anadili Türkçe olanların sayısı ve bölge nüfusuna oranı neydi?
Doğu Anadolu Bölgesi:
Toplam Nüfus: Yaklaşık 3.350.000
Ana Dili Türkçe Olanlar: Yaklaşık 1.850.000 kişi.
Oran: Yaklaşık %55
Güneydoğu Anadolu Bölgesi
Toplam Nüfus: Yaklaşık 2.150.000
Ana Dili Türkçe Olanlar: Yaklaşık 620.000 kişi.
Oran: Yaklaşık %29
(Bu sayılara Kürtleşen Türkmen oymakları/aşiretleri dahil değildir.)
Bu hesapla yukarıda bahsi geçen 5 ilimize çeşitli sebeplerle göçmüş yaklaşık 1.200.000 civarında vatandaşımızın en az % 43/45'inin Kürt olmadığı ve anadilinin Türkçe olduğu iddia edilebilir.
Özetle, bahsi geçen ve nüfsus 7.5 milyon civarında olan illerimize sonradan yerleşmiş 1.200.000 kişinin 540.000'i anne dili Türkçe olması muhtemel vatandaşlarımız, 660.000 kişisi ise anne dili Kürtçe olan vatandaşlarımızdan oluşmaktadır demek mümkündür. Sonucu oransal olarak ifade etmek gerekirse bu 5 ilimizde anne dili Kürtçe olanların nüfusu %8,8'den ibarettir.
BU SAYILAR TARİHİ VERİLER IŞIĞINDA KÜRLEŞEN TÜRKMEN AŞİŞRETLERİ VE KÜRTLEŞEN ERMENİLER ÇIKARILDIĞINDA ÇOK DAHA AŞAĞIYA İNECEKTİR.
Gazi Paşa vefat etmeden 1 yıl önce az daha cumhurbaşkanlığından istifa edip Hatay'da çete reisi olacaktı.
Mussolini'nin elçisiyle görüşürken gidip askerî üniformasını giymişti.
Kullandığı bastonu da silahtı.
Trablusgarp'ta gözüne şarapnel girdiğinde "Tek gözle de analarını..." demişti.
Daha sonra "Çok intikamcı olunuz. Düşmanımız çoktur." demişti.
Siz de Mustafa Kemal Paşa'yı sol liberal, SWJ, Woke falan sanıyorsunuz heralde. Adam mareşaldi.
Neyse ki Atatürk'ü sizden öğrenmediğimiz gibi size verecek cevabımız da bulunuyor Allah'a şükür.
Kars’ta mera yasağı: Hayvanlarını meraya çıkaramayan üreticinin sürüsü ağılda birbirinin yününü yemeye başladı!
Başvurular “komisyon kararı” gerekçesiyle sonuçsuz kaldı.
İbrahim Yumaklı’nın “örnek üretici” dediği çiftçi, son çare olarak video çekti.
Osmanlı dönemi birçok savaşta yenildik ama hiçbirisinin travması Balkan Savaşı gibi olmamıştır. Her anlamda bir hezimet,hüsran ve facia. Sırplar bize karşı kullandığı topları Selanik limanından geçirmişti, İstanbul'dan 100 km ötedeki ordu aç kaldı. Çıkarılacak en az 50 ders var.
İçerik üreticisi Oğuzhan Çerkesoğlu: “Popüler konu suça itilen çocuk.
İşlenen suçlara bakıyorsun kalbinden adam bıçaklama, 18 yerinden adam bıçaklama, mekan tarama. Ama ‘Suça itilen çocuk.’
Benim bu konuda net bir görüşüm var: Suça itilen çocuk yoktur, or*spu çocuğu vardır.”
İlber Ortaylı’nın Orhan Pamuk hakkındaki sözleri yeniden gündem oldu:
“Bana göre, Orhan Pamuk, Türkçe'yi bilmiyor. Kaleme aldığı bir eserde şu ifade geçiyor:
‘İmam ikindi namazı saatinde caminin balkonuna çıkarak ikindi ezanını okudu.'
Şimdi bu toplumda yaşayan her insan bilir ki; namazın saati olmaz vakti olur. Camilerde balkon diye bir yer yoktur, minarenin şerefesi vardır. Ezanı da imam değil müezzin okur.
Bu örnekle de sabittir ki kişiler, içinden çıktıkları toplumu bilmeden bir şeyler yapmaya çalıştıklarında doğru şeyler yapmazlar.”
Teröristler, deplasman seyircisine yasak konan maçta Sakaryaspor başkanı ve yöneticilerinin locasını basmaya çalıştı. Bu olayın on milyonda biri Amedspor başkanına bırakın, taraftarına yapılsa, bu ülkenin gündemi aylarca Amedspor’un ağlamasıyla geçerdi.
İYİ Parti "Mutsuz İyiler Ülkesi Bölüm 2: Korkma" adıyla yeni bir video yayınladı
Sosyal medyada "Keko Sorunu" olarak adlandırılan ve Kürt gençleri kriminal gösteren videoda, "Bu filmde izleyeceklerinizin gerçek kişi ve kurumlar ile ÇOOK ilgisi vardır" ifadelerine yer verildi
Banu Avar:
- Ama siz Ermeni kökenlisiniz.
Patrick Deveciyan:
- Burası bir ulus devlet ve ben de Fransız yurttaşıyım. Yani Fransız’ım.
Banu Avar:
- Ama siz değil misiniz Türkiye’de, Kürt, Laz, Çerkez, Süryani, Türkiyeli denilmeli diyen?
Deveciyan:
- O başka...
Terör propagandası yapan kim varsa,
– Avukatsa ruhsatı
– Doktorsa meslek yetkisi
– Öğrenciyse diploması
– Öğretmense mesleği
– Dernek, tüccar ya da işletmeyse tüm ruhsatları
derhal iptal edilmelidir!
Terörle arasına mesafe koyamayanın devletle de hiçbir bağı kalmamalıdır...
Polonya'nın Rzeszow şehrinde Varto Berber diye bir işyeri sahibinin paylaşımları.
Diğer bir çok bölücü gibi Turkish adını tabelasına kondurup Türk ismiyle para kazanıyor ve berberlik yapıyor. Üstelik yeşil pasaport sahibi.
Bunun gibi bir çok kişi var. Hem Türk vatandaşlığının ve memur eşinin imtiyazından faydalanıyor hem de SDG'nin ve PKK'nın destekçiliğini yapıyor.
Bunun gibi insanlara ve ailelerine değil yeşil pasaport, normal pasaport bile verilmemeli.
Bölgedeki kaymakam, ilçe emniyet müdürü, ilçe jandarma komutanı derhal görevden alınmalı.
İstihbarat ve eyleme geçmeme zafiyeti gösteren kim varsa görevden alınmalı…
O direğe zaten faili oturturuz, o kolay, aslolan TCK m 300/314-220/257 kapsamında •İl / İlçe Emniyet Amirleri
•İl / İlçe Jandarma Komutanları
•Kaymakam
•Vali
➡️ Haklarında idari soruşturma, görevden alma ve disiplin işlemi yapılmalıdır.
Danimarka’yla Grönland üstünden oynamak çok keyifli. Hep başkalarının başına gelecek zannettikleri şeyler şimdi kendi başlarına geliyor.
Ah şöyle STK temsilcisi olarak fonlarla desteklenerek, Grönlandlı bölücülerle demokrasi toplantıları organize etmek vardı şimdi.
Kürtçüler Kürt nüfus yoğunluğunun olduğu her mahalleyi, sokağı, köyü kantona dönüştürüyorlar. Halep’te bir çok Türkmen, Ermeni, hristiyan mahalleleri var, hiç biri fırsattan istifade kanton kurmuyor. Kürtçüler ise Kürt nüfus yoğunluğunun olduğu Şeyh maksut mahallesini ve bir kaç Arap mahallesini fırsattan istifade ederek 13 yıldır kantona dönüştürdüler. Şehrin tamamında Kürt nüfusun %5 bile olmamasının onlar için önemi yok, onların kanton kurması için küçük bir sokaktaki Kürt nüfus yoğunluğu yeter.
Aylardır anlatıyoruz, ne barış karşıtlığımız kaldı ne hainliğimiz. Sürecin başından beri Türkiye savaş kaybetmiş gibi açıklama yapılıyor. "Pazarlık yok" diye başlayan süreç utanmasalar apo başkan olsun diye devam edecek. Teröristten diplomasi beklerseniz daha çok Sevr dinleriz