İçişleri bakanlığı, sayıştay, danıştay. Üç kurumun temiz bulduğu ihale için bir tane ne idüğü belli olmayan gizli tanık ifadesi ile başkanımızı tutuklayıp görevden aldılar. Adına hukuk düzeni diyorlar. Kimin hukukunun düzeniyse artık.
@sokakkedisitv Pilot değil adam uçak kullanmıyor. Uçakta silah ve radar sistemi görevlisi. Milleti kek yerine koyuyorlar. Utanmadan yalan söylüyor tapu zengini.
Ümit Özdağ, ölmeden görmek istediği şeyleri sıraladı:
• İstanbul Havalimanı’nın tekrar Atatürk Havalimanı olduğunu.
• Kuleli Lisesi’nin açıldığını.
• Deniz Kisesi’nin açıldığını.
• GATA’nın açıldığını.
• Suriyeli ve Afganların döndüğünü.
• Devlet Planlama Teşkilatı’nın kurulduğunu.
• Öğrencilerin tek kişilik odalarda kaldığını.
• Bursla zorlanmadan 1 ayı geçirebildiklerini.
• Tiyatro ve sinemaya gidebildiklerini.
Haluk Levent’in twitter hesabıyla milli güvenliğin ne alakası var? Hiçbir alakası yok elbette. Fakat Türkiye’de hukuk, kanun, Anayasa, ifade hürriyeti falan bunların yerinde yeller esiyor. Ortaçağ hukuku uygulanıyor. İstedikleri kişiye istediklerini yapabiliyorlar.
Gazeteci Şule Aydın: "Siz devlete gözaltında telefonunuzu emanet ediyorsunuz. 'alın buyurun' diyorsunuz. Bu benim mahremim.
Suça ilişkin bir şey varsa onu ayıklayacaksın ve bakacaksın.
Sen benim özel hayatımı, bana ait olan her şeyi yaklaşık bir saat içerisinde paylaşıyorsun. Ve ben devlete emanet etmişim bu telefonu.
Herkes şunu biliyor ki: ben telefonu verdiğimde aslında dosyaya ilişkin hiçbir şeye bakılmayacak. Aksine toplumun önüne ben başka türlü atılacağım.”
Türkiye'de artık yeni bir yargı düzeni oluşturuldu. Sabah kişilere yeni operasyon yapıldığında, o kişi daha emniyet yolundayken aleyhinde hazırlanan bilgi notları aynı merkez tarafından yandaş gazetecilere servis ediliyor. Yetmiyor, polis kamerasıyla çekilen gözaltı anları dağıtılıyor. Masumiyet karinesi, lekelenmeme hakkı hiçe sayılıyor. Kamuoyunda o kişiyle ilgili yaratılan kanaatler, algılar üzerinden bir kampanya yürütülüyor. Kişi, halkın gözünde peşinen suçlu ilan edilip resmen infaz ediliyor. Normal hukukta kural olarak tutuklama istisnayken, artık tutuklama esas, serbest bırakma istisna haline getirildi. Kimsenin hukuki güvencesi kalmadı. Oğuzhan Uğur olayında yaşadığımız tam da budur.
Jahrein, tutuklanan Oğuzhan Uğur’un şirket kayıtları hakkında konuştu:
“Arkadaşlar bakın, Barış Pehlivan yazmış... Şimdi Oğuzhan'la ilgili hiçbir şey bulamamışlar. Şunu bulmuşlar: Babala'nın, Oğuzhan Uğur'un şirketinin Mehmet Sait Köse diye birisiyle para alışverişi olmuş. Yani hizmet verilmiş, karşılığında para ödenmiş. 800 bin liralık bir şey. Bunun Ahbap'la hiçbir alakası yok. Ama Ahbap... O adamın başka üç kişiyle ilişkisi varmış, para ilişkisi. Bu üç kişiden birine 1000 lira göndermiş... Bakın, 1000 lira! 1000 lira göndermiş bu Mehmet Sait Köse. O da... Onun da Yeliz Kaya ile alakası varmış. Yeliz Kaya'nın da Ahbap'la para alışverişi varmış. Yani anladınız mı? Artık suçumuz yok diye, 'nasıl olsa başımıza bir şey gelmez' diye yaşayamayız bu ülkede.”
Haluk Levent:
"Sayın Bakan, Gözaltına alınan insanlar cep telefonu şifrelerini devletin namusuna emanet ediyorlar. Sizin savcılarınız ise 3 saat sonra telefondaki özel mesajları (suç unsuru olmayan özel mesajları) Yeni Şafak gazetesinden Burak Doğan'a servis ediyorlar.
Magazine aç toplum bunlarla günlerce oyalanıyor. Devletin mahremiyetini yok ettiniz, devletin güvenliğini yok ettiniz."
CHP'nin %70 aldığı, tamamen seküler bir ilçenin kaynaklarını Menzil Tarikatı'na aktarıyorlar. Milli iradenin bu denli darbeye uğradığı örnek pek azdır. Adamlar açık açık siz kime oy verirseniz verin, paranızı cemaatlere, tarikatlara aktaracağız diyorlar.
adam usulsüzlük yapsaydı başına hiçbir şey gelmezdi tayt giydi diye görevinden ettiler. şu cehalete bakın insan hayretler içerisinde izliyor saçmalıkları.
Dikkat ederseniz ne zaman normal bir ülkede hükümeti düşürecek büyüklükte bir hükümet skandalı ortaya çıksa aniden bir ünlü yada muhalife operasyon geliyor ..! Maksat Irak Pertrolleri ile millete kesilen milyar dolarlık faturayı unutturmak olabilir…