@amedskofficial Bir sezonda bu kadar hoca değiştirip yönetim aynı kalıyorsa sorun başka yerde. Bir maç kal hoca göndermek hocayı aşağılamaktır. Saçma sapan transferleriniz yüzünden bu takım bu durumda. Yönetim değişmeli . Halk tekrar asli unsur olmalı. Elitlerin takımı değil AMEDSPOR
@amedskofficial Ligin ortasında en iyi oyuncunu gönderiyorsun
Bir kaç haftadır sadece kendisi için oynayıp oyunu rezil edem Moreno ilk onbirde ve yaptıklarını izliyorsun Murat uçar erken tatil için bilerek kırmızı kart alıyor on kişisin ama 2. yarı aynı takımla çıkıyorsun Allah belanızı versin
Dilan Karaman raporuna ilişkin:
1- Raporda, bir milletvekilinin çalışanlara “mobbing” uyguladığı yönündeki beyanlar esas alınarak mobbing tespiti yapılmış; ancak milletvekili Saliha Aydeniz'in adı verilmemiştir.
Bu tercih de 'ilkesellikle' gerekçelendirilmiştir. Feminizmin bu konuda 'kesin doğru budur" dediği bir kanun yok, beş kadın örgütü bu yönde bir karar almış. Ancak tüm kadınların ve feministlerin bu tutumu doğru kabul etmeyebileceğini herhalde öngörmüş olmalılar. Psikolojik şiddet uygulayan kadının eylemlerini "azaltılmış sorumluluk" bağlamına yerleştirmek kadınların “gerçek” şiddet failleri olabileceğinin inkarına varabildiği gibi, kadınlığın pasifliğine dair eski toplumsal cinsiyet "özcülüğünün" bir ürünü gibi duruyor. Bir de işçi-patron, danışman-vekil, hiyerarşisi gibi ilişkilerde güç sadece "cinsiyetle" açıklanamaz, "sınıfsal" bağlam belirleyicidir: Patron pozisyonundaki kadın "kurumsal hiyerarşi" içinde karar verici ve yaptırım gücüne sahiptir. Bu güç, 'kadın' olmasına rağmen fail konumunu güçlendirir. Yani burada eşit konumda çalışan iki kadın olsaydı bu konuyu tartışmak çok daha zor olacaktı. Ancak mobbing uyguladığı tespit edilen kadının "milletvekili" mobbing'e maruz kalan ve bu olay örgüsü içinde intihara sürüklenen kadının "danışman" olması güç ilişkisindeki dengesizliği zaten yeterince açıklamıyor mu?
Öte yandan Türkiye’de kadın siyasetçiler hakkında, hatalı siyasi davranış iddiaları söz konusu olduğunda kamusal tartışma yürütüldüğü de görülmüştür. Örneğin yakın tarihte, DEM Parti Yerel Yönetimler Kurulu, "belediye eş başkanı olan bir kadının", parti politikalarına ve yerel yönetim anlayışına aykırı davrandığı gerekçesiyle partiden ihraç edildiğini "kamusal" olarak açıklamış, hatta basın açıklamaları ile söz konusu "kadının adı" teşhir edilmiştir. Yani Türkiye’de "kadın siyasetçiler" hakkında hatalı veya tartışmalı siyasi davranış iddiaları olduğunda, kamuoyunda isimleriyle kamusal tartışmaya konu olabiliyorlar. Partiden ihraç edilen "kadın eşbaşkan" örneğinde, kadının "politik ve kurumsal bir pozisyonu" vardı. Bu pozisyon, onun eylemlerinin hem "görünür" olmasına hem de "yaptırımlara tabi" olmasına yol açtı.
2- Raporun bir diğer dikkat çekici yönü sorumluluğu çok geniş bir “toplumsallık” alanına yayması.
Metin boyunca “herkes biliyordu ama kimse yanına gitmedi”, “kolektif refleks yetersizliği” gibi ifadelerle sorumluluk neredeyse "herkese" dağıtılıyor. Yakın zamanda Fatma Nur ve Hifa için tartıştığımız da bir konu bu. Evet, hepimiz sorumlu hissediyoruz. Ancak harekete geçmesi gereken kurumlar harekete geçmemişken, gerçek sorumlular sorumluluklarını yerine getirmemişken, adalet için öncelikle tartışmamız gereken özneler belliyken, toplumu 'vicdani muhasebe'ye çağırmak ile 'adalet' talep etmek farklı şeyler gibi duruyor. Sonuçta Dilan Karaman raporunda ortaya şu tablo çıkıyor: herkes biraz sorumlu ama kimse gerçekten sorumlu değil.
Rapor kurumsal sorumluluğu isim isim net biçimde tarif etmek yerine "toplumsal ahlak" diyebileceğimiz bir alanda tüm bireylere "kendini sorgulama" çağrısını çok yoğun bir şekilde yapıyor, Oysaki bireylerin bunun için beş ay boyunca bu raporu beklemeye ihtiyacı yoktu.
3- Mazlum Toprak adlı erkek failin DEM Partili bir kadın belediye eş başkanın��n 'akrabası (yeğeni)' olmasına raporda hiç değinilmemiş. Rapor zaten olayın geçtiği "kurumsal" ve politik yapıdaki sorunlara vurgu yapıyor. Böyle bir durumda failin o yapı içindeki akrabaları ve güç ilişkileri, olayın bağlamını anlamak açısından önemlidir. Bu tür ilişkiler kurumsal dinamikleri etkileyebilir ve bu nedenle illiyet ilişkisi kurulabilecek bir veri olarak değerlendirilmesi gerekir.
Şimdi gözler @DEMGenelMerkezi 'nde. Toplum sizden ahlaki-politik tutum bekliyor. Aile Bakanlığı'ndan sorumluluk beklediğimiz gibi... Aile Bakanlığı'ndan Fatma Nur ve Hifa'dan sonra kimse istifa etmedi. Kurumsal sorumluluk almadılar. Israrla almıyorlar. Acaba demokratik kurumlar iktidara örnek olacak tutumu alabilecek mi?