Türkiye'de ayrımcılık kalksın diyorsanız, mesela ben Mardinli olmayanların da midyecilik yapabilmesini, Burdurlu bir müteahhitin de Van Edremit kıyısında rahatça site inşa edebilmesini talep ediyorum.
İşte Ermeni devşirmesi "Kürtlerle", bu toprakların özbeöz vatan evlatları olan Kürtler arasındaki o ince fark...
Kayan ailesinin Şanlıurfa'da düzenlenen sünnet düğününde toplanan tüm takı ve nakdi hediyeler; şehit ve gazi aileleri ile, güvenlik korucularına bağışlandı. Allah hayrınızı kabul etsin. 🇹🇷
İstanbul ve Avrupa’nın ünlü şehirlerini karşılaştıran gezgin:
- Sarı filtresiz Londra
- Sarı filtresiz Roma
- Sarı filtresiz Lyon
- Sarı filtresiz Köln
- Sarı filtresiz İstanbul 🇹🇷
(Görüntü: Muhammad Faizan Türki)
İsmi unutuldu ama o gecenin kaderini değiştiren adamlardan biri de dönemin 1. Ordu komutanı Ümit Dündar’dır. Hatta en önemlisi. Vakar duruşu ile hain planı daha o saatlerde bozdu. Hayırla yad edelim.
Kanada da, Türkiye de muzunu Ekvador'dan ithal ediyor.
Nakliye süresi iki ülke için de yaklaşık 1 aydan kısa. Nakliye maliyeti de her iki ülke için kilogram başına 30 centin altında.
🇨🇦 Kanada'da Chiquita muzun yarım kilosu 0,69 CAD (15 TL).
🇹🇷 Türkiye'de ise aynı muz yaklaşık 113 TL (3,4 CAD).
Yani aynı ürünü, aynı ülkeden, benzer nakliye maliyetiyle almamıza rağmen Türkiye'de fiyatı neden 4 kat daha pahalı?
Sorun Ekvador değil. Nakliye de değil.
Peki sorun tam olarak nerede?
İşten anlayan biri, Türkiye'de Chiquita muzun neden 15 TL'ye yenemediği açıklayabilir mi lütfen?
Gerçekten araştırdım ama bulamadım.
Avrupalılar son dönemde Çin malı klimaları havada kapıyor. Sebebi ucuz olması falan değil; olay tamamen satış stratejisindeki uçurum, iki bambaşka dünya!
Bir Japon klimalarına bakın: Teknoloji zirve, işçilik taş gibi. Mağazanın ortasında indirimli fiyatıyla öylece duruyor ama kimse dönüp yüzüne bile bakmıyor.
Niye mi?
Avrupa'da bir daire kiraladınız diyelim. Hava 38 derece, ev adeta fırın gibi. "Şuraya bir klima taktırayım" diyorsunuz; ev sahibi anında itiraz ediyor: "Binanın dış cephesi tarihi eser, tek bir çivi dahi çakamazsın!"
Hadi dediniz ki "Tamam, duvarı delmeyelim." Site yönetimine gidiyorsunuz, "Bütün apartmandan izin kağıdı topla" diyorlar. Komşunun kapısını çalıyorsunuz, üst kattaki huysuz amca kapıyı suratınıza çarpıyor.
Diyelim ki tabanvay yapıp perişan oldunuz ama tüm imzaları topladınız. Evraklarla belediyeye gidiyorsunuz; memur şöyle bir bakıp "İki ay sonra gel, sürecin durumunu sor" diyor.
Mucize eseri izni kopardınız diyelim... Bu sefer tesisatçıyı arıyorsunuz, sadece kurulum için vergiler hariç 2000 Euro çekiyor!
Üstelik "Şimdi anlaşırsak ancak iki ay sonraya gün veririm" diyor.
Tüm bu çile bitene kadar zaten kış geliyor, kar yağıyor!
İşte tam Avrupalılar sıcaktan eriyip buharlaşmak üzereyken, Çinli üreticiler gelip önlerine sihirli bir kutu bırakıveriyor: Portatif Split Klima.
Dış ünite yok, duvar delmek yok. Kalın bir boruyu pencere aralığından dışarı uzat, mandalını tak, bitti! Kendi işini kendin gör; 10 dakika içinde fişe tak ve buz gibi hava yüzüne vursun.
Ama asıl efsane kısım bu değil.
Fransızlar gelip diyor ki: "Bizim yasalara göre, içinde 2 kilodan fazla soğutucu gaz bulunan klimaların her yıl profesyonel ekiplerce denetlenmesi şart, bu da her yıl yüzlerce Euro demek." Çinli üretici cihazın kullanım kılavuzunu çevirip arkasındaki şu satırı gösteriyor: Soğutucu gaz: 1.99 kilogram. Kıl payı yırttı, denetime falan gerek yok!
Almanlar damlıyor: "Bizde gece gürültü yasası var. 36 desibeli geçersen halkı rahatsız etmekten polis kapına dayanır, cezayı keser." Çinli üretici klimayı son ayarında çalıştırıyor, desibel ölçeri hava çıkışına dayıyor. Ekranda yazan rakam: 35.
Adamlar size sadece bir ürün satmıyor. Avrupa ülkelerinin yasa maddelerini, şehir kurallarını, hatta komşular arasındaki o bitmek bilmeyen saçma sapan kaprisleri bile tek tek okuyup hatmetmişler. Sonra da ortaya "kusursuz bir cevap anahtarı" çıkarmışlar.
Böyle bir rakiple nasıl başa çıkacaksın ki?
Japon mühendisler hâlâ laboratuvarlara kapanmış, 0.1 derecelik ısı farkının peşinde koşuyor, "Bu klimanın ömrünü 5 yıl daha nasıl uzatırız" diye kafa patlatıyor.
Çinli firmalar ise çoktan internet forumlarında müşteriye şunu sormuş: "Seni en çok ne darlıyor? Kurulum mu, yıllık denetim ücreti mi, komşu şikayeti mi? Söyle bana, hepsinin etrafından dolanacak çözümü bulayım."
Biri kusursuz bir "endüstriyel ürün" yaratıp size onu nasıl kullanacağınızı öğretmeye çalışıyor. Diğeri ise tam da nereniz ağrıyorsa oraya merhem olan, şefkatli bir "hizmet paketi" sunuyor.
Bu, iki ürünün birbiriyle rekabeti falan değil; bu düpedüz iki farklı zihniyetin kapışması ve bir tarafın diğerini bambaşka bir stratejik boyuttan ezip geçmesi!
Via: @szygls
İran’da savaşın 5. ayında market fiyatlarını sosyal medyada paylaşan bir içerik üreticisi dikkat çekti:
🔹 1 kilogram dana eti: 1 milyon 600 bin tümen — 420 TL
🔹 Kemikli koyun eti: 1 milyon 600 bin tümen — 420 TL
🔹 Makarna: 67 bin tümen — 17 TL
🔹 10 kilogram pirinç: 4 milyon tümen — 1.000 TL
🔹 5 litre zeytinyağı: 3 milyon 300 bin tümen — 860 TL
🔹 3 litre yağ: 1 milyon 100 bin tümen — 290 TL
🔹 1 kilogram şeker: 117 bin tümen — 30 TL
🇹🇷🇧🇦Mostar sokaklarında Mehteran sesi yankılandı.
Milli Savunma Bakanlığı Mehteran Birliği, bu yıl 516'ncısı düzenlenen Ayvaz Dede Şenlikleri kapsamında Bosna Hersek'te konser verdi. Tarih, kardeşlik ve vefa bir kez daha aynı marşta buluştu.
Ermeniler ve Rumlar Türkiye'de altın çağını yaşadığını söylüyor.
Yunanistan'da ise Türkler yok sayılıyor. Osmanlı camileri kundaklanıyor. Türk okulları kapatılıyor. Türk mezarlığını temizleyen Türk gençleri yargılanıyor.
Bir zamanlar Selçuklu-Türk şehri olan Revan (Erivan)'da artık Türk bile yok.
Kim barbar, kim medeni?
Osmanlı, Rus korkusundan Ermenilere daha önceki azınlık haklarına ilave olarak öyle haklar vermiş ki ,birilerinin Atatürk ,Lozan ve Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş değerlerine düşman olmasının nedeni videoyu izleyince daha iyi anlaşılıyor.
Trabzon-Adana hattının doğusu Ermenilere teslim edilmiş, yabancı valilerin yöneteceği iki özerk bölge kurulmuş...
Lozan Anlaşması ile azınlıklara verilen tüm haklar iptal edilerek ,Üniter ulus devletimiz kurulmuştu.
Atatürk'e satması en kolay olan din ve soyu üzerinden saldırmalarının nedeni tam olarak budur.
Atatürk ve Lozan bu ülkenin kalesidir.
2026-2030 dönemini kapsayan ve bu alanda kritik bir yol haritası olan Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planımızın hazırlanmasında emeği geçen herkese yürekten teşekkür ediyorum.
Planımızın ülkemize, milletimize, sektörlerimize ve insanlığa hayırlar getirmesini temenni ediyorum.
Eylem planımız “Fark Et”, “İstifade Et”, “Üret” ve “Yönet” olmak üzere 4 temel eksen ve her eksende birbirini tamamlayan 4 eylem üzerine inşa edildi.
Eylem planımız doğrultusunda Ulusal Yapay Zekâ Okuryazarlığı Programı’nı başlatacağız.
81 ilimizde hayata geçireceğimiz yapay zekâ okuryazarlığı atölyeleriyle 2 yılda 5 milyon vatandaşımıza eğitim vereceğiz.
10 bin ileri düzey yapay zekâ uzmanı ve 100 bin yapay zekâ uygulama profesyoneli yetiştireceğiz.
Sağlık, tarım, savunma ve e-ticaret başta olmak üzere en az 2 bin kamu veri setini Ulusal Veri Kütüphanesi üzerinden milletimizin istifadesine sunacağız.
2030 yılına kadar ülkemizin veri merkezi kurulu gücünü en az 1 gigavata çıkaracağız.
Kamu yatırım programlarımızdan yapay zekâ projelerine en az %2 pay ayıracağız.
Yatırımcılarımıza enerjisi ve altyapısı hazır kampüsler, KOBİ’lerimize ve araştırmacılarımıza hızlı prototip imkânı sunan yapay zekâ büyüme bölgeleri kuracağız.
Veri merkezi, bulut ve yapay zekâ altyapılarında en az 10 milyar dolarlık özel sektör ağırlıklı kaynağı harekete geçireceğiz.
İstanbul’u yapay zekâ alanında Türkiye’nin uluslararası vitrini ve yatırım diplomasisi şehri olarak konumlandıracağız.
Tuncelili bir Kürt vatandaş, Kürt sorunu olmadığını savundu:
• 33 yaşında, Tuncelili bir Kürt olarak ülkemi çok seviyorum.
• Kürt sorunu diye bir şey tanımıyorum çünkü yok.
• LGS’de derece yapıp Anadolu Lisesi’ne gittim. Üniversitede bilgisayar mühendisliği kazandım. KPSS’den atandım. Kimse bana “Sen Kürt’sün biz Türkleri alıyoruz” demedi.
• Savcı kuzenim var Kürt. Geçmişte ülkenin Kürt başbakanı vardı. Milletvekillerinin yarısı Kürt. Galericilerin, inşaatçıların yani en zenginlerin çoğusu Kürt.
• ”Devlet bana şu konuda ayrımcılık yapıyor” deyin hak vereyim ama yok. Siz g*tünüzden uyduruyorsunuz.
Karanlık Yunan tarihinden sadece bir kesit.
29 Ocak 1990'da, yerli Hristiyan Yunanlılar, Türk azınlığa saldırdı.
(Batı Trakya - Gümülcine)
400 dükkan yağmalandı ve iki Türk gazetesinin ofisi basıldı.
Türkiye, Batı Trakya Türkleri’nin de garantörüdür.