Mesela ortalama bir Türk buna bakınca bu tiyatroyu Yunanların yaptığını zannediyor. Oysa bu, Likyalıların yaptığı bir tiyatro. Yani Anadolu’nun yerli halklarından birinin eseri.
Bugün yapılan DNA testlerinde de Anadolu Türklerinde ortalama olarak çok yüksek oranda yerli Anadolu kökeni görülüyor.
Eğer Orhun Yazıtları için “Bunu benim atalarım yaptı” diyebiliyorsan, Antiphellos Antik Tiyatrosu için de “Bunu benim atalarım yaptı” diyebilmelisin.
Biz Anadolu Türküyüz.
@TurkOrthodox Türk olmak dinden bağımsız bir olgu. en güzel örneklerinden biri de sizsiniz♥️🇹🇷 İşlerine gelmeyen hırtlar bir de burdan ajitasyon deniyor. Bıktık hırtların pisliklerinden artık
Türk ve Türklük tartışması” başlığı altında okuması yazması kıt olanlardan birisi “ben Türkiyeliyim ama Kürd’üm” demek istemiş. Ne derseniz deyiniz, bununla birlikte kendisine aynı şekilde “ben Türkiyeli değilim, Türk’üm” diyen birine (Erhan Afyoncu’ya) hakaret ediyor. “Memleketin adı gerçekten Türkler tarafından kondu” dersem yanlış olur. Tarihçilerin kaynaklarda belirttiği üzere “Turkiya” ya da “Turkmenya” gibi isimleri Küçük Asya’yı çok iyi tanıyan, burada ticaret yapan Cenevizli ve Venedikli tüccar aileler koydu. Bütün orta zaman Alman seyyahları “Turkei, Türkenland” veya Fransızlar “Turquie” derlerdi. 16. asırda İngilizce seyahatname kaleme alan Nicolas de Nicolay ise “Turkie” diyor, dikkat ederseniz bizim bugünkü söyleyişimize oldukça yakın... Biz bu memlekete, Roma İmparatorluğu döneminden dolayı “İklim-i Rûm” diyorduk. Tabii, “Türk İmparatorluğu” ve “Turkiya” adları o asırlardan itibaren ölümsüz olarak yaşamaya başladı.
Zaten bir yerde coğrafyaya ad konmak istendiğinde ya hâkim milletin başkentinin, ya doğduğu kabilenin veya kurulduğu şehrin adını taşır, yahut çok az örnekte görüldüğü gibi Türklerin Roma hâkimiyeti nazariyesiyle ilgili bir isim olur. Osmanlı, kozmopolit bir dünya imparatorluğudur. Zamanla, çoğu Müslüman ülkede olduğu gibi, hanedanın kurucusunun ismi devletin adı olarak benimsendi. “Devlet-i Aliyye”nin tebaasına “Osmanlı” denmesi ise 19. yüzyılın bir denemesidir.
Milli Savunma Üniversitesi rektörü Prof. Erhan Afyoncu’nun “Türklük-Türkiyelilik” üzerine sosyal medyada ve TV programında yaptığı açıklamalar doğrudur. Herkesin altına imza atması gerekir. Bir kişinin, kendi “destructive” milliyetçiliği için böyle bir hücum yapması son derece yanlıştır. Ümit ederim ki o partide ve o gruptaki insanlar bu izaha katılmıyorlardır. Çünkü bu her şeyi bilen zat(!) maalesef saldırgan ve klişelere yüklenen bir tavır içindedir.
Erhan Afyoncu, gazete okur gibi, Osmanlıca denen Arap harfli eski asırlara ait kaynakları rahatlıkla okur. Yazdığı eserlerde kronolojik bilgide hata yoktur. Çok üretkendir. Millî Savunma Üniversitesi’nde başarılı çalışmaları görüldü. Askeri kanatla iyi ilişkiler kurarak donanımlı subay yetiştirilmesi için büyük emek sarfetmektedir. Bu sonuncusu da önemli bir meziyettir.
“Benim hayatta yegâne övüncüm, servetim Türklük'ten başka bir şey değildir. Doğuşumdaki tek olağanüstülük, Türk olarak dünyaya gelmemdir. Bu memleket tarihte Türk'tü, bugün de Türk'tür ve sonsuza dek Türk olarak yaşayacaktır.”
Tek üst kimliğimiz Türklüktür.
@ciftpelin@ProfTaal#BizTürkler Son yıllarda Moğolistan’daki kazılarda ortaya çıkan yeni balbal dizileri,kurgan yapıları,kadim Türklerin atalara bağlılık anlayışı ve ölü gömme ritüelleri hakkında bize ne söylüyor hocam?Bu buluntular,Göktürklerin inanç sistemi ve toplumsal yapısını nasıl yansıtıyor?
@agahaydin Hocam sizi çok seviyorum. iyi ki varsınız♥️Videolarınızda bahsettiğiniz poz kesme, kendi kendiyle bile insanın kendi olamaması durumu tüm hayatımız ve her an için mi geçerli? Hiç bir zaman 100% samimiyet, gerçek duygularda yok mu o zaman? Kendimize devamlı yalan mı söylüyoruz?