Yeterince konuştuysan, kendini iyi izah ettiysen, gereken yerde sesini yükseltip gerekmeyen yerlerden hızla uzaklaştıysan; yani seni sen yapan her şeye sıkı sıkıya sarılıp kimse için kendine eyvallah etmediysen, bir yerden sonra sessizlik ağırlık değil, hafifliktir insana.
İnsanın kalbinin hafızası çok güçlüdür. Acıları da mutlulukları da ayrı ayrı ve hiçbirine zarar vermeden istiflemesini iyi bilir. Duyduğu sözlerin, tuttuğu ellerin, canını acıtan anların kaybolmasına izin vermez. Siz ise hiçbir şey olmamış gibi yola devam ettiğinizi sanırsınız..
Gözlerimi yumdum, sımsıkı... Bazen böyle olur. İnsan korktuğunda gözlerini daha sıkı kapatır. Sanki kapakları açıldığında, içinden başka ütopik ülkelere giriş kapıları olan bir gardıroba saklanmış gibi hisseder.
Sözcükler gücünü yitirmedi fakat artık insanların duvarları daha kalın, bencillikleri had safhada, menfaatleri daha ön planda ve bunları belli etmekte de çekinmiyorlar. Kimse beni anlamıyor diye hırpalamayın kendinizi...
Değersiz hissettiren kim olursa olsun, er ya da geç terk ediyorsun. Sevgin seni durdurmaya yetmiyor. Defalarca şans vermenin ve görmezden gelmenin sınırına gelindiğinde harcadığın emek de gözüne gelmiyor.
Tükenmiş bir toleransla devam etmek, kendine saygısızlık etmek demek...
Sevda da besin zincirimizdeki soyut bir tüketim duygusudur. Onun da bir raf ömrü vardır. Zamanında ve usulüne uygun tüketilmemiş her sevda, yürekte duygu zehirlenmesine neden olur. Ah edip bedduaya durması avuçların, o kanlı zehri yürekten tahliye etme çabasıdır. Ve beyhudedir...
Kimse hakkında kötü düşünmekten yana değilim. Fakat benim hayatımda acıya sebep olan herkesin, bir gün aynı şeyi yaşayacağını görmek beni mutlu eder. Çünkü bazen anlamak, yaşamaktan geçer.
Kendime uzak olduğum kadar hiçbir şeye ve hiç kimseye uzak değilim. Bu boşvermişlik ya da yenilmişlik değil. Çaresiz kalmış ya da yalnız kalmışlık değil.Bu başlı başına devrimimdir benim. Çünkü insanlara tüm benliğim ve sevgimle ne zaman yanaşsam yaralandım, siz buna değmezsiniz.
Olur öyle, tanımadığın çukurlara düşer, sonra o çukurları herkese anlatacak kadar öğrenirsin. Düşmeyin dersin, ne yapın edin düşmeyin. Sonra gider yine sen düşersin. Bu böyledir çünkü, yaptığın bir hatayı elbet bir gün yine tekrarlarsın.