Bakın 2015 yılında BEKİR COŞKUN ne söylemiş.
Bir gece yatıp kalktık…
Yargı yok…
Yargıyı bölüşmüşler, yarısı hocaya,
yarısı imama…
*
Bir gece yatıp kalktık…
Cumhuriyetçi aydınlar yok…
Hücrelerdeler…
*
Bir gece yatıp kalktık…
Medya yok…
Yarısını almışlar parayı bastırıp, kalan yarısının da gırtlağına bastırıp…
*
Bir gece yatıp kalktık…
Ben yokum…
Muhterem karıma “Ben yok muydum
şu köşede yahu?” dedim…
“Yoksun, kovuldun” dedi…
Ağladı…
*
Bir gece yatıp kalktık…
Laiklik yok…
Devlet tekbirle açılıyor…
*
Bir gece yatıp kalktık…
“Türk” yok
*
Bir gece yatıp kalktık…
Bayrak yok…
*
Bir gece yatıp kalktık…
Yarısı gitmiş…
“Türkiye” de yok…
*
Bir gece yatıp kalktık, marşlar yok, andımız yok, bayramlar yok…
Bir gece yatıp kalktık, bu 4+4+4’tür dediler…
Çocuklar yok…
*
Bir gece yatıp kalktık…
Cumhuriyet yok…😪😪😪
*
Ve bir gece yatıp kalktık ki..
Biz yokuz…
*
Yatma o zaman…
Kaldır başını artık…
Bir böcek gibi ezilip, bir dal gibi kırılıp, bir sürü gibi güdülüp, bir toz gibi üfürülüp, bir ot gibi sökülüp, bir kuş gibi vurulacağına…
Yatma…
(3 Ocak 2015)
Mahfi Eğilmez: “Siyasal iktidar, yıllardır yaşanan benzer gelişmelerde toplumun ilk birkaç günden sonra piyasa aldırmazlığı eğilimine girdiğini artık çok net bir biçimde biliyor. O nedenle ilk birkaç gün eldeki bütün olanaklarla piyasaya müdahale ediliyor ve sistemin raydan çıkması önleniyor, sonrasında zaten piyasa aldırmazlığı devreye giriyor ve herkes kaybettiklerini yerine koyma telaşına girdiği için sistem yavaş yavaş eski yerine dönüyor.
Görünüşe göre siyasal iktidar kaybetmek bir yana siyasette hedeflediği aşamaya biraz daha yaklaşmış oluyor.
Buradaki en kritik soru şu: Toplumun yitirdiği zaman, yükselen faizler, katlandığı maddi kayıplar, üretimdeki düşüşler ne olacak?”
Türkiye, kendi kendine sürekli sorunlar yaratan sonra da o sorunları çözmeye çalışmak yerine unutturmak için yeni ve daha büyük sorunlar yaratan bir ülkedir.
Ülkeler 4'e ayrılır: Gelişmiş ülkeler, Gelişmekte olan ülkeler, Arjantin ve Türkiye.
Zülfü Livaneli diyor ki; "..Sorun, onun gitmesiyle bitmeyecektir. Sorun onu iktidara getiren, üst üste dokuz seçim kazandıran, bir sürü yolsuzluk ve yönetim skandallarına rağmen körü körüne peşinden giden halktır. Daha doğrusu halkın bir bölümüdür. Bu halk yığının Anadolu müslümanlığıyla, gelenekle, ahlakla, haram helal kavramıyla, merhametle, şefkatle hiçbir ilgisi yoktur. Köyden kente göçle başlayan, ne köylü ne kentli olabilen, bütün değer ölçülerinden kopmuş, vahşi birer yaratık haline gelmiş, talandan yalandan pay kapmaya çalışan ve literatürde lumpen proletarya olarak tanımlanmış olan kitledir bu. AKP’ye oy vermiş olanların tümünü böyle yaftalamak doğru değil elbette. İçlerinde düzgün ve samimiyetle oy veren seçmenler de olabilir. Ama o kitlenin genel karakteristiği budur. Bu kesim kendini önce arabesk müzikle gösterdi. Güzelim türküleri, geleneksel şarkıları, Anadolu’nun büyük şiir geleneğini terk eden insanlar, bir anda mide bulandırıcı seslere, insanın kulağını tornavida gibi delen elektro bağlamalara, içinde hiçbir hakiki lirizm ve hüzün barındırmayan ‘’Ben de isterem!’’ saldırganlığına kaptırdı kendini. Şehirler kaçak mahallelerle, üzerinde demir filizleri bırakılmış sıvasız çirkin yapılarla, lağım kokan mahallelerle doldu. Suç oranı ve özellikle kadına karşı şiddet akıl almayacak ölçülerde arttı. Bunun adına ‘’muhafazakarlık’’ denilebilir mi? Elbette denilemez. Aşağı yukarı sayıları kırk milyon dolayında tahmin edilen bu kitle Itri, Mimar Sinan estetiğine de sahip değildir; Anadolu’da yüzyıllarca aydınlık bir nehir gibi akmış olan Karacaoğlan, Pir Sultan, Dadaloğlu temizliğine de. Dolayısıyla bu kesim muhafazakar değil, Türkiye’ye çarpık ve ahlak ölçülerinden yoksun bir ‘’modernleşme’’ sunan yeni bir oluşumdur. Lafı uzatmadan söyleyeyim. Bu kesimin hayatta en çok nefret ettiği model uygarlaşma, kültür, temizlik ve zarafet simgesi Mustafa Kemal Atatürk, kanıyla canıyla savunduğu lideri ise şimdiki cumhurbaşkanıdır. Kimse kendini aldatmasın. Sayıları çok kalabalık olan bu kesim, ne olursa olsun, hangi skandal patlarsa patlasın sonuna kadar liderini destekleyecek ve Cumhuriyet’e karşı çıkacaktır. Erdoğan siyasi ömrünü tamamlasa da ona benzeyen başka bir lider bulmakta gecikmeyecektir. Çünkü Türkiye’nin çürüyen kesimi , bu bozulmayı önce müzikle, sonra hayatımızın her alanına egemen olan lumpenleşme ve arabeskleşmeyle ifade etmeye devam ediyor. Gafil aydınlardan (!) destek alan lümpen kültür, örgütlü cehaletle beslenerek kılcal damarlarımıza kadar yayılıyor. Bu manzaraya, lumpenlerin ele geçirdiği muazzam para ve iktidar gücünü de eklerseniz geleceğin hiçbirimiz için kolay olmadığı çok açık. Erdoğan bu kitlenin lideridir ve onun yokluğunda yeni bir lider bulacaklarına hiçbir kuşku yok. Mustafa Kemal aydınlığını savunan kitleler birleşene ve kendi aralarındaki çelişkileri gidererek, evrensel değerleri savunan bir Türkiye kültürü yaratana kadar acılar devam edecek.
ZÜLFÜ LİVANELİ❤️
Kabul edin kardeşim!
İster altnla hesaplayın ister petrolle,
İster ıspanakla, ister yumurta ile,
İsterseniz etle isterseniz sütle...
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi denilen dünyada eşi benzeri olmayan sistem,
Sabit gelir, asgari ücretli ve emekli (yani nüfusun %90'ı) grubunu alım gücünde perişan etti...
İktisatçı Mahfi Eğilmez:
"👉Yirmi birinci yüzyılın ilk çeyreğinde ekonomi politikasında yapılmaması gereken ne varsa yapmış olmamıza karşın hala ayakta durmayı becermemiz kayıt dışı ekonominin yarattığı paralel evrenin katkısıyla olmuştur.
👉İşin en acı yanı bugün geldiğimiz aşamada kayıt içi yaşayan insanların kayıt dışı yaşayan insanlara muhtaç duruma düşürülmüş olmasıdır."
@mahfiegilmez
Üniversite iktidarın yanında olmaz, onun aracı haline gelmez hiçbir zaman.
İlk defa oluyor bu...
Ülkede aydın ihaneti var.
Ülkede hırsız, tez çalan, hükümet uşağı rektörler var.
Ekrem İmamoğlu ‘nun 30 yıl önceki
diplomasına harcadıkları mesainin yüzde birini hastanelerde öldürülen bebekler , otelde yanarak ölen 78 kişi için harcamadılar!
bu kadar aşağılık bir medya!
Erol Mütercimler'den muhteşem bir kampanya
"Milletvekilliği bir meslek değildir, emekli maaşları almaları kabul edilemez, emekli maaşları almaları iptal edilsin..."
Destekleyenler..?!
ZP lideri Ümit Özdağ:
“64 yaşında bir Suriyeli, Kilis'te vatandaş oluyor ve 65 yaşına gelince yaşlılık maaşı bağlanıyor. Biz böyle soyuluyoruz!”
@umitozdag
Değerli meslektaşlarım, değerli kardeşlerim...
Yıllardır bir umutla, yaşadığımız sıkıntıların, sorunların çözüme kavuşturulmasını umut ettik durduk...
Ama ne yazık ki en ufak bir olumlu gelişme dahi olmadı...
Bundan dolayı da böyle gelmiş böyle gider diye bir çaresizliği kabul eder hale getirildik...
Böyle geldiyse Allah'ın izniyle böyle gitmeyecek...
Bu zamana kadar kimse çıkıp ta ilgililerinin karşısına dikilip bir hak mücadelesine kalkışmadı...
O yüzden bizi tabiri caizse çantada keklik görüp layık olduğumuz ve hak ettiğimiz hiçbir hakkımızı vermediler...
O devirler geride kaldı...
Bir abiniz bir kardeşiniz olarak ben böyle bir mücadele içerisine girdim...
Lütfen beni bu mücadelede yalnız bırakmayın...
Attığım tweet'leri beğenin, paylaşın ki daha fazla insana ve ilgililere sesimiz ulaşsın ve bu haklı hak mücadelemizden haberdar olsunlar...
Allah'ın izniyle bizi artık yok sayamayacaklar...
Yaptığımız meşaleyi hep birlikte taşıyalım lütfen...
#polis #asker #bekçi #jandarma #sahilgüvenlik #ikm
#SANDIKTAHESABINISORACAĞIZ
Cari açık şu oldu bu oldu; onu bırakın;
açığı kapamak için borçlandınız mı, ne kadar faz ödedi bu ülke?
İşte tek adam ucube dönemi: Dış borç 105 milyar dolar artıyor 530 milyar $'a çıkıyor,
her yıl ödenen ortalama faiz miktarı da 15 milyar $'dan az değil. Rezilliktir bu. Öğünün
2019’da başlatılan elektrikli traktör projesinde, 100 tane traktör üretilmesi gerekirken sadece 3 tane üretilebildiği ve projenin 246 milyon lira zararla bitirildiği anlaşılalı birkaç saat oldu🤦♂️