Okullar genelde 1000 kişi civarında.Sadece %2 veya %3 çocuk çok sıkıntılı oluyor ve eğitim öğretimi aksatıyor.Bugün 1000 kişilik bir okulun %3'ü yani 30 kişi okuldan uzaklaştırılsa okullarda problem kalmaz.30 çocuk okuldan uzaklaşmasın diye 970 çocuk 50 öğretmen mağdur oluyor.
@Overlokcu12 Senegal maçı sonrasında tüm ülkede olduğu gibi öğle saatlerinde kutlama konvoyuna çıktık.(Babam, ben ve bir sınıf arkadaşımla)Trafikte ilerlerken arkadaşımın salladığı bayrağı yandaki araçta kutlama yapan bir abla çaldı ve kutlamalara bizim bayrakla devam etti.Bu da böyle bir anı
İnsanı bunalıma sürükleyen en büyük şey kıyastır.
İblis kendini Âdem'le kıyasladı, şeytan oldu. Kâbil kendini Habil'le kıyasladı, katil oldu.
Kıyas; başkasının tabağına bakmaktır. Başkasının nasibine göz diken, elindekini ıskalar.
500K takipçili bir influencer'a 40.000 TL ödedik. Gönderi 120.000 kişiye ulaştı, 3.400 beğeni aldı, 87 yorum geldi. Sipariş sayısı: 4. Dört. Elli bin liraya dört sipariş.
Sonra deneme amaçlı 8.000 takipçili niş bir içerik üreticisiyle çalıştık. Ürün karşılığı, ek ödeme yok. Gönderi 2.100 kişiye ulaştı, 190 beğeni geldi ama 47 sipariş aldık. Aynı ürün, aynı fiyat, aynı dönem.
Bu bir istisna değil. Influencer pazarlamasının en büyük yanılgısı takipçi sayısının satışa dönüştüğünü varsaymak. Dönüşmüyor. Veriler bunu çok net gösteriyor.
StackInfluence'ın 2025 araştırmasına göre nano influencer'ların (10K altı takipçi) etkileşimlerinin %7'si satışa dönüşüyor. Makro influencer'larda (500K+) bu oran %3. Yani küçük hesaptan gelen bir etkileşimin satışa dönme olasılığı, büyük hesabın iki katından fazla. Neden? Çünkü 8.000 kişilik bir toplulukta herkes birbirini tanıyor. O influencer bir ürün önerdiğinde arkadaş tavsiyesi gibi geliyor. 500K'lık hesapta ise takipçilerin büyük kısmı o kişiyi tanımıyor bile sadece içerik tüketiyor, reklam olduğunu biliyor ve geçiyor.
Instagram verilerine bak: nano influencer'ların ortalama etkileşim oranı %4-6, mikro influencer'ların %2-4, makro influencer'ların %0.6-1.2. Takipçi sayısı arttıkça etkileşim oranı düşüyor bu her platformda, her sektörde tutarlı bir patern. Social Cat'in 17.715 gönderi üzerinden yaptığı araştırma bunu teyit ediyor: mikro influencer'lar, orta segment influencer'lardan %46 daha yüksek etkileşim oranı üretiyor.
Ve en çarpıcı veri: mikro influencer'lar toplam influencer harcamalarının sadece %15'ini alıyor ama influencer kaynaklı satışların %60'ını üretiyor. Yani paranın %85'i büyük isimlere gidiyor, satışın %60'ı küçük isimlerden geliyor. Bu kadar açık bir verimsizlik başka hiçbir pazarlama kanalında kabul edilmez.
Alman aksesuar markası Handyhuellen tam da bunu yaşadı. Makro influencer'larla çalışırken yüksek gösterim maliyeti ve düşük dönüşüm alıyorlardı. Orta segment içerik üreticilerine performans bazlı anlaşmayla geçtiklerinde müşteri edinme maliyeti %40 düştü satış hacmi aynı kaldı. Amerikan temizlik markası Blueland, 211 mikro influencer ile kampanya yürüttü ve Amazon'daki aylık satışlarını 4,7 kata çıkardı.
Peki neden hâlâ büyük isimlere para akıyor?
Birincisi, ego. "500K takipçili biriyle çalıştık" demek toplantıda iyi duyuluyor. "8K takipçili 15 kişiyle çalıştık" demek heyecan vermiyor. İkincisi, ölçüm eksikliği. Çoğu marka influencer kampanyasının gerçek ROI'sini hesaplamıyor. Beğeni ve erişim rakamlarına bakıp "iyi gitti" diyor. Üçüncüsü, sektördeki şeffaflık sorunu. Influencer Marketing Hub'ın 2026 benchmark raporuna göre, ROI ölçümü ve attribution karmaşıklığı markaların bildirdiği zorlukların %15,84'ünü oluşturuyor. Yani para harcıyorsun ama ne kadar geri döndüğünü ölçemiyorsun bile.
Bir de niş uyumu meselesi var. Social Cat araştırmasına göre, influencer'ın niş alanıyla ürün kategorisi eşleştiğinde etkileşim %13,6 artıyor, izlenme %81,4 artıyor. Ama markaların sadece %37'si niş uyumunu gözetiyor. Geri kalan %63 sadece takipçi sayısına bakıyor. Bu, Google Ads'te anahtar kelime araştırması yapmadan reklam vermek gibi bir şey.
Benim uyguladığım model şu: büyük bütçeyi 1 makro influencer'a vermek yerine, o bütçeyle 15-20 niş mikro influencer'la çalışıyorum. Her biriyle performans bazlı anlaşma yapıyorum sabit ücret yerine satış komisyonu veya ürün karşılığı. Social Cat verilerine göre ürün karşılığı yapılan işbirlikleri ücretli olanlara göre %12,9 daha yüksek etkileşim üretiyor çünkü içerik daha samimi çıkıyor.
Ve her kampanyada UTM link ve kupon kodu kullanıyorum. Hangi influencer'dan kaç tıklama, kaç sepet, kaç satış geldiğini ölçmeden influencer bütçesi ayırmak, paranı karanlığa atmak demek.
Influencer pazarlaması ölmedi ama takipçi sayısına göre para dağıtma dönemi bitmeli. Sen influencer seçerken neye bakıyorsun takipçi sayısına mı, gerçek dönüşüme mi?
Herkes İran'ı konuşuyor. Hamaney'i konuşuyor.İsrail'i konuşuyor !!
Ben başka bir şey görüyorum.
Asıl savaş başka yerde.
Size iki olay göstereceğim. Aralarında hiçbir bağlantı yok gibi görünüyor.
Ama aralarında bir bağlantı var size anlatacağım.
Birinci olay.
ABD Venezuela'ya operasyon düzenledi. Maduro yakalandı.
Herkes "diktatör devrildi" dedi. Alkışladı. Bazıları uluslararası hukuka aykırı dedi.
Ama kimse şu soruyu sormadı: Venezuela'nın en büyük petrol müşterisi kimdi?
Çin.
Venezuela günde 800 bin varil petrolü doğrudan Çin'e satıyordu. Maduro gitti. O hat kesildi.
İkinci olay.
ABD ve İsrail İran'ı vurdu. Hamaney öldürüldü.
Herkes "nükleer tehdit bitti" dedi. Bazıları alkışladı. Bazıları Uluslararası hukuka aykırıdır dedi. Protesto etti.
Kimse şu soruyu sormadı: İran'ın en büyük petrol müşterisi kimdi?
Çin.
İran günde 1.5 milyon varil petrolü doğrudan Çin'e satıyordu. Savaş başladı. O hat kesildi.
İki farklı ülke. İki farklı kıta. İki farklı bahane.
Ama aynı müşteri. Çin.
Tesadüf mü?
Hayır.
Anlatıyorum...
Ray Dalio'nun tezi net: Yükselen güç mevcut güce yaklaştığında çatışma kaçınılmaz.
Bu film daha önce çekildi.
Almanya yükseldi. İngiltere'yi geçiyordu. Sonuç: Birinci Dünya Savaşı.
Japonya yükseldi. Pasifik'te Amerika'ya yaklaşıyordu. Sonuç: İkinci Dünya Savaşı.
Sovyetler yükseldi. Amerika'ya meydan okuyordu. Sonuç: Soğuk Savaş.
Şimdi Çin'in mevcut durumuna bakalım.
Çin dünya üretiminin %28'ini tek başına yapıyor. Ve her yıl Amerika'ya biraz daha yaklaşıyor.
Analistlerin tahmini net: 2030'a kadar Çin dünyanın en büyük ekonomisi olacak.
Bu Amerika için varoluşsal bir kriz.
Bir süper güç için en tehlikeli an rakibinin kendisini geçmek üzere olduğu andır. Ya o anda durdurursun ya da bir daha durduramazsın.
Ve şu an gördüğünüz her şey bu durdurma hamlesinin parçası.
Nasıl mı?
Çin tükettiği petrolün %73'ünü ithal ediyor. Kendi üretimi yetmiyor. Dışarıdan almak zorunda.
Şöyle düşünün.
Dünyanın en büyük motoru önünüzde duruyor. Devasa güçlü. Dünya üretiminin dörtte birini tek başına çeviriyor. Durdurulamaz gibi görünüyor.
Ama bir zayıflığı var. Kendi yakıtını üretemiyor.
O motorun dört yakıt hortumu var. Her biri farklı ülkeden geliyor.
Birinci hortum: Venezuela.
İkinci hortum: İran.
Üçüncü hortum: Rusya.
Dördüncü hortum: Suudi Arabistan.
Amerika ne yapıyor?
Hortumları kesiyor.
Venezuela hortumu kesildi. Maduro yakalandı.
İran hortumu kesildi. Savaş başladı.
Rusya hortumu yaptırımlarla kısıldı.
Suudi Arabistan? İran-İsrail savaşında üretim düştü
Bir motoru durdurmak için motorla savaşmak gerekmez.
Yakıtını kesersiniz. Motor kendi kendine durur.
Bu tabloyu bir yere kaydedin.
Venezuela'dan kesilen: günde 800.000 varil.
İran'dan kesilen: günde 1.500.000 varil.
Toplam: günde 2.300.000 varil.
Çin'in günlük petrol ithalatı: yaklaşık 11 milyon varil.
Amerika son 2 ayda Çin'in petrol tedariğinin %20'sini kesti.
Kimse fark etmedi. Çünkü herkes İran'a bakıyordu.
Ama enerji sadece bir cephe.
Çin aynı zamanda başka bir şey inşa ediyordu. Modern İpek Yolu. Pekin'den başlayıp Avrupa'nın kalbine uzanan devasa bir kara ticaret ağı. Demiryolları. Limanlar. Boru hatları. Trilyon dolarlık yatırım.
Neden?
Çünkü kim Avrupa ile ticaret yaparsa dünya ekonomisini şekillendirir.
Ve Avrupa Çin'e kayıyordu.
-Almanya'nın en büyük ticaret ortağı artık ABD değildi. Çin'di.
-Fransa yeni anlaşmalar imzalıyordu.
-İtalya Modern İpek Yolu projesine resmen katılmıştı.
Avrupa yavaş yavaş Amerika'dan uzaklaşıp Çin'in ticaret ekosistemine yöneliyordu.
Bu Amerika için ikinci varoluşsal kriz.
Birincisi Çin'in ekonomik olarak geçmesi. İkincisi Avrupa'yı kaybetmesi.
Avrupa giderse Amerika'nın elinde ne kalır? Silahları ve doları. İkisi de tek başına yetmez.
Ve tam o noktada, tam Avrupa Çin'e doğru kayarken, Amerika İran'ı vurdu.
İran, Modern İpek Yolu'nun Ortadoğu'daki kritik bağlantı noktasıydı. Çin'in Avrupa'ya kara yoluyla ulaşması için İran hattının stabil olması gerekiyordu. O istikrar bombalandı.
Amerika tek hamleyle iki şeyi birden yaptı.
Çin'in yakıtını kesti. Ve Çin'in Avrupa'ya uzanan ticaret yolunu bozdu.
Motor yakıtsız kaldı. Yol da kapandı.
Peki bundan sonra ne olacak?
Kaçınılmaz olan tek bir nokta kaldı.
Taiwan.
Taiwan neden bu kadar önemli? Dünyanın en gelişmiş çiplerinin %90'ı orada üretiliyor. Telefonunuzdaki çip, arabanızdaki çip, füzenizdeki çip. Hepsi oradan.
Kim Taiwan'ı kontrol ederse 21. yüzyılın teknolojisini kontrol eder.
ABD diyor ki: "Taiwan'ı destekleyeceğiz."
Çin diyor ki: "Taiwan bizimdir. Gerekirse güç kullanırız."
Uzlaşma alanı yok. İki taraf da geri adım atamaz. Çünkü geri adım atmak zayıflık gösterir.
Dalio'nun dediği tam olarak bu. İki güç birbirine yaklaştığında ve uzlaşamaz farklılıkları olduğunda savaş kaçınılmaz olur.
Tüm bu hamleler o kaçınılmaz noktanın hazırlığı.
Şöyle düşünün. İki boksör ringe çıkacak. Ama biri dövüşten önce rakibinin suyunu kesiyor. Yemeğini engelliyor. Müttefiklerini ayırıyor. Rakibi ringe bitkin çıksın diye.
Venezuela kesildi.
İran kesildi.
Rusya kısıtlandı.
Avrupa ticaret yolu bozuldu.
Ring: Taiwan.
Ve o ringe çıkış her gün biraz daha yaklaşıyor.
Ama bir olay daha var.
Amerika sadece Çin'i zayıflatmıyor. Aynı zamanda para kazanıyor.
Her savaş ortamı yeni bir silah anlaşması demek.
Ortadoğu'da bomba düştüğünde Körfez ülkeleri ne yapıyor? Silah alıyor. Kimden? Amerika'dan.
İran vuruldu. Körfez ülkeleri tehdit altında hissetti. Savunma bütçeleri fırladı. Siparişler hep aynı adrese gidiyor: ABD savunma şirketleri.
Suudi Arabistan, BAE, Katar. Hepsi savunma harcamalarını artırıyor.
Her patlama yeni bir sipariş. Her kriz yeni bir kontrat. Her savaş yeni bir milyar dolar.
Amerika Çin'in yakıtını keserken kendi kasasını dolduruyor.
Tek strateji, beş kazanç:
1- Çin'in enerji hatlarını kes.
2- Çin'in Avrupa ticaret yolunu boz.
3- Bölgeyi kontrol et.
4- Silah satışıyla kasayı doldur.
5- Çin'in Taiwan savaşına güçsüz katılmasını sağla.
Herkes ayrı ayrı savaşlar görüyor. Ben tek bir strateji görüyorum.
Venezuela bir cephe. İran bir cephe. Rusya bir cephe. Avrupa bir cephe.
Ama savaş bir tane.
Ve sahne arkasında tek bir hedef var.
Çin.