#DFI, #LTL ve #PBR fonlarında asıl fark portföylerde yer alan hisselerden çok, bu portföylerin nasıl yönetildiğinde ortaya çıkıyor. Sermaye tahsisi, risk yönetimi ve aktif portföy yönetimi açısından üç fon da birbirinden belirgin şekilde ayrışıyor.
#DFI, üç fon arasında en farklı sermaye tahsis modelini uygulayan yapı olarak öne çıkıyor. Hisse senetlerinin yanında yatırım fonları ve TL mevduata ayrılan yüksek pay, fonun yalnızca hisse performansına bağlı kalmadığını gösteriyor. Bu yaklaşım faiz gelirini desteklerken, belirsiz piyasa dönemlerinde likidite yönetimini güçlendiriyor. Farklı varlık sınıflarının birlikte kullanılması hibrit bir portföy yapısı oluşturuyor. Bu yapı, yükseliş dönemlerinde getiriyi sınırlayabilse de düzeltme dönemlerinde koruyucu bir rol üstlenebiliyor.
#LTL, yüksek hisse ağırlığını korurken risk yönetimini de portföyün önemli bir parçası olarak kullanıyor. Portföyün büyük bölümü hisse senetlerinden oluşurken, VİOP nakit teminatı ve para piyasası fonu gerektiğinde pozisyon yönetiminde esneklik sağlıyor. TRMET, BETAE, TRALT, ASELS ve THYAO gibi farklı sektörlerden şirketlerin dengeli dağılımı, şirket bazlı riski azaltırken büyüme potansiyelini koruyor.
#PBR, değişken fon yapısının sunduğu esnekliği etkin kullanan fonlardan biri olarak öne çıkıyor. Hisse senetlerinin yanında yatırım fonları, borsa para piyasası, repo ve sabit getirili araçlara yer verilmesi, sermayenin piyasa koşullarına göre farklı varlık sınıfları arasında dağıtıldığını gösteriyor. Teknoloji, finansal kiralama, lojistik ve büyüme temalarının dengeli dağılımı, sektör bazlı riski azaltırken esnek bir yatırım modeli oluşturuyor.
Genel Bakış
• #DFI: Hibrit portföy yapısı, güçlü likidite yönetimi ve koruyucu varlık dağılımı.
• #LTL: Yüksek hisse oranı, dengeli sektör dağılımı ve disiplinli risk yönetimi.
• #PBR: Esnek varlık dağılımı ve aktif sermaye yönetimi.
⚠️ Yatırım Tavsiyesi Değildir.