“Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olmak.”
Kimine göre açgözlülük, kimine göre cesaret; aslında ise risk almak sanılan ahmakça bir yaşam biçimi.
“Kendi değerini kendi elleriyle sıfırlayan herkese teşekkür borçluyum. Ben kıyamayıp üstüne titredikçe, onlar layık oldukları o ucuz yerlere koşarak gittiler. İnsanların karakterini değiştirmeye çalışmak bu hayattaki en büyük zaman kaybıymış. Sonunda anladım ki fıtrat asla değişmez; özü çöp olanı ne kadar parlatırsan parlat, ilk fırsatta yine ait olduğu o kirli kalabalığa geri döner.”
Manipülatörler, "katlanma ve dayanma kasınızın" gereğinden fazla gelişmiş olmasından beslenir.
Bir saygısızlığa uğradığınızda hemen ses çıkarmaz, sineye çeker, sabredersiniz. İçinizde bir yerde dayanarak var olmaya çalışırken, ne zaman ve ne oranda tepki vermeniz gerektiğini kestiremez hale gelirsiniz.
Siz sustukça biriken o yük, günün birinde küçük bir kışkırtmayla bardaktan taşar. Sonunda ortaya çıkan o birikmiş, aşırı sert ve patlayıcı tepki, aslında ayların birikimidir.
İşte manipülatörün pusuda beklediği an tam olarak budur.
O an roller anında değişir. Yaptığı tüm saygısızlıkları unutturarak kendini "mağdur", sizi ise "saldırgan" ilan eder.
Sizin haklı öfkeniz, onun mağduriyet tiyatrosunda bir canavarlık gibi pazarlanır. Sizi öyle bir suçluluk hissine sokar ki, tepki verdiğinize pişman olursunuz.
Sonuç mu?
Suçluluk duygusuyla geri adım atar, tepkinizden vazgeçersiniz.
Ve o saygısızlık döngüsü, manipülatörün eli daha da güçlenmiş olarak kaldığı yerden devam eder.
Bu kısır döngüyü kırmanın tek yolu: Tepkiyi biriktirip volkan gibi patlatmak değil; sızıntı anında, zamanında ve dozunda tavrı göstermektir.
Biriktirdiğiniz her sabır, manipülatörün gelecekteki mağduriyet sermayesidir.
Yalnız kalmamak için sürekli yanına bir eküri arayan, ne istediğini kendisi bile cidden bilmeyen, en ufak pürüzde çekip giden, güven duygusunu yitirmiş bir güruh haline gelmekteyiz. İşin sonunda, mecburiyetten ailenizin bile içinin çekmediği birlikteliklerden medet umuyorsunuz.
Pragmatist düşünceleriniz, GDO’lu beyinleriniz, bozuk psikolojileriniz, orospuluğa karşı koyamayan ruhunuzu da yanınıza alıp boy aynasının karşısında buna bir dur deyin isterim. Zevki uğruna namusunu peşkeş çekmek ne zamandır normal bir durum hâline geldi?
kalbin ameli olmaksızın dilinin söylediği bilgiler seni bir adım bile hakikate yaklaştırmaz.
yol, kalbin yoludur.
yakınlık da sırrın yakınlığıdır.
abdülkadir geylani
Ne de kolay demi? İnsan duygularıyla oynamak. Sağlıklı bir kardeş, bir eş, bir dost olmak… Ne de kolay aynı yola baş koymak, davana sahip çıkmak. Vicdan rahatlatma oynununda galip gelmek, kazanan rolu yapmak. Ne de kolay.
https://t.co/xJCILmLYcz