Cumhurbaşkanımız ve Genel Başkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında 25 yıldır sektirilmeden yapılan İl Başkanları toplantılarımızda; Sayın Cumhurbaşkanımız tüm sorunları ve hizmetleri tek tek sorar, not alır ve ilgili bakanlıklara talimatlarını verir.
Bu süreç, AK Parti’mizin hizmete odaklı çalışma disiplininin ve millete hizmet anlayışının tezahürüdür.
Yeni İzmir TV ekranlarında “Gündem Özel” programındayız.
İzmir’in gündemini, şehrimizin meselelerini ve hemşehrilerimizin beklentilerini konuşuyoruz.
Canlı yayınımızı aşağıdaki linkten takip edebilirsiniz 👇
https://t.co/Aau3GjQC3O
AK Parti olarak biz mazeret değil, eser; bahane değil, hizmet siyaseti yapıyoruz.
Dün yapılan hataları elbette konuşacağız; ama asıl meselemiz yarının İzmir’ini inşa etmek.
AK Parti hükümeti olarak biz İzmir'de 30 bin konut üretirken, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin 25 yıllık geçmişinde 2 bin konut dahi üretememiş olması ortada.
Biz İstanbul-İzmir Otoyolu’nu ve çevre yollarını yaparken; İzmir kent içinde ise vatandaşlarımızın yollarla ilgili sorunları hâlâ gündemde.
Biz Karabağlar’a üniversite kazandırmak için yıllardır mücadele ederken, 106 hektarlık alanda hâlâ bekleyen uygulamalar var.
Makamlar geçici, eserler kalıcıdır. Bizim derdimiz İzmir, hedefimiz İzmir’in geleceğidir.
İzmir'imizin ve Karabağlar'ın kaybedecek tek bir günü dahi yok!
Yıllardır belediyelerin engellemeleri ve kısır siyasi tartışmalar ne yazık ki hemşehrilerimize zaman kaybettirdi. Ancak biz milletimize hizmet etmekten, Karabağlar’a hak ettiği projeleri kazandırmaktan asla vazgeçmedik.
Bugün Karabağlar'da engellenen TOKİ konutları yükselmeye başladı.
Demokrasi Üniversitesi’ni ilçemize kazandırarak eğitimde ve sağlık bilimlerinde ilk meyvelerimizi vermeye başladık.
Karabağlar’ın geleceği için çalışmaya, kentimizin gündeminden gereksiz tartışmaları kaldırıp hizmet üretmeye devam edeceğiz!
12 Eylül 1980 darbesi, demokrasi tarihimizin en kara sayfalarından biridir. Türkiye artık darbelerle yön verilen değil, millet iradesinin belirlediği güçlü bir demokrasiyle yoluna devam eden bir ülkedir. Vesayeti geride bırakan, milli iradeyi hâkim kılan siyasetimizle demokrasimizi daha da güçlendirmeye ve ileri taşımaya devam edeceğiz.
İzmir Büyükşehir Belediyesi, 2012 yılında şehrin 6 bölgesinde ilan edilen kentsel dönüşüm kapsamında 33 bin bağımsız konut hedefi koydu.
Aradan tam 15 yıl geçti. Bugün gelinen noktada ise yapılan bağımsız konut sayısı yalnızca 1.150.
Deprem riskinin bu kadar yüksek olduğu İzmir’de, 33 bin konutluk hedefin yanında 1.150 konut ne yazık ki devede kulak kalıyor.
İzmir’in acil kentsel dönüşüme ihtiyacı varken, 15 yılda gelinen bu nokta kabul edilebilir değil.
İzmirliye verilen değer bu mudur?
Gençlik Kollarından başlayarak, partimizin her kademesinde görev almaktan büyük bir gurur ve şeref duyduğum AK Parti’mizin 25. kuruluş yıl dönümü kutlu olsun.
Cumhurbaşkanımız ve Genel Başkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, Türkiye Yüzyılı hedeflerimize doğru yürüyecek daha çok yolumuz, yapacak daha çok işimiz var.
Bizim gündemimiz İzmir. Bunu hep söyledik, söylemeye de devam ediyoruz.
İzmir İtfaiyesi için kullanılan 13,5 milyon avroluk kredi, İller Bankası tarafından Bakanlık garantisiyle İzmir’e özel olarak sağlandı. Mürselpaşa Alt Geçidi için ayrılan kredi paketi Büyükşehir Yönetimi tarafından kullanılmayınca iptal edilmesi yerine, İl Başkanımız Sayın Bilal Saygılı ve Genel Sekreterimiz Sayın Eyyüp Kadir İnan’ın takipleriyle itfaiye araç alımına dönüştürülmesinin önünü açtık.
İzmir’imizin ihtiyaçları için dün olduğu gibi bugün de engelleyen değil, destekleyen taraftayız.
NEO TV ekranlarında, Ertuğrul Turan’ın sunduğu Beyaz Masa programının konuğuyum.
İzmir’imizi, şehrimizin gündemini, sorunlarını ve çözüm önerilerimizi konuşuyoruz.
Yayın linki 👇
https://t.co/2cklRD8Pqv
“Bu işi takip eden biri var!”
Evet, Sayın Özgür Özel’in de ifade ettiği gibi bu işi takip eden biri vardı: Genel Sekreterimiz Sayın Eyyüp Kadir İnan.
Ve o takibin sonucunda eser ortaya çıktı. Eski DGM binası olan İzmir Meslek Fabrikası; gençlerimizin, üniversite öğrencilerimizin ve çocuklarımızın faydalanacağı, nitelikli ve modern bir kütüphaneye dönüştürüyoruz.
Genel Sekreterimiz Sayın Eyyüp Kadir İnan’ın süreci başından sonuna kadar yakından takip etmesi, ilgili kurumlarla yürüttüğü çalışmalar ve Turizm Bakanlığımızla gerçekleştirilen görüşmeler neticesinde İzmir’imize önemli bir kütüphane daha kazandırıyoruz.
Gençlerimize, çocuklarımıza ve İzmir’imize hayırlı olsun.
İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı, Dünya Bankası ve İller Bankası iş birliğiyle yürütülen 13,5 milyon avroluk kredi kapsamında insansız yangın söndürme robotları, yeni nesil arazözler ve özel müdahale araçlarını İzmir’e kazandırmaya başladı.
Bu yatırım, AK Parti’nin İzmir’i engellediği yönündeki algıların aksine, “Konu İzmir ise gerisi teferruattır” anlayışımızın somut bir göstergesidir.
Çünkü söz konusu kredi, daha önce Büyükşehir Belediyesi’nin hazır olmasına rağmen kullanamadığı 20 milyon avroluk Mürselpaşa Alt Geçidi Projesi için tahsis edilmişti. Büyükşehir Belediyesi bu krediyi kullanmayınca, kaynağın başka illere gitmemesi ve İzmir’in bu imkândan faydalanmaya devam etmesi için kredi amacının değiştirilmesi; Genel Sekreterimiz Sayın Eyyüp Kadir İnan (@eyupkadirinan) ve İl Başkanımız Sayın Bilal Saygılı’nın (@Bilalsaygili) yakın takibi ve girişimleriyle sağlandı..
Yani mesele çok net: AK Parti İzmir’in önünü kesmiyor, İzmir’in önünü açıyor.
Bizim anlayışımızda mesele siyasi hesaplar değil, İzmir’in menfaatleridir. Tıpkı eski DGM binasının İzmirli gençlerimizin hizmetine sunulacak bir kütüphaneye dönüştürülmesi gibi...
AK Parti’nin 25 yıldır iktidarda olmasının temelinde; ayrım gözetmeden 85 milyon vatandaşımıza hizmet etme anlayışı vardır. İzmir için de aynı anlayışla çalışıyoruz.
Biz yerel yönetimlerden algı değil, hizmet bekliyoruz. İzmir’in ihtiyaçları söz konusu olduğunda siyasi hesaplara değil, İzmir’in menfaatlerine bakıyoruz.
Çünkü biz İzmir için çalışıyor, İzmir için mücadele ediyoruz.
Yaparsa AK Parti yapar.
İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin kronikleşen sorunlarından biri de su altyapısı. Her yaz kentin dört bir yanında su boruları patlıyor, belediye ekipleri ise bu arızalara zamanında müdahale edemiyor. Tonlarca içme suyu günlerce sokaklara akıyor. Bunun bedelini ise hem su israfıyla hem de kayıp-kaçak maliyetlerinin faturalarına yansımasıyla İzmirliler ödüyor.
Bakın, Karabağlar Sevgi Mahallesi'nden bir vatandaşımız ne diyor:
"4631 Sokak'ta asfaltın altından su fışkırıyor. Belli ki boru patlağı var. Üç gündür yalvarıyorum, düzeltin diye ama hiçbir işe yaramıyor. Geçen yılki su krizini çabuk unuttuk. Bu iş bu kadar mı umursanmıyor?"
İşte tablo bu kadar net. Geçmişte yaşanan su krizlerinden ders çıkarması gereken İzmir Büyükşehir Belediyesi, aynı hataları tekrarlamaya devam ediyor. Arızalı su borularına zamanında müdahale edilmiyor, tonlarca içme suyu boşa akıyor. Karabağlar'da yaşanan bu tablo, ne yazık ki İzmir'in birçok ilçesinde de tekrar ediyor. Altyapıya gerekli yatırımlar yapılmadığı, arızalara hızlı müdahale edilmediği sürece hem milli servetimiz israf ediliyor hem de bunun faturası yine İzmirlilere kesiliyor.
CHP'nin su tarifesi düzenlemesiyle 1,5 milyon İzmirlinin sırtına yaklaşık 2 milyar TL'lik ek yük bindirildi.
İzmirliye anlatılan başka, su faturalarına yansıyan ise bambaşka.
Türkiye'nin en pahalı su tarifelerini uygulayan İzmir Büyükşehir Belediyesi, beceriksiz yönetimin bedelini vatandaşın cebinden çıkarıyor. #FaturanınSuyuÇıktı
Yağmur Hanım, bildiğimiz CHP'nin bildiğimiz Grup Başkan Vekili... Gerçi ortada CHP'li bir belediye başkanı da kalmadı ama neyse...
Yine aynı yöntem; algı, itham ve araştırmadan yapılan açıklamalar...
Sizi anlıyorum Yağmur Hanım. Ne ortada anlatabileceğiniz bir hizmet var ne de iki yıldır İzmir'e kazandırdığınız kayda değer bir eser. Hal böyle olunca, araştırmadan bir konu bulup üzerinden siyaset yapmayı tercih etmişsiniz.
Şimdi ben size konunun aslını anlatayım; siz de bilgi sahibi olun. Sonra da soracağım sorulara cevap verin.
Mecliste de ifade ettiğim gibi; "Bir sorun varsa bakarız, takip ederiz ve çözülmesini sağlarız. Ama gerçekleri araştırmadan kimseye iftira atmayın." demiştik. Görüyorum ki o uyarımız dikkate alınmamış.
Güzelbahçe-Seferihisar yolunda, bir inşaat firmasının inşaat temel kazısı yaptığı sırada yol altyapısında kayma meydana gelmiştir. Bunun üzerine Karayolları Bölge Müdürlüğü hasar tespit davasını açmış, bilirkişi raporunun tamamlanması beklenmektedir. Raporun teslim edilmesinin ardından gerekli imalat çalışmaları başlayacaktır. Hazırlıklar tamamlanmış, teknik altyapı oluşturulmuştur.
Yani iddia ettiğiniz gibi ortada sahipsiz bırakılmış bir süreç yoktur. İmalat için tüm hazırlıklar yapılmıştır ve bilirkişi raporunun tamamlanmasının ardından çalışmalar başlayacaktır. Önümüzdeki hafta da raporun çıkması beklenmektedir. Süreci de yakından takip ediyoruz.
Karayolları, hukuki süreç tamamlanmadan işlem yapamaz. Bu kamu yönetiminin gereğidir. Keşke siz de ucuz siyaset yapmak yerine kendi belediyenizin işlerine aynı hassasiyetle yaklaşabilseniz.
Madem mecliste yapılan konuşmaları bu kadar dikkatle takip ediyorsunuz, o zaman ben de size birkaç soru sormak istiyorum:
İzmir'in dört bir yanında aylarca bozuk kalan yolların hesabını ne zaman vereceksiniz?
Başlayıp yarım bıraktığınız üst geçit projeleri neden hâlâ tamamlanmadı?
Yaptığınız asfalt yamaları neden daha birkaç ay geçmeden yeniden çöküyor?
Ve en önemlisi...
Kanuna aykırı şekilde İzmirlilerden tahsil ettiğiniz 1 milyar lirayı aşan su bedelini ne zaman iade edeceksiniz?
Mayıs ayında yetkiniz olmadığı halde zamlı tarifeden yaklaşık 1,5 milyon aboneye fatura kesilmesini nasıl açıklıyorsunuz? Vatandaş neden yüzde 85'e varan zamlı faturaları Mayıs ayında ödemek zorunda bırakıldı?
Bakın, ben size yolun teknik durumunu ve hukuki sürecini anlattım. Gerçekleri ortaya koydum. Şimdi sıra sizde.
Siz ne zaman İzmir'e hizmet üretmeye başlayacaksınız?
Gerçi sizin de durumunuz oldukça karışık... Bağımsız hareket eden bir belediye başkanı, yarının ne getireceği belli olmayan bir grup yapısı ve her gün yeni bir gündem oluşturmaya çalışan bir grup başkan vekili olunca, eski defterleri karıştırıp gündem değiştirme çabanızı anlayabiliyoruz.
Ama İzmirlilerin asıl merak ettiği bu değil.
Asıl cevap vermeniz gereken konu şudur:
Mayıs ayında yetkiniz olmadığı halde 1,5 milyon İzmirliye neden zamlı su faturası kestiniz? Önce bunun hesabını verin. Sonra dönüp başkalarına ders vermeye çalışırsınız.
Bir konuyu daha hatırlatayım...
Bu yola zarar veren kazı çalışmalarına ilişkin inşaat ruhsatını veren de belediyedir. Gerekli denetimleri yapmak, önlemleri almak ve süreci kontrol etmek de belediyenin sorumluluğundadır.
Bunları hiç araştırdınız mı?
Yoksa sadece sosyal medyada algı oluşturacak bir paylaşım yapmak daha mı kolay geldi?
Size tavsiyem; önce kendi belediyenizin ödevine çalışın.
Bozuk yolları...
Bitmeyen projeleri...
Çukurları kapatmak için koltuk koymak zorunda kalan İzmirlileri...
Bunları konuşun.
İzmirliler algı değil, hizmet bekliyor. Gerçekleri çarpıtmak yerine belediyenizin asli görevlerine odaklanın. Çünkü İzmir'in kaybedecek bir günü daha yok.
Bir vatandaşımız Nisan ayında 22 ton su kullanıyor 1.956 TL fatura geliyor.
Mayıs ayı tüketimi 20 tona düşürüyor.
Gelen fatura: 3.300 TL!
Yani 2 ton daha az su kullanıyor, ama %85 daha fazla ödeme yapıyor.
İzmirliye geçtiğimiz ay “indirim” diye anlatılan düzenlemenin gerçeği işte budur.
Bir de Haziran'da başlaması gereken zamlı tarife; Mayıs ayında 25 gün, Haziran ayında 5 gün kullandı diye tamamı Haziran'da kullanılmış gibi yansıtılıyor.
Bu eseri İzmir'e reva gören Sayın Cemil Tugay'dır, Cumhuriyet Halk Partisi'dir.
İzmir'in çöp sorunu var. Ancak bu sorunun çözümü için sorumluluk alan, elini taşın altına koyan ve çözüm üreten taraf her zaman AK Parti olmuştur.
Geçtiğimiz yıl yaşanan çöp krizinde; Harmandalı'nın kullanım süresinin uzatılmasından atıkların Manisa'ya taşınmasına kadar birçok kritik konuda Genel Sekreterimiz Sayın Eyyüp Kadir İnan'ın, İl Başkanımız Sayın Bilal Saygılı'nın ve milletvekillerimizin destekleriyle sürecin çözümüne katkı sunduk.
Bugün İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı'nın dile getirdiği 11 başvuruya baktığımızda, teknik olarak başvurulup da önü kesilen veya engellenen bir süreç bulunmamaktadır. Asıl mesele, alınan izinlerin ve verilen olumlu kararların hayata geçirilmesi, yatırımların zamanında tamamlanması ve sürecin etkin şekilde yönetilmesidir.
Biz İzmir'in hiçbir meselesinde sorunlardan siyasi rant devşirmeyi tercih etmedik. Çöp konusunda da etmiyoruz. Dün olduğu gibi bugün de İzmir'in çevre sorunlarının çözümünün yanında olmaya, sorumluluk almaya ve destek vermeye devam edeceğiz.
Algıyı, yalanı ve iftirayı bırakın; gerçeklere bakın Sayın Tugay!
İşte Bergama'da ortaya koyduğunuz eser: Bir çöp dağı...
Fotoğraf ortada. Salı günü çektim. Ekte de Ekim ayında İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi'nden oy birliğiyle aldığınız yetki duruyor. Yetkiyi aldınız, desteği aldınız, önünüz açıldı. Peki sonuç ne?
Hiçbir gelişme yok.
Bekleyen sizsiniz. Süreci ilerletmeyen sizsiniz. Ve bugün Bergama'nın karşı karşıya bırakıldığı manzara da çöpten oluşan yeni bir dağdır.
Üstelik Bakanlığın verdiği Manisa'ya taşıma izni olmasaydı, bugün sadece Bergama değil, İzmir'in dört bir yanında benzer çöp dağları oluşacaktı. Şimdi çıkmış, sorumluluğu başkalarına yükleyerek sağa sola laf yetiştirmeye çalışıyorsunuz.
Çıkın ve gerçekleri söyleyin:
"Ben bu işi beceremedim. Meclisten aldığım yetkileri bile kullanamadım. Hükümet destek vermese, Sayın Eyyüp Kadir İnan süreci yakından takip ederek Manisa izninin çıkmasını sağlamasa, İzmir çok daha büyük bir çevre felaketiyle karşı karşıya kalacaktı. Cumhur İttifakı döneminde Manisa'da kurulan tesis olmasa bugün çöplerimizi götürecek yer bile bulamayacaktık. İzmirlilerden özür diliyorum."
Demek yerine, algı operasyonlarıyla gündemi değiştirmeye çalışıyorsunuz.
Bugün İzmir, kendi tesislerini yapamadığınız, mevcut tesisleri koruyamadığınız ve süreçleri yönetemediğiniz için her yıl yaklaşık 1,7 milyar lirayı Manisa'ya ödüyor. Bununla da kalmıyor; taşınan çöplerden çıkan sızıntı suları yeniden İzmir'e getirilerek arıtılmaya çalışılıyor.
Yani İzmirli hem parasını ödüyor hem de çevresel yükü taşımaya devam ediyor.
Gerçek budur.
Bergama'daki çöp dağları da bu yönetim anlayışının en somut fotoğrafıdır.
Artık bahane üretmeyi bırakın. Algıyı bırakın. Sorumluluktan kaçmayı bırakın.
Kentimizi neden bu tabloyla baş başa bıraktığınızı İzmirlilere açıklayın.