ali ismail korkmaz protesto hakkını kullanırken hükümet eliyle tekmelenerek, yanlı doktor hasan gülcü’nün yanlış ve eksik müdahalesi sebebiyle hayatını kaybetti.
unutma, unutturma.
Ülke A’dan Z’ye çökmüş. Sahte diploma çetesi 20 yılda 17 bin 738 kişiyi devlette işe yerleştirmiş. SÜleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin sınav soruları meğer son 3-4 yıldır sızdırılıyormuş. 400 akademisyen sahte diplomayla atanmış. Ne yapalım bu durumda. En iyisi Kurtuluş Savaşı demeyelim artık. Müfredattan çıkaralım yerine milli mücadele koyalım. Zaten Trump da bizi çok seviyor gerisi boş.
Bu halimize biz ağlamayalım da kimler ağlasın?!
Karşı apt’de bi abi var her öğleden sonra oturup sigara black label eşliğinde sessizce oturuyor ne telefon ne müzik hiçbir şey yok, uğraşmıyor hiçbir şeyle arada dalıyor gidiyor.. harika bir me time harika
Bu ülkenin 15,5 milyon insanının oy verdiği, 25,5 milyon insanının imzası ile destek olduğu Cumhurbaşkanı Adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı sevgili eşim Ekrem İmamoğlu, bir buçuk yılı aşkın süredir özgürlüğünden mahrum bırakılıyor.
Hakkında 142 ayrı suçlama bulunan, 2.352 yıl hapis istemiyle yargılanan bir kişinin savunmasının tek bir güne sığdırılmak istenmesi hangi hukuk anlayışının ürünüdür?
Suçlamalar sınırsız, iddialar sayfalar dolusu; peki savunma neden süreyle sınırlandırılıyor?
Bu acele neden? Bu ısrar neden?
Adalet, yalnızca iddiaları dinlemekle değil, savunmaya da tam ve eşit söz hakkı tanımakla mümkündür.
Savunma hakkı bir lütuf değil, anayasal bir haktır.
Savunma susturulursa adalet susar.
142 suçlama bir güne sığıyorsa, mesele adalet değil; savunmayı susturma çabasıdır.
#SavunmaHakkıEngellenemez
Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan herkese selamlar. Merak eden varsa içten bir şekilde söylüyorum, keyfim yerinde. İlerleyen günlerde façayı bozmamak için iyi hissetmiyorken “iyiyim” diyebilirim. O durumda bir yerlere göz kırpma emojisi koyarım.
Birçok açıdan nostaljik bir deneyim oluyor. Yıllar sonra televizyon izliyorum ve alaturka tuvalet kullanıyorum. Üstüne bir de Dünya Kupası eklenince 2002 yılında maça yetişmek için okuldan eve koşan Çocuk Deniz’e döndüm ama şişman Ronaldo’suz aynı keyfi vermiyor. Bu arada reklamlar iyice sıkıntı olmuş. Kantinden AdBlock istemek için dilekçe yazmayı düşündürdü. Sürekli meşrubat içen Boran Kuzum ve Feyyaz’ı görüyorum. Umarım müstakil bir ev alacak kadar iyi bir kaşeye anlaşmışlardır. Yoksa çekilecek çile değil. Nihat Kahveci’ninkini ev de kurtarmaz. “Kuşkaş ne topçuydu be!” Bir de yağcılık gibi olacak ama TRT 2 çok iyiymiş. İlaçlarıma henüz ulaşamamışken Kiarostami’nin Kirazın Tadı antidepresan gibi imdadıma yetişti yine. Yemekler ODTÜ yemekhanesiyle aynı. Dışarıdayken günde 1,5 öğün yiyordum, burada 3 öğün yiyorum vakit geçsin diye. Diş fırçalama işini de günde ikiye çıkardım, yine vakit geçsin diye. Alaturka tuvalet de daha sağlıklı diye duymuştum. Öyle değilse bile buradan çıkana kadar söylemeyin, motive kakalarımın tadı kaçmasın.
Bildiğiniz gibi kendi isteğimle dönüp teslim olmama rağmen ters kelepçe yapmak istediler. Rızam olmadığını söyledim. Zor kullanarak yaptılar. Şanlı direnişim yaklaşık 4 saniye sürdü. Polisler 2 katım n’apayım? Sonra emniyette birisi, “ya aslında sosyal medyaya içerik üretmek için” demiş olmalı ki; restoranda tam yemek yiyecekken “arkadaşlar bir saniye bozmayın” deyip masanın fotoğrafını çeken influencer tatsızlığında, ters kelepçeli videolarım çekildi; önden, arkadan, yandan. Hepsinde bir şekilde kameramanı bulup sırıttığım için uzak-arka açıyı yayınlayabilmişler.
Yapıcı bir eleştiri: Vatan Emniyet binası dökülüyor. Çalışanlar sıcaktan baygınlık geçiriyordu. Osmanlı’dan kalma klimalar var ve onlar da çalıştırılmıyor. Sadece amirlerin odasında son model klima var. Bu memurlar sırf siz istiyorsunuz diye kendilerine hiçbir zararı olmayan ve hatta belki sempati duydukları insanlara kötü polis rolü yapıyorlar. Duygusal yükü ağır olmalı; müstakil ev verseler yapmam. Bari bir klima alın. Yeri gelmişken söylemeden geçemeyeceğim, bu iki günlük kısa mesaim gösterdi ki Behzat Ç. ve Bir Zamanlar Anadolu’da kurmaca değil belgeselmiş, bütün diyaloglar ve karakterler birebir gerçekmiş.
Uçağa binmeden önce internetteki son dakikalarımda gördüğüm son şey “ailesinin gözüne girmek için kendini yakıyor, yazık!” tarzı yüzeysel psikolojik analizlerdi. Annemin Airbnb’de biblo kırdığı için ağıt yakması ve babamın gerçekten iyi bir baba olması dışında bütün anlattıklarım kurmacadır. Şaka yazabilmek için uydurduğum hayali çatışmalardır. Kişi ve kurumlar gerçek değildir. Mizahi bir yaklaşımdır. Pardon, mahkeme diline alıştım; siz bari şaka açıklattırmayın.
Kendimi bildim bileli hiçbir konuda baskı yapmamış, bana dair beklentiye girmemiş, çöp adam bile çizsem duvara asmış can dostlarımdır ikisi de. Her anne-baba kadar korumacı ve kaygılıdırlar. 2023’teki ilk Harbiye gösterimden sonra bile “Psikolog olsan keşke, boş vakitlerinde stand-up yaparsın” seviyesinde klişe; “yurtdışında İngilizce yapsan olmuyor mu?” diyecek kadar oğullarını gözlerinde büyütmüş insanlardır. Hemfikir olmasalar da bütün saçma kararlarımın arkasında durdular, bu gösteride de öyle olduğunu biliyorum, huzurlarınızda ikisini de öpüyorum.
Bu gösteriyi ne bir karşılık umarak ne de bir an bile cesur hissederek yayınladım. 7 yıl boyunca muhteşem bir hayat yaşadım. 25 yaşıma kadar içedönük, ölümüne karamsar, her şeyden şikâyet eden bir insan olarak; hobi seviyesinde yirmi seyirciye stand-up yapsam yeterince mutlu olacakken yüzlerce gösteride binlerce insanla beraber güldüm, yüzlerce yeni arkadaşım oldu, çok kalabalık ve sevgi dolu hissettim. Üstüne ihtiyacımın çok üstünde para kazandım.
Gencecik insanlar üniversiteleri korumak için, birçok konuda aynı düşünmedikleri belediye başkanlarına haksızlık yapıldı diye başlarına bu kadar bela alırken, “politik mizah” yaptığını iddia eden biri olarak en zararsız cümleleri bile ‘ama bunu yanlış anlarlar mı?’, ‘burayı manipüle edip sana saldırırlar mı?’ kaygılarıyla silmekten, etrafından dolanmaktan sıkıldım. O kadar sıkıldım ki, sıkıntım hayli yüksek olan korkumu aştı.
Gözaltı gecesi uyuşturucu testi sonrası götürüldüğüm hastanede beni görünce heyecanla el sallayan yetmiş yaşında teyze ise, kişisel sıkıntımı hayalimin ötesinde bir memnuniyete dönüştürdü. “Halk beni anlamadı ve başıma işler geldi” diye beklerken, “Halk beni anladı ve başıma işler geldi” oldu. WIN-WIN.
Temel seviyede Türkçe bilen, gösteriyi sahiplenen ve dayanışma gösteren herkese sevgiler. Gündemi salıyorum, kararlıyım bu sefer Moby Dick’i bitireceğim. Size dışarıda kolaylıklar.
20 yas dislerini çekmek zor fena acıtıyor diye darladı arkadas cerrah sağolsun 60 saniyede çekiverdi ağrı da fazla yok.. discileri artık daha bi çok seviyorum
Görmek nasip olursa torunlarımı şimdiden uyarıyorum. Bundan 50 yıl sonra Messi övdüğümde "bu moruk da nerde eski var bayılıyor" derlerse bayramlarda harçlık yerine şamar var
Sadece primleri ülkedeki çoğu vatandaşın 1 senede alamayacağı kadar olan balon çocuklar helal olsun bol bol gevşek gevşek konuşup video çekin şimdi.. Dünyanın en güzel hayatlarını yaşayıp sahaya sıçınca eleştiriliyorlar diye şikayet ederler bizim değil şımarık çocuklarsınız
Milli maçta bozkurt işareti yapıp, ceza alıp, ülkeyi ikiye bölüp, yıllar sonra çıkılan ilk Dünya Kupası’nda da inat edercesine bu şekilde bıyık bırakıp, maça odaklanmak yerine şov peşinde koşup bir de Türk toplumuna denge kurma dersi veriyor. Asıl dengesiz kim acaba?
Irmak Öğretmen'i tanıyan birinden mesaj aldım:
"Bu öğretmenle normalde aynı yere atanmıştık. Köy uzak, bir erkek ve kadının kalması uygun olmadığı için Karkazan diye bir okula verdiler. Bundan 2 ay kadar önce okuldaki müdür ile bir tartışma yaşıyor ve ceza olarak tabiri caizse benim okuluma gönderiliyor. Benim okuluma gönderildiği zaman askerdeydim. Mayıs'ın 13'ünde terhis aldım. Öğretmenimiz mağdur olmasın ve eski okuluna geri gitsin diye zaman kaybetmeden okuldaki görevime başladım. Fakat gelmem hiçbir fayda etmedi. İlçe Millî Eğitim Müdürü ve kaymakam, öğretmene resmen mobbing uyguladı. Herkesi araya sokup konuşturduk ama nafile. Irmak öğretmenimiz birçok kere dilekçe verdi ama sürekli geçiştirildi. Bu arada bu öğretmen her gün taksi ile gelip gidiyodu lojmanda kalamadığı için ve 1500, 2000 lira gibi bir para veriyordu. Aynı zamanda okula geldiğinde keyfi hiç yerinde olmuyor, enerjisi düşük ve ağlıyordu. Bütün bunların MEB'e iletilmesi fayda etmedi. Öğretmenimizin dün hayatını kaybettiğini öğrendim."
@tcmeb ilgili kişiler hakkında gerekli işlemleri yapmanızı ve kamuoyunu aydınlatmanızı bekliyoruz.