Sonradan kazanılan olgunluğun en güzel yanı, bir zamanlar seni üzen olayların ardındaki hayrı görebilmektir. Çünkü herkes yaşadığı imtihanın hikmetini fark edemez; fark eden ise artık aynı insan değildir.
İnsan, "Dünya adına neleri göze alıyorum?" diye değil; "Allah için neleri göze alabiliyorum?" diye sormaya başlayınca, imtihanların yükü de hafifliyor.
Çünkü Allah için verilen her fedakârlık, kalbe ağırlık değil; huzur bırakıyor.
Kalp, Allah'ın nazar ettiği mekândır. Bir kalbi incitmek, ilâhî rahmetin tecelli ettiği yere dokunmaktır. Bu yüzden tasavvufta derler ki: Bir kalbi onarmak, bazen yıllarca yapılan ibadetten daha ağır basar.
Allah'ın haber verişi bazen bir sözde, bazen bir işarette, bazen de bir çift gözde saklıdır. Sen yeter ki umudunu kaybetme. Çünkü O, en karanlık anında bile sana "Henüz bitmedi." diyecek bir vesile gönderir.
“ Bayrakla alay edemezsin. Milli tarihle eğlenemezsin. Kuran'ı mizah konusu yapamazsın. Aile namusunu hiçe sayamazsin.
Bunlar milli mukaddesattandır. Milli mukaddesatı olmayan millet, millet değil hayvan sürüsüdür. ”
- Nihal Atsız