Ahmet Minguzzi, Ata Emre, Hakan, Berkay şimdi de Atlas… Bir gencimizi daha bu memleketin üzeri örtülen hoyratlığına kurban verdik. Bir evin ışığı söndü, bir annenin ömrü yarım kaldı. Böylesi anlarda serinkanlılık tavsiye etmek kolaydır ama insanın içi yanarken aklın sükûneti zor tutulur. Karşımızda yalnızca bir suç değil, aynı zamanda pervasız ve küstah bir zihniyet duruyor. Ne hukuku umursayan ne de vicdanla bağı olan bu hâlin, kendini neye yasladığı meçhul. Fakat bütün bu karanlığın içinde gözden kaçmaması gereken bir hakikat var; bu ülkede hâlâ adalet diye ayağa kalkan, sesi kısılmayan, vicdanını kaybetmemiş bir halk mevcut.
Bu dava artık yalnızca Atlas’ın ailesinin, arkadaşlarının meselesi değil. Elbette hiçbir karar onların acısını dindirmeyecek; evlat boşluğu mahkeme salonlarında kapanmaz. Ancak adil, açık ve tereddütsüz bir hüküm, toplumun yaralanmış adalet duygusuna bir nebze olsun merhem olabilir. Zira mesele tekil bir cinayetin ötesine geçmiştir. Bu, Türkiye’de hukukun caydırıcılığının, kamunun vicdanının ve “bir daha olmayacak” diyebilme iradesinin sınavıdır. Eğer bu sınavda sınıfta kalınırsa, kaybettiklerimiz yalnızca gençlerimiz olmaz.
Türk ve Türklük tartışması” başlığı altında okuması yazması kıt olanlardan birisi “ben Türkiyeliyim ama Kürd’üm” demek istemiş. Ne derseniz deyiniz, bununla birlikte kendisine aynı şekilde “ben Türkiyeli değilim, Türk’üm” diyen birine (Erhan Afyoncu’ya) hakaret ediyor. “Memleketin adı gerçekten Türkler tarafından kondu” dersem yanlış olur. Tarihçilerin kaynaklarda belirttiği üzere “Turkiya” ya da “Turkmenya” gibi isimleri Küçük Asya’yı çok iyi tanıyan, burada ticaret yapan Cenevizli ve Venedikli tüccar aileler koydu. Bütün orta zaman Alman seyyahları “Turkei, Türkenland” veya Fransızlar “Turquie” derlerdi. 16. asırda İngilizce seyahatname kaleme alan Nicolas de Nicolay ise “Turkie” diyor, dikkat ederseniz bizim bugünkü söyleyişimize oldukça yakın... Biz bu memlekete, Roma İmparatorluğu döneminden dolayı “İklim-i Rûm” diyorduk. Tabii, “Türk İmparatorluğu” ve “Turkiya” adları o asırlardan itibaren ölümsüz olarak yaşamaya başladı.
Zaten bir yerde coğrafyaya ad konmak istendiğinde ya hâkim milletin başkentinin, ya doğduğu kabilenin veya kurulduğu şehrin adını taşır, yahut çok az örnekte görüldüğü gibi Türklerin Roma hâkimiyeti nazariyesiyle ilgili bir isim olur. Osmanlı, kozmopolit bir dünya imparatorluğudur. Zamanla, çoğu Müslüman ülkede olduğu gibi, hanedanın kurucusunun ismi devletin adı olarak benimsendi. “Devlet-i Aliyye”nin tebaasına “Osmanlı” denmesi ise 19. yüzyılın bir denemesidir.
Milli Savunma Üniversitesi rektörü Prof. Erhan Afyoncu’nun “Türklük-Türkiyelilik” üzerine sosyal medyada ve TV programında yaptığı açıklamalar doğrudur. Herkesin altına imza atması gerekir. Bir kişinin, kendi “destructive” milliyetçiliği için böyle bir hücum yapması son derece yanlıştır. Ümit ederim ki o partide ve o gruptaki insanlar bu izaha katılmıyorlardır. Çünkü bu her şeyi bilen zat(!) maalesef saldırgan ve klişelere yüklenen bir tavır içindedir.
Erhan Afyoncu, gazete okur gibi, Osmanlıca denen Arap harfli eski asırlara ait kaynakları rahatlıkla okur. Yazdığı eserlerde kronolojik bilgide hata yoktur. Çok üretkendir. Millî Savunma Üniversitesi’nde başarılı çalışmaları görüldü. Askeri kanatla iyi ilişkiler kurarak donanımlı subay yetiştirilmesi için büyük emek sarfetmektedir. Bu sonuncusu da önemli bir meziyettir.
SENİ ÇOK SEVİYORUZ, HER ŞEY İÇİN TEŞEKKÜRLER FERDİ KADIOĞLU!
Bundan 6 sene önce daha küçük bir çocukken kapısından içeri girdiği Fenerbahçemizde her yıl daha da üstüne koymayı başararak tüm taraftarlarımızın gönlünü kazanan, şanlı çubuklu formamızı giydiği her saniye terinin son damlasına kadar savaşıp, saha içerisinde ve dışında Fenerbahçe ruhunu her an yaşayan ve yaşatan, rekor bir bonservis bedelini de kulübümüze kazandırarak tüm emeklerini taçlandıran Ferdi Kadıoğlu’na sonsuz teşekkürlerimizi iletiyor, kariyerinin geri kalanında başarılar diliyoruz.
Her zaman takipçin ve destekçin olacağız.
Senin de dile getirdiğin gibi ; İYİ Kİ FENERBAHÇE.
#GençFenerbahçeliler
ÇEKİLİŞ📚
Bu tweet'i RT ederek hesabımızı ve @KronikKitap'ı takip eden 3 kişiye aşağıdaki görselden seçeceği 1 kitap hediye.
Son katılım: 10 Ekim Pazar, 21:30.