Hehehehe. :) alıntıya bakın
1200$ seviyesinden alınan sene sonu kontratları %70–80 eridi btw.
Her çok iyi şirket, her fiyattan çok iyi yatırım değildir.
Bu yazıyı 15 Temmuz'da yazmıştım. Ne çok laf edilmişti o dönem. Hatta sonrasında belirlediğim kutuya fiyat gelmişti, almıştım ve 1000$ civarında da satmıştım. Yine laf edilmişti. Tezler havada uçuşuyordu. PEG'ler, MEG'ler, değerlemeler, büyüme hikâyeleri...
Yaklaşık 200 gündür yatay gidiyor. Şimdi yine range'in alt bandına yaklaşmış durumda.
Buradan tekrar tepki alırsa yine çıkarlar ortaya, "HaNi ŞiŞkİnDi, HaNi BaLoNdU?" diye.
Sanki ben balon demişim gibi. Sanki defalarca "Alacaksanız ideal fiyattan alın, market yapısını takip edin, şirketin iyi olması her fiyatı haklı çıkarmaz." dememişim gibi.
İşin daha komik tarafı ne biliyor musunuz?
O dönem gaza gelip aldığınız, bugün %70–80 değer kaybetmiş kontratların, Micron 2000$ olsa bile kâra geçmesi artık kontratın vadesine ve kullanım fiyatına bağlı. Bazılarında matematiksel olarak mümkün bile olmayabilir.
Ama olsun. Önemli olan doğru fiyatlama, risk yönetimi veya para kazanmak değil ki.
Önemli olan sürekli yeni bir hikâye anlatmak. FOMO yaratmak. İnsanlara umut satmak. Fiyat yükselirken daha da yükselecek demek, düşerken de uzun vadeli yatırımcı rolüne bürünmek.
Eskiden o hikâyelere inanıp zarar edenler olmuş, kimin umurunda?
Yeni kitle gelir, yeni masallar anlatılır. Dün 1200$'dan kontrat aldıranlar, yarın başka bir şirkette aynı hikâyeyi tekrarlar.
Çünkü bazıları için piyasa, sermaye yönetilecek bir yer değil; sürekli yeni insan bulunup söğüşlenecek bir pazar.
Benim anlatmaya çalıştığım ise 15 Temmuz'da da aynıydı, bugün de aynı:
İyi şirket seçmek başka şeydir, iyi yatırım yapmak başka şey.
Aradaki farkı anlamayanlar, şirket analizinde haklı çıkıp portföylerinde para kaybetmeye devam ederler ama sizi güzelce söğüşlerler.
Hiçbiri Türkiye'den daha iyi değil. Kendi kültürünüz değil, kendi yaşamınız değil. Başka ülkelerde askılık gibi yaşama hayali kuracağınıza paranızı daha akıllıca kullanın.
Türkiye'de lüks diye peşinden koştuğunuz pek çok şeyin yurt dışında hiçbir statü sembolü olmadığını da anlayın artık.
İş, kariyer veya eğitim için gideni anlarım. Ama sırf başka bir ülkenin pasaportunu alabilmek için bütün birikimini harcayanı anlamıyorum.
Burada metroya binmeye fakirlik dersiniz, orada koltuklarında çiş olan metrodan fotoğraf paylaşıp oralarda yaşamanın güzelliklerini anlatırsınız. :)
Burada sıradan gördüğünüz hayatı, başka ülkede yaşayınca ayrıcalık sanıyorsunuz.
Kompleksleriniz yüzünden yıllarca çalışıp biriktirdiğiniz sermayeyi böyle abuk sabuk işlere harcamayın. Bir ülkenin vatandaşı olmak sizi otomatik olarak daha kültürlü, daha zengin veya daha itibarlı yapmıyor.
Coğrafya değiştirerek komplekslerinizden kurtulamazsınız.
Arkadaşımız uyarmış. Ben de uyarayım
Kendini SGK avukatı ya da icra avukatı olarak tanıtan ve para isteyen insanlardan uzak durun. Kimse sizi arayıp ibana falan para istemez. Devlet bir alacağı varsa online tahsil eder.
Bu tip dönemlerde aportta bekliyor dolandırıcılar.
İCloud Drive 5GB ÜCRETSİZ yedekleme alanı aldatmacası. Bu alana yedekleme yapmak istediğinde alan yok uyarısı veriyor. Fotoğraflar ve birçok uygulamayı yedekleme dışına çıkarıyorum. Buna rağmen halen alan yetersiz şeklinde yedekleme yapmayıp ücretli olan üst pakete geçmeye zorluyor. Özetle yedekleme sistemini kullanmak için kesin olarak ücret istiyor. 5GB ücretsiz yedekleme alanı artık kullanılabilir değil.
20+ senedir büyük bir Apple fanı olarak, Apple'ın düştüğü duruma artık gerçekten üzülüyorum.
Yıllardır piyasada olan şeyleri sanki yeni bir teknolojiymiş gibi çıkarıp üzerine 2x fiyat isteme dönemi bence artık bitti. Şirketin senelik büyümesinin %3'lere kadar düşmesini, o büyümenin önemli kısmının da hizmetler tarafından gelmesini hiç söylemiyorum bile.
Zamanında hangi ülkeye gidersem gideyim, ilk duraklarımdan biri Apple Store olurdu. Şimdi girdiğim mağazaların çoğu bomboş. Çalışanlar da eskisi gibi ürüne hâkim, ilgili insanlar değil; çoğu bilgisiz ve alakasız.
Yapay zekâ tarafına hiç girmiyorum bile. Orada zaten rakiplerinin ciddi şekilde gerisinde kaldılar.
Apple, zamanında sektörün nereye gideceğini belirleyen firmaydı. Şimdi sektörün gittiği yere yetişmeye çalışan bir firma görüntüsü veriyor.
Bu dönüşüme ayak uyduramazsa, firmanın önümüzdeki 10 yılını hiç iyi görmüyorum.
Bugün gelen enflasyonda önemli detay şu: Ocak-Ağustos birikimli enflasyon %22,07. Geçen yılın aynı döneminde %21,50 idi.
2026 şu ana kadar 2025'ten daha fazla enflasyon üretti. Manşetteki düşüş baz etkisi; aylık momentumda dezenflasyon yok.
Alt kalemler manşetten daha kötü:
* C endeksi (enerji, gıda, tütün ve altın hariç) aylık %1,81. Geçen Ağustos %1,69'du. En temiz çekirdekte momentum bir yıl öncesinin üzerinde.
* Hizmet aylık %3,08 (geçen Ağustos: %2,65). Kira %3,0, ulaştırma hizmetleri %5,0, haberleşme %5,0. Bu da yıllıklandırılınca ~%44 demek.
* Enerji aylık %5,46 (Temmuz: %2,30).
* Gıdadaki %0,22'nin detayı: taze meyve-sebze -%8,2. İşlenmiş gıda ise %1,0'dan %2,0'a hızlandı.
Özetle, manşeti iki oynak kalem (taze gıda + giyim) aşağı çekti; kalıcı kalemler hızlandı.
Hate kültürü ve bedavacı zihniyet öyle bir boyuta geldi ki, başarıya ve gerçek bilgiye tahammül kalmadı. Neden dişe dokunur analiz yapan, piyasa tecrübesi olan insanlar birer birer kabuğuna çekiliyor veya abonelik (paywall) modeline geçiyor sanıyorsunuz?
Steve Eisman gibi milyar dolarlar yöneten, piyasada onlarca yıl devirmiş efsaneler bile bu yola girdi. Bu adamların ayda 3-5 dolar abonelik parasına ihtiyacı mı var? Hayır. Konu hiçbir zaman para değil; konu parazitleri ayıklamak ve huzur. O sembolik ücret aslında bir "toksisite filtresi". Sadece okuduğunu anlayan, rasyonel insanı içeri alıp; 7/24 bedava danışmanlık talep eden, risk yönetimi bilmeyip stop olan işleme küfreden kitleyi kapıda bırakma hamlesi.
Eskiden başarıyı, gerçek veriyi göstermek modaydı; şimdi lince ve cehalete meze olmamak için "göstermemek, susmak" moda.
Gerçek profesyoneller yeraltına inip meydan boşalınca ne oldu? Sahne 3 günlük "boğa piyasası dâhilerine" kaldı. Sırf "ben demiştim" diyebilmek için her yöne 50 tane analiz atan, terste kalınca tweet silen, sonradan içinden cımbızla tutanı çekip etkileşim kasan şarlatanlara kaldık. Sanki rasyonel ve risk yöneten insanlar kolpacıymış da, bu hayal satanlar dâhiymiş gibi bir algı oturdu.
Sonuç? Bana gelen 10 mesajın yarısı "Tepeden şu malı aldım, portföyüm eridi, nasıl kurtarırım?" diyenlerden oluşuyor. Etkileşim tüccarlarının gazına gelip çöplüğe dönmüş portföyler... Ağ o kadar genişledi ki, içine düşmemek zorlaştı. Public (açık) alanda doğru ve yönlendirmesiz analiz bulmak artık imkansız hale geldi.
Bir de "ben yapay zekaya soruyorum" tayfası türedi. Yapay zekaya standart bir piyasa analizi sorduğunuzda sizin için yeni bir finansal model üretmiyor. İnterneti tarayıp, az önce bahsettiğim o binlerce etkileşim tüccarının ürettiği "çoğunluk" fikrinin ortalamasını önünüze koyuyor. Yani sisteme çöp veri giriyor, size çöp sonuç çıkıyor.
Kendi aklınızla kaçtığınızı sandığınız o etkileşim ağına, yapay zeka eliyle kendi kendinize tekrar düşüyorsunuz.
Neden bana artık public analiz paylaşmıyorsun diyenler. Umarım cevabını bugün daha iyi görmüştür. Ortalama zekaya bile sahip olanların anlayabileceği şekilde yazılmış ve başarılı olmuş analizlere bile gelen dönüşleri gördünüz.
Artık abonelik dışında dişe gelir bir analiz paylaşacağımı sanmıyorum.
Kolay gelsin
Tüm dünyada spam maillerle X hesaplarını çalmaya çalılşıyorlar. Yapmanız gereken şey basit şifre değiştirme korumasını şekilde gösterdiğim gibi açın yeterli.
RT ve Kaydetmeyi unutma.
Damla Sakızı Laboratuvarda Kanser Hücrelerini İntihara Sürükledi, Yok Etti!
Hakemli bilimsel çalışmalar laboratuvar ortamında en ölümcül kanser türlerinde hücresel intiharı tetikleyen bu mucize Damla Sakızının gerçek gücünü ortaya koydu.
İşte doğrudan hedefe kilitlenen o somut ve tescilli laboratuvar ve hayvan deneyleri gerçekleri:
-PubMed kayıtlarına göre damla sakızı, standart kemoterapinin aksine yanı başındaki sağlıklı normal hücrelere asla zarar vermedi! Sadece kötü huylu kanser hücrelerini hedef alarak onları biyolojik intihara (apoptoz) sürükledi, yok etti.
-Laboratuvar ortamında kalın bağırsak, prostat, pankreas, ağız, akciğer kanseri ve lösemi hücre hatlarında agresif çoğalmayı bıçak gibi kesti.
-Özellikle prostat kanserinde, hücrelerin hayatta kalmak ve büyümek için yakıt olarak kullandığı androjen reseptörlerinin faaliyetini tamamen bloke etti. Hayvan deneylerinde ise tümör büyümesini %52 oranında geriletmeyi başardı.
-Kemoterapi bir halı bombardımanı gibidir. Hedefi vurmak için tüm vücut sisteminizin bütünlüğünü yerle bir ediyor. Damla sakızı ise bir keskin nişancıdır. Bu çalışmalarda, SADECE kötü huylu hücrelerde hücre intiharını tetikledi.
Doğal bir reçinenin patentini alamayacakları ve üzerinden milyar dolarlık sömürü çarkları kuramayacakları için dev ilaç şirlketleri bu mucize doğal ilacı kanser tedavisinde kullanmak amacıyla milyonlarca yatırım yapmayı akıllarından bile geçirmemiştir.
Bu bilimsel çalışmaları okuduktan sonra biyolojimi korumak ve kurumsal ağların eline düşmemek için önleyici tedbir olarak damla sakızı çiğnemeye başladım
Damla sakızı cam gibi sert ve kırılgan olduğu için sertçe ısırmak yerine ağzımda 1-2 dakika yumuşamasını bekliyorum.
NOT: Damla sakızının insan üzerindeki onkolojik etkileri, dozajları ve bireysel tedavi süreçleri kesinlikle genel bir tedavi reçetesi olmayıp, herhangi bir sağlık probleminde mutlaka uzman hekim kontrolünde hareket edilmesi ve fiziksel ürün etiketlerinin dikkatle doğrulanması gerekmektedir