2 Temmuz 1993'te Sivas Madımak'ta yaşanan katliamda hayatını kaybeden bütün canları rahmetle anıyorum.
Bu ülkenin yaşadığı derin acılar bize bir yol gösteriyor; asla ve asla kör karanlık akılların ürettiği nefretin ülkemizi sarmasına izin vermeyeceğiz. Birliğimizden, beraberliğimizden vazgeçmeyeceğiz.
Siyasallaşmış yargının kararlarıyla partimizi ve muhalefeti dizayn etmeye çalışanlar bugün kendi bağımsız seçimlerinde seçilmiş Kadın Kolları ve Gençlik Kolları başkanlarımızın yerine atama yaptıklarını duyurdular.
Buldukları her fırsatta yargı kararları var diyerek içine düştükleri garabeti izah etmeye yeltenenler yargı süreçlerinde hiçbir biçimde anılmayan, üstelik İstanbul il Başkanlığı’nın dahi böyle bir atama yetkisi yokken Gençlik Kolu ve Kadın Kolu başkanımızın yerine atama yapma hakkını nereden buluyor?
Her geçen gün kime ve neye hizmet ettikleri ortaya çıkanların esas hedefinin Türkiye’de iktidar değişimi için yükselen iradeyi kırmak olduğu açıkça görülüyor.
Seçilmiş, yasal ve meşru biçimde göreve gelmiş, örgütün tam desteğini almış Kadın Kolu Başkanımız Hatice Selli Dursun, Gençlik Kolu Başkanımız Erdem Kara ve yönetimleri ile görevimizin başındayız.
Terörist dediler, hırsız dediler, FETÖ’cü dediler… Tutmadı!
İftira listesi uzun ya… Şimdi de “dış mihrak” diyorlar.
Ben iki öğretmenin evladı, bir bahçıvanın torunuyum. Beni bu devlet parasız yatılı okuttu.
Devlet üniversitesinde okudum, askerliğimi Mavi Vatan’da uzun dönem yaptım. Ailesi Balkanlardan göç etmiş bir Balkan Türküyüm.
Devletin varlığının ne demek olduğunu Erdoğan’dan çok daha iyi bilirim.
Bize dış mihrak tarif edecek adamın da alnını karışlarım!
Erdoğan’a öğrenmesi için söylüyorum:
Frankenstein canavar değildir; canavarı yaratan kişidir.
Peki asıl Frankenstein kimdir?
Hangi canavarı yaratmıştır?
Buyurun…
Bizleri zindana atıp, parti binalarına kayyım atayınca milleti çaresiz bırakacağını sananlar bu fotoğrafa iyi baksın!
Milletin adalet, demokrasi ve refah umudunu binalara, tabelalara zimmetli zannedenler büyük bir hüsrana uğrayacak. Umut her adımda daha da büyüyecek.
Bir yolun doğru olduğunu, o yolda kimin yürüdüğünden anlarsınız.
Bugün o yolda kadınlar ve gençler var.
Emekliler var.
Emekçiler var.
Esnaflar, çiftçiler var.
Millet var!
Türkiye'de yeni bir yol açıyoruz.
2 Temmuz Madımak Katliamı’nda yitirdiğimiz canlarımızı saygı, özlem ve adalet talebiyle andık.
Unutmadık, unutturmayacağız.
Eşitliğin, laikliğin ve insan haklarının yanında; karanlığa karşı aydınlığı savunmaya devam edeceğiz.
Aşure; bereketin, dayanışmanın, birlik ve beraberliğin simgesi.
Biz çok büyük ve çok güçlü aynı zamanda çok güzel bir milletiz. Kimliklerimiz, inançlarımız, fikirlerimiz farklı olabilir ama tarihimiz, acılarımız, sevinçlerimiz var ve bir.
Hepimiz bu canım güzel ülkemizde herkes için mutlu ve güzel bir gelecek kurma idealini paylaşıyoruz.
Geçmişimiz ve geleceğimizle bağlı olduğumuz bu aziz vatanda tek bir vatandaşımızın bile ayrımcılığa uğramasını asla kabullenmedik, kabullenmeyeceğiz
10 Muharrem’de Hz Hüseyin’in insanlık onuru için ortaya koyduğu duruş ve şehadetinden sonra bugün Aşure lokması ile insanlık bu acının bilinci ve değeri ile bir sofrada buluşuyor. İnsanlığın en temel değerlerine, insanlık onuruna, iyiliğe, barışa niyet edilerek pay edilen aşure lokmaları Hakk katında kabul olsun.
Türk atçılığının en büyük derbisi ve en görkemli günü 100. Gazi Koşusu, 28 Haziran Pazar günü saat 17.15'te İstanbul Veliefendi Hipodromu'nda koşulacak.
Sen de bu heyecanı Hipodromcom'da yaşa!
100 senedir gururla koşuyoruz!
Bugün seçilmiş Genel Başkanımız Özgür Özel ve milletvekili arkadaşlarımızla Diyarbakır’daydık. Dört Ayaklı Minare’ye karanfil bırakacaktık. Ama bu kez çiçekçilerde karanfil yokmuş. “Diyarbakır’da gül mevsimidir” dediler, minarenin ayaklarına gül bıraktık. İyiki de karanfil yokmuş. On yılı aşkın bir zamandır minarenin ayaklarına karanfil bırakıyorum. Karanfil bana ölümü çağrıştırır. Seçilmiş Genel Başkanımızla yere bıraktığımız bu güllerin kardeşliğimizin güçlenmesi, demokrasi hayallerimizin gerçekleşmesi için bir başlangıç olmasını diliyorum.
@ozgurozeliletsm@eczozgurozel
Bir şehirden diğerine yürürken gördük ki...
Yol, cümleden uludur.
Yol, yolcudan da uludur.
Önemli olan doğru yolda olmaktır.
Bugün Diyarbakır’da vatandaşlarımızla bir olduk. Yolda, çarşıda, tarlada buluştuk.
Bizim bu mücadelede, milletimizden başka sığınacak kimsemiz yoktur.
Millete sığınıyoruz, millete güveniyoruz.
Bir şeyler oluyor… Görüyor musunuz?
Bir şeyler oluyor…
Şehirler, meydanlar, sokaklar…
Toprak gibi uyanıyor, nehir gibi yatağına sığmıyor.
Güzel şeyler oluyor…
Bize bir millet, bir de ayağımızın altındaki bu bank yeter!