Din Diye Bize Ne Anlattılar? | Mustafa İSLAMOĞLU & Prof.Dr. Bayraktar BAYRAKLI
.
Programın tamamını Mustafa İslamoğlu YouTube kanalı üzerinden izleyebilirsiniz.
.
Videonun tamamı için: https://t.co/q9Rcp0aNJa
.
#Allah#kuran#din#felsefe#mustafaislamoğlu
Talihsizliğin en kötüsü insanın ahlak, hak, hukuk, adalet, vicdan, insaf ve merhamet gibi insan olma değerlerini kaybetmesidir
aksi halde insan yaşayan ölüye dönüşüyor
Kuran'ın ifadesiyle gözleri var görmez, kalpleri var hissetmez, kulakları var duymazlar 7/79
Meyyit-i müteharrik
BAHÇELİ ve NAGEHAN ALÇI!
Nagehan, Farsça kelimedir. "Ansızın, vakitsiz" demektir.
Türkçesi; "Türk Devleti, Türk Milleti DÜŞMANI" demektir.
İki Türk düşmanı, biraraya gelmişler ve Türk-Kürt çocuklarını öldürten, Kürt Kızlarına "Yoğunlaştırma Evleri" dediği özel evlerde, önce kokain partisi eşliğinde tecavüz eden, sonra da onları, Bese Hozat gibi kart militanlara öldürten, uyuşturucu manyağı-Bebek Katili Öcalan denen ödleğe, İmralı adasında yaptırılan VİLLA'nın dekarasyonunu konuşmuşlar.
Nagehan "Çok geç oldu efendim, ben kalkayım" dediğinde Bahçeli "Otur canım, ne acelen var? Benim şoförüm seni de götürür, demiş!
Sonunda anlaşmışlar! Nagehan'a, Öcalan'ın villasında bir statü verilmiş. Kendisi Villanın "Hamam Sorumlusu" olmayı kabul etmiş...
Vasiyetimdir! Ömrüm yetmez de ben göremezsem, Türk Milletinin çocukları, Bahçeli Kirkor öldüğünde, onu Öcalan'ın Villasının Bahçesine gömün...
Tüm şehitlerimizin ve Gazilerimizin bedduaları da Bahçeli'nin üzerine olsun...
OLUR Kİ VAZGEÇERLER...
"... sesini de alçalt. Şüphesiz ki seslerin en çirkini eşeklerin sesidir.” (Lokman 19)
Bir toplumun mabetlerinin kürsülerindeki vaiz bağırtıları Allah'ın sözlerine baskın geliyorsa, o toplumun dini korku dini olmuştur.
Bir toplumun dine mesafeli kesimlerine cevap verme yetkisi mabetlerin kürsülerine maaşlı olarak yerleştirilmiş kara yüzlü, kara yürekli, kara vicdanlı, şöhrete karşı kara sevdalı, güce karşı köle ruhlu imamlara havale edildiyse, o toplumun dini kin dini, kan dini, savaş dini, tahakküm dini olmuştur.
Ve "Kur'an yetmez!" diye bağıran bir vaizin bütün korkusu Kur'an olmuştur. Zira Kur'an'ın din için yeteceğine iman eden bir topluma üç saat bağıra bağıra vaaz vermenin hiçbir maddi getirisi kalmamıştır.
Bu vaiz ve onun türevlerinin seslerinin kesilmesi için, geçim kapılarının kapanması için, kürsülerin Allah'ın sözleriyle müjde verilen kürsüler olması için "Size Kur'an yetmedi mi?" diyen Allah'ın ayetine tüm müminlerin yürekten iman etmesi gerek ve bu vaizlere hatırlatmaları gerek..
"Kur'an yetmez!" diyen bir insanı ancak cehennemin insan edeceğini de...
Ve bunların yüzlerine yüzlerine, "... sesini de alçalt! Şüphesiz ki seslerin en çirkini eşeklerin sesidir.” ayetini de okumak gerek... Olur ki vazgeçerler...
Ramazan Yaman
Turizm bölgelerindeki sokak hayvanlarının yaz aylarında keyfi yerindedir.
Turistler ve yazlıkçılar onları sever, okşar; önlerine bir kap su, biraz mama koyar.
Sokaklar kalabalıktır, ilgi ve yiyecek boldur.
Ama yaz bittiğinde ortam değişir. Turistler gider, yazlıkçılar evlerine döner.
Artık hayvanları düzenli olarak besleyecek, hastalandıklarında tedavi ettirecek insan sayısı çok azdır.
Elbette yerli halk arasında da hayvanseverler vardır. Ellerinden geleni yapmaya çalışırlar ancak hepsine birden yetişmeleri mümkün değildir.
Velhasıl, yazın yaşamlarını kolayca sürdürebilen bu hayvanlar için asıl zorlu dönem kışın başlar.
Durum böyleyken, bir kedi veya köpek için tek kurtuluş yolu sahiplendirilmektir.
İyi bir aile tarafından sahiplenilmişse hangi şehire, hatta hangi ülkeye gittiği önemli değildir. Hayatı değişmiştir. Artık bir yuvası, düzenli yemeği ve onu koruyacak bir ailesi vardır.
Turizm bölgelerinin şartlarını bilmeyen bazı kişiler, sahiplendirdiğim bir yavru kedi hakkındaki paylaşımıma tepki göstermişler.
"Keşke gitmeseydi. Alıştığı yerde kalsaydı." demişler.
Eylül ayına girdik. Yaz bitiyor, kış yaklaşıyor.
O yavru kedi "alıştığı yerde" kalsaydı, iki üç ay sonra yiyecek bulamayacaktı. Hastalandığında onu veterinere götürecek kimse olmayacaktı.
Bu kadarla da bitmeyecekti.
Günlerce süren şiddetli sağanak yağışların altında ıslanacak, Kuzey Ege'nin sert kış rüzgârlarında çaresizce titreyecekti.
Burada kalmak, işte böyle bir şeydir.
Ama şimdi o yavru kedinin bir evi var. Bu zorlukları yaşamayacak, güvende olacak.
Darısı sokaklardaki tüm hayvanların başına...
(Yavru kedi Kaplan'a dün mikroçip takıldı ve kuduz aşısı yapıldı. İç-dış parazit uygulamasıyla karma aşısı geçen hafta yapılmıştı. Kuşadası'nda doğan Kaplan, 14 Eylül'de kısırlaştırılacak ve 19 Eylül'de Ankara'daki yeni evine gidecek.)
CB Erdoğan Rize'de "Biz muhalefetin ne yaptığına bakmıyoruz" dedi!
Doğru söylemiş. Hiç ilgilenmezler Bu kadar .Belediye Başkanı, Bel Meclis Üyesi kendiliklerinden ya kendilerini AKP'nin şefkatli kollarına atıyorlar, ya da koşa-koşa cezaevlerine atıyorlar....
CB Erdoğan'a sormak istediğim tek soru var;
Vatandaşın seçme hakkı güvence altında mı? Daha doğrusu var mı?
Vatandaş sizi Üsküdar'da seçmemiş. Siz buna saygı gösterdiniz mi?
Göstermediniz mi? Peki, İslam'ın neresinde "Milli İrade hırsızlığı var?
Sizin hiç utanmadan "Zulüm Dönemi" dediğiniz dönemde, yani siz Belediye Başkanı iken, size böyle davranan yönetici, siyasetçi oldu mu? Allah sizlere akıl fikir, vatandaşın tercihine saygı, Türk Milletine de Hz. Eyüp sabrı versin.
UĞUR OLA MANSUR BEY
Mansur kelimesinin anlamı; “Allah’ın yardımıyla zafer kazanan ve galip gelen” demekmiş! Torpilli adam ne olsa!
Mansur Bey, siz CHP’den Ankara Belediye Başkanı seçildiniz, değil mi?
Sizin gibi CHP’den seçilen kaç Belediye Başkanı arkadaşınız tutuklandı?
Yoksa siz de, Butlancı Genel Başkanınız gibi, onları “Siyasi Tutuklu” olarak değil, yolsuzluk yaptıkları için adi suçlu olarak mı tutuklandıklarını söylüyorsunuz?
Siz sözde hukukçusunuz! Zindandaki arkadaşlarınızdan biri için bile “Bu kişi suçludur” diye kesinleşmiş bir yargı kararı gösterebilir misiniz? Ne oldu size okulda okutulan masumiyet karinesine?
Mansur Bey, ömrü hayatımda sizinle iki kez görüştüm. O da makamınıza olan saygımdan dolayı, görüşmeyi ben istedim. Sizi dikkatle izledim.
Bir büyüğünüz olarak (Abi, dediğiniz için) kesin kanım şudur ki, siz Haysiyetli, namuslu, Anayasa ve Demokratik kurallara uyan Türk Siyasetinde, okyanusta bir damla bile olamazsınız.
Türkiye’deki TEK ADAM yönetiminde, Hukuk Devleti kaldı mı?
Cumhuriyet değerleri yerli yerinde duruyor mu?
Türk Devletinin kurucusu Büyük Atatürk’ün İlke ve Devrimleri yerinde mi?
Türk Devletinin temeli olan “Ulus Devlet ve Üniter Yapı” ayakta mı?
ABD-İSRAİL kumpası ile, binlerce PKK’lı katilin affedilmesi sizce doğru mu?
25 yıllık AKP ve çetesinin yönetiminde, bugün Türk Milleti rahat mı?
Emekliler geçinebiliyorlar mı? Çiftçiler, İşçiler, Gençler, Yaşlılar yani Türk Milleti huzur-refah-güven içinde mi? Çocuklar yatağına TOK girebiliyor mu?
Laiklik İlkesi, ayakta mı?
Şimdi size soruyorum Mansur Bey;
Bu yazılanlara “DOĞRU DEĞİL, YALAN BUNLAR” diyebilir misiniz?
Peki tüm bunları kim yaptı? Ben mi yaptım ki, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı (Avukat ve Noter Suçları ile Özel Soruşturma Bürosu) her yazım içim soruşturma açıyor? Yazdıklarımı anlama kapasitesi bile bulunmayan, bu çocuklar mı bize “Vatan Müdafaasını” öğretecek.
Tüm bunların tek sorumlusu var;
25 yıldır ülkeyi TEK BAŞINA yöneten CB Recep Tayyip Erdoğan.
Keşke Saray’a çıkmadan evvel, CB Erdoğan’ın “Eski Genel Başkanı-Başbakanı Davutoğlu-Ali Babacan-İngiliz Şimşek için TV’lerden söyledikleri dinleseydiniz. Bir de DAVUTOĞLU’NUN, CB Erdoğan için söylediklerini dinleseydiniz. Adres doğru mu, değil mi karar verirdiniz.
Siz, haksız yere hapse atılmış, sağlıklarını, işlerini, evlatlarını ve gelecek ümitlerini kaybetmiş, CHP’li Belediye Başkanı arkadaşlarınızın üzerlerine basarak, onları çiğneyerek, CB Erdoğan’dan Ankara’nın metro sorunu için yardım mı istiyorsunuz?
Uğur ola Mansur Bey!
Siz CHP’li değilsiniz, Yeni Partili de değilsiniz, siz Türk Milliyetçisi hiç değilsiniz. Sahi siz kimsiniz?
Atatürkçülerin, vatanseverlerin, Kuvvacıların nezdinde siz Mansur Yavaş
değilsiniz. Türk Milletinin size yakıştırdığı ismi, halka açık bir yerde, yüzünüze karşı söyleyeceğim! Hazır olun, şaşırmayın…
Sağlık ve başarı dileklerimle 11 Eylül 2026
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı