BU HESAP MUTLAKA SORULACAK
CB Erdoğan;
Büyük Ortadoğu Projesi/Genişletilmiş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Projesi kapsamında EŞBAŞKAN olarak atandığınızı ilk kez 25 Haziran 2004’te Çırağan Sarayında düzenlenen ABD-TESEV-MARSHALL fonu toplantısında tüm dünyaya ilan ettiniz! Ama, sizi EŞBAŞKAN olarak hangi makamın sahibi tayin etti, bunu hiçbir zaman söylemediniz… Sahi kimdi o?
CB Erdoğan;
Başınızı yastığınıza koyduğunuzda, size giydirilen EŞBAŞKANLIK elbisesisinin nelere yol açtığını hiç düşündünüz mü?
Küresel Çetenin, sizin sırtınızdan kaç Müslüman’ın kanına girdiğini, kaç çocuğun, kaç kadının ölümüne sebep olduğunu biliyor usunuz?
ABD Brown Üniversitesinin “Costs of War” (Savaşın Maliyetleri Projesiyle) ve Birleşmiş Milletler ile Yerel Gözlem Evlerinin verilerine göre BOP Projesinin bıçağının önüne atılan ülkelerdeki can kayıpları şöyle ifade ediliyor… Şu ana kadar bu rakamlara itiraz eden bir ülke çıkmadı!
Irak (2003 Sonrası)
Doğrudan şiddet sonucu en az 300 Bin ölü. Savaşın getirdiği yıkım ve sağlık sisteminin çökmesi nedeniyle, dolaylı olarak en az 1 MİLYON insan ÖLDÜ! Bunların hepsi de Müslümandı!
Suriye (2011 sonrası)
İç savaş ve müdahaleler sonucu belgelenen ölü sayısı 500 BİNİ aştı.
Filistin/Gazze
Yıllardır süren ablukanın yanı sıra, 7 Ekim 2023 sonrası başlayan SOYKIRIM da, doğrudan ya da enkaz altında öldürülenlerin sayısı 40 Bini geçti.
Libya (2011 sonrası)
Kaddafi’nin devrilmesi ve ardından gelen iç savaşlarda 50 Bin insan öldü.
Lübnan ve Mısır
Mısır’da darbeler ve iç karışıklıklar ve Lübnan’daki İsrail saldırıları ile siyasi krizler sonucu on binlerce sivil hayatını kaybetti.
BOP projesi bölgesinde, doğrudan ve dolaylı ölümlerin toplamı
4,5 Milyon insana ulaşırken, 38 Milyondan fazla insan yerinden edildi.
Birleşmiş Milletler Uluslararası Göç Örgütü 2014-2026 verilerine göre,
Ege ve Akdeniz’i geçerek Avrupa’ya ulaşmaya çalışan 40 Binden fazla insan (çoğu kadın ve çocuk) boğularak öldü…
CB Erdoğan;
19. Yüzyıldaki Kafkasya Savaşları ve Çerkes sürgünü döneminde
100 Binden fazla Kafkasyalı Müslüman, Ruslar tarafından katledilmiştir.
Fransızların Cezayir’i işgali sırasında 1,5 Milyon Cezayirli ölmüştür.
Yani siz bu konuda gerçekten bir dünya liderisiniz! Sizin mensubu olduğunuz Küresel Çetenin “MÜSLÜMAN İNSAN ÖLDÜRME” hızına yetişen çıkmadı!
Peki, ülkeleri perişan ettiniz, yıktınız, parçaladınız da, yerine ne koydunuz?
Bir tanesine, demokrasi-refah-huzur getirdiniz mi?
Bu ülkelerin yeraltı yerüstü zenginlikleri sizin ortaklarınız tarafından çalındı!
Libya’nın tümü Sünni Müslüman olmasına rağmen, hala aşiretler birbirini kesiyor.
Irak, şimdilik ÜÇ parça! Trump’ın defalarca söylediğine göre Suriye’de Esat rejimini siz yıkmışsınız! İsrail, bölgenin en zengin su kaynaklarının olduğu Golan Tepelerinin üstüne çöktü. Sınırımıza 70 km kadar geldi, bombaladı!
İsrail’in bir numaralı düşmanı Esat’ı yıktınız, yerine İKİ tane Uluslararası Terör Örgütünün liderini getirip Suriye CB ve Yardımcısı yaptınız…
İnanıyorum ki, eski sağlığınız olsaydı, Dışişleri Bakanınızı, Milli Savunma Bakanınızı, evire çevire döverdiniz! Ama çok hastasınız. Japonların robot teknolojisindeki başarılarını kıskandıracak, ortopedik desteklerle, yürümeye çalışıyorsunuz! Kendinize iyi bakın da, bunları Yüce Divanda belgeleriyle konuşalım.
Sağlık ve başarı dileklerimle 24 Ağustos 2026
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı
Herkes tıynetinin gereğini yerine getirir. Sizin ki de şikayet etmek! Hiç düşündünüz mü? Neden suçladığım kişiler beni dava etmezler? Söylediklerim doğru olduğundan olabilir mi?
Ben ne söyleneceğini, kime söyleneceğini iyi bilecek kadar, devlet umuru görmüş bir vatandaşım.
Bu ülkede, Sağlık Bakanlığı ve Devlet Bakanlığı yapmış,
iktidar partilerinde defalarca Genel Başkan Yardımcılığı yapmış biriyim. Rahmetli babam Eczacı Kemal Serdaroğlu da Demokrat Parti İzmir MV idi. 1960 Askeri Darbesinde Müebbet Hapse mahkum edilmiş 6 sene zindanda kalmış bir Atatürkçü idi.
Sizden ricam şudur;
1)Üslubunuzu sakın bozmayın!
2)Benim eleştirdiğim kişilere ulaşın ve bana dava açmalarını sağlayın.
Sonra da, oturun koltuğunuza, alın elinize kahvenizi,
kim hainmiş, kim hırsızmış, kim emperyal devletlerin kölesi imiş, kim kendi milletine karşı darbe yapmış,
gerçekleri öğrenin. Saygılarımla
ORTAK VATAN BU MU?
Hakkari/Yüksekova’da 1. Kültür Sanat Festivali düzenlendi.
Meydanda, binlerce insan vardı. Neşe içinde halay teptiler, eğlendiler.
Meydanda, Türkiye’de 80 tane şirketi olan, kaçak sigara ve kaçak mazot işini yöneten, Kürtçenin sadece SORANİCE Lehçesinin kullanılmasına izin verilen Barzani aşiretinin bayrağı vardı!
Avrupa’nın EROİN ve SENTETİK Uyuşturucu pazarının %80’ine hükmeden PKK’nın ile kurulması için AKP-MHP-CHP-YENİ Parti-HÜDA PAR’ın birlikte çalıştıkları sözde “Kürdistan” Bayrağı da vardı!
Hakkari/Yüksekova T.C Devletinin sınırları içinde, bir ilçemiz değil mi?
Hakkari’deki Vali T.C Devletinin Valisi değil mi?
Hakkari’de TSK’ya bağlı 3. Piyade Tümeni ve Dağ Komando Tugayı ve bu birliklerin Komutanları var değil mi?
Hakkari Emniyet Müdürlüğü ve MİT Bölge Müdürlüğü var değil mi?
Öğretmeni, memuru, amiri, katibi, hakimi savcısı var değil mi?
Peki tüm bunlar varken ilaç için, meydanda neden BİR TANE TÜRK BAYRAĞI YOK?
O meydanda TÜRK BAYRAĞI yoksa, SİZLER NİÇİN VARSINIZ?
Ankara’da terör gazileri yerlerde süründürülüyor, Yüksekova’da Türk Bayrağı YOK!
PKK katilleri serbest bırakılıyor!
Amiral zindana atılıyor!
İçişleri Bakanı Valiye emir veriyor, “Görmezden gel” diye!
Vali de Türk Bayrağını, görmezden geliyor!
Başka neyi görmezden geliyor Vali Paşa?
PKK’nın “UYUŞTURUCU Kaçakçısı”, “ORGAN Kaçakçısı”, “Kadın-Çocuk Kaçakçısı” olduğunu görmezden geliyor…
Böyle mi kuracaksınız “ORTAK VATANI?”
Ömür defteriniz kapanıp, bu dünyadan defolup gittiğinizde, o ŞANLI BAYRAK
sizi sarmayacak. O çaputlar size yeter de artar bile…
Anladın mı, İskilipli Hainin talebesi…
BAYRAK SİZİ SARMAYACAK…
Sağlık ve başarı dileklerimle 21 Ağustos 2026
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı
TAKİP KOORDİNASYON UYGULAMA KURULU
“Çerçeve Yasası” denen, Öcalan Canisini Okşama ve Şımartma Yasasını
CB Erdoğan imzaladı. Yasa Resmi Gazetede yayınlandı. Bahçeli bu imzaya çok sevindi. Evinin baş köşesindeki komodinin üstündeki “Sinemacı Sırrı’nın” fotoğrafını gün boyunca okşadı.
CB Erdoğan’a 73 adet kırmızı gülden yaptırdığı kalp şeklinde bir aranjman gönderdi.
Öcalan’a, Özgür Özel’den kalma “Mesir Macunu” yolladı.
CB yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın Başkanlığında oluşan kurula da örnek çalışma modelini anlatan bir yazıyı kendisinin “Kurucu Önder” dediği Bebek Katiline ulaştırması için, Celal Adan’a emir verdi…
Kirkor Bahçeciyan’ın çalışma talimatı şöyle başlıyor!
“Bizim Bakanlıklar ile, yabancı bir heyet arasında “Kürek Yarışması” düzenlenmiş. Yabancı ekip açık ara birinci gelmiş. CB Yardımcısı Cevcet Bey hemen inceleme başlatıp rapor hazırlatmış. Raporun sonunda yazan şu;
“Yabancı ekipte 8 kişi kürek çekiyor, 1 kişi dümende yön veriyordu! Bizim ekipte ise 1 kişi kürek çekiyor, 8 kişi Takip-Koordinasyon- Uygulama Kurulu olarak gidişatı izliyordu.” Ertesi yıl için kadro hemen revize edilmiş, kürek çeken tek kişinin yanına “Uygulama Danışmanı” atanmış, onun başına da ek bir “Takip Başkanı” getirilmiş. Yarış yine kaybedilince Başkan Cevcet şu açıklamayı yapmış; “Kürek çeken personelin yetersizliği yüzünden başarısız olundu…”
Ülkemizin kapkara gündeminin ardından bazen en iyi rahatlama yolu, durumu biraz mizah süzgecinden geçirip, rahatlamaktır, derdi rahmetli babam! Şimdiki siyasetçiler, “Biz Askeri vesayetten çoook çektik”,
“1923-2002 arası zulüm dönemi idi, ah biz ne işkenceler gördük. Başörtülü bacımızın üzerine bile işediler” diye şikayet ederler ya, gerçekte bir bok görmediler. Hep yalandan ağladılar, hep de çaldılar, yol buldular!
Erdoğan’ın Pınarhisar Cezaevindeki rahatı, 5 yıldızlı otelde yoktu.
Delikli ayakkabı ile İETT’de işe gitmekten, Belediye Başkanlığına atlayınca birdenbire 1,5 Milyar Dolar para sahibi olmuş, cezaevinde her gün kebap partileri veriyordu!
Rahmetli babam çok iyi bir meydan hatibi idi. Lakabı “Küçük Menderes” idi.
DP’liler “Doktor Raporu” ile CB affıyla serbest bırakılmaya başladılar.
Babama olan kinleri bir türlü bitmeyen, “Milli Birlik Komitesinin” yüzbaşı rütbesindeki üyeleri, 6 yıllık cezaevi (8 ayı kesintisiz 2x2,5 metre hücre) yatarından sonra, rapor alması için rahmetli babamı “Bakırköy Akıl ve Ruh Sağlığı Hastanesine” kapatmışlardı.
Babama sormuştum; “Nasıl dayandınız bu kadar işkenceye, çileye” diye, demişti ki; Bazen çaresiz kalınca “Ruh ve Akıl sağlığını korumak için işi mizaha vurmak gerekebilir! Hem orada arkadaşlarım da oldu!
Şimdi Cevcet Başkanın kurulunda akıl hastaları yok ama, her biri zincirle bağlanacak kadar Türk’e Türk Milletine kin ve nefret dolu Bakancıklar var…
Kurula bakar mısınız? Her bir elleme mangal kömürü gibiler. Kelle Kulak Göbek yerinde maşallah…
Adalet Bakanı, biçerdöver gibi. Boyu küçücük ama, bıçağı büyük. Önüne geleni biçiyor! Yiğidim emlakçı Bakan!
Her Cuma Yunan Ajanı, Atatürk ve Cumhuriyet Düşmanı HAİN İskilipli Atıf Hocasına ziyarete giden “Başkomiser Şevket” gibi İçişleri Bakanı!
Anayasanın Laiklik İlkesini çatır çatır çiğneyen, tarikat ve cemaatleri STK’ya çevirmekte usta, Geldisi bozuk Medrese Bakanı Bakancık!
Bir de, ”TRT TÜRKÜ” kanalında, Saray elemanı Yavuz Bingöl’ün saz ve ses arkadaşı, zaman bulduğunda MİT Başkanlığı yapan Kalın İbraam var!
Eh bunların üstünde “DENETÇİ” olarak Kirkor ve Bebek Katili de var!
CB Erdoğan hasta olmasın da, ben mi hasta olayım.
Bu ekip, yarın hem CB Erdoğan’ı, hem de Först Leydi’yi, hapse atar mı, atar!
Elemtere fiş, kemgözlere şiş. Kıskananın kıçı kurusun…
Sağlık ve başarı dileklerimle 20 Ağustos 2026
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı
BU KARARLAR BOYNUNUZA ASILACAK…
Askerlik ve Hapishane muhabbetleri hiç bitmez! Adam; Toplasan 1 ay askercilik yapmıştır, bıraksanız bir ömür boyu kahramanlıklarını anlatır!
“Aslanı, çakala boğdurur bu ocak” diye anlatılan hikaye vardır. Adam, atomu parçalayacak donanıma sahip, dünyanın önünde ceket iliklediği bir bilim insanı. Bedelli Askerliğe gider. İlk günler eğitimde dalyarık bir çavuşun eline düşer, adamcağızın anasından emdiği süt burnundan geri gelir…
Nasuh Mahruki, Türk’ün adını ve şanlı bayrağını, dünyanın en tepesine diken adamdır. Türk Milletinde ondan bir tane var. Allah ikincisini bize nasip etmemiş. En fazla 70 kilo kadardır ama, bence sadece yüreği 1 tondur.
Nasuh Bey, 15 Temmuz ile düşüncelerini açıkladı!
Mahruki Ailesi, en az dört nesildir Türk Milletine hizmet eden asil bir Türk Ailesidir. Nasuh Bey’i, düşüncesinden dolayı sorgulayan Savcının, tutuklayan Yargıcın, Türk Milletinin geçmişinden, “MİLLET” olma bilincinden, Cumhuriyet değerlerinden, Atatürk’ün İlke ve Devrimlerinden haberleri oldukları konusunda ciddi endişelerim var! Büyük bir olasılıkla, Emlak zengini Adalet Bakanımızın ekibindendirler.
Merdivenleri dahi çıkmaktan aciz, zavallı bir iktidarın, Öcalan’ı “Kurucu Önder” ilan eden ortağı Kirkor’un, dünyanın tepesine çıkmış bir Türk Evladını hapishane ile korkutmaları mümkün mü?
Yazının tam da bu noktasında E. Tümamiral Türker Ertürk’ün, TV’deki bir konuşmasından dolayı, Savcılığa ifadeye çağırıldığı haberi geldi!
Arkadaşlarım Sayın eşine ulaştılar. Her konuda bizler yanlarındayız…
Gelelim Türker Paşa’ya!
Ah be Paşa, sen de hiç laf dinlemiyorsun yahu?
Dünya Liderimizin ve onun elemanları Savcı ve Yargıçlarının TÜRK kelimesinden hoşlanmadıklarını bilmiyor musun?
Adına bakıyorum, TÜRKER!
Soyadına bakıyorum ERTÜRK!
Mesleğine bakıyorum TÜRK AMİRALİ!
Neresinden bakarsan bak, kendisini Türk saymayıp Gürcü’yüm diyen, eşim de Arap’tır diyen, Trump’ın has dostunu sinir edecek birisin be kardeşim!
Bilmez misin ki, “Takkeli Amiral” baş tacı, “Türker Amiral” tu kaka…
Adama, düzden bak TÜRK, tersten bak yine Türk!
Defalarca hapse ve çatışmaya girip çıkmış bir Türk Subayı…
Beni iyi dinle TÜRKER Paşa;
Tutuklanırsan, Nasuh Bey’i de al ve öyle çık hapisten. Türk Milleti sizlerden hizmet bekliyor. Beni bu işlerle lütfen uğraştırmayın.
Etrafta o kadar puşt, zepevenk, Epstein canavarı, hırsız, hain var ki, ben onları bitirinceye kadar dayanın. Her kez kendini kollasın. Aç kalan, açıkta kalan bizden değildir, şimdi vatana hizmet zamanı. Herkes her türlü zora dayanacak.
Not; Bizler, Atatürk Cumhuriyetini korumaya çalışırken, CHP’yi ele geçiren pislikler, Menderes Belediye Başkan Vekili seçiminde AKP ile anlaşıp, AKP’li adaya oy verip, Belediye’yi AKP’ye teslim ettiler. Ne diyeyim, ne diyeyim!
Sağlık ve başarı dileklerimle 18 Ağustos 2026
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı
HANGİ PKK’YI AF ETTİNİZ?
Başlıktaki “PKK ve AF” kelimelerini yan yana görünce, başta TBMM Başkanı-AKP-MHP-DEM-HÜDA PAR-CHP-YENİ Parti Genel Başkanları hemen savunmaya geçerler! “Biz af çıkarmadık. TCK ’nun 221’nci maddesinde düzenlenen (Etkin Pişmanlık) hükümlerine göre hareket ediyoruz!” O zaman şu soruya yanıt vermek zorundalar!
“Madem yaptığınız doğru, neden “Çerçeve Yasanın” 10’ncu maddesine “Dokunulmazlık Zırhı” koydunuz? Çıkardığınız yasanın AF değil de, AFFIN AMCAOĞLU olduğu anlaşılmasın diye mi?
Cumhuriyete, Atatürk İlke ve Devrimlerine açıkça ve defalarca ihanet eden;
Kılıçdaroğlu ve Özgür Özel’e sorun bakalım, “Neden 54 Bin insanımızın katillerine af çıkartıyorsunuz” diye? Yanıtları, virgülüne kadar aynıdır;
“Efendim, biz şiddetin sona ermesi, gençlerimizin ölmemesi, anaların ağlamaması, barışın sağlanması ve demokratik kanalların açık tutulması için atılan adımların, devletin uzun vadeli çıkarlarına hizmet etmek amacıyla bu yasaya EVET dedik…”
O zaman şu sorular, yaşasalar da ölseler de ikisinin sırtındadır;
PKK Narko Terör örgütünün gerek Bölücübaşısı gerekse siyasi kanadı olan DEM’ciler, LOZAN Antlaşması hakkındaki fikirlerini değiştirdiler mi?
1)LOZAN’I, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin TAPUSU kabul ettiler mi?
2)Türklerin, Lozan’dan bu güne Kürtlere SOYKIRIM uyguladıkları yalanından dönüp, Türk Milletinden özür dilediler mi?
3)PKK’nın dağ kadrosunun en az 1/3’ ünün Ermeni asala militanı olduğunu kabul ettiler mi?
4)Affettiğiniz PKK Narko Terör örgütünün, tüm Avrupa’ya giden-dağıtılan
(EROİN ve SENTETİK UYUŞTURUCUNUN) %70-%80’ini organize ettiğini kabul ettiler mi?
5)Affettiğiniz PKK’lı katiller, 6 Şubat Kahramanmaraş Depreminden sonra, binlerce çocuğumuzu kaçırıp Epstein Adasına gönderdiklerini inkar edebildiler mi?
6)Affettiğiniz, sözde özgürlük savaşçıları(!) her yıl onbinlerce Avrupalı genci uyuşturucu ile zehirlerken, bir gram pişmanlık duymuşlar mı?
7)Affettiğiniz, bu insanlık düşmanları, tüm bu pislik işlerini bırakıp, normal T.C. Vatandaşı gibi, Türk Milleti adının kapsayıcılığı altında yaşamayı isteyecekler mi?
Gelelim, PKK Narko Terör örgütünün teslim edeceği söylenen silahlara;
CB Erdoğan’ın çok defa söylediği gibi, PKK, silah kaçakçılarından elde ettiği silahların yanında yoğun olarak ABD ve İSRAİL tarafından silahlandırılmışlar “CB Erdoğan özellikle 2018-2019 döneminde
30 BİN TIR’IN üzerinde ağır silahların PKK ya gönderildiğini açıklamıştır” ve eğitilmişlerdir.
ABD, YPG’ye verdiği silahları, DEAŞ ile mücadele kapsamında, resmi bütçelerinde göstermiştir.
İsrail ise, gönderdiği silahların sayılarını gizli tutmaktadır.
Başında önce, Öcalan ile aynı aşiretten olan Hakan Fidan, sonra ise, ana dili gibi Arapça bilen İbrahim Kalın’ın olduğu Milli İstihbarat Teşkilatımız, nasılsa hem ABD hem de İsrail’in PKK’ya verdiği silahların adetlerini ve çeşitlerini mutlaka biliyordur. Eksiksiz teslim alırlar nasılsa!
Yazıyı MİT Başkanı ve Colani’nin kankası İbrahim Kalın’dan bir ricamızla bağlayalım; Nasılsa, PKK silah bırakıp düz ovada siyaset yapacak, lütfen bizi kırmayın ve talebimizi lütfen yerine getirin!
Sayın Kalın, siz PKK’nın Avrupa’daki uyuşturucu ve kaçakçılıktan elde ettiği paraların nerede saklandığını biliyorsunuzdur. Lütfen o parayı alın ve dağdan inen gençler için istihdam yaratacak, yatırımlarda kullanalım.
Hadi İbrahim Bey, siz sanatkar ruhlu bir saz ustasısınız. Sizi Barzani’ye, sıra gecesinde saz çalmanızdan biliyoruz. Hadi alın bu paraları ve dağdan inen bu terörişkolara destek olun…
Sağlık ve başarı dileklerimle 17 Ağustos 2026
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı
DERDİNİZ PARAYSA, ALIN SİZE ÇUVALLA PARA
Adalet Bakanı, “Süleymancı Cemaatine” yapılan operasyon ile ilgili olarak şunları söyledi; “Burada kesinlikle DİNİ BİR GÖRÜŞE, DİNİ BİR CEMAATE ya da Sivil Tolum Kuruluşlarına KARŞI bir operasyon yok! Bu, tamamen MALİ YAPILANMAYA yönelik bir operasyon!”
Demek ki Adalet Bakanına göre, yasaya aykırı para toplamak SUÇ ama dini yapıda örgüt kurup Türkiye Cumhuriyeti Devletinin belini kırmak serbest!
Anayasa Md 174; “Anayasanın hiçbir hükmü, Türk toplumunu çağdaş uygarlık seviyesinin üstüne çıkarma ve Türkiye Cumhuriyetinin laiklik niteliğini koruma amacını güden, aşağıda gösterilen inkılap kanunlarının, Anayasanın halk oyu ile kabul edildiği tarihte yürürlükte bulunan hükümlerinin, Anayasaya aykırı olduğu şeklinde anlaşılamaz ve yorumlanamaz!”
Demek ki; Anayasa ve Türk Ceza yasaları Adalet Bakanı için, osuruktan tayyare, gazoz kapağından madalya gibi değersizler!
İyi, madem ki önemli olan para, alın size çuvalla para!
PKK Narko-Terör örgütünün finansal gücü, “Cici terörist katiller” tarafından hiç gündeme getirilmedi! Örgüt, silahları sakladığı yeri nasıl Türk Devletine söylemiyorsa, uyuşturucu ve kaçakçılık gibi HELAL (!) işlerden kazandıkları paralarının da yerini söylemiyor! İnsan kardeşinden para saklar mı, terörişkolar!
T.C Devleti, gerçek anlamda bir MİLLİ DEVLET iken PKK Narko-Terör örgütünün finansal gücü, finans mekanizmaları ve uyuşturucu trafiğindeki payı, Türk Devlet Birimleri (Emn. Gen. Md. Narkotik Dai. Bşk-MİT ve Mali Suçları Araştırma Kurulu MASAK) ile uluslararası güvenlik ve istihbarat kurumları (EUROPOL-INTERPOL-US DEA) tarafından detaylı biçimde takip edilen ve RAPORLANAN bir konudur.
Ulusal ve Uluslararası raporlara göre PKK, AVRUPA’DAKİ uyuşturucu (özellikle EROİN ve SENTETİK UYUŞTURUCU) trafiğinin ve dağıtım ağının
%70- %80’ini kontrol etmektedir. Örgütün uyuşturucu ticaretinden sağladığı yıllık gelirin 5 MİLYAR DOLAR civarında olduğu tahmin edilmektedir.
İnsan Kaçakçılığı, Organ Kaçakçılığı ( depremlerde kaybolan yavrularımız) Haraç (Vergilendirme adı altında zorla toplanan paralar)
sigara-akaryakıt kaçakçılığı ( AKP’nin onur konuğu Barzani aşireti ve Türkiye’deki 80’den fazla şirketleri ve özelleştirilen Mersin Limanından) Avrupa’daki sözde bağış kampanyaları dahil, yıllık dönen nakit akışının da
5 MİLYAR DOLARI aştığı bilinmektedir.
PKK, Avrupa genelinde, doğrudan kendi adını kullanmaz. “Kürt Toplum Merkezleri”, “Kürt Kültür Dernekleri” Kürt Halk meclisleri” veya yardım Vakıfları adı altında legal görünümlü yapılar kullanmaktadır.
40 yılı aşan sürede, sadece İsviçre’de “Gizli Hesaplarda” PKK Avrupa Baronları adına kayıtlı 12 hesapta 75-100 MİLYAR DOLAR birikimi olduğu tahmin edilmektedir.
Adalet Bakanına bir soru soralım;
PKK Narko Terör Örgütü, silahları teslim ederken, uyuşturucu-insan-çocuk-organ kaçakçılığı faaliyetlerini de bırakacak mıdır?
PKK, uyuşturucu kaçakçılığı ve dağıtım işini, Türkiye’den güçlü kişilerle ortaklık yapmadan sürdürebilir mi?
Kim, Türkiye Cumhuriyetini “Uyuşturucu merkezi” konumuna düşürebilecek ve asla yakalanmayan PKK ortağı güçlü kişiler?
İhanet Yasasına EVET oyu veren 468 kişi, başta TBMM Başkanı Karun Numan, kimleri affettiğinizi bildiniz mi?
Allah ve kul huzurunda, 468 adedinizin yıllarca af dilemesi, BABAT Ailesinin PKK tarafından şehit edilen, 1 yaşına girmemiş bebeklerinin BİR DAMLA Gözyaşına değer mi? Sizi ne Allah ne de Türk Milleti affetmeyecek…
Sağlık ve başarı dileklerimle 16 Ağustos 2026
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı
BAKAN KAYBOLDU!
55. Mesut Yılmaz Hükümetinde Bakan olarak görevdeyiz.
Devlet Bakanıyım ve “Gümrüklerden-Yurtdışındaki Türk Vatandaşlarının sorunlarından ve İran-Irak-Fransa-Şili ile Karma Ekonomik Kurul Başkanlığı” görevlerinden sorumluyum.
Ulaştırma Bakanlığı görevinde ise “Bağımsız” olarak Arif Ahmet Denizolgun Bey var. Komediye bakar mısınız? Laik-Demokratik-Sosyal Hukuk Devleti olan T.C Devletinin Bakanlar koltuğunun birinde “Süleymancılar” adlı cemaatin lideri oturuyor!
Başbakan Yılmaz, Hollanda Hükümeti ile yaşanmakta olan bir problemi çözmemiz için beni ve Ulaştırma Bakanını görevlendirdi. Uzatmayalım.
Uçağa bindik, arkamızda heyetlerimiz, biz konumuzla ilgili bürokratlarla çalışıyoruz. Ulaştırma Bakanı, sanki başka ülkenin Bakanı imiş gibi selam verdi ve uyumaya başladı!
Büyükelçi’miz heyetiyle ve Hollanda Dışişleri yetkilileriyle karşıladı. Tek tek el sıkıp tanışıyoruz ve sohbet ediyoruz! Gözüm Ulaştırma Bakanımızı aradı, kalabalık bir karşılama heyeti ile konuşuyordu. Yanıma geldi ve “Sayın Bakan, benim cemaatimle acil toplantı yapmam gerek, ben gidiyorum, merak etmeyin” dedi. “Dur Sayın Bakan nereye, ne toplantısı, dememe rağmen, kalabalık arasında kayboldu. Büyükelçilik Güvenlik görevlileri telaşla Büyükelçiye gelip, “Bakan Bey gitti” dediler. Herkes Bakanı aramaya başladı. Büyükelçimizin deneyimi sayesinde, hem Bakanın yokluğu saklandı, hem de problem çözüldü. Üçüncü gün bizi uğurluyorlar. Kayıp Bakan çıktı geldi ve dönüşü birlikte gerçekleştirdik…
Bakan Bey sonra vefat etti. Yerine gayet Demokratik (!) bir usulle, Cemaatin kurucusu Tunahan’ın, torununun çocuğu olan Alihan Kuriş getirildi…
Bugün Alihan Kuriş, gözaltına alındı. Anlaşıldığı kadarıyla Süleymancılarda,
Saray ile paylaşmadıkları ciddiyette bir birikimleri olmuş. Saray onları hafifletecek…
Anayasa’ya göre, tarikatlar-cemaatler ve bunlara bağlı yurtlar-dershaneler- kursların açılması yasaktır. AKP’ye sorsanız “Yemişim sizin Anayasanızı! Bu darbe Anayasasıdır” der geçer.
Gerçek şudur;
Hangi Cemaat veya Tarikat, AKP’nin çizdiği sınırların içinde kalır, özellikle Bilal Oğlan’ın vakıflarına destek olursa, yaşar. Olmazsa malına-mülküne çökülür. Bakın, Menzilcilere çöküldü mü? Babalarından kalan, kaynağı belli vergileri ödenmiş (!) 57 Milyar TL’ye dokunuldu mu?
Para biraz daha biriksin, yakında onlara da el konur…
AKP, hiçbir elemanının, fazla para yüzünden ahlaklarının bozulmasına izin vermez. Alır paraları, rahatlatır elemanlarını.
Önce 1000 Ali’yi, sonra Süslü Sülo ’yu nasıl hafifletti?
Lider dediğin böyle olur. Bir de Özgür Özel’e bak! Yemedi, yenmesine göz yumdu, başı derde girdi, girecek…
Sağlık ve başarı dileklerimle
14 Ağustos 2026
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı
Tülay Hatimoğulları;
"Süreçte, negatif yönde kırılmalar gerçekleşirse, Türkiye'de her yer Gazze olur" dedi... Dk;1 Gol;1
Bak Öcalan'ın kızı! Türkiye'de her yeri Gazze'ye çevirecek kim? Gazze'ye SOYKIRIM uygulamış olan küçük patronunuz İsrail mi? Yoksa büyük patronunuz ABD mi?
Yoksa dağdaki çıyan abileriniz mi?
Yahu 42 senedir Türk Devletiyle savaşmıyor musunuz?
Bir b.k yiyemediniz. Hele bi dur bakalım. Olayın sonunu görelim. Görelim bakalım Mevla neyler, neylerse güzel eyler...
BAKAN KAYBOLDU!
55. Mesut Yılmaz Hükümetinde Bakan olarak görevdeyiz.
Devlet Bakanıyım ve “Gümrüklerden-Yurtdışındaki Türk Vatandaşlarının sorunlarından ve İran-Irak-Fransa-Şili ile Karma Ekonomik Kurul Başkanlığı” görevlerinden sorumluyum.
Ulaştırma Bakanlığı görevinde ise “Bağımsız” olarak Arif Ahmet Denizolgun Bey var. Komediye bakar mısınız? Laik-Demokratik-Sosyal Hukuk Devleti olan T.C Devletinin Bakanlar koltuğunun birinde “Süleymancılar” adlı cemaatin lideri oturuyor!
Başbakan Yılmaz, Hollanda Hükümeti ile yaşanmakta olan bir problemi çözmemiz için beni ve Ulaştırma Bakanını görevlendirdi. Uzatmayalım.
Uçağa bindik, arkamızda heyetlerimiz, biz konumuzla ilgili bürokratlarla çalışıyoruz. Ulaştırma Bakanı, sanki başka ülkenin Bakanı imiş gibi selam verdi ve uyumaya başladı!
Büyükelçi’miz heyetiyle ve Hollanda Dışişleri yetkilileriyle karşıladı. Tek tek el sıkıp tanışıyoruz ve sohbet ediyoruz! Gözüm Ulaştırma Bakanımızı aradı, kalabalık bir karşılama heyeti ile konuşuyordu. Yanıma geldi ve “Sayın Bakan, benim cemaatimle acil toplantı yapmam gerek, ben gidiyorum, merak etmeyin” dedi. “Dur Sayın Bakan nereye, ne toplantısı, dememe rağmen, kalabalık arasında kayboldu. Büyükelçilik Güvenlik görevlileri telaşla Büyükelçiye gelip, “Bakan Bey gitti” dediler. Herkes Bakanı aramaya başladı. Büyükelçimizin deneyimi sayesinde, hem Bakanın yokluğu saklandı, hem de problem çözüldü. Üçüncü gün bizi uğurluyorlar. Kayıp Bakan çıktı geldi ve dönüşü birlikte gerçekleştirdik…
Bakan Bey sonra vefat etti. Yerine gayet Demokratik (!) bir usulle, Cemaatin kurucusu Tunahan’ın, torununun çocuğu olan Alihan Kuriş getirildi…
Bugün Alihan Kuriş, gözaltına alındı. Anlaşıldığı kadarıyla Süleymancılarda,
Saray ile paylaşmadıkları ciddiyette bir birikimleri olmuş. Saray onları hafifletecek…
Anayasa’ya göre, tarikatlar-cemaatler ve bunlara bağlı yurtlar-dershaneler- kursların açılması yasaktır. AKP’ye sorsanız “Yemişim sizin Anayasanızı! Bu darbe Anayasasıdır” der geçer.
Gerçek şudur;
Hangi Cemaat veya Tarikat, AKP’nin çizdiği sınırların içinde kalır, özellikle Bilal Oğlan’ın vakıflarına destek olursa, yaşar. Olmazsa malına-mülküne çökülür. Bakın, Menzilcilere çöküldü mü? Babalarından kalan, kaynağı belli vergileri ödenmiş (!) 57 Milyar TL’ye dokunuldu mu?
Para biraz daha biriksin, yakında onlara da el konur…
AKP, hiçbir elemanının, fazla para yüzünden ahlaklarının bozulmasına izin vermez. Alır paraları, rahatlatır elemanlarını.
Önce 1000 Ali’yi, sonra Süslü Sülo ’yu nasıl hafifletti?
Lider dediğin böyle olur. Bir de Özgür Özel’e bak! Yemedi, yenmesine göz yumdu, başı derde girdi, girecek…
Sağlık ve başarı dileklerimle 14 Ağustos 2026
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı
LİDER… GİTTİ GİDER…
Parti Genel Başkanları kendilerine “LİDER” denmesinden çok hoşlanırlar!
“Liderimiz Geliyor” diye anons edildiğinde, öyle bir şişerler ki, geleni Kırkpınar Başpehlivanı zannedersiniz!
DEVLET kuran kişiye, “Lider veya Önder” denir.
Cumhuriyet Tarihi boyunca, Türk Milletinden iki kişi bu tanımı hak ederek almıştır.
Biri, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk,
diğeri, Kıbrıs Türk Devletinin Kurucusu Rauf Denktaş…
Geri kalanları sadece Genel Başkandırlar! Onu da hak eden çok azdır ya…
Genel Başkanların söylemleri ile eylemleri arasında tutarlılık olması şarttır!
Genel Başkanın söylemi “Mersine gidiyoruz”, eylemi ise “Tersine gidiyoruz” olursa, o artık, “El Arabası” tipi siyasetçidir. Arkasından ittirmezseniz, bıraktığınız yerde yıllarca durur, sonunda çürür ve pert olur!
Biraz daha açalım; Bir Genel Başkan “Biz Atatürkçüyüz çünkü partimizi Atatürk kurdu. O bir çift “Mavi Göz” var ya, onu hep üzerimizde hissederiz” diyor ve 54 BİN insanımızın katili olan canavarı “Kurucu Önder” ilan eden, ihanet şebekesine katılıyorsa, onu bırakın, o gitti gider. Salın bayır aşağıya!.
Atatürk boşuna “İhanetin nedeni olmaz, bedeli olur. O bedel birgün mutlaka ödettirilir” demiştir! Sorsanız o sepete; “Evlat ne oldu ya? Akım derken B.kum dedin. Bir çuval inciri batırdın, diye?
“Bakmayın benim ihanet yasasına EVET dediğime, onlar benim gecenin ilerleyen saatlerindeki bar arkadaşlarım. Şişelerin hatırı var. Hem ben arkadaşlarımı serbest bıraktım, ya. Daha ne istiyorsunuz ki?
Bazıları el bebek-gül bebek yetiştirildiler, Türk Devleti-Türk Milleti için bir gün kavga etmediler. Atatürk’ün mirasını yiye yiye, bitiremediler. Hazineden her yıl çuvalla para alırlar, lüks binalarda, lüks otolarda,(mabatları acımasın diye yumuşatılmış koltuklarda) zaman geçirirler. İkide bir “Ben Sosyalist Enternasyonalde ikinci başkanım. Bu Avrupalılar beni çok severler!”
“Hadi yürüyelim arkadaşlar, yürüyelim, yürüyelim der, kendisi modifiye edilmiş aracına biner, gider…”
Buna, iktidarın tetikçi Savcıları, çeşitli kumpaslarla tuzak kurarlar. Ve TBMM’ye “Nitelikli ve Organize olarak rüşvet almak için örgüt kurmak” gibi çok ağır suçlamasında bulunurlar. Nedense suskun kalmayı tercih ederler!
Aziz Türk Milleti;
Sizinle bir iddiaya girelim! Gazozuna canım, nerde bizde ondaki para!
Yeni Parti MV’leri, Genel Başkanlarının EVET dediği Çerçeve Yasası için çok iyi bir çalışma yaptılar. Bu ihanet Yasasının en az 5 yerinde ANAYASAYA AYKIRILIK belirlediler. Normalde bu yasanın iptali için, AYM’ye başvurması gerek. Bu Genel Başkan AYM’ye başvuramaz! Bahçeli’den izin alması gerek. Eğer ciddi bir çalışma sonucu Genel Başkan AYM’ye başvurursa, ben kaybetmiş olurum. Ne ceza verirseniz de razıyım…
Sağlık ve başarı dileklerimle
13 Ağustos 2026
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti
SİZ HİÇBİR SİYASİ CİNAYETİ ÇÖZEMEZSİNİZ.
“Bir problemi, onu yaratan zihniyetle çözemezsiniz!”
Adalet Bakanı Akın Gürlek, Muhsin Yazıcıoğlu’nun ailesiyle yaptığı görüşmeden sonra, rahmetlinin Eşi ve Oğlu ile basına poz verdi ve şunu söyledi; “Rahmetli, FETÖ’nün hedefine girmiş. Olayın cinayet olduğuna dair bağlantılar var. Sonuna kadar gideceğiz. Bu cinayeti çözmek boynumuzun borcudur!”
Sayın Bakan siz ne, Uğur Mumcu cinayetini (Ölüm 24 Ocak 1993),
ne Muhsin Yazıcıoğlu cinayetini (Ölüm 25 Mart 2009),
ne 15 Temmuz 2006 gecesi, Boğaz Köprüsünde, keskin nişancılar tarafından yapılan uzaktan (sniper) atışlarıyla işlenen cinayetleri, köprüde silahsız askerlerin kafalarının kesilerek işlenen cinayetleri,
ne de, 30 Aralık 2022 de Ankara’da öldürülen Sinan Ateş cinayetini çözemezsiniz! Çözmek isteseniz de çözemezsiniz.
Kastım, sizin mesleki yeterliliğinizi tartışmak değil, haddim de değil!
Normal Demokratik özgür bir ortamda görev yapmıyorsunuz!
İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı yapılışınız da, Adalet Bakanı oluşunuz da, sizin bildiğiniz nedenlerle oldu. Eğer siz, Bilal Oğlan adlı, hiçbir resmi sıfatı olmayan bir çocuğun karşısında hazırol’da duruyorsanız, siz ancak size çizilen sınırlar içinde görev yapabilirsiniz.
Tüm bu yazdığımız cinayetler hakkında en fazla bilgiye sahip ve size doğruları söyleyecek birini arıyorsanız, gideceğiniz adres Devlet Bahçeli’dir
Siz, Adalet Bakanı olarak, Ankara C. Başsavcısına talimat verip, Devlet Bahçeli’yi “İfadesine başvurmak” üzere davet ettirebilir misiniz?
Ölümle sonuçlanan cinayetlerden ikisi, MHP’nin Ülkü Ocakları Genel Başkanlığını yapmıştı. Bahçeli, bu vatan evlatlarına ne olduğunu mutlaka biliyordur. Çağırın, sorun, aydınlatın, çözün ve tarihe geçin…
Muhsin Yazıcıoğlu cinayetiile ilgili olarak, şu kişileri sorgularsanız, cinayeti aydınlatabilirsiniz!
1)Efkan Ala (Dönemin Başbakanı Erdoğan’ın Müsteşarı)
“Onun emri ile, SHGM (Sivil Havacılık) kriz masası Başbakanlığa alındı. Kaza ile ilgili tüm belge ve bilgilere el kondu.
2)Beşir Atalay; (İçişleri Eski Bakanı)
Olay gününden bir gün önce Kahramanmaraş’ta idi. Orada kaldı. “Yazıcıoğlu bulundu, hastaneye götürülüyor” haberi ve kaza yeri yanlış bildirilmesi oradan yapıldı.
3)Mehmet Habip Soluk (Ulaştırma Bak. Müsteşarı)
Olaydan sonra AKP Milletvekili yapıldı. (Sevim Tanürek’in ölümüyle sonuçlanan kazanın raporunu değiştiren bir memurun, sonradan Genel Müdür yapıldığı gibi)
4)Yalçın Topçu BBP genel Başkanı oldu. AKP tarafından Turizm Bakanıyapıldı. Halen CB Başdanışmanı olarak görev yapıyor!
5)Şirin Ünal ( Tümgeneral Hava Kuvvetleri Komutan Yardımcısı)
Türkiye Hava Sahasındaki tüm hareketleri, nokta bazında takip edebilen birimin komutanı. Evinde çalışan Nadira Kadirova adlı bir Türkmen Kızının ölümü çok tartışıldı. Ayrıca 15 Temmuz günü, hem MİT Müsteşarlığına, hem de Gen. Kur, Bşk Hulusi Akar’ı gidip saatlerce görüşen kişi.
Evet Sayın Bakan;
Bu cinayeti çözmek, gerçekten “Boynunuzun Borcu” ise, işte önemli fırsat.
Boynunuzun borcunu ödeyin…
Sağlık ve başarı dileklerimle 12 Ağustos 2026
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı
TÜRK MİLLETİ İÇİN HİÇ ÖZEL OLAMADINIZ, YA YÜZ KARASI?
Tarih, yalnızca zaferleri ve gurur sayfalarını yazmaz. Milletin umudunu heba eden kırılma noktalarını, sarsılan inançları ve sözlerin savruluşunu da yazar.
Yüz yılı aşan bir birikimin, Kurtuluş Savaşımızın siperlerinde harçlanan CHP
bu ülkenin yalnızca bir siyasi kuruluşu değil, bağımsızlığın, laikliğin ve çağdaşlaşmanın en büyük transatlantiği idi. Ancak son dönemde yaşananlar, Cumhuriyetçi ve Atatürk’çü seçmenin yüreğinde derin bir sızı, akıllarda ise yakıcı bir sorgulama bıraktı…
8 Kasım 2023’te büyük umutlarla Genel Başkanlık koltuğuna oturan ve
31 Mart 2024 Yerel Seçimlerinde Türk Milletinin basiretiyle partisini birinci sıraya taşıyan ÖZEL, tarihsel bir sorumluluğun eşiğindeydi. Türk Milleti
Cumhuriyet’in kurucu değerlerine ve sarsılmaz ilkelerine sahip çıkılsın diye
o yetkiyi verdi. Ne var ki, hemen ardından başlayan “Normalleşme” ve “Yumuşama” söylemleri, yıllardır Cumhuriyet’in temel niteliklerini hedef alan anlayışlara karşı gösterilmesi gereken ilkesel duruşu gölgeledi. İktidarın meşruiyet alanını genişleten adımlar atılırken, rejimin dönüştürülmesine ve laikliğe yönelik saldırılara karşı sergilenen esneklik, seçmenin iradesine yapılmış en büyük haksızlıklardan bir idi.
Seçim uğruna kurulan ittifaklar, ilkesiz kadrolaşmalar ve yerel yönetimlerde yaşanan iğrençlikler, yüz yıllık koca çınarı iktidarın ve yargı mekanizmasının müdahalesine açık hale getirdi. Siyasi deneyimsizliğin kurbanı edilen koca bir gelenek, ihale iddiaları, usulsüzlük söylentileri, şaibeleriyle anılır duruma düşürüldü.
Sonuç, kaçınılmaz bir parçalanma oldu. 24 Temmuz 2026’da atılan bir istifa imzasıyla CHP ortadan ikiye bölündü, milletin umudu olan o büyük çatı çatırdayarak ağır yaralar aldı.
Bugün gelinen noktada, kişisel nüfuz ikliminin yarattığı fezlekeler ve adliye koridorlarında yankılanan rüşvet iddiaları bir yana, Cumhuriyetçi seçmenin vicdanını asıl yaralayan hamle son virajda yapıldı.
Tarihsel kırılmaların yaşandığı bir dönemde, ilkesel çizgiden kopuşun simgesi haline gelen “Çerçeve Yasa” tasarısına “EVET” oyunun verileceğinin açıklanması bardağı taşıran son damla oldu. Cumhuriyetin temel hukuk prensiplerini ve üniter yapısını riske atan düzenlemelere destek beyan etmek, bu ülkenin kurucu iradesine verilen sözlerin tamamen terk edildiğinin açık bir göstergesidir.
Şimdi, Cumhuriyetçi, Atatürkçü ve vatansever her bir yurttaşın durup yeniden düşünme vaktidir.
Kurtuluş Savaşımıza koşarak giden insanlarımızın göğüslerinde birer parti rozeti mi vardı? Yakında öyle günler gelebilir ki, gerekiyorsa, hepimiz parti rozetlerimizi çıkarıp, siyaset cambazlarının suratlarına atarız. Önümüzdeki günlerde “Çakma Türk Milliyetçisi” olanların zoru gördüklerinde partilerini kapatıp, Sarayın arka bahçesine koşacaklarını göreceksiniz. Sadece bağırmakla, savaşların kazanılamayacağını, mutlaka “Birleşik Akıl” ve Stratejik düşünmeye sahip Kuvvacıların da devreye gireceği görülecektir.
Bu it-kopuk, soyguncu, küresel çete elemanlarına, tarikat artıklarına hadlerini bildirip, Atamızdan bizlere emanet cennet vatanımızı, aynı saflık ve temizlikle gençlerimize emanet edeceğiz…
İsimlerin, geçici koltukların ve kişisel ikbal hesaplarının ötesinde, asıl korunması gereken Atatürk’ün “en büyük eserim” dediği Cumhuriyet değerleridir…
Sağlık ve başarı dileklerimle 11 Ağustos 2026
Rifat Serdaroğlu
DOĞRU Parti Genel Başkanı