Olgun olmayan kişiler ‘Ben zoru severim’ diye zor insanları romantize ederler.
Düşünceli, ulaşılabilir, karşılıklı ve insan gibi iletişim kurmayı bilen biriyle olan ilişkinin ne kadar kıymetli ve besleyici olduğunu bilmezler. Çünkü toksik ilişki onların normalidir.
Evlilik, iki yetişkinin birbirine yol arkadaşı olamadığı yerde, birinin büyümeyi reddettiği, diğerinin ise ömür boyu onu büyütmek zorunda bırakıldığı bir ilişkiye dönüşür.
Oysa evlilik, bir yetişkinin başka bir yetişkine ebeveynlik etmesi değil; iki olgun insanın hayatı birlikte taşıyabilmesidir.
Boşanma oranı bu kadar yüksek çünkü erkekler hâlâ babalarının yaşadığı gibi yaşamak istiyor ama kadınlar artık annelerinin çektiği gibi acı çekmek istemiyor..
🚨🚨 El multimillonario doctor del cáncer Patrick Soon-Shiong le dijo a Tucker Carlson que casi todos los oncólogos ignoran el único número en tu análisis de sangre que mata el cáncer:
“Levanta el teléfono, llama a cualquier oncólogo al azar, no para avergonzarlos, y di: ‘Tú haces un hemograma, ¿verdad?’ Un recuento sanguíneo completo. Tomas sangre y verificas si estás anémico o no.”
“Y tú das quimioterapia y radiación, y preguntas: ‘¿Qué buscas?’ Bueno, miramos a ver si estás anémico, para poder darte este medicamento que hace Amgen llamado Epogen. Miramos a ver si tus plaquetas han bajado, para poder darte una transfusión de plaquetas. Miramos a ver si tus neutrófilos han bajado para que no contraigas una infección, así que te damos Neupogen.”
“Bueno, el problema es, ¿matan el cáncer las células rojas de la sangre? No. ¿Matan el cáncer las plaquetas? No. ¿Matan el cáncer los neutrófilos? No.”
“¿Qué mata el cáncer? Las células asesinas naturales y las células T. Así que en ese hemograma, hay una cosa llamada linfocitos. ¿Miras eso? No.”
“La única célula que es importante, que mata el cáncer, y el 99.9% de los oncólogos dirá: ‘No le prestamos ninguna atención a eso.’”
Incluso Tucker no podía creerlo: “¿Por qué, si estás luchando contra el cáncer, ignorarías la única célula que lucha contra el cáncer?”
“Esa es la conexión perdida. Ese es el elemento clave en tu cuerpo.”
Bir şeyi birine en açık haliyle ifade etmenize rağmen bişeyler değişmiyorsa, sürekli kendinizi aynı şeyi tekrarlarken buluyorsanız yalnış yerdesiniz demektir. Çünkü sizi kaybetmek istemeyen biri ne istediğinizi de, ne istemediğinizi de gayet iyi bilir. Eğer bişeyler ısrarla yapılmıyorsa, göz ardı ediliyorsa orada bilinçli bir tercih var demektir.
Azerbaycan Devlet Televizyonu, resmî X hesabından başörtülü öğrencilerin bulunduğu ve bulunmadığı okulları karşılaştıran bir paylaşım yaptı:
“Hangi okulda okumak isterdiniz? Seçim sizindir.”
Azerbaycan’da öğretmenlik yapan Zahra Hasanova, başörtülü olduğu için artık derse giremeyeceğinin kendisine bildirildiğini söyledi.
Hasanova, yıllarca büyük zorluklarla eğitim aldığını anlatarak başörtülü öğrencilerin ve öğretmenlerin eğitim hakkının ellerinden alınmaması çağrısında bulundu.
İnsanlara saygısızlık edip ardından onları alıngan, hassas ya da kırılgan olmakla suçlamak, kendi davranışlarının sorumluluğunu almamanın en kolay yoludur. Sorun her zaman insanların hassasiyeti değil, çoğu zaman diğerlerinin hadsizliğidir.
Kadınlar yarış derdinde değil ve hiç bir zaman olmadı !
Kendini yetiştirme derdince, geçinme derdinde, varoluş mücadelesinde.
Elini taşın altına koymaktan aciz, duygusal zekâsı gelişmemiş erkekler asıl aşağılık kompleksiyle kadınlarla yarış, daha çok laf yetiştirme derdinde !!!
Kadınlar, "her işi yaparız" yarışında!
Özellikle de erkeklerin yaptığı ağır işlerde bile çalışma hevesindeler; biz de yaparız diye!
Bu anlamsız yarışa niye girerler ki?
Hiçbir erkek, ben kadınların yaptığı her işi yaparım diye kendini germez!
Kadınlar kendilerine yazık ediyor!
🔴 Azerbaycan’da öğrencilere yönelik başörtüsü yasağı kararına tepkiler sürerken, yeni bir genelgeyle aynı yasak artık öğretmenler için de geçerli hale geldi.
Öğrencilerin başörtüsüyla okula girmelerine engel olan "laiklik" maddesine öğretmenler de dahil edildi.
Bazı okullarda öğretmenlerin okullara alınmamaya başlandığı ifade ediliyor.
Tahammül, yanlışın karşısında sessizliğe dönüştüğünde erdem olmaktan çıkar. İnsan, sürekli göz yumduğu davranışları normalleştirerek hem kendi sınırlarını aşındırır hem de kötülüğün sıradanlaşmasına ortak olur. Sağlıklı bir benlik, anlayış gösterebildiği kadar sınır çizebilme cesareti de gerektirir.
Allah demiş ki azgın teke kullarım, dünyayı siz erkeklere zevk alemi olarak yarattım, kadınlarıda cariyeleriniz olarak köleniz gibi istediğiniz gibi kullanın, onlara herhangi bir konuda itiraz hakkı vermedim, ruhsat her konuda sizde!
Dini bilmeyeni dinden soğutacak cehalet !!!
Nisa 3'teki adalet nafaka ve taksimat gibi zahiri şartlardır; Nisa 129'daki adalet ise insanın elinde olmayan kalbi meyildir. Ayetin devamındaki 'birine tamamen meyledip diğerini askıda bırakmayın' emri de hükmün ruhsat olduğunu açıkça gösterir. Usul bilmeden tefsir yapılmaz."
Kendi hayvani dürtülerine dini alet eden, İslam dini üzerinden kadınları itaatkâr birer köleye çeviren ve erkeklerin Kuran ile bağdaşmayan hak iddialarını sıralayıp saldırganlaşanlar için açıklayıcı olmuş.
İdrak edebilmek için, önce o kapasiteye sahip olabilmek gerekiyor o ayrı!
Nisa 3.ayette Allah "adaleti sağlayamayacaksanız tek eşle yetinin" der. Nisa 129.ayette de "ne yapsanız da asla adaleti sağlayamazsınız" der. Bu iki ayet çok eşliliği önce kurala bağlamak ve azaltmak, sonra da ortadan kaldırmak içindir. İslamda çok eşlilik tavsiye değildir.
Narsistik yapı, kendi kusuruyla yüzleşemez çünkü kusur, benliğin çöküş tehdididir.
Freud buna yaralanabilir benlik (verletzbares Ich) derdi.
Lacan ise daha gerçekçi bir şekilde şunu derdi..
“Narsist için Öteki sadece bir aynadır, kırılmaması gerekir.”
Narsist, kendi eyleminin sorumluluğunu üstlendiği anda, ayna kırılır.
O yüzden aynayı değil, yansımayı suçlar.
Yani sizi.
Bir Rus kadın, Türk erkeklerinin neden Rus kadınlarını tercih ettiğini açıkladı:
• Bak şimdi biraz can sıkıcı bir şey söyleyeceğim ama Türkiye'de 4. yılım.
• Yani artık neyin ne olduğunu görüyorum ve gerçekten "Türk kadınları güzel değil" falan lafından bıktım.
• Ya kardeşim siz ciddi misiniz ya? Ben Nişantaşı'nda yaşıyorum ve her gün dışarı çıkınca aşırı derece güzel, bakımlı kadınlar görüyorum.
• O yüzden bana bunu anlatmayın lütfen. Ama mesele bence güzellik değil.
• Mesele şu ki; biz Türkçeyi tam olarak bilmiyoruz ya... "Nasıl olsa çok fazla konuşmaz, nasıl olsa her dediğime inanır, nasıl olsa da sorgulamaz. Ben ne anlatırsam yutar."
• Hatta bazıları resmen masal anlatıyor. Karşıdaki de "Aa öyle mi? Aa çok güzel!" diyor.
• Ama tabii ki de Türk kadınları artık bu numarayı yemiyorlar. Çünkü yıllardır artık duyuyorlar aynı şeyleri. Aynı laflar, aynı bahaneler, aynı hikayeler...
• Bir de tabii ki de çok sorgulamak istemiyor ya beyefendi; hesap vermek istemiyor, konuşmak istemiyor.
• Egoları sürekli okşansın istiyor. Çünkü ego da maşallah balon gibi, biraz dokunuyorsun patlıyor.
• Türk kadını saygısızlık yapıldığında ne yapıyor? "Hadi oradan” diyorlar. Rus kadın ise Türkçe ve Türk dilini tam bilmediği için bazen ilk başta anlamıyor bile.
• Bir de Türk ilgisi Rus kadınlara en baştan çok hoş gelebilir.
• Güzel sözler, ilgi, sürekli yazmalar falan... Ama kızlar, bunlar aşk değil. Yani Türk kadınları için bunlar zaten standart.
• Sadece yakışıklısın diye seni baş tacı etmeyecek, komiksin diye de değil, "Ben erkeğim" diye de hiç değil.
• Seninle konuşabilmesi lazım. Zeki olacaksın, kafa dengi olacaksın, iyi kazanacaksın, saygı duyacaksın, ona güzel bir hayat sunabileceksin.
• Çünkü Türk kadını ne istediğini çok iyi biliyor ve açıkçası bunu istemekten de utanmıyor.
• Sonra ne oluyor? "Türk kadınları böyle, şöyle şımarık, çok şey istiyor” diyorlar.
• Belki de kadın sadece saygı istiyor. Evet, kendini prenses gibi hissetmek istiyor. Bunda ne var ki? Her kadın bunu hak ediyor.
• Ben yıllardır Türkiye'de yaşayan bir kadınım, Rus bir kadınım. Ve artık şunu söylemek istiyorum: Sizin bu güzel güzel anlattığınız hikayeleri, anlattığınız masalları biz de anlıyoruz artık.
• O yüzden kusura bakma ama sadece siz olduğunuz için sizi tek bir kişi sever, o da anneniz.
• Bir kadın için sadece erkek olmak yetmez; iyi bir insan olmanız gerekiyor. Ama çoğunuzda asıl problem tam olarak da burada başlıyor.