Hz. Ali (ra) Nehcü'l Belağa’da şöyle der:
“Öyle bir zamana geldik ki, insanların çoğu hile ve ihaneti zekâ sayıyor; cahiller de bu kimseleri güzel tedbir ve maharet sahibi olarak görüyorlar. Bunlara ne oluyor? Allah onları kahretsin!
Nice basiretli ve tecrübeli insan vardır ki, hilenin yollarını ve işlerin nasıl çevrileceğini bilir; fakat Allah’ın emri ve yasağı onun önünde bir engel olarak durur. Hile yapmaya gücü yettiği ve fırsatı bulunduğu hâlde, Allah korkusu sebebiyle onu terk eder.
Buna karşılık, din konusunda hiçbir sakınca ve çekince taşımayan kimse, önüne çıkan fırsatı hemen değerlendirir ve hileye başvurur.”
Ya Rabbi, bana değiştiremeyeceğim şeyleri kabul etmek için huzur, değiştirebileceğim şeyleri değiştirmek için cesaret, aralarındaki farkı kavramak için de akıl bahşet.
Çok az erdemli insan dışında kendi başımıza gelmedikçe ülkede yaşanan haksızlık ve hukuksuzluklar umurumuzda olmuyor. Hele de iktidarı kutsayan bir anlayışa sahipsek veya da iktidardan ciddi menfaatlerimiz varsa tevil yöntemine sarılıp vicdanlarımızı rahatlatıyoruz. Oysa farklı kesimlerden zor durumda olan, yaşanan haksızlık ve hukuksuzluklar yüzünden hayatları mahvolan ne çok insan var. Bu insanlar için keşke elimizden daha çok şey gelseydi.
@AvTarikCilekci Nafaka artırım davalarında artan miktar üzerinden mi? Toplam miktar üzerinden mi?
İştirak nafakalarında her bir çocuk için ayrı ayrı mı belirlenir?
"Gazze'den Sonra" başlıklı 14. sayımızın İçindekiler bölümü ve tüm makalelerine erişmek için web sitemizi ziyaret edebilirsiniz:
https://t.co/3v4zo6BNQV
#teklifdergisi#gazze#özelsayı
Evet Müslüman Noel kutlamaz.. Vallahi doğru, Billahi doğru.. Ama şunu da bizim göğsümüzü gere gere söylememiz lazım:
- Müslüman yalan da söylemez
- Müslüman hırsızlık da yapmaz
- Müslüman kötü işlere de tevessül etmez.
- Müslüman gıybet de etmez..
Cehennem ehli) ateşin içinde birbirleriyle tartışırlarken, zayıf olanlar o büyüklük taslayanlara der ki: “Gerçekten biz (dünyada iken) size tâbi‘ olanlar idik. Şimdi siz ateşin birazını olsun, bizden def‘ edebilir kimseler misiniz?”
Mü’min 47.
Vicdan, aldırış etmektir. Umursamaktır.
İçimizin derinliklerinden gelen ve bizi ahlaka çağıran o sestir. Bize “başka türlü yapamazdım’’ dedirten şeydir.
İnsanın içinde çağlayan bir sorumluluk duygusu, onu başkasına el uzatmaya ve böylece kendi fıtratına, varoluşsal özüne sadık kalmaya zorlar. Merhamet ve mesuliyetin diğer kutbu ahlaki kayıtsızlıktır: Ötekinin ıstırabını görmezden gelmeyi mümkün kılan bilinçli cehalet, ihtimam yokluğu ve inkâr hâli. Kalbin ölümü.
Ahlaki kayıtsızlık başkasının iniltisini duymamak için kulaklarımızı tıkadığımız ve ortalıkta dönen büyük yalana hiç itiraz etmediğimiz gün başlar.
Her susku o yalanı büyütür ve başımızı çevirdiğimizde ötekinin acısını görmemek bizi bir sarhoşluğa hapseder. Kalp işitilmez olur. Hâlbuki kalp bağırıp çağırmaz, sadece fısıldar. Duymak için yakınlaşmalısın.
O hâlde aldır gönül ki sen ancak aldırdığın kadar varsın.