HEP KAVGA OLSUN DİYENLERE!
Benim bunda kararım yok,
Ben bunda gitmeye geldim
Bezirganem metaım çok,
Alana satmaya geldim
Ben gelmedim davı için,
Benim işim sevi için
Dost'un evi gönüllerdir,
Gönüller yapmaya geldim
Yunus Emre
bezirgan : tüccar
meta :mal
davı : kavga
sevi: aşk
@ILBERORTAYLIGSU Kültür ve bilim dünyasında yaptığı çalışmalarla tarihi herkese sevdirdi!
Yaşarken büyüklüğünü bütün dünya görüp şahit oldu.
İyi ki seni tanıdık!
Güle güle ülkemin güzel insanı, kalplerimizde yaşayacaksın!
Ruhun şad olsun!
@AzizGwenSancar Milletleri geleceğe taşıyıp, yeni nesillere rol model olan kültür, sanat, bilim alanında çalışmalar yapan insanların sayısı çok olduğu zaman muasır medeni ülkeler seviyesine ulaşabiliriz.
Allah, İlber Ortaylı hocamıza rahmet etsin.
Sizlere de sağlık ve başarı dolu günler dileriz
@neyikaybettik Hep merak etmişimdir, batı dünyasında bilim adamlarının bilimsel çalışmalarına destek olup sponsor olan firmalar ülkemizde niçin azdır?
Milli sanayi, devlet-millet elele verirse başarıya ulaşır. Böyle bir dayanışmaya fazlasıyla ihtiyacımız var!
Umarım Aziz Sancar dikkate alınır.
@AzizGwenSancar Yaptığınız çalışmaların en kısa zamanda insanlar için güvenli ve etkili bir tedaviye dönüşebilmesi en büyük dileğimizdir.
Dualarımız sizinle, Allah yardımcınız olsun!
Yalova'da gerçekleştirilen operasyonda hain saldırı sonucu şehit olan kahraman polislerimize Allah’tan rahmet; Emniyet Teşkilatımıza ve milletimize başsağlığı, yaralanan polislerimize acil şifalar diliyoruz. 🇹🇷
On the occasion of December 15 – World Turkic Language Family Day, I extend my sincere congratulations to the peoples of the Turkic World. This day, recently proclaimed by UNESCO, honors the richness, diversity and centuries-old heritage of the Turkic language family — a cornerstone of our shared identity and unity. I convey warm congratulations to all Member and Observer States and express gratitude for their joint efforts in promoting our shared historical and cultural heritage, strengthening unity among Turkic peoples, and advancing our common vision. May our shared language heritage continue to strengthen solidarity and foster a brighter future for the Turkic World.
@ILBERORTAYLIGSU Yaptığı işler ve fikirleri ile "Sözde değil, özde Türk!" diyebileceğimiz bir şahsiyet idi.
Türk kültür ve eğitim dünyasına damga vurmuştu.
Allah rahmet eylesin!
@hsoneryalcin Halkın esas sorunları nasıl gündem dışı bırakılıyor.
Farklı bir bakış açısı:
"Laiklik-dindarlık, Atatürkçülük-Osmanlıcılık, Kürt meselesini kimlikçilik üzerinden değerlendirmek, yaşam tarzları, göçmen tartışmaları gibi kutuplaşmalar ekonomik krizin gündeme gelmesini engelledi"
@KDelisi13 Gagavuz türküsü (Mari Kız) sözlerinden bir kısmı:
bıldır(geçen sene) turnam biricikti Bu yıl yeş oldu (eşi oldu) ...
Türkçe'nin konuşulduğu bir çok yerde görmekteyiz.
Paylaşımınız için teşekkürler.
Cumhuriyetimizin Kurucusu Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ü, aramızdan ayrılışının 87. yılında saygı, minnet ve sonsuz özlemle anıyoruz.🖤
Ata’mızın ilke ve ideallerinden aldığımız ilhamla, her çocuğa eşit eğitim fırsatı ve nitelikli eğitim sunarak, ülkemizin yarınlarını aydınlatmaya devam edeceğiz.
#DarüşşafakaCemiyeti #DarüşşafakaEğitimKurumları #EğitimdeFırsatEşitliği #MustafaKemalAtatürk #10Kasım
5 yıl önce Karabağ’da büyük bir zafer kazanan Azerbaycan Türk'ü kardeşlerimizin 8 Kasım Zafer Günü’nü kutluyor, kardeşlerimizi gönülden selamlıyoruz.
Türkiye ve Azerbaycan ilelebet #TekMilletİkiDevlet olarak bir ve beraber olmaya devam edecek! 🇹🇷🇦🇿
#MillîSavunmaBakanlığı
Türkiye'de birilerinin köpürttüğü/yaptığı Türkmen, Alevi, Şii düşmanlığının kökenine bir yolculuk yapalım:
Ve soralım: Bu durum kimi/kimleri sevindiriyor?
@sipolye İnsanın aklını alırsan onu istediğin şekilde kullanabilirsin.
Akıllı insan, hem ahlâklı,hemde vatansever olarak insana, toprağına değer verir.
Mafyavari her türlü yolsuzluk, eşkıyalık yapanların büyük çoğunluğu birilerinin güdümünde değil mi?
Çok şey söylenebilir.
Herkes Köy Enstitüsü konusunda bir şeyler söyler, kiminin içi dolu, kiminin ki boş!
Bu makalede şöyle bir dursun buralarda... Hatırlatsın bize neyi kaybettiğimizi, niye geri kalmaya mahkum olduğumuzu!
Köy Enstitüleri,
bizim mahallede pek iyi anılmaz. Hemen karalanır. Karşı çıkılır. Ama bu karşı çıkışların pek bir derinliği yoktur. Birkaç benzer cümle o kadar. O cümleler de modele değil, içeriğe yöneliktir.
Şahsen benim gündemime pek girmedi Köy Enstitüleri.
Ta ki burada yayınladığım bir öğrenci mektubunu görünceye kadar.
Köyün birinde, 1941 yılında, bir orta okul öğrencisinin böyle bir mektup yazması çok dikkatimi çekti. Kişiye has bir durum muydu yoksa bir eğitimin sonucu muydu, merakımı celbetti.
İşte o merak beni Köy Enstitülerine götürdü.
Bizzat Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü’ne gittim, gördüm. Araştırıp inceledim.
Birçok yayın okudum, izledim ve tabi çok üzüldüm.
1940’da kurulumu başlamış köy enstitülerinin.
O yıllarda Türkiye nüfusunun büyük çoğunluğu köylerde yaşıyor. Köyler ise harap!
Köyleri, nahiyeleri ve hatta ilçeleri kalkındıracak adanmış eğitmenler yetiştirmek için devlet bu özgün modeli geliştirmiş.
Öğrenciler günün yarısında teorik dersler alıyor diğer yarısında ise tarım, zanaat, inşaat, sanat vb. alanlarda uygulamalı üretim yapıyorlar. Üretim!
Hatta, sahada bir müddet çadırlarda yatıp kalkarak, kendi okullarını dahi kendileri inşa ediyorlar.
Türkçe, matematik, fen, tarih ve coğrafyanın yanı sıra tarım teknikleri, hayvancılık, marangozluk, demircilik, elektrikçilik, sağlık bilgisi ve el sanatları da öğreniyorlar. Ayrıca müzik, tiyatro ve halk oyunları gibi etkinliklerle öğrencilerin kültürel dünyası da zenginleştiriliyor.
Mezun öğretmenler köylerde yalnızca okuma yazma öğreten kişiler değil, aynı zamanda tarım danışmanı, sağlık eğiticisi ve kültürel önderler konumuna geliyor.
Köy enstitüleri kısa zamanda büyük başarı gösteriyor. Sonra bunlara öğretmen yetiştirmek için Yüksek Köy Enstitüleri de kuruluyor.
Yani bütüncül bir eğitim ekosistemi oluşturuluyor.
Enstitüler, kısa zamanda yabancıların da dikkatini çekiyor. Resmi ziyaretçileri eksik olmuyor.
Kanaatimce, dananın kuyruğu da burada kopuyor!!
Çünkü bunu inceleyenler arasında Amerika’nın Fulbright Komisyonu üyeleri de var. Bunlardan bir profesörün yazdıklarını okudum.
Bu model Amerika’daki sistemden çok daha iyi, diyor.
Bununla bizden daha ileri giderler, diye düşünüyor. Daha birçok tespitleri var.
Sonra,
kısa zamanda hem ideolojik hem de toplumsal açıdan tartışmaların odağına yerleştiriliveriyor Köy Enstitüleri. Yıpratılıyor ve kapatılıyor.
Sağcısıyla solcusuyla birlikte hallediyorlar bu işi.
Yani bu kapatma işi, Türk siyaset yelpazesinin fevkinde bir iş!
Önce
1947’de İsmet İnönü zamanında Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü kapatılıyor.
Sonra
Demokrat Parti iktidarıyla birlikte kapatılma/dönüştürülme süreci hızlanıyor. 1950’lerden itibaren klasik öğretmen okuluna dönüştürülüyor. Nihayet 1954’te ilköğretmen okullarına çevrilerek resmen özgün kimlikleri sona erdiriliyor.
Peki, bu arada sürpriz var mı?
Olmaz mı?
Burası Türkiye, burada olağan bir iş yok zaten!
Köy Enstitülerinin kapatılma sürecinde, 1949 senesi sonunda, Milli Eğitim Bakanlığı çatısı altında Türkiye ile ABD arasında ikili bir anlaşma imzalanıyor.
Bu anlaşma ile Fulbright Komisyonu kuruluyor.
Komisyon, Türkiye ile ABD arasında kültürel ve eğitimsel iş birliğini tesis ediyor.
Ama ne işbirliği ha!
Bundan sonra bir daha MEB’den hiçbir özgün sistem çıkmıyor. Çıkamıyor!
Şimdi bu modeli, birçok ayrıntıyı referans göstererek eleştirebilirsiniz.
Bu yazının yeri ve zamanı mı, diye de kızabilirsiniz.
Lakin
bunları yapacaksanız, bana Köy Enstitüleri Modelini aşkın bir model göstereceksiniz.
Uygulanmış ve başarılı sonuç vermiş bir model.
Ben de o zaman size müteşekkir olacağım.
Sizi dinleyeceğim.
Yok gösteremiyorsanız,
böyle bir bütüncül model oluşumu için çalışacaksınız.
Modelin günümüzde nerelerde nasıl uygulanabileceğini ayrıntıları (simülasyonları) ile hazırlayacaksınız.
Buyur yap, dediklerinde sağa sola bakmadan besmeleyi çekip işe başlayacaksınız.
Ülkemizin ihtiyaçlarını düşünün ve çocuklarımızın haline bakın!
Mevcut sistem ile bu çocukları harcayan
ve
ülkeyi bu durumda tutan biziz, biz!