Limonlu soda
Özel Hastane cafe'sinde 120 TL
5 adım sonra yan benzicide 22 TL
İşte tam olarak fırsatçılık budur.
Yahu üzerine 100% kâr koy sat,
5.5 kat fiyat farkı ne demek?
Bu insanları suistimaldir!
📍Dünyadaki başarısız yönetimlerin en büyük icadı baraj, köprü ya da fabrika değildir.
Sözlüktür. Terminoloji üretirler.
Çünkü bazı problemleri çözemez ama adını değiştirirsiniz.
Bir şeyin adı değişince, bir süreliğine insanların zihnindeki çağrışımı da değişir.
Doktor "ölmedi" demez mesela.
"Eks oldu" der. Kurtaramadık der.
Şirket "kovduk" demez.
"Yollarımızı ayırdık." Olur.
Belediye "çukur var" demez.
"Altyapı çalışması devam ediyor." der.
Hayatın her alanında vardır bu.
Çaldım demez adam
Şeytana uyduk der.
Aldattım da demez gönlüm kaydı der.
Ama başarısız yönetimler bunu bir sanata dönüştürür.
Zam denmez.
"Fiyat güncellemesi" olur. Ama her nedense fakir Ermenistan'da bile o fiyatlar 5 senedir daha günceldir.
Fiyat düzenlemesi, revizyonu, yeniden değerlenme" vs.
Sanki tavuğun kıçından çıkan yumurtaya Windows update geliyor.
Vergi artışı da denmez.
Mali tedbir, jamu dengesi, tasarruf olur.
Tasarrufu yapan vatandaş olur.
Harcamayı yapan ise yine devlet.
Enflasyonla mücadele denir.
Sonra enflasyon rakamıyla mücadele edilir. Sonra o rakamı eleştirenlerle mücadele.
İşsizlik artmaz.
"İşgücü piyasasında geçici uyum süreci" olur.
Kriz de olmaz.
"Dalgalanma." Olur o.
Ekonomik çöküş hiç olmaz.
"Piyasalarda geçici türbülans." Olur.
İflas olmaz.
"Dış güçlere karşı direniş." Yaşanabilir.
Çünkü kelime küçüldükçe acı da küçülüyormuş gibi davranılır.
Eskort kelimesi nasıl kulağa "VIP hizmeti" gibi geliyorsa...
Bazı siyasi kavramlar da tam olarak böyle çalışır.
İsim değişir ama gerçek yerinde durur.
Bu yöntem yeni de değildir.
Sovyetler Birliği'nde kıtlıklar uzun süre "geçici arz dengesizliği" olarak anlatıldı.
Hürriyetin tanımı ansiklopedilerde "ihtiyaçların karşılanması" olarak yazıldı.
Arjantin'de yıllarca yüksek enflasyona rağmen resmi söylem "fiyat spekülasyonu" oldu.
Yunanistan borç krizinde kemer sıkma politikaları "yapısal reform" diye pazarlandı.
Avrupa Birliği belgelerinde kurtarma paketleri ise çoğu zaman "istikrar programı" olarak geçti.
Amerika'da sivillerin öldüğü operasyonlara bazen "collateral damage" yani "ikincil zarar" denildi.
Çünkü "yanlışlıkla çocuk öldürdük." demek yerine iki yabancı kelime kullanınca vicdanın sesi biraz kısılıyor haliyle ve insanlar bunu kabulleniyorlar.
George Orwell bunu yıllar önce tarif etmiş.
Dil sadece iletişim aracı değildir.
Düşüncenin de sınırıdır.
Kelimeleri değiştirirseniz insanların olayı algılama biçimini de değiştirirsiniz.
Bunun için önce evvela sözlük hazırlanır. Sonra da haber bültenleri.
Dilciler ve retorik yazıcıları, metin yazarları Hitler döneminden itibaren en güzel koltuklarla taltif edilir çünkü onlar sahte tanrıların sahte vahiylerini, sahte peygamberlerin sahte hadislerini üreten firavun katipleridir.
Filanca kişi falan müdürlüğe getirilmiş diye duyarlardı eski Romanya'da. Bakarlardı ki adam sadece şair..
Ne yapmış da o vazifeye gelmiş? Diyorlar. Ulu lider yoldaş Çavuşesku'nun metin yazarıymış meğer
İnsanlara olayların algılanma biçimini farklı anlatanlar evvela bu söz üstadlarıdır.
Şair;
ya Mehmed Akif veya Yahya Kemal gibi sözün üstadı veyahut kelimelerin fahişesidir.
Necip Fazıl ikincisi idi.
Ne diyordu 1959 yılında Büyük Doğu dergisinde?
"Amerikan siyasetini tutmak, Türkiye hesabına biricik doğru yoldur, fakat Amerika'dan bu makamın dolgun hakkını istemek ve nazlı bir sevgili muamelesi görmek biricik politikamız olmalıdır"
Ismarlama kelimelerle hakikati bükmek, her çağda kelimelerin fahişeliğini yapanların başlıca mesleği olmuş.
Sonra insanlar derdini anlatırken farklı kelimeler kullanmaya başlar.
Ve en sonunda kimse "Bu neden oldu?" diye sormaz.
Herkes "Bunun doğru adı neydi?" diye tartışır.
İşte kelimeler bazen gerçeği anlatmak için değil...
Gerçeğin üstüne örtü sermek için seçilir.
Sonra bir gün bir bakarsanız kapitülasyonlar gelmiştir ama adına sermaye ile entegrasyon süreci derler
Bir de bakmışsınız esir olmuşsunuzdur ama adına stratejik ortaklık dersiniz.
Allah vermesin diyelim.
Zaten bizden çok uzak kavramlar bunlar
Ahmet Hakan:
▪️Deniz Göktaş’ın yaptığı din şakasına sonsuz destek veren DEM’liler, daha dün Kürt kadını fıkrası anlatan 90 küsur yaşındaki iş insanını bir kaşık suda boğmaya kalkışıyorlardı.
Ne yani?
Bizde sadece din / iman / Kuran / Allah mı dokunulmaz?
Atatürk de dokunulmaz. Alevilik de dokunulmaz. Etnik kimlikler de dokunulmaz.
Bizdeki esas sorun şurada:
- Başkasının dokunulmazına dokunulduğunda: Sınırsız mizah nutukları atıyoruz.
- Kendi dokunulmazımıza dokunulduğunda: Böyle mizah olmaz tavrı koyuyoruz.
Sonuç olarak...
Bizim toplumumuzda “sınırsız mizah özgürlüğü” masaldır ama “sınırsız ikiyüzlülük” buz gibi gerçektir.
Pınar Fidan 6 yıl önce stand-up gösterisinde Aleviler için asla kabul edilemeyecek yakışıksız laflar etti.
Yer yerinden oynadı, kadın linç edildi, hakkında hemen soruşturma açıldı.
Sunucu Güner Ümit yıllar önce televizyon yayınına bağlanan bir izleyiciye ‘Kızılbaş mısınız?’ diye sorunca meslek hayatı bitti.
O gün bunlara tepki gösterenler bugün İslam’ın aşağılanmasını doğal görüyorlar.
Tümden samimiyetsizliktir.
İnançlar kimsenin mavra konusu değildir, mizah kılıfına sokarak da pazarlanamaz.
🟠⚖️ Uzayan kira süresi bakımından kefilin sorumluluğunun devam edebilmesi için; kefilin sorumluluğunun uzayan dönem için devam edeceğinin sözleşmede açıkça kararlaştırılmış olması yanında kefilin uzayan dönemdeki sorumluluğunun ...
Bir rektörün haberi düştü önüme: "Akrabalarıma ve dostlarıma yardım etmek benim inancım gereğidir ve rektörlük hakkımdır" demiş. Eğer bunu dediyse eyvah dedim. Size o makam akrabalarınıza bakmak için değil 85 Milyonun hakkını gözetmek için verildi. O mal o makam emanettir özel mülkünüz değil.
Kamu malını ve kamu makamlarını kendi akrabalarınız için dağıtırken bunu din kisvesine büründürmenizden en çok kim sevinir biliyor musunuz? Elbette şeytan!
Çünkü sizin yüzünüzden birçok insan dinden soğuyor, birçok genç dindar insanlardan uzaklaşıyor. Siz birkaç akrabanızı kayırırken sadece kul hakkına girmiyorsunuz; aynı zamanda dine de büyük zarar veriyorsunuz. Üstelik bunu bir de savunuyorsanız Allah sizi ıslah etsin.
Bugün şeytan sizden gayet memnun ayrılmıştır. Zira bu dine, sizin yaptığınız kadar zarar vermek herkesin harcı değildir.
🇷🇺 Vladimir Putin:
ABD, nükleer silahlarını nükleer silaha sahip olmayan bir devlete karşı kullanan dünyadaki tek ülkedir ve bunu iki kez yapmıştır. Amaç neydi? Bunun hiçbir askeri zorunluluğu yoktu. Hiroşima ve Nagazaki'de, büyük ölçüde sivil nüfusa karşı nükleer silah kullanılmasının amacı neydi? ABD'nin toprak bütünlüğüne ya da egemenliğine yönelik herhangi bir tehdit var mıydı? Hayır, elbette yoktu. Hiçbir askeri gereklilik söz konusu değildi. Japonya'nın savaş makinesi çökmüş, direnme kapasitesi ise neredeyse tamamen ortadan kalkmıştı. Bu durumda Japonya'ya karşı nükleer silah kullanmak neden gerekliydi? Dahası, Japon ders kitaplarında nükleer saldırının Müttefikler tarafından gerçekleştirildiği yazıyor. İşte Japonya'yı bu şekilde kontrol ediyorlar; öyle ki Japonlar, okul ders kitaplarında bile gerçeği yazamıyor.
#altın 6.000 liranın altına düştü. ABD'nin planı tıkır tıkır işliyor.
Bütün dünya dolardan vazgeçerse,
BRICS altına dayalı para sistemini planlarsa,
Petrol altın karşılığı alınıp satılırsa,
Merkez bankaları Altın stoklamaya başlarsa,
İran, rusya ve Çin altına dayalı ticarete geçmeye hazırlanırsa...
ABD elindeki en büyük silah olan DOLAR'ı korumak için altını güvenli liman olmaktan çıkartır !
Bu iş için trilyonlarca dolar harcar ama Altının insanlık tarihi boyunca oluşturduğu güven duygusunu yok eder !
Bunu yapmak çok basit. Altın fiyatınu bir gün +5 ertesi gün -3 öbür gün +6 sonraki gün -5 yaparsan ve bunu yıllar boyunca devam ettirirsen dünyada altına duyulan güveni sarsarsın.
Hiç bir merkez bankası bir ayda %20 değer kaybeden, öbür ay %15 yükselen bir şeyi rezerv olarak tutamaz.
Büyük oyunu görmeyen kitap ekonomistleri fed faizi - DXY, japon faizi , avrupa merkez bankası vs bahane arar didinir durur.
Mevzu ABD dolarının beka mücadelesidir. Bunu anlayanlar Altının nereye gideceğini de görür...
Bakalım ABD mi kazanacak, insanlığın ortak inancı mı ?
💢 Mısır Seferi’ni hâlâ Yavuz çöle girdi, Mukaddes Emanetler’i aldı ve halife oldu sığlığında okuyan popüler tarih meraklıları burada mı ?
Cihan tarihinin en radikal lojistik ve stratejik makas değişimini bir menkıbe kitabına sıkıştıran o ezberlerinizi biraz hırpalayalım.
Gerçekten Yavuz’u Şark’ın tek hâkimi yapan neydi ?
60 bin kişilik o muazzam makinenin arkasındaki rasyonel akıl ve İlber Hoca’nın "Şark dünyasının trajedisi" dediği o büyük kırılma nasıl gerçekleşti ?
Buyurun, Halil İnalcık’ın arşiv belgeleri ve akademik derinliğin zirvesinden bakarak perde arkasını aralayalım.
Özel okullar dahil ülkede tüm okullarda eğitim fiili olarak bitti. Dersler boş geçiyor. Çocuklar okula gitmek istemiyor. Neden? Üniteleri, konuları bitirmişler. Peki o zaman okulları kapatmak için niye 26 Haziran’ı bekliyorsunuz? Eskiden son bir iki gün ders bitti denirdi şimdi 2 hafta önce dersler bitiyor. Maarif modelimiz iyi çalışıyor maşallah.
Uyuşmazlığın arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklandığı, ipoteğin konulduğu tarihte dava konusu taşınmaza ait tapudaki beyanlar hanesinde "6306 sayılı Kanun gereği taraflar arası anlaşma mevcuttur" açıklaması bulunduğu yine dosya kapsamında bulunan Yozgat Tapu Müdürlüğü'nün "Resmi Senet" başlıklı satım senedinde davacının taşınmazını asıl dosya davalısı yükleniciye "malikin istemi ile kat karşılığı temlik" şeklinde devrettiğinin açık olduğu, davalı bankanın basit bir araştırma ile taşınmazla ilgili arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi bulunduğunu ve yapılacak binadaki bağımsız bölümlerin tamamının yükleniciye ait olmayacağını bilecek veya bilmesi gereken durumda olduğu anlaşıldığından davalı banka lehine tesis edilen ipoteğin kaldırılması uygun bulunmuştur.
Yargıtay 6. HD 2024/1560 E. 2025/1016 K. 12.03.2025
geçen hafta kadıköy'de bir kafede otururken yan masadaki iki çocuğun muhabbetine denk geldim. 20 yaşlarındalar. biri app store'a basit bir kelime oyunu yüklemiş, oradan gelen reklam gelirini anlatıyor.
çocuk heyecanlı, "kanka her ay bankaya temiz 40 bin lira düşüyor" diyor. diğeri sordu: "ee vergi işini ne yaptın, şirket mi kurdun?"
çocuk sustu. "yok" dedi, "şirket kurarsam muhasebecisi, bağkur'u, vergisi derken para pul olur diye ellemedim."
büyük hata. ama çözümü çok basit.
çoğu genç içerik üreticisi veya app developer sırf "şirket kurma stresi" yüzünden ya kazandığı parayı çekmeye korkuyor ya da işi tamamen bırakıyor.
HERKES şirket açıp fatura kesmek zorunda olduğunu sanırken, asıl kolaylık BAŞKA YERDE: istisna belgesinde.
devletin yıllar önce çıkardığı mükerreer 20/b maddesi tam olarak bu durumlar için. mantık şu: şirket kurmuyorsun, fatura kesmiyorsun, muhasebeci tutmuyorsun.
nasıl yapılıyor, adım adım çıkardım 👇
1. istisna belgesi - interaktif vergi dairesine girip "sosyal içerik üreticiliği ile mobil cihazlar için uygulama geliştiriciliği istisna belgesi" talebi açıyorsun. bir iki güne belgen dijital olarak geliyor.
2. özel banka hesabı - o belgeyi alıp herhangi bir bankaya gidiyorsun. "bana bu kanun kapsamında bir istisna hesabı açın" diyorsun. sana özel bir iban hesabı tanımlıyorlar. app store, play store, youtube veya adsense gelirini sadece bu hesaba bağlıyorsun.
3. otomatik stopaj - üzel kısmı burası. hesaba 10.000 lira mı yattı? banka daha para sana görünmeden içinden %15 stopajı (1.500 tl) tık diye kesip devlete ödüyor. kalan 8.500 tl temiz para olarak senin oluyor. başka hiçbir beyanname vermiyorsun.
yıllık 5.3 milyon liraya kadar bu sistem geçerli.
tek bir detay var: eğer bir yerde sigortalı çalışmıyorsan, bu hesabı açtığın an bağkur'un otomatik başlıyor. aylık sabit ödemesini unutmamak lazım. ama bir şirketin stopajı, geçici vergisi, kdv'si ve muhasebe ücreti yanında devede kulak kalıyor.
klasik bilgi eksikliği yüzünden her ay binlerce genç potansiyel işini çöpe atıyor. adam haklı aslında, kimse durduk yere bürokrasiyle boğuşmak istemez.
çözüm yukarıda. ilgilenen arkadaşına gönder, işi resmiye döksün.
Samsun'da bir ilk derece mahkemesi güvence bedelinin iadesinin hangi tutar üzerinden yapılacağına dair tam benim düşündüğüm şekilde karar vermiş. Tabi emsal olmaz bir de BAM baksın derdik ama miktar sebebiyle karar kesin ama bence düşünce doğru
Mahkeme, tedbiren yönetici vs atadı. Kurultay ve seçimin engellenmesine yönelik bir tedbir kararı yok.Atanan yöneticiler, mevzuata göre kurultay yapabilir.
CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, olağanüstü kurultayı toplamak üzere 900’den fazla delege imzasını genel merkeze teslim ettiklerini açıklamış.
Genel merkezin tavrı açık, tedbirli mutlak butlan kararı nedeniyle kurultayın toplanamayacağını söylüyor.
Özel ve arkadaşları, bu gerekçeye özetle şöyle itiraz ediyor:
“Her kararı alıyorsunuz butlan engel değil, kurultay olunca engel diyorsunuz.”
Mevzu şu kadar basit:
Borcunuz nedeniyle ev tapunuza tedbir konduğunu düşünelim.
Tedbir kalkmadan evinizi satamazsınız, yani bir başkasına devredemezsiniz ama oturursunuz, kiraya verirsiniz, boş tutarsınız, tadilat yaparsınız, sorun olmaz.
Tedbir, böyle bir şey.
Kıssadan hisse.
Sakarya’da cumhuriyet savcısı ile minibüs sürücüsü arasında trafikte yaşanan kavganın yeni görüntüleri ortaya çıktı.
Görüntülerde iddiaların aksine minibüs sürücüsü, savcının aracının önüne geçip yolunu kestiği görüldü.
Prof. David Passig’in, 2010 yılında İbranice yazdığı ve 2011 yılında da Türkçe'ye çevrilerek KOTON yayınlarından çıkan "2050" adlı eserinde Türkiye’ye biçtiği bölgesel süper güç rolü, ilk bakışta bir ulus için gurur okşayıcı bir fütürizm gibi görünse de, günümüz iç ve dış (1)
Prof. Dr. Acar Baltaş, orta sınıfın statü kaybının toplumsal gerginliği artırdığını anlattı:
🔹 “Orta sınıf standardını kaybediyor.”
🔹 “Orta sınıf eridiğinde bu bir itibar kaybına dönüşüyor.”
🔹 “İnsanlar o itibarı kaybetmemek için gerginleşiyor.”
🔹 “Kredi kartına yaslanarak kendilerine küçük ödüller veriyorlar.”
🔹 “Bir hafta tatil yerine 3 gün tatil yapıyorlar.”
🔹 “Ama yine de tatil yaparak statülerini korumaya çalışıyorlar.”
🔹 “Borçlanarak o hayatı sürdürmeye çalışıyorlar.”
🔹 “Markalı kahve içerek hâlâ o sınıfa ait olduklarını hissetmek istiyorlar.”
🔹 “Bunu çevrelerine de göstermeye çalışıyorlar.”
🔹 “Bu gerginlik zamanla öfkeye dönüşebiliyor.”
Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz:
▪️Diyelim ki güneyimdeki A ülkesine ben YILDIRIMHAN'dan 100 tane atarım, en kritik, en stratejik noktalarına atarım; yarattığı etki çok büyük olur.
▪️SAHA 2026'da kamikaze İHA'lar öne çıktı. Mesela KUZGUN var. 1000 kilometre menzil ne demek? Bunları söylerken ben şaşırıyorum.
▪️200 kilogram faydalı yük taşıyan kamikaze İHA K2 var. MIZRAK diye 1000 kilometre üzeri menzilli, yapay zeka destekli dolanan mühimmat var.
▪️Silahlı insansız deniz araçlarında ASELSAN'ın yaptığı TUFAN önemli. Ağır torpido seviyesinde harp başlığı taşıyor. Sürü halinde saldırı yapabiliyor.
▪️Ben Ege Denizi'nde artık deniz savaşlarının insanlı suüstü gemilerle olacağına inanmıyorum.
▪️Deniz Kuvvetleri öncelikle denizaltılara ve insansız deniz araçlarına yatırım yapmalıdır. Suyun altını hâlâ bilmiyoruz, keşfetmek çok zor.
▪️STM'nin geliştirdiği TENGİZ diye 11 metrelik bir denizaltı var. Muhteşem bir şey.
▪️Düşünsenize, 400 metreye dalabiliyor, 20 gün suyun altında kalıyor. Çıkıyor istihbarat topluyor, ağır torpido taşıyor, gerekirse mayın döküyor, muhteşem...
▪️Ege Denizi'nde bu tip araçların olması ortalığı yakıp yıkar. Bunun ne anlama geldiğini Yunanistan düşünsün.
GÜRDENİZ: YERİN ALTINDA ŞEHİRLER KURMALIYIZ
↘️
https://t.co/N0QybKhlxb