O'na Dil Uzatmayın;
Şimdi ben orduyu Nato'ya bağlayan Adnan Menderes'in, devlet maaşıyla kumar oynayıp boş zamanlarında "şiir" yazan Necip Fazıl'ın, düşmana teslim olan Vahdeddin'in, Kuvayi Milliye ordusunun İzmir'e girişini duyunca palayı pırtıyı toplayıp kaçan Damat Ferit'in, Kurtuluş Savaşı boyunca Mustafa Kemal aleyhine paçavra gazetelerinde yazılar yazan ve "İnşallah Yunanlılar kazanır" diye dua eden Ali Kemaller sürüsünün, Meclisi fesheden ve ülkeyi yıllarca tek başına yöneten baskıcı Abdulhamid'in, hamamda cariye kovalarken ayağı kayıp düşen Sarı Selim'in, öz oğlunu tuzağa düşürüp öldüren Kanuni'nin, Alevi kıyımı ve katliamıyla ün salan Yavuz Selim'in, kundaktaki öz kardeşini boğdurtup öldürten Fatih'in, taht kavgasıyla Osmanlı'yı dörde bölen Çelebi kardeşlerin, Şeyh Bedreddin, Börklüce ve Torlak Kemal gibi halk önderlerini katleden ve "mülk Allahındır" diyerek adalet istedikleri için binlerce insanın başını giyotin kütüklerinde kesen Şehzade Murat'ın, Ankara Savaşı'da Aksak Timur'a yenilip esir düştükten sonra intihar eden Yıldırım BaYezid'in... Bu zincir, Taa Emevi'ye, ordan da halifeler dönemine kadar uzar gider. Bunlar hakkında kalkıp bir laf söylesem, ter ter tepinir, bir de "ölülerin ardından konuşulmaz" diye din ve ahlak dersi vermeye kalkışırsınız.
Peki o zaman siz neden 85 yıl önce Hakkın huzuruna çıkmış olan bir lidere, bu milletin kurucusuna ve kurtarıcısına iftira atıyorsunuz? Hepimizin "anne" bildiği Zübeyde Hanım'a kendi pisliğinizi sıçratırken, siz hangi dinden ve ahlaktan bahsediyorsunuz?
Bakın soytarılar; eğer Yunan Generali Papulas bu iftirayı atsa, tamam der anlarım. Hatta anlamakla da kalmaz hak veririm. Çünkü Mustafa Kemal, Bizans'ı hortlatmak isteyen Papulas'ın hayallerini suya gömdü. Yunan İyonyası ve Ege kıyılarında Büyük Helen İmparatorluğu hayalleri unufak oldu.
Peki Mustafa Kemal sizin hangi hayallerinizi suya gömdü soytarılar? Saltanat ve hilafet mi, monarşi mi, teokrasi mi?
İngiliz Mühipleri Derneği'nin sadık ve gayretli üyesi, gizli ve karanlık işlerin vazgeçilmez adamı Sait Molla bu iftirayı atsa,anlarım.Hatta anlamakla da kalmaz hak veririm.Çünkü adamcağız İngilizlerin g.tüne kıl olmak istedi,olamadı. Peki siz kimin nesi olmak istediniz de Mustafa Kemal bunu önledi soytarılar? Amerika'ya kıl oldunuz zaten...
Yunan Savaş Bakanı (Harbiye Nazırı) Teotokis bunu söylese, anlarım. Hatta anlamakla da kalmaz hak veririm. Adamcağız Sakarya'ya kadar geldi,amacı Ankara'ya girip meclisi teslim almak ve Mustafa Kemal'i meydanda ayaklarından asmaktı. Fakat Mustafa Kemal onu ordusuyla birlikte Sakarya'da balçığa gömdü. Peki,Mustafa Kemal sizin neyinizi balçığa gömdü? Hangi kirli emellerinizi, hangi karanlık düşlerinizi?
Bu iftirayı Yunan Kralı Konstantin atsa,anlarım. Hatta anlamakla da kalmaz hak veririm. Adamcağız İngiliz Başbakanı Lloyd George'nin gözüne girmek ve Osmanlı paylaşılırken İstanbul'u kapmak gibi ham bir hayalin peşinde koşuyordu. Mustafa Kemal bu hayali de yerle bir etti. Peki,Mustafa Kemal sizin neyinizi yerle bir etti? Hurafelerinizi mi?
General Glikopis,General Dienis gibi Yunan komutanları bu iftirayı atsa,bu balçığı sıvasa, tamam der anlarım. Hatta anlamakla da kalmaz hak veririm. Çünkü onlar Büyük Taarruz'da esir düştüler. Mustafa Kemal'in çadırına getirildiklerinde, ezik, büzük,mahcup, aciz ve çaresizdiler.Bunu görünce Mustafa Kemal onlara sigara,kahve ikram etti, "üzülmeyin,savaşta olur böyle şeyler" diye de teselli etti...
İzmir'e girdiğinde Mustafa Kemal'in ayakları altına Yunan bayrağı serdiler, "tepele bu bayrağı Paşam!" dediler, fakat o asil ruh, "kaldırın bu bayrağı,bir milletin timsali tepelenmez" dedi. "Fakat onlar bizim bayrağımızı tepelediler" diye itiraz ettiler. "Onlar yanlış yapmış,ben aynı yanlışı tekrarlayamam" dedi Mustafa Kemal.
Mustafa Kemalde bu asalet ve bu insanlık farkını gören İzmirliler hüngür hüngür ağladı. "Bak şu asaletin büyüklüğüne, onlar galip gelselerdi bizim Paşamızı asacaklardı,ama bizim Paşamız onların bayrağını çiğnemiyor!" dediler.
ALINTI
DENİZ GEZMİŞ VE ABDULLAH GÜL. ‼️
Yıllar önce yolları İstanbul'da kesişti.
Karşıtgörüşteydiler..
Biri dinci, diğeri devrimciydi..
Ya sonra..
BİRİ İDAM SEHPASINDA ÖLDÜ,
DİĞERİ CUMHURBAŞKANI OLDU
İki genç insan..
Birinin adı Deniz Gezmiş'ti..
Ankara'dan..
Diğerinin Abdullah Gül..
Kayseri'den.
1960lı yılların sonralarında yolları İstanbul Üniversitesi'nde kesişti..
Hukuk Fakültesinde okuyan Deniz Gezmiş sol görüşlüydü..
Öğrenci lideriydi..
Fikir Kulüplerinin önde gelen isimlerinden..
İktisad Fakültesinde okuyan Abdullah Gül ise sağ görüşlü..
Amerikancı Milli Türk Talebe Birliği üyesi...
İslamcı grubun Akıncılar cephesinden..
Yıl 1968 idi..
Temmuz sıcağı..
Amerikan 6. Filosu İstanbul boğazındaydı..
Savaş gemileri Dolmabahçe açıklarına demir atmıştı..
Amerikan askerleri karaya çıkmış, İstanbul genelevlerinde cirit atıyordu.
Yanki, Yüksek Kaldırım'da ve Beyoğlu Abanoz sokakta zevk alemleri yaparken, polisin dışarda onların güvenliğini alması bardağı taşırmıştı.
Tepki büyüktü..
Sol görüşlü öğrenciler "6.Filo Defol" mitingleri yapıyordu..
Dinci İslamcılar ise buna karşı çıkıyordu..
İki grup sürekli kavga ediyordu..
Gazeteler linç manşetleri atıyordu..
"Kızılları boğmanın vakti geldi"
"Ya susturacağız, ya kan kusturacağız"
Genelkurmay kışlalarda broşür dağıtıyordu.
"Amerika'yı sevmeyen komünisttir.". ‼️
İstanbul Teknik Üniversitesi barut fıçısı gibiydi..
Birgün Deniz Gezmiş ve Abdullah Gül'ün içinde bulunduğu gruplar karşı karşıya geldi..
Bir yanda Nazım Hikmet'in çocukları..
Diğer yanda Necip Fazıl'ın..
Taşlar, sopalar, tekme, tokat..
Fikirler değil yumruklar konuştu..
Zaman zaman da silahlar..
Ertesi gün Deniz Gezmiş ve arkadaşları, Abdullah Gül ve arkadaşlarının fotoğraflarını okulun duvarlarına astılar..
Altına da tek cümle yazdılar.
"Faşistler giremez"
Abdullah Gül o günden sonra 6 ay okula ara vermek zorunda kalmıştı.. ‼️
Yıllar geçti..
Amerikan Emperyalizmine hayır diyen devrimci öğrenciler bir bir yok edildi..
Fikir Kulüplerinde yetişenlerin önü kesildi.
Kimi kahpe bir pusuda ��ldürüldü..
Kimi işkencede son nefesini verdi...
Kimi de Denizler gibi darağacına gönderildi..
Bazıları onlarca yıl hapis yattı..
Bazıları da köşesine çekildi..
Peki ya DİNCİLER . ⁉️
Abdullah Gül devletin zirvesine, Cumhurbaşkanlığına kadar yükseldi.‼️
Ve diğer Amerikancı Milli Türk Talebe Birliği üyeleri...‼️
Recep Tayyip Erdoğan, Bülent Arınç, Mehmet Ali Şahin, Cemil Çiçek, Beşir Atalay, Abdülkadir Aksu, Hüseyin Çelik, Ahmet Davutoğlu, Numan Kurtulmuş, Fehmi Koru, Abdurrahman Dilipak, Kadir Topbaş ve daha niceleri.
Hepsi önemli yerlere geldi..
Devlet onlara teslim edildi..‼️
Tarih 6 Mayıs 1972..
51 yıl önce..
Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan darağacında can verdiler..
İşlerini cellada bırakmadılar..
Sehpalarını kendileri tekmelediler.
Onların mahkeme salonunda söyledikleri bir söz bugün bile unutulmadı..
"Türkiye'de gaflet, dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunanlar varsa, bunlar ancak Amerikan emperyalizmi ile iş yapan çıkarcılardır.”‼️
ALLAH BELANIZI VERSİN!!
Antakya'da depreme yakalanan ve 4,5 saat boyunca göçük altında kalan 16 yaşındaki sporcu tek yumurta ikizi depremzede kız kardeşler, okula devam edebilmek için kayıtlarını Alanya Mevlüt Çavuşoğlu Spor Lisesi'ne aldırıyor. Aynı okulun yurdunda da konaklamaya başlıyor. Babanın aktardığına göre çocuklardan biri göçük altında kalmanın korkusuyla kardeşiyle aynı yatakta uyumaya başlıyor.
Öğrencilerden biri birlikte uyuyorlar diyerek ikizleri yurt yönetimine şikayet ediyor. Yurt rehber hocası çocukların durumunu analiz etmek yerine "siz eşçinselsiniz" diyerek suçluyor. Daha sonrada Yurt Müdür Yardımcısı Ş.Y. çocuklarının babasını arayarak "Kızların eşçinsel, gel kayıtlarını al. Okulda ve yurtta kızları istemiyoruz" diyor.
Baba; "Bana bunu ispatlayın" Diyor. Yönetim ispatlamıyor. Daha sonra 15 Aralık akşamı yönetim öğrencileri hiçbir gerekçe göstermeden yurttan atıyor. Öğrenciler o geceyi babalarının bir tanıdığının evinde geçiriyor. 5 Ocak tarihinde Okul Müdürü "çocukları disipline sevk ettik gel kaydını al" diyor. Müdür ayrıca "Çocuklarının adı okulda çıktı, ben tutamam okulda" diyor.
Baba bunun ��zerine sizi dava edeceğim ve çocuklarımın kaydını aldırmayacağım şeklinde konuşuyor. Çocuklar yaklaşık 40 gündür psikolojik baskı altında. Baba çözüm bekliyor. Baba çocuklarımın adını "okul yönetimi çıkardı ve her yere yaydılar" diyor.
Bu çocuklar Kick Boks da kendi yaş gruplarında Dünya birincisi diğeri ise dünya üçüncüsü. Nasıl pis bir toplum bu böyle???