"Annemi 13, babamı ise 17 yaşımdayken kaybettim.
Annemin hastalık nedeniyle vefat ettiğini biliyorum. Ama o günlere dair hiçbir anım yok. Sanki zihnim tamamen karanlığa gömülmüş.
Annem güçlü bir kadındı. Onu hiç ağlarken hatırlamıyorum; gerçi eminim, bunu çocuklarına göstermemek için gizlice yapmıştır. Şefkatli, düşünceli ve karşısına çıkan herkese, ister çocukları olsun ister yabancılar, daima güzel bir söz söyleyen bir insandı.
Babam ise uzun boylu, güçlü kuvvetli bir adamdı. Toprakla çalışmaktan geniş omuzlara ve nasırlı kollara sahipti. O dönemin babaları nasılsa o da öyleydi: disiplinli ve otoriter.
Babam öldüğünde birkaç yıldır Milan altyapısında oynuyordum.
Bir gün bir futbol turnuvasındaydım. Bana babamın bir trafik kazası geçirdiği ve hastaneye kaldırıldığı söylendi.
Hiç vakit kaybetmeden Travagliato'ya döndüm. Ama kardeşlerimi görür görmez her şeyi anladım.
Babamı kurtaramamışlardı.
Artık tamamen öksüz ve yetim kalmıştım.
Tarifi imkânsız bir acı ve öfke hissettim. Annemin ölümünden sonra olduğu gibi yeniden karanlığın içine düşmüştüm.
Cenaze günü taş kesilmiş gibiydim.
Hatırladığım tek şey, içimi paramparça eden o derin boşluk hissi.
Kalbim kırık bir şekilde Milanello'ya döndüm. Eğer takım arkadaşlarım ve yanımda duran insanlar olmasaydı, muhtemelen ağır bir depresyona sürüklenirdim.
Onlara başarılarımı gösterememiş olmak, eşimle ve çocuklarımla tanıştıramamış olmak, hayatımın nasıl şekillendiğini paylaşamamış olmak…
Bu, ömrümün sonuna kadar içimde taşıyacağım bir yara olarak kalacak."
— Franco Baresi
Diego Maradona after playing Milan in 1989 🗣️
“This shirt belongs to a great player, I think Franco Baresi is the best as a defender. This is a memory that I will keep for the rest of my life.”