İSMET İNÖNÜ..
Aylarca sürme ihtimali olan Lozan görüşmelerine giderken Devlet kendisine belli bir harcırah verir.
O günler yokluğun ve yoksulluğun kol gezdigi zor günler...
Cephede savaşan askerin giymesi için evlerden çorap toplandığı günler...
Aylarca süreceği düşünülen görüşmelerde giymesi için devlet İnönü ye üç takım elbise diktirmek ister ...
İnönü;
"İki tane yeter” der
Sonradan anlaşılırki birisini eşinin kumbarada biriktirdigi parayla almayı düşündügü için "iki tane yeter” demiştir.
Hatta giderken götürdüğü yiyeceklerle bir süre idare edip onun karşılığı parayı tasarruf ederek devlete iade eder..
"Burada içtiğim bir çay bile bu milletin çayıdır” der
Kalem kalem, kuruş kuruş rapor yapıp Meclis'e sunar...
Dönerken, İngiltere başbakanı İNÖNÜ için şöyle der..
"Hepimiz bir olduk ufak tefek bir Türk'ün hakkından gelemedik” der.
İNÖNÜDÜR BU...
SAVAŞ MEYDANINDA KAZANILAN ZAFERİ MASADA ONAYLATIP YURDA DÖNER..
İşte BU İNÖNÜ’dür..
"Rahmetli dedemden, İnönü Savaşları anılarını ilkokul yıllarımda çok dinledim. Dedem rahmetli İNÖNÜ'yü çok severdi. Çok yakınında bulunmuş. En büyük üzüntüm dedemin anlattıklarını not etmemek olmuştur. Not etmiş olsaydım parça parça değil birbiri ile bağlantılı olaylar elimde belge olurdu."
AYYAŞ, SAĞIR İSMET DEDİĞİNİZ ADAMA BAKIN UTANIN!
İsmet İNÖNÜ'yü sevmeyebilirsin. (Bence herkes sevip, saygı duymak zorunda)
Fakat ağzından çıkanı bileceksin.
Sağır İsmet dediğin 2. Cumhurbaşkanı merhum İNÖNÜ'nün, kulakları Kafkaslarda, Sakarya'da, Garp cephesinde, sağır oldu.
Anladın mı?
Sen parasını verip teskere satın alırken sağır dediğin insanın ömrü; karda, çamurda, süngülerin, bombaların, top seslerinin altında geçti.
LOZAN'a sen gitseydin donunu bırakır gelirdin.
Sağır dediğin adam, orada devletin tapusunu dünyaya kabul ettirdi.
Basri YALTA
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi'ne katılmayacak. Gerekçe olarak yoğun çalışma takvimi ve Bakü'deki futbol organizasyonu gösterildi.
Ancak Erdoğan'ın davetine rağmen Aliyev'in zirveye katılmaması akıllarda soru işareti bıraktı.
𝗚𝗲𝗿𝗰𝗲𝗸𝘁𝗲𝗻 𝘆𝗼𝗴𝘂𝗻 𝗽𝗿𝗼𝗴𝗿𝗮𝗺 𝗺𝗶, 𝘆𝗼𝗸𝘀𝗮 𝗽𝗲𝗿𝗱𝗲 𝗮𝗿𝗸𝗮𝘀𝗶𝗻𝗱𝗮 𝘀𝗶𝘆𝗮𝘀𝗶 𝗯𝗶𝗿 𝗺𝗲𝘀𝗮𝗷 𝗺𝗶 𝘃𝗮𝗿❓️
#İlhamAliyev #Azerbaycan #TürkDevletleriTeşkilatı #TürkiyeAzerbaycan
Siyasilerin hepsi birbiriyle aynı karaktere sahip, karaktersizler topluluğudur.
Halkı birbirine düşüren demeçler vermekten asla geri durmazlar; hatta halkı birbirine düşürürler ama arka planda, çıkarları doğrultusunda her zaman sarmaş dolaş olurlar.
Adam namussuzdur. Elindeki her olanağı kullanarak devleti soyar, kendisini ve yakınlarını zengin eder. Sonra da gözünüzün içine baka baka konuşur:
- Manevi değerlere bağlıyız ...
Adam ahlaksızdır. Her gün ayak üstünde bin yalan söyler. Dün övdüklerine bugün söver, dün ana avrat sövgüler yağdırdığı insanlara, salya sümük övgüler dizer... Sonra başlar aynı sözü gevelemeye:
- Manevi değerlere bağlıyız ...
"Neyine bağlısın ki?..." diye soramazsınız. Çünkü bu işlerin ölçüsü tartısı kalmamıştır. "Ar damarı" denen namus ve ahlak sigortası var ya, o çatlamıştır. Ne söylesen boş!
Farkında mısınız bu gidiş, toplumun bütün değer yargılarını çürütmüştür. Hırsız olduğunu, namussuz olduğunu, su katılmamış rezil olduğunu bildiğimiz nice cambaz, ip üzerinde yeni hünerlerini gösteriyor, bizler de hep birlikte, ara sıra da "yaşa, varol!" diye bağırarak çağırarak izliyoruz olup bitenleri.
Toplum bütün kurumlarıyla çökmüş, çökertilmiştir. Günlük yaşamımızdan politika sahnelerine kadar elimizin değdiği, gözümüzün iliştiği her yerde yeni çürümüşlükler, yeni yozlaşmalar art arda birbirini izlemektedir.
Enflasyonlu-devalüasyonlu bu düzen, bankalarla bankerlerin boğuştuğu, bir kilo soğanın yüz liraya çıktığı, ekmeğin pasta fiyatına satıldığı bu düzen, insanı insan yapan bütün erdemleri, bütün değerleri, iyi, güzel, doğru gibi bütün kavramları da beraberinde çekip götürüyor.
Burnunuzun ucuna gelen bu koku, bu yıkıntının, bu çürümüşlüğün kokusudur.
Uğur MUMCU
İSMET İNÖNÜ..
Aylarca sürme ihtimali olan Lozan görüşmelerine giderken Devlet kendisine belli bir harcırah verir.
O günler yokluğun ve yoksulluğun kol gezdigi zor günler...
Cephede savaşan askerin giymesi için evlerden çorap toplandığı günler...
Aylarca süreceği düşünülen görüşmelerde giymesi için devlet İnönü ye üç takım elbise diktirmek ister ...
İnönü;
"İki tane yeter” der
Sonradan anlaşılırki birisini eşinin kumbarada biriktirdigi parayla almayı düşündügü için "iki tane yeter” demiştir.
Hatta giderken götürdüğü yiyeceklerle bir süre idare edip onun karşılığı parayı tasarruf ederek devlete iade eder..
"Burada içtiğim bir çay bile bu milletin çayıdır” der
Kalem kalem, kuruş kuruş rapor yapıp Meclis'e sunar...
Dönerken, İngiltere başbakanı İNÖNÜ için şöyle der..
"Hepimiz bir olduk ufak tefek bir Türk'ün hakkından gelemedik” der.
İNÖNÜDÜR BU...
SAVAŞ MEYDANINDA KAZANILAN ZAFERİ MASADA ONAYLATIP YURDA DÖNER..
İşte BU İNÖNÜ’dür..
Kurt işareti yapıyor !!
İPEK ER’İN ANNESİNDEN BERAAT KARARINA TEPKİ
Batman’da İpek Er’in ölümüne ilişkin davada Musa Orhan’ın “intihara yönlendirme” suçundan beraat etmesine annesi Hikmet Kılınç tepki gösterdi.
Kılınç, dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun kendisine, “Kızının hakkını yerde bırakmayacağım” dediğini öne sürerek, “Devlete güvendim ama kızımın hakkı yerde bırakıldı. Musa Orhan tutuklanana kadar susmayacağım” ifadelerini kullandı.
Musa Orhan, daha önce İpek Er’e yönelik “nitelikli cinsel saldırı” suçundan 10 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı.
TÜRK TÖRESİ'NDE 33 BUYRUK
1-Tengri (yaratan) Tektir.
2- Her kim ki Tengri'den kut almak dilerse, başkasına yakarmasın
3- Bir İl, bir Kağan, bir Tengri
4- Bir kına iki kılıç girmez. Bir hatun iki er alamaz ve bir budunda iki töre olmaz. Töre tektir. Töre kesin ve keskindir.
***Kim ki töreye uya kutlanır-Kim ki töreye kıya katlanır***
5- Kimse töreden üstün değildir. Dirlik ve birlik için töre budur
6- Bir çoban sürüsünden, bir er ailesinden, bir Kağan budunundan sorulur
7- Her er eşine, atına, pusatına sahip çıkacak
8- Ana babaya ve ataya tazim durulacak
9- Hısmına sarılacak, komşusunu gözetecek
10- Er kişi yalan söylemeyecek
11- Mal çalan, mülk çalan misliyle ödeyecek. Hesabı ya malıyla ya canıyla sorulacak
12- Kim ki bir ırza musallat olursa, canından olacak
13- Her kim olursa olsun haksız, aldatıcı iş tutarsa hesabı hemen sorulacak
14- Cenkten beri duran ya da kaçan tamuya(cehennem) uçacak
15- Aman dileyene kılıç üşürülmeyecek, sığınana arka dönülmeyecek
16- Baş kaldıranın başı alınacak, hak isteyenin hakkı verilecek
17- Kimse kimseye üstünlük taslamayacak. Ne ak etin karadan, ne karanın kızıldan, ne kızılın sarıdan farkı olmayacak
18- Kin ve gururdan uzak olunacak
19- Mazluma merhamet, zalime azap duyulacak
20- Zayıfa, yaralıya, çocuğa ve kadına el kaldırılmayacak
21- Kızı isteyen kağan da olsa, bey de olsa kız istediğine verilecek
22- Gereksiz yere ağaç kesmeyeceksin, suyu kirletmeyeceksin
23- Bilmeyip de bildim demeyeceksin, bilene danışacaksın
24- Bugünün işini yarına bırakmayacaksın
25- Kusur görmeyecek, kusur aramayacaksın
26- Güçlüyken affet, zayıfken sabret
27- Yazgına asi olma
28- Yaptığın iyiliği unut, yapılan iyiliği unutma
29- Herkes adaletle iş görecek
30- Her ne edersen et, yargılanacağını her daim akılda tut
31- Milletine yaban kalma. İpeğin iyisine, sözün güzeline kanma, onlara boyanma
32- Kağan odur ki adaleti üstün tutsun, töreyi yaşatsın. Töre yok olursa İl yok olur. İl olmazsa budun kul olur
33- Ey Türk Oğuz beyleri, ey milletim işitin !!!
" Üstte mavi gök çökmedikçe, altta yağız yer delinmedikçe senin ilini ve töreni kim bozabilir "
Titre ve kendine dön !!!
Ulu Atam Tengrikut Bilge Kağan buyurmuştur.
Türk Töresi'ni herkes öğrenmelidir.
O ne demek !!!
İsrail kanallarında yorumculuk yapan Azerbaycanlı gazeteci Etibar Süleymanlı’dan Emine Erdoğan’a yönelik dikkat çeken açıklama: “İyi ki Sayın Emine Erdoğan, Azerbaycan’daki başörtüsü yasağı hakkında tek kelime etmedi… Sayın Erdoğan ucuz atlattı!”
"Yollarımız iyi insanlar ile kesişsin."
Kanada’da yaşayan öğretmen, yazar ve anne Shanell Mouland’in tamamen iletişime kapalı olan üç yaşındaki otizmli kızı Kate, bindiği uçakta annesine bir ilki yaşattı.
Küçük kız hayatında ilk kez, yanında bulunan 16C numaralı koltuğa oturan ABD’li Eric Kunkel ile iletişim kurdu.
Otizm sebebiyle sosyal ve iletişimsel becerileri normal olarak gelişememiş Kate, yolculuk boyunca “Babacığım” dediği adamın kolunu sıktı. Kuntel de küçük kızla yakından ilgilendi. Yolculuğun ardından anne Mouland, blogunda, “16C’deki Baba” başlıklı bir mektup yayınladı.
Mouland, mektubunda şöyle dedi:
“1850 sefer sayılı uçuştaki 16C numaralı koltuğun sahibi sevgili Baba, senin adını bilmiyorum ama Kate uçuş boyunca sana ‘babacığım’ diye hitap ederken onu hiç düzeltmedin…
Koltuğunda rahatsız olduğun için yerini değiştirebilirdin. Onu görmezden gelebilirdin. Bana ‘Çocuğuna hakim ol’ gülümsemesi yapıp kendimi kötü hissetmeme neden olabilirdin. Bunların hiçbirini yapmadın. Kate ile sohbete başladın ve ona kaplumbağalarıyla ilgili sorular sordun.
Belki o sorulara hiçbir zaman cevap veremeyecekti ancak o kadar heyecanlandı ki seninle göz temasını devam ettirdi ve ona sorduğun şeylere dikkatini yoğunlaştırabildi. Sizi izledim ve gülümsedim… Teşekkür ederim.
Toplum içinde sıkça tekrarladığım özür cümlelerini bana söyletmediğin için teşekkür ederim. Kate’i o kadar çok eğlendirdiğin ve şimdiye kadarki en başarılı uçak yolculuğunu geçirmesini sağladığın için teşekkür ederim.
Ve kağıtlarını bir kenara bırakıp kızımızın kaplumbağalarıyla oynadığın için teşekkür ederim.”
#otizm
AH BE HAYAT
Avlusunda su kuyusu bulunan evler vardı.
İncir
Nâr
Ayva
Erik
Dut
Kiraz
Asma Üzüm
Tavuk ve civciv olmazsa olmaz bir zenginlikti bir çok evde .
Komşular ve ahbaplar vardı
Birbirimizin ağzından yerdik ve her derdimizi bilirdik birbirimizin.
Misket
Yakar top
Ebelemece
Kuka
Saklambaç
Kızlı erkekli oynanan
Evcilik oyunları vardı.
Kimin kapısında acıkırsak orada doyardı karnımız.
Sabah evden çıkar gece 12'de ismimiz çığlık atılınca eve döner, niye duymuyorsun diye ince bir fırça atılırdı, hepsi buydu.
Mis gibi hayattı kısacası herkes için.
Anneler hafif, çocuklar özgürdü.
Yaşıyorduk bu hayatı.
Ağaçlar meyveler birer birer azaldıkça özgürlüğümüzden de çalındı sanki .
Sahi ya.
Nereye gitti bu kocaman hayatlar.
6 inç bir ekrana sığdı hayatlarımız.
Yan yana oturduğumuz insanın gözüne bakmadan günler harcayıp oh ne güvenli bir yaşam diye yuttuk bunu .
Çocuklarımız adına ne büyük kayıp.
Nasıl bir fakirlik bu tarifi yok....
#alıntı