ABD’li burger ve pizza şirketlerinin, mümkün olduğunca Köfteci Yusuf’un yakınına şube açmadığı; Köfteci Yusuf’a yakın olan şubelerinde ise satışların %50’ye varan oranda düşmesi nedeniyle böyle bir strateji izledikleri iddia edildi.
Sultan II. Mahmud’un yaptığı da cidden akıl alır gibi değil! Sen tut ok at, sonra da rekorumun anısı kalsın diye git o koca nişan taşını milletin balkonunun tam dibine daya!
CHP'de klikler savaşı!
CHP'de şu anda belirgin halde olan 4 klik var, ayrıca bireysel hareket edenler de bulunuyor. Bunlar arasında FETÖ'cüler de var!
Şaban Sevinç, CHP'den gazetecilere akan paralarla ilgili yaptığı haberi CHP'nin içinden Necdet Saraçtan mı aldı?
Balıkesir Belediye Başkanı Ahmet Akın, FETÖ'nün iş dünyası yapılanması olan TUSKON'un üyesi miydi? Eğer öyleyse CHP'de ne işi var?
CHP'de herkes birbirine operasyon çekiyor!
@medreyata
Eski Manisa valisiydi.
"İtibardan tasarruf olmaz" diyenlere....
Yıllar önce,İzmir ile Çeşme arası seyahat eden bir minibüsü,polis kimlik kontrolü için durdurur.
Ayakta seyahat eden bir bey'in kimliğine bakan polisler dona kalır.
İçışleri Bakanlığı tarafından verilen kimlikte,"Bilecik Valisi" yazmaktadır.
İlk şaşkınlığı atlatan polisler,
-"Sayın valim sizi biz götürelim"
teklifinde bulunsalar da;
-"Teşekkür ederim. Tatildeyken, devletin aracına binmem"
yanıtını alırlar.
Görev yaptığı,Bilecik, Erzincan, Manisa illerinde sabahları makama yürüyerek giden, Ankara'ya valiler toplantısına kendi biletini alarak otobüsle giden,gazeteci Saygı Öztürk'ünde ağabeyi,emekli vali Refik Arslan Öztürk vefat etti.
Mekanın cennet olsun...
🇹🇷 205 yıl önce bugün, 19 Ağustos 1821’de Navarin’de yaklaşık 3.000 Türk Yunanlar tarafından katledildi.
Mora İsyanı sırasında Yunan isyancılar tarafından aylarca kuşatılan Navarin Kalesi’ndeki Türkler, açlık ve susuzlukla teslim olmaya zorlandı. Yapılan teslim anlaşmasına göre Türklerin canlarına ve namuslarına dokunulmayacak, güvenli biçimde gemilerle Mısır’a gitmelerine izin verilecekti. Türkler de bu güvence karşılığında silahlarını, mallarını ve kaleyi teslim etti.
Ancak 19 Ağustos 1821’de kale kapıları açılınca Yunan isyancılar verdikleri sözü çiğnedi. Savunmasız kadınlar, çocuklar, yaşlılar, yaralılar ve teslim olmuş askerler topluca katledildi. İnsanlar kurşuna dizildi, kılıçtan geçirildi, soyularak denize sürüldü ve kaçmaya çalışanlar kıyıdan vuruldu.
İngiliz tarihçi George Finlay’in aktardığı Yunan rahip Phrantzes’in tanıklığına göre; bebekler annelerinin kucağından koparılarak kayalıklara vuruldu, üç ve dört yaşındaki çocuklar canlı halde denize atılarak boğuldu. Katliamın ardından kıyı, denizin sürüklediği cesetlerle doldu.
Navarin Katliamı münferit bir hadise değil, Mora’daki Türk ve Müslüman varlığını ortadan kaldırmaya yönelik katliamlar zincirinin en vahşi halkalarından biriydi.
Türk Milletine karşı işlenen bu insanlık suçu unutulmadı, unutulmayacak ve unutturulmayacaktır.
Navarin’de katledilen yaklaşık 3.000 soydaşımızı rahmetle anıyoruz. Ruhları şad olsun. 🤲🇹🇷
19 August 1821, the day peaceful Turkish Muslims were massacred by the so-called Greek revolutionaries in Navarino (Neokastro).
Of a population of approximately 5,000 — the great majority of them women, the elderly, and children — only about 160 managed to escape. The rest were slaughtered after the fortress gates were opened under a false promise of safe passage. Contemporary eyewitness accounts describe women and infants driven into the sea and shot, children dashed against the rocks, and bodies left piled on the shore.
This atrocity, one of the earliest and most brutal massacres of the Ottoman Muslim civilian population in the Morea, formed part of a wider campaign of extermination that virtually erased the Turkish presence from the Peloponnese in the opening months of the revolt.
In the face of such systematic slaughter of their co-religionists and kinsmen, the Egyptian Vali Mehmet Ali Kavalalı was compelled to intervene. Historically, the Muslim Turks of the Morea were known to the local population as Koniards. They had lived on these lands for generations by virtue of Ottoman decrees, working as farmers while preserving their own culture and the ancestral heritage they had brought from Anatolia.
Mehmet Ali despatched his own son, Ibrahim Pasha, at the head of a disciplined Egyptian army to protect the remaining Ottoman subjects and these long-settled Turkish communities. Landing in early 1825, Ibrahim Pasha displayed firm resolve and military skill. He rapidly recovered key strongholds, including Navarino itself, and succeeded in largely suppressing the revolt across the Morea. He managed to protect the peaceful peasants; some were given refuge in Egypt. Later, nearly 20,000 of them were resettled in Egypt and became known as the Moralılar.
Ibrahim was sent to the Peloponnese with a squadron and an army of 17,000 men. He was able to land at Modon on 26 February 1825. He defeated the Greeks in the open field, and though the siege of Missolonghi proved costly to his own troops and to the Ottoman forces who operated with him, he brought it to a successful termination on 24 April 1826. He remained in the Morea until the capitulation of 1 October 1828 was forced upon him by the intervention of the Western powers. Contrary to Western propaganda, throughout his time in Greece Ibrahim never used harsh measures against peaceful Greek peasants; he was harsh only against the militias.
The final blow to the Egyptian-Ottoman position came not from the rebels on land, but from the combined fleets of Britain, France, and Russia. On 20 October 1827, these three powers allied to annihilate the Egyptian and Ottoman fleet in the Bay of Navarino — an act that effectively decided the outcome of the war. Archives show that some inept court officials supported this to get rid of Ibrahim Pasha as they feared his later rise to power in ottoman Court .
When the Egyptian army was later forced to retreat, Ibrahim Pasha refused to leave without taking those peaceful fellow Turks — the Moralılar — with him. He settled them in Cairo and Alexandria, and a large tract of land was granted to them in Sharqiya, in a village that came to be called Ibrahimia. One day I will share the list of the pensions that Ibrahim Pasha paid to those poor people.
Then I find some Albanian, or Greek, or even a devşirme questioning the loyalty of Ibrahim Pasha and Mehmet Ali to their fellow Turks.
Thank you, dear, but we did this for them — not for your chants.
#history
#Egypt
BM Özel Raportörü Ben Saul’den Gazze’deki katliamı durduracak net formül:
"Almanya ve ABD, İsrail'e ihraç edilen silahların %99'unu sağlıyor.
Eğer Filistinlileri ÖLDÜREN bu silahları durdururlarsa, bu çatışmayı bir gecede durdurabilirler."
📌Bülent Tezcan “Kızım ve damadım en kısa sürede yurda dönecek” dedi tam iki hafta oldu hala ses seda yok…
📌Dün katıldığı yayında gazeteci @muratagirel bu soruyu sormasına rağmen , çocuğunun ne zaman döneceğine yine cevap veremedi. Ülkede hukuk yok, iftira diye geveledi durdu.
Yakılan şehirler, soykırıma uğrayan yüz binlerce Türk ve silinmeyen insanlık suçları...
İşgalci Yunanlar Mora’da, Anadolu’da, Kıbrıs’ta Türkleri katletti.
Türklere uygulanan sistematik mezalim, uluslararası raporlar ve tarihi belgelerle kanıtlandı.
https://t.co/pwVkMYJwkv
Her Türk, 1821 Mora Katliamı'nı bilmeli ve anlatmalıdır.
"Cumadan pazara kadar hava çığlık sesleriyle doluydu. Bir Yunan 90 kişiyi öldürdüm diye övünüyordu. Mora'daki soykırım ancak öldürecek başka Türk kalmadığında sona erdi!"
Erkan Mumcu’dan Arınç ve Gül’e:
Rüzgar artık Batı’dan esmiyor, anlayın!
📍AK Parti hükümetinde Milli Eğitim ile Kültür ve Turizm Bakanlığı yapan Erkan Mumcu’nun Abdullah Gül ve Bülent Arınç’la ilgili sözleri yankı uyandırdı.
📍Aydınlık, Mumcu'ya "Erdoğan kendisidir, Abdullah Gül uluslararası güçlerin Türkiye'deki kayyımıdır, majestelerinin valisidir." sözlerini sormuştu.
📍Tartışma sosyal medyadan devam ediyor. Arınç’ı canlı yayında tartışmaya davet eren Mumcu “Artık rüzgar Batı’dan esmiyor, bunu ne vakit anlayacaksınız?” dedi.
Haberimizin tamamı Aydınlık'ta👇
https://t.co/obLkuuX3ak
Can Ataklı:
İmamoğlu-Özgür Özel ikilisi CHP'yi böldükten sonra ortaya başka bir manzara çıktı.
Şimdi iki gündür benim artık böyle kendilerini adamış, Yeni Parti’ye adamış olarak gördüğüm muhalif kanallar var. Çırpınıyorlar. Efendim, 'Menderes seçimlerinde CHP ihanet etti.' Ne ihanet etti arkadaş? İşte Yeni Parti’yi seçmediler. Peki niye seçsin? Kimden seçildi? CHP'den.
Şimdi aynı Özgür Özel ve yanındakiler, daha önce yapılan bazı seçimlerde CHP bir bütünken, henüz bölmemişlerken ne diyorlardı? 'Siyasi ahlak diye bir şey var kardeş. Burası CHP'den seçilmiş. AKP niye almaya çalışıyor? Niye ayak oyunları yapıyor? Doğrusu nedir? 'Tamam, CHP'li başkan şu ya da bu nedenle görevden uzaklaştı. Yerine vekil seçeceğiz, elbette CHP'den olmalı' demeniz lazım' diyorlardı.
Peki şimdi niye demiyor? Ama benim esas anlamadığım, Cumhuriyet Halk Partisi'nin genel merkez yönetimi, mevcut yönetimi... Ya akıl mantık dışı bir şey ya! Menderes'teki CHP'lilere talimat göndermişler, 'Yeni Parti’yi destekleyin' diye. Niye? Bunun şimdi doğrusu, Yeni Parti’ye gidip 'Arkadaş, bu görevden alınan arkadaşımız Cumhuriyet Halk Partisi'nden seçilmişti. O halde siyasi ahlaka uygun olarak —eğer ahlakınız varsa— uygun olarak bunu yapmak lazım' deyip buradan seçersin, sonra devam edersin.
Yani Yeni Parti kuruldu, 'Sayısal çoğunluk bize geçti' diye bu kadar siyasi ahlaksızlık yapmanın bir alemi var mı? Ve CHP'liler, ben anlamadım yani bu kadar şaşkın olabilirler. Talimat gitmiş, özür diliyorlar şimdi 'Aha, kaybettik seçimi.' Niye? E çünkü işte bu 3-5 tane kendini tamamen satmış olan, ruhlarını satmış olan adamların yoğun propagandası altında eziliyorlar. 'Vay efendim, CHP ihanet etti. Bak burada AKP'ye verdi. Niye Yeni Parti’ye vermedi?' Doğrusu CHP'linin seçilmesi değil mi? Bunu savunmadınız mı? Siyasi ahlaktan bahsedenler hep bunu savunmadılar mı?
Yunanlar "anlaşma" oyunuyla Türkleri katletti.
19 Ağustos 1821’de binlerce Türk, Yunanların anlaşma şartlarını ihlal etmesiyle vahşice öldürüldü.
Kadın ve çocuk gözetilmeksizin gerçekleştirilen Navarin Katliamı’nın 205. yılı.
https://t.co/Nb0TVVOBop