@popileaks Ya bunlar böyle konuşma cesaretini nerden buluyor bebek yiyen katil kalkmış benim milletime cahil diyor dünyanın gelmiş geçmiş en vahşi cani ırkısınız
Hüseyin Avni Hoca Efendi;
"80 yıl boyunca 'kadroları din düşmanları işgal etmesin' diye sisteme insan yetiştirildi. Ancak o sisteme girenler, çarklar arasında un ufak olup sistemin asıl sahiplerinden daha bağnaz savunucuları haline geldi.
Mahmûd Efendi (devlet içerisinde), 'Köşebaşlarını biz tutalım' diyenlere, 'Ne olacak, onların kanunlarını onlar yerine biz mi takip edeceğiz?' diyordu."
Miting havasında düzenlenmiş bir “anma programı”…
Sayılar üzerinden yapılan bir gövde gösterisi…
Pankart provokasyonlarıyla insanların duygularını mobilize eden bir organizasyon…
Ruhsuz, manasız ve gösteriş ağırlıklı bir tablo…
Tasavvufun sükûnet ve mahviyet ikliminden uzak; daha çok bir dernek organizasyonu, hatta slogan ve kalabalık üzerinden şekillenmiş siyasi bir miting atmosferi hissediliyor.
Hâlbuki andıklarını söyledikleri aziz mürşidimiz Mahmud Efendi Hazretleri, hayatı boyunca ne kadın-erkek karışık böyle bir organizasyon tertip etmiş, ne de bu tarz bir programa iştirak etmiştir.
Onun temsil ettiği mahviyet ile bugünkü gösteri anlayışı arasında derin bir uçurum vardır.
Hiçbir şeyhin dirisi bu cemâati toplayamazken, Mahmûd Efendi Hazretleri vefâtından sonra topluyorsa bu tasarruf değil de nedir?!
Nakşibendî tarîkatının üveysî olduğu ve Mahmûd Efendi Hazretleri'nin kabrinden râbıtasıyla terbiye ettiği bugün daha iyi anlaşılmıştır.
“Mahmûd Efendi kabirden terbiye edemez” diyenler o zaman siz dışarıdan terbiye edin de görelim. Kabirden terbiye işte böyle oluyor.
Vakti zamanında bir horoz varmış. Her sabah ezan okuyormuş. Sahibi; "Tekrar tekrar ezan okuma yoksa tüylerini yolarım" demiş. Bu tehdit karşısında horoz korkmuş ve kendi kendisine demiş ki; "Zaruretler haramı helal kılar. Canımı kurtarmak için ezan okumaktan vazgeçmeliyim,+++
Bir adam evlenmişti.
Zifaf gecesinde eşi gözyaşları içinde ona şöyle dedi:
“Ben hamileyim. Ne olur beni ört; Allah da kıyamet gününde seni örtsün.”
Kadın, derin bir pişmanlık ve büyük bir hüzün içerisindeydi. Adam ise onun bu haline merhamet ederek ayıbını örtmeyi kabul etti.
Bir bedevîye denildi: “Dua etmeyi biliyor musun?”
Dedi ki: “Evet.” Denildi ki: “Öyleyse dua et…”
Bedevî şöyle dedi:
“Allah’ım! Bize İslâm’ı lütfettin, oysa senden istememiştik. Öyleyse, senden istediğimiz halde bizi cennetten mahrum bırakma.”
Bir adam Buhârî dersi yapan hoca'ya:
"Batıda insanlar ay'a ulaştı, sen hala Buhârî şerhi yapıyorsun!" Der.
Hoca'nın cevabı:
"Mahluk mahluka ulaşmış, biz Hâlık'a ulaşmak istiyoruz. Lakin aramızda müflis olan bir tek sensin. Ne onlarla ay'a ulaştın, ne bizimle Buhârî okudun."
Davud İbni Reşid (رحمه الله ) anlatıyor;
“Bir gece teheccüde kalktım, çok şiddetli bir soğuk vardı. Üşümekten ağlarken oturduğum yerde kendimden geçmişim.
O haldeyken bana şöyle nida edildi; "Diğer insanları uyuttuk, seni kaldırdık. Bunun için mi ağlıyorsun?"
Rivâyete göre Hz. Ömer رضي الله عنه şöyle demiştir: “Bana gelen her musibette üç nimet buldum.“
-Birincisi, bu musibet dinim hususunda değildi.
-İkincisi, olduğundan daha büyük değildi. Daha beteri olabilirdi.
ebû talha [radıyallāhu anh] bir gün bahçesinde namaz kılarken bir kuş da bahçede uçar. kuşun hâli ebû talha'nın hoşuna gidince bir süre gözüyle kuşu takip eder. daha sonra namazda olduğunu hatırlar ama hangi rekâtta olduğunu anımsayamaz.