üzücü bir gerçekliğin içinde bulunmaktan daha kötü bir şey varsa o da üzücü bir gerçekliğin içinde bulunduğunun farkında olmaktır. idrak etmenin yükü. uyanmışlıkla cezalandırılmak.
acaba hangi mahallede, günün hangi vaktinde, hangi ağacın yanından geçildiğinde, hangi şarkı duyulduğunda ve hangi tarif piştiğinde çoktan unuttuğum bir halimle hatırlanıyorum. hem tatlı, hem komik, hem de hüzünlü bir merak bu.
günler, haftalar, aylar geçecek…iyi rüzgar alan bir balkon köşesinde, neyi başarıp başaramadığımı umursamayan insanlarla birlikte gülüp eğleneceğim. öyle ki, beni ilk defa görenler hayatımda hiç mutsuz olmadım sanacak.