İlber Ortaylı'nın şubat ayında kaleme aldığı yazısından bir kesit:
"Pazar gecesi fenalaştım. Hasta bakıcı Sevim Hanım, Dr. Şevval Kanlı, hemşirelerden Tuğba ve Çağla hepsi birden seferber oldular. Zaman makinesine binebilsem Gazi Paşa’ya telgraf çekeceğim: Paşam, dört Türk kadını, ihtiyar moruk profesörü kurtardılar. İnkılaplar hedefine varmıştır."
51 yıl boyunca dünyayı gezen Evliya Çelebi, orijinali 4.000 sayfa olan 10 Ciltlik Seyahatname’sinde sadece tek bir yemeğin tarifini vermiştir: Hamsi buğulama...
Bir zamanlar ülkemize 366 dünya klasiğini kazandıran milli eğitim bakanı Hasan Ali Yücel'in koltuğunda, "geri zekelıya anlatır gibi anlatayım" diyen bir "seviye" oturuyor.
Derneğimizin Üyelerinden Karadeniz Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümünü Bitiren Trabzon Ülkü Ocakları Sosyal Medya Birim Başkanı Hasan Ayaydın ‘ı tebrik ediyoruz, hayatında başarılar diliyoruz.
Trabzon Araklı Halilli Köyü Derneği
Bu yazı, bir Atatürkçü olarak sürece dair nefret ve öfke dolu itirazımdır.
PKK’nın yaptığı açıklamanın tamamını okudum. Baştan sona büyük bir rezalet ve ihanetle karşı karşıyayız. Önce önemli yerleri not etmeyi düşündüm ama her paragrafta, hatta her satırda bir mesaj olduğunu gördüm. Biz bu örgütle mücadelede binlerce askerimizi kaybettik. Ancak yapılan açıklamada, kendi kaybettikleri teröristleri överken, şehitlerimize dair tek bir pişmanlık, taziye ya da rahmet ifadesi yer almıyor.
Oysa bize bu süreci övenler, günlerdir ekranlarda bu kişilerin aslında “iyi insanlar” olduğunu anlatmak için adeta yarışıyordu. Peki ya çarşı izninde sırtından vurulan askerler? Ya da okulda rehin alınıp öldürülen öğretmenler? Bu “iyi insanlar” hakkında övgüler dizenlerin şehitlerimize dair tek bir cümlesi bile yok mudur?
Metinde “PKK adıyla yürütülen çalışmaların durdurulacağı” ifadesi geçiyor. Bu, başka bir isimle mücadelenin süreceği anlamına gelmiyor mu? Ayrıca çok net bir şekilde mücadelenin bitmediği; sadece yöntem değişikliğine gidildiği görülüyor. Her paragrafına Cumhuriyet’le olan düşmanlığını serpiştiren bu hainlerin asıl niyetlerini açık ettikleri yer ise PKK’nın kuruluş nedenini “Lozan Antlaşması ve 1924 Anayasası’nın Kürtleri inkar ve imha etmesi” olarak göstermeleridir. Bu düpedüz hainliktir. Başta CHP olmak üzere tüm Atatürkçülerin bu ifadeye özellikle dikkat kesilmesi gerekir.
Hatırlarsınız, Sırrı Süreyya’nın meşhur bir konuşması vardı. “Cumhuriyet, Zonguldak’taki işçiye, Konya’daki köylüye ve Diyarbakır’daki Kürt’e ne verdi?” demişti. Diğer şehirlerde sınıfsal örnek verirken Diyarbakır’da etnik kimliği öne çıkarması bilinçli bir tercihtir ve yukarıda bahsedilen Lozan yaklaşımının bir yansımasıdır. Kürtlerin Cumhuriyet tarafından soykırıma uğradığını iddia etmek, asıl ayrımcılıktır. Ve bu iddiaya sessiz kalan ya da sürece destek veren herkes bu iftiraya su taşımaktadır.
Son olarak, PKK yaptığı açıklamayla devletten, muhalefetten ve TBMM’den açıkça imtiyaz talebinde bulunmakta ve ne yapmaları gerektiğine dair telkinde bulunmaktadır. Oysa bize bu süreci yüceltenler, “PKK hiçbir talepte bulunmadan karşılıksız fesih yapacak” diyordu. Ama görüyoruz ki her yeni açıklamada yeni talepler geliyor ve daha fazlasının da geleceği anlaşılıyor. Bu sürecin sonunda terörist başı Apo’yu; liberallerin, siyasal İslamcıların ve radikal solcuların her yönüyle benimsediği bir figür haline getirmeye çalışacaklar.
Zaten bu başından beri planlı bir süreçtir. Kim, ne zaman, ne açıklama yapacak belli. Bahçeli’nin süreci başlattığı ve yönettiği söylemi sadece bir masaldır. Bahçeli bir ay önce “Mayısın ilk haftasında PKK kongresini toplasın, fesih kararı alsın” dediğinde, PKK yöneticileri hemen “evet, öyle yapmalıyız” demiyor. Bu sürecin takvimi var ve neredeyse herkes ikna edilmiş. İkna olmayanlar da sindirilmiş durumda.
Ne yazık ki bu süreci durdurabileceğimize inanmıyorum. Çünkü kaybettiğimiz her seçim, her kritik viraj, bizi bugünkü iklime sürükledi. Ben bir Atatürkçü olarak yalnızca bu sürece dair öfke ve itirazımı kayda geçirmek istiyorum. Hepsi bu kadar.
Allah, bu aziz topraklar için mücadele etmiş atalarımızı ve şehitlerimizi inciten herkesi kahretsin. Dün de böyle düşünüyorduk, bugün de böyle düşünüyoruz. Dün de bu sürecin aktörlerini sevmiyorduk, bugün de sevmiyoruz. Biz sadece Cumhuriyet’ten ve Mustafa Kemal Atatürk’ten yanayız.