Zübüklerden kurtulmak için bu düzenden kurtulmalıyız!
İki aydır İzmir’in gündemini meşgul eden soru artık yanıtını buldu.
Cemil Tugay, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı koltuğuna CHP adayı olarak oturduktan, CHP’den istifa edip bağımsız kaldıktan sonra bugün AKP’ye katıldı.
Böylece aylardır sürdürülen pazarlık da, yapılan hesaplar da bir yerlere bağlandı. Uydurulacak kılıf ne olursa olsun, İzmir halkının çıkarlarının yok sayıldığı çok açık.
İki ay önce söylemiştik:
Cemil Tugay AKP’ye geçse de geçmese de mesele yalnızca bir kişinin hangi partinin rozetini taşıdığı değildi. Mesele, İzmir’i yöneten anlayışın ne olduğuydu.
Bugün artık daha açık konuşabiliriz.
Cemil Tugay’ın CHP’deyken savunduğu belediyecilik anlayışıyla AKP’de savunacağı anlayış arasında emekçiler açısından, İzmir halkı açısından hiçbir fark yoktur.
Cemil Tugay, başından beri kendisini kentin patronu, büyükşehir belediyesini de büyük bir holding olarak tarif etti ve hep böyle davrandı.
O yüzden,
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde 23 bin işçi “eşit işe eşit ücret” talebiyle greve çıktığında, Cemil Tugay işçilerin yanında durmadı. İşçilerin haklı taleplerini tartışmak yerine onları İzmir halkıyla karşı karşıya getirmeye çalıştı, grev kırıcılığı yaptı, işten çıkarmaları gündeme getirdi. Taşeron işçiler güvenceli çalışma talep ettiğinde “muhatap değiliz” dedi. İşçiler belediye önünde haklarını ararken onları tehdit etti.
O yüzden,
Belediye kaynaklarının nasıl kullanılacağı söz konusu olduğunda sermayenin, taşeron şirketlerin ve müteahhitlerin çıkarlarını gözeterek hareket etti.
Şimdi Cemil Tugay AKP’ye geçiyor ve bu ilkesiz siyaset ikliminde, bu ilkesiz transferlere konu olmuş yüzlerce isimden yalnızca biri oluyor.
Şimdi siyaseti ve oy verme tercihlerini ilkelerle değil matematik hesaplarla ele alıp AKP karşısındaki “en güçlü” adayı işaret ve tercih edenler de “Biz hiç sorumlu değil miyiz?” diye sormalıdır.
Cemil Tugay yüzlerce zübükten sadece biridir, bu siyaset kültürünün kendisine ise isyan edilmelidir.
Çünkü mesele yalnızca Cemil Tugay’ın hangi partiye geçtiği değildir.
Mesele, bir partinin adayı olarak seçilen kişinin, kendisine verilen siyasi yetkiyi kendi siyasi hesabı doğrultusunda başka bir partiye taşıyabilmesinin normalleştirilmesidir.
Mesele, hep kazanmak ya da daha fazla hizmet almak adına gerçeklerin ve ilkelerin göz ardı edildiği, çürümüşlüğün normalleştirildiği bu tabloda ortada yaşanacak bir Türkiye ve İzmir’in de kalmayacağının bilinmesi gerektiğidir.
Halkın oyuyla seçildiği görevi siyasi pazarlıkların ve kişisel hesapların konusu haline getiren, halkın seçme ve seçilme hakkını gasp eden Cemil Tugay derhal istifa etmelidir.
İzmir halkına çağrımızdır:
Bizler bu Zübük siyasetini hak etmiyoruz.
Siyaseti oy vermeye indirgeyenleri de bizim oylarımızla bizim olanı patronlara peşkeş çekenleri de hak etmiyoruz.
Hayatımızı zehir eden, insanca yaşamayı unutturan, her tarafından pislik akan bu çürümüş ilkesiz düzeni hak etmiyoruz.
Bu çirkin düzene karşı gelin, birlikte mücadele edelim.
Ülkemiz için, güzel İzmir için, çocuklarımız için, sevdiklerimiz için İnsanca yaşanacak bir ülkeyi yeniden inşa edelim.
İzmir' de halkın iradesini hiçe sayarak, kendisine teslim edilen göreve ihanet ederek iktidar partisine geçen Dr. Cemil Tugay’ı öfkeyle kınıyoruz. Mesleğimizin bir üyesi olması üzüntümüzü arttırıyor, çünkü hekimlikte etik ve güven çok önemli kavramlardır. Ülkemizin tarihine geçen şerefli hekimlerin yanında ne yazık ki bir kara leke olarak anılacaktır.
Fatih Terim, 2000 yılından sonra Hagi benim yanıma gelecekti, Popescu için başka planlarımız vardı, dedi ama o sene bir şekilde gitti yada gitmesine engel olunmadı.
2002 Lucescu, Canaydın - Cansun seçimine kurban edildi.
2006 Gerets 1 tane orta saha istedi, alınmadı ve o sene sonu 3. olup gitti, gönderildi.
2013 Fatih Hoca’nın milli takım ilişkisi (bence hocada da kabahat var) sonrası gönderilmesi ve devre arası yapılan transferler ve ardından gelen FFP.
2021 Yönetim - Hoca çekişmesi ve sonu 1 golle kaybedilen şampiyonluk ardından da hoca ile devam edilmedi, yönetim de gitti.
Yukarıda yazdığım her şeyi canlı canlı ve canımız yanarak yaşadık. Tarih ve deneyimlerim bana şunları anlatıyor:
1- Ne zamanki yöneticiler Galatasaray hocasını “paketlemek” isterse başarısızlık için fırsat kolluyorlar, bunun için hep başka yollar kullanıyorlar. Bazen başarısızlığı da dizayn ediyorlar.
2- Donuyla inatlaşan altına sıçar. Yöneticiler bilmeli ki ne yaparlarsa yapsınlar akılda hep kalacak olan hocalar ve oyuncular.
Hocanıza küfür ederek bu iğrenç planın parçası olmayın.
2000’de Fatih Terim’e yapılanlar, 2026’da Okan Buruk’a yapılıyor.
“Pres dışında oyunu yok.” “A planı dışında B planı yok.”
Hagi olmasa Terim’i görürdük.
Osimhen olmasa Buruk’u görürüz.
Yıllar geçiyor, isimler değişiyor.
Zihniyet değişmiyor.
Galatasaray başarılı olunca “Galatasaraylıyım” diyenlerin bir kısmı, başarıyı baltalamak için her şeyi yapıyor.
İmparator 4 yıl üst üste şampiyon oldu, UEFA Kupası’nı kazandı.
Fiorentina’ya gitmedi ,gitmek zorunda bırakıldı.
Okan Buruk 4 yıl üst üste şampiyon.
Avrupa’da ilk yıl yoktuk katılamamıştık, sonraki iki yıl vasattı.
Son yıl iyi performans gösterdik.
Yine aynı oyun oynanıyor.
Galatasaray tarihinde 4 yıl üst üste şampiyonluk sadece 2 kez geldi.
İkisinde de önü kesilmek istendi. Ve bunu en çok isteyenler “Galatasaraylı” görünenlerdi.
Fatih Terim, UEFA Kupası’yla eleştirilere tokat gibi cevap verdi.
Tarihe adını altın harflerle yazdırdı.
Fatih Terim’den sonra Galatasaray’ın en başarılı teknik direktörü Okan Buruktur.
Türkiye liginde en çok şampiyonluk:
Fatih Terim 8
Okan Buruk 5
Okan Buruk eleştirilemez diye bir madde yok.
Başarısızlıkta eleştiri her taraftarın hakkı.
Ama başarılıyken eleştiriyi geçtim hakaret nedir?
Teknik direktörüne, futbolcusuna hakaret eden adam Galatasaraylı olabilir mi?
Son 2-3 aydır eleştiriler değil hakaretler patladı.
Yönetimin transfer beceriksizliği yüzünden Okan mı suçlu?
Hayır.
2-3 ay önce ne oldu, bir düşünün.
“Galatasaraylıyım” deyip aslında Icardi’ci olanlar, Icardi’nin gidişini hazmedemiyor.
Puan kaybı bekliyorlar ki “eleştirelim” desinler.
Icardi gitmeliydi, gitti.
Takımı 10 kişi bırakan adamı iyi ki yolladılar.
Gittiğinde Taraftara bir teşekkür etmeyen adam için Okan buruka hakaret etmek nedir?
Puan kaybetmeyip liderliği koruyunca da “kötü oynadık” eleştirisi geliyor.
Şaka gibi.
Bugün Okan’ı linçleyenlerin bir kısmı, 13 olduğumuz sezonda tenis izleyenlerdi.
Okan Buruk:
• Akhisar: Türkiye Kupası + Süper Kupa
• Başakşehir: Lig şampiyonluğu
• Galatasaray: 4 lig şampiyonluğu
Son 6 senede 5 şampiyonluk.
Bugün Okan gitse, gelecek hoca bu başarıyı yakalar mı?
Yakalayamazsa ne olacak?
Dozunda eleştiri yapanlara saygım var.
Hakaret edenlere sözüm net:
Gerçekten eleştirip Galatasaray olanlara Şımarıklığı bırakın diyorum. Bir geçmişe bakın.
Galatasaray’a ve Okan Buruk’a destek olun.
Takım kötü giderse ilk biz eleştiririz.
Çünkü biz Galatasaraylıyız.
Ama ardı ardına şampiyonluk kazanan, rakiplerinin psikolojisini bozan hocayı “Galatasaraylı görünümlü”lere yedirmeyiz.
Galatasaray forması giymiş Fenerbahçelilere Okan Buruk’u yedirmeyeceğiz.
Şimdi gidin tenis izleyin. Icardi editi açın.
Galatasaray’dan uzak durun.