🚩 Alevi Halkı Uyanmak Zorunda: Masal Bitti, Kuşatma Başladı!
Alevi halkı bugün tarihinin en ağır, en sinsi kuşatmasıyla karşı karşıya. Yüzyıllardır her türlü baskıya rağmen sazıyla, sözüyle, rızalığıyla ayakta kalan bu kadim halk; bugün içeriden bölünüyor, dışarıdan kirletiliyor ve farklı ideolojik çarkların arasında alenen eritiliyor.
▪︎ Geçmişin Hataları, Bugünün Bölünmüşlüğü...
* Soralım: Alevi halkı ne zamana kadar başkalarının siyasi dolgu malzemesi olacak? Geçmişte yapılan en büyük hata, kendi bağımsız, özgün duruşunu inşa edemeyip kendini siyasi partilerin insafına ve oy deposu tüccarlarına teslim etmek oldu.
* Sonuç ortada: Sandık zamanı hatırlanan, seçim bittiğinde kapı dışı edilen bir halk! Daha da acısı, gençliğin durumu...
Alevi halkının bin yıllık irfanı ve felsefesi dururken; gençlerimiz marksist, materyalist ve marjinal ideolojilerin kucağına itilmekte, öz kimliğini bu yabancı kalıpların içinde kaybetmektedir.
▪︎ Avrupa Merkezli Operasyon ve BND Parmağı...
Ama tehlike sadece siyasi bölünmüşlükten ibaret değil. Asıl tezgah çok daha büyük ve karanlık! Avrupa’ya kaçan, Alevi maskesi takarak kurumların içine sızan ideolojik piyonlar bugün bu halkın köklerine nifak tohumları saçıyor. Doğrudan BND gibi yabancı istihbarat örgütlerinin güdümünde hareket eden bu satılmış odaklar, Alevi halkını tarihinden ve inancından koparmak için "Alisiz Alevilik" adıyla uyduruk, içi boş bir savaş başlattı. Bu, Alevi halkına yapılmış açık bir ihanettir; Alevi halkının tarihsel hakikatine doğrultulmuş bir silahtır!
▪︎ Kaçınılmaz Gerçek: Pan-Alevizm!
Artık yalanlarla uyutulma devri bitmiştir. Farklı partilerin peşinde sürüklenmek, dış güdümlü ajansların maskarası olmak Alevi halkının kaderi değildir ve olamaz!
▪︎ Kurtuluşun tek bir yolu vardır: Pan-Alevizm!
Pan-Alevizm, artık bir tercih değil, var olma mücadelesinin kaçınılmaz bir zorunluluğudur! Siyasi kamplaşmaları, coğrafi sınırları ve yapay ayrımları bir kenara bırakıp tüm Alevi halkının tek bir öz güce, tek bir dayanışma çatısına dönüştüğü gündür. Alevi kurumları derhal bu maskeli ajandacılardan, BND uzantılarından temizlenmelidir. Alevi halkı kendi köklerine, kendi Ali’sine, kendi irfanına ve kendi birliğine sahip çıkmadığı sürece bu kıyım bitmeyecektir.
* Uyanın! Ya tek bir yumruk olup öz kimliğinize sahip çıkacaksınız ya da başkalarının senaryosunda kurban olmaya devam edeceksiniz!
Genç Aleviler Birliği-GAB
#Alevi #Aleviler #aleviyiz
Türkiye’de liyakati mezhepçiliğe kurban edip tek bir Alevi vali, Kaymakam veya emniyet müdürü atamayan o karanlık, dar zihniyet iyi izlesin: Berlin’i artık Alevi bir Başbakan yönetiyor. Sizin vizyonunuz kasaba taassubuna sıkışmış olabilir ama Aleviler Avrupada eyalet yönetiyor. Hazmetmekte bol şans, dert olsun!
#Aleviyiz #alevi
@Jasminenewjo Kürt tarihi diye bir tarih yoktur tüm Kürt tarihi diye söylenen tarih Zaza tarihidir. Kürt diye bilinenler Aslen Zaza dır ve Kürtçe diye bilinen dil Zaza canın lehçesi dır.
@Jasminenewjo 🤣🤣 buna kendin inandınmı 🤭🤣
En fazla kendini Kürt olarak tanımlayan Alevilerin sayısı 1 -2 milyonu geçmez.
1. Sırada Türkmen Aleviler 17-18 milyondur.
2. Sırada zaza Aleviler var
3.sırada kürt Aleviler var
4.sırada ise Arap Aleviler
🚩 ALEVİ HALKI BAŞKALARININ SİYASAL PROJESİNİN EKİ DEĞİLDİR!
Bir hareketin içinde Alevilerin bulunması, o hareketi Alevi hareketi yapmaz.
Aleviler herhangi bir siyasi parti veya hareket içerisinde yer alabilir, destek verebilir ve ortak mücadele yürütebilir. Ancak bu durum, söz konusu hareketin Alevi Halkı'nın siyasal temsilcisi olduğu anlamına gelmez.
> Çünkü kimlik başka, siyasal örgütlenme başkadır.
Bir hareketin karakterini; içinde kimlerin bulunduğundan çok programı, ideolojisi, örgütsel yapısı, siyasal hedefleri ve kendi tanımlaması belirler.
Bu nedenle “Aleviler bu hareketin içinde, o hâlde bu aynı zamanda Alevi hareketidir” demek, Alevi kimliği ile Alevi siyasal iradesini birbirine karıştırmaktır.
▪︎ Asıl soru şudur:
Alevi Halkı kendi adına ne zaman konuşacak?
Alevilerin başka siyasi hareketlerle ittifak kurması, ortak mücadele yürütmesi elbette mümkündür. Ancak ittifak başka, siyasal iradeyi teslim etmek başkadır.
Alevi Halkı'nın ihtiyacı, başka siyasi yapıların içerisinde erimek değil; kendi ortak taleplerini, kurumlarını ve demokratik siyasal iradesini güçlendirmektir.
Alevi kurumları da herhangi bir siyasi hareketin uzantısı veya arka bahçesi olmamalı; farklı siyasi görüşlere sahip Alevilerin ortak meselelerde buluşabildiği bağımsız ve demokratik bir zemin oluşturmalıdır.
Alevi Halkı'nın birliği, herkesin aynı siyasi görüşte olması değildir. Asıl birlik; farklı görüşlere rağmen ortak Alevi meselelerinde birlikte hareket edebilmektir.
İnanç özgürlüğü, eşit yurttaşlık, laiklik, ayrımcılıkla mücadele, cemevlerinin hukuki statüsü, Alevi kültürünün korunması ve gençlerin geleceği gibi meselelerde Alevi Halkı kendi taleplerini kendisi belirlemelidir.
▪︎ Çünkü:
Alevi Halkı hiç kimsenin siyasi mülkü değildir.
Hiçbir siyasi hareketin eklentisi değildir.
Başkasının siyasal projesinin figüranı değildir.
Aleviler herkesle yan yana gelebilir; fakat kendi iradesinden vazgeçmeden.
Bugün tartışılması gereken yalnızca “Aleviler hangi hareketin içinde?” sorusu değildir.
Asıl mesele şudur:
🔴 ALEVİ HALKI KENDİ SİYASAL ÖZNESİNİ NE ZAMAN KURACAK?
▪︎ Cevap nettir:
Kendi sözünü söylemeli, kendi iradesini oluşturmalı, kendi kurumlarını güçlendirmeli ve kendi geleceği hakkında kendi kararını vermelidir.
Çünkü Alevi Halkı başkasının siyasal projesinin eki değil, kendi tarihinin ve geleceğinin öznesidir.
Genç Aleviler Birliği-GAB
#Aleviyiz #Alevi
Kılıçla Yazılan Tarih, Kanla Bölünen Ümmet: Sünnizm, Şiizm ve Hakikatin Tek Varisleri...
Bak şimdi... Biliyor musun, aslında İslam’ın kaderi o 632 yılında Medine’deki o kasvetli odada, vahyin ilahi sükûnetiyle falan çizilmedi. Kılıçların, makam hırslarının gölgesinde çizildi gitti.
Bugün o Sünnizm ve Şiizm var ya... Maskelenmiş o teolojik kisvelerinin ardında ne biliyor musun? Devleti kim yönetecek, ganimeti kim paylaşacak, iktidar koltuğuna kim oturacak; davası bu! Başka hiçbir şey değil. Biri iktidarı "çoğunluk ve biat" sofrasında meşrulaştıran merkeziyetçi bir devlet ideolojisi... Diğeri ise, bak, diğeri de bu sofradan dışlanmanın intikamını "veraset ve mazlumiyet" edebiyatıyla arayan radikal bir siyasi muhalefet. İkisi de özünde siyasi birer devlet akımı yahu! İktidarın, sarayın ve zihniyetin kirlenmiş ellerinde erozyona uğrayıp gitmişler.
Fakat..
Bu iki siyasi ve dogmatik akımın o dev gürültüsü arasında, ne sarayların sultasına boyun eğen ne de iktidar hırsıyla kirlenen tek bir hakikat var, biliyor musun? Hakk yol dini İslam'ı özünde, şekilciliğe boğmadan yaşayan tek bir halk var: Alevi Kızılbaşlar.
Şimdi düşün; Sünniliğin o şekilci şeriat kalıplarına karşı... Şiiliğin o katı ruhban hiyerarşisine karşı... Alevilik ne peki? Alevilik; nefsini terbiye eden, insanı kâinatın özü gören, sevgiyi ve adaleti ibadetin tek temeli kılan batıni bir duruş.
Onlar şekilsel haclarla, mermer camilerle falan değil; cemevlerinde dönülen semahla, sazın teline dökülen hakikatle, Hakk’ı kulun kalbinde bulan yegâne inanç erbabı.
Sünniliğin devlet ezberine ve Şiiliğin mollalık rejimine boyun eğmeyen o Alevi Kızılbaşlar... Kerbela çöllerinden Anadolu’nun dağlarına kadar bu davanın bedelini asırlarca canlarıyla ödediler. Ama ne imanlarından ne de özlerindeki o insan sevgisinden bir adım bile taviz vermediler.
Bugün ortada ne bir ümmet birliği kaldı ne de ilahi adalet... Geriye kalan ne biliyor musun? İktidar kavgalarıyla kirlenmiş o iki siyasi blok, bir de bu kirli oyunun tamamen dışında kalan, İslam'ın hakiki ve saf özünü taşıyan Alevilerin o onurlu direnişi...
#islam #müslüman #sünnilik #şiilik #Alevilik
GENÇ ALEVİLER BİRLİĞİ – GAB
BASIN VE KAMUOYUNA DUYURU
Genç Aleviler Birliği (GAB) olarak, Alevi Halkının tarihsel hafızasını, inancını, kimliğini ve toplumsal iradesini ilgilendiren güncel siyasal söylemler karşısında tutumumuzu kamuoyunun bilgisine sunuyoruz.
Alevilerin tarihsel belleğinde derin acılarla yer etmiş Yavuz Sultan Selim–İdris-i Bitlisi ittifakının günümüz siyasal söylemlerinde olumlayıcı, örnekleyici veya “bilgelik” atfedilen bir çerçevede gündeme getirilmesini Alevi Halkının tarihsel hafızası ve toplumsal vicdanı açısından kabul edilemez buluyoruz. Tarih, güncel siyasi hesaplara göre yeniden yazılabilecek bir alan değildir. Alevi Halkının yaşadığı zulüm, kıyım, dışlanma ve inkâr deneyimleri hiçbir siyasi gerekçeyle hafife alınamaz, unutturulamaz ve siyasi pazarlıkların konusu yapılamaz.
Alevi Halkının tarihi ve kimliği hiçbir siyasi hareketin, örgütün, şahsın veya ideolojik merkezin vesayetine bırakılamaz. Alevilik herhangi bir siyasi projenin meşruiyet aracı olmadığı gibi, başka siyasal kimliklerin tali veya tamamlayıcı unsuru da değildir. Alevi Halkı kendi tarihini, inancını, kimliğini ve geleceğini özgür iradesiyle tanımlama hakkına sahiptir.
Bu nedenle Alevi kurumlarının sorumluluğunu da açıkça hatırlatıyoruz: Alevi kurumları herhangi bir siyasi merkezin beklentilerine göre değil, Alevi Halkının ortak değerleri, tarihsel gerçekleri ve özgür iradesi doğrultusunda hareket etmelidir. Tarihsel hassasiyetler karşısında siyasi yakınlıklar, kişisel ilişkiler veya konjonktürel hesaplar nedeniyle sessiz kalınması, ciddi bir temsil ve sorumluluk sorunudur. Alevi kurumlarının görevi siyasi hareketleri memnun etmek değil, Alevi Halkının haklarını, hafızasını, inanç özgürlüğünü ve onurunu savunmaktır.
Genç Aleviler Birliği olarak hiçbir siyasi partiye, hiçbir örgüte, hiçbir şahsa ve hiçbir ideolojik merkeze Alevi Halkının üzerinde vesayet kurma hakkı tanımıyoruz. Alevi Halkının tarihi hiçbir siyasi projenin meşruiyet malzemesi, hafızası hiçbir siyasi hesabın aracı, kimliği ise hiçbir yapının arka bahçesi değildir.
Kalıcı toplumsal barış; laiklik, eşit yurttaşlık, inanç özgürlüğü, demokrasi, çoğulculuk, hukukun üstünlüğü ve insan onuru temelinde mümkündür. Geçmişin acılarını romantize eden, tarihsel sorumlulukları görmezden gelen ve halkların hafızasını siyasi ihtiyaçlara göre biçimlendiren hiçbir yaklaşımın gerçek bir toplumsal barış üretemeyeceği açıktır.
Bu itibarla tüm siyasi aktörleri Alevi Halkının tarihsel hafızasına saygı göstermeye, sorumlu ve demokratik bir dil kullanmaya; Alevi kurumlarını ise her türlü siyasi ve örgütsel vesayetten uzak, bağımsız ve ilkeli bir duruş sergilemeye çağırıyoruz.
Genç Aleviler Birliği (GAB), Alevi Halkının tarihsel belleğini, kimliğini, inanç özgürlüğünü ve toplumsal iradesini savunmaya; eşit yurttaşlık, laiklik, demokrasi ve insan onuru temelindeki mücadelesini demokratik ve hukuki zeminde kararlılıkla sürdürmeye devam edecektir.
Alevi Halkının tarihi pazarlık konusu değildir.
Alevi Halkının hafızası siyasi hesapların malzemesi değildir.
Alevi Halkının kimliği hiçbir siyasi projenin arka bahçesi değildir.
Alevi Halkının iradesi üzerinde hiçbir vesayet kabul edilemez.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
GENÇ ALEVİLER BİRLİĞİ – GAB
Hakkında yurt dışı çıkış yasağı bulunan Arif Kocabıyık, Kapıkule Sınır Kapısı’nda bir tırın dorsesinin altında Bulgaristan’a geçmeye çalışırken yakalandı.
🔴 Kemal Öztürk hakkında, NTV canlı yayınında Suriye’deki Arap Alevilerine yönelik kullandığı ifadeler nedeniyle Samandağ Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldı.
• Başsavcılık, Öztürk’ün 1 Eylül’de SEGBİS aracılığıyla ifade vermeye hazır edilmesi için talimat verdi.
• Tepkilerin ardından açıklama yapan Kemal Öztürk, ifadelerinin bağlamından koparıldığını iddia etti.
🚩 KAMUOYUNA DUYURU...
Bebek katili, terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan’ın Yavuz Sultan Selim ve İdris-i Bitlisi ittifakına övgüler düzen tarihsel referanslarına karşı dik duran 53 Alevi aydınımıza yönelik DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan’ın gerçekleştirdiği çirkin, pervasız ve aşağılayıcı saldırıyı Genç Aleviler Birliği olarak en sert şekilde lanetliyoruz!
Alevi toplumunun katliam tertiplerinin mimarları olan Yavuz Sultan Selim ve İdris-i Bitlisi ittifakını terör örgütü elebaşının kirli siyasetine alet etmesine ve bu tarihsel aklamaya dur diyen Alevi aydınlarımıza saldıranlara geçit vermeyeceğiz. Tuncer Bakırhan’ın terör örgütü elebaşının tezlerini savunmak uğruna sarf ettiği zehirli cümleler, Alevi halkına, inancına ve entelektüel hafızasına yönelik açık bir nefret ve küçümseme vesikasıdır:
* "Sokaktan alıp getirip milletvekili yaptıklarımız" diyerek terör örgütü elebaşının kirli tarih okumasına karşı çıkan Alevi toplumunun saygın aydınlarını küçümsemiş, Alevi iradesini "sokaktan toplanmış" lütuf nesneleri olarak görecek kadar küstahlaşmıştır.
* "Bir partiye yamanacak, gidip oradan milletvekili olacak" diyerek Alevi aydınlarının katliam hafızasını ve tarihsel direnişini basit bir koltuk pazarlığı gibi sunup onursuzca iftira atmıştır.
* "Milletvekili olmak için bir hafta beklediğin kapıyı tanıyorsun" ifadeleriyle Alevi toplumunu ve önderlerini kendi kapılarında maraba gibi gören, efendilik taslayan kibirli zihniyetini deşifre etmiştir.
Bu parti, tarihsel katliamların zihniyet yapısını devraldığını net bir şekilde gözler önüne sermiştir. İdris-i Bitlisi anlayışının günümüzdeki temsilciliğine soyunan bu yapının Alevi halkına bakışı; tarihsel kıyım anlayışından ve IŞİD zihniyetinden farksızdır. Türkiye’de mutlak gücü ellerinde bulunduramadıkları için bugüne kadar gerçek niyetlerini gizlemiş, maskeler takarak Alevi halkına şirin görünmeye çalışmışlardır. Ancak bugün maskeler düşmüş, kirli zihniyet tamamen ifşa olmuştur.
Buradan açıkça haykırıyoruz:
Alevi Milletvekillerine Çağrı: DEM Parti çatısı altında bulunup kendine "Aleviyim" diyen tüm milletvekilleri, Alevi inancına ve kimliğine hakaret eden bu zihniyetle bağlarını derhal koparmalı, bu partiden istifa etmelidir! Tarihsel katliamcıların söylemlerini sarılan bir yapının altında kalmak, Alevi toplumunun direniş hafızasına ihanettir.
Alevi Halkına Çağrı: Uyanın! Alevi halkı hangi akılla, hangi mantıkla kendi katillerine övgüler dizen bu zihniyetin peşinden gidebilir? Alevi toplumunu "sokaktan toplanmış", kapılarda bekleyen marabalar olarak gören bu anlayışa karşı ayağa kalkın, dik durun ve iradenize sahip çıkın!
Buradan ilan ediyoruz: Alevi halkı da onun ba��ı dik aydınları da ne terör örgütü elebaşının tarihsel pazarlıklarına dolgu malzemesi olur ne de kimsenin siyasi ikbal kapısının kulu olur! İrademiz de aydınlarımız da çocuk katillerinin Yavuz sevdalısı tarih okumalarına kurban edilecek kadar ucuz değildir!
Bebek katilinin sözlerini kutsayıp, bu rezalete tepki gösteren Alevi aydınlarına saldırarak küstahça muamele eden bu inkârcı siyaset anlayışını ayaklarımızın altına alıyoruz. Tuncer Bakırhan ve DEM Parti yönetimi; Alevi toplumundan, pirlerimizden ve aydınlarımızdan DERHAL VE AMASIZ BİR ŞEKİLDE ÖZÜR DİLEMEK ZORUNDADIR!
Yavuzların, İdris-i Bitlisilerin ve onların izinden giden odakların karşısında Alevi gençliğinin bükülmez iradesi duracaktır!
GENÇ ALEVİLER BİRLİĞİ (GAB)
🚩 ALEVİ HALKI VAGON DEĞİL, KENDİ YOLUNUN LOKOMOTİFİDİR
Alevi Halkı artık hiçbir siyasi hareketin arkasına dizilmeyecek; kendi kadim inancını, tarihsel hafızasını ve ortak iradesini merkeze alarak kendi siyasal yolunu kendisi çizecektir.
DEM Parti Genel Başkanı Tuncer Bakırhan’ın, “Kürt hareketini eleştirmek, Öcalan’ı eleştirmek, tırnak içerisinde aydın olmaksa… o dündü; bugün artık onun alıcısı yok” sözleri yalnızca bir siyasi polemik değildir. Bu sözler, eleştiriyi küçümseyen ve kendi siyasi çizgisini sorgulanamaz göstermeye çalışan bir anlayışı ortaya koymaktadır.
Öcalan da eleştirilebilir, PKK de, DEM Parti de, Bakırhan da. Hiçbir lider ve hiçbir siyasi hareket eleştirinin üzerinde değildir. Kimin aydın, kimin temsilci olduğuna da hiçbir siyasi merkez karar veremez.
Demokrasi, eşitlik, ezilenlerin birliği ve demokratik cumhuriyet yalnızca siyasi söylem olarak kullanılamaz. Eleştiri hakkını tanımayan bir anlayışın demokrasi iddiası havada kalır.
Alevi Halkının adına kim konuşacaksa buna da yalnızca Alevi Halkı karar verir. Alevi Halkı hiçbir partinin tapulu arazisi, hiçbir hareketin arka bahçesi değildir.
Kürt halkına düşmanlık başka şeydir; Kürt hareketini eleştirmek başka. Biz halklarla kavga etmiyoruz; siyasi vesayeti reddediyoruz.
Geçmiş deneyimlerimiz de bunun nedenini açıkça göstermektedir. CHP’ye yıllarca destek verdik; buna rağmen Alevi kimliğine yönelik dışlayıcı ve aşağılayıcı söylemlerle karşılaştık. DEM Parti’ye verilen destekleri de bugün aynı demokratik ölçüyle sorguluyoruz. AKP ve MHP çizgisinin Alevi Halkına yaklaşımı ise Maraş, Çorum ve Sivas gibi acılarla hafızamızdadır; Suriye’de Alevilerin yaşadığı saldırılar da bu hafızaya eklenmiştir.
Ders açıktır: Bir siyasi merkezden kopup diğerine bağlanmak çözüm değildir. Çözüm, Alevi Halkının kendi siyasal hattını kurmasıdır.
Ne PKK’nin Kürtçülüğü, ne MHP’nin ülkücülüğü, ne CHP siyaseti, ne AKP muhafazakârlığı, ne de Kemalizmin tekçi yorumları bizi bir araya getirir.
Bizi biz yapan kadim Alevi inancımızdır.
Cemimiz, erkânımız, yolumuz, değerlerimiz ve tarihsel hafızamızdır.
Artık Alevi Halkı seçimden seçime hatırlanan bir oy deposu olmayacak. Kendi taleplerini belirleyecek, kendi temsilini güçlendirecek ve bütün siyasi aktörlerden somut taahhüt isteyecektir.
Cemevlerinin ibadethane statüsü, eşit yurttaşlık, inanç özgürlüğü, zorunlu din derslerinin kaldırılması ve ayrımcılığın son bulması temel mücadele başlıklarımız olacaktır.
Siyasi söylemlere değil, somut tutumlara bakacağız. Alevi Halkını kendi hesabına dahil etmek isteyen her siyasi anlayışa karşı kendi irademizi savunacağız.
Çünkü Alevi Halkının ihtiyacı yeni bir siyasi efendi değil, kendi siyasal aklıdır.
Kendi inancımızda, tarihimizde ve geleceğimizde birleşelim.
Yol bizimdir. Söz bizimdir. Gelecek bizimdir.
Alevi Halkı vagon değil, lokomotiftir.
Genç Aleviler Birliği-GAB @GAB_DER_
#aleviyiz #alevi
🚩 VESAYETE VE TAHAKKÜME GEÇİT YOK...
> "Sokaktan alıp getirip milletvekili yaptığımız insanlar… Hangi aydın kimliği var onu da bilmiyorum."
> "Kürt hareketini eleştirmek, Öcalan'ı eleştirmek, tırnak içerisinde aydın olmaksa bana kusura bakmayın o dündü. Bugün artık onun alıcısı yok."
> — Tuncer Bakırhan (DEM Parti Eş Genel Başkanı)
>
> "Sürekli demokrasi istiyorlar, eşit yurttaşlıktan bahsediyorlar. Ama Alevilerin haklı tepkisini anlayıp özeleştiri vermek yerine çirkin, kibirli ve muktedir bir dille konuşuyorlar.
Buradaki asıl mesele, sözün Öcalan’ın ağzından çıkmış olması. Tanrısal bir kült olarak onun yanlış yaptığını kabul etmek ya da onu eleştirmek bu anlayış için mümkün değil. Bütün bu saldırgan tavır ve özeleştiriden kaçış bundan kaynaklanıyor."
> Söylemde demokrasi ve eşitlikten bahsedenlerin; Alevi halkının haklı eleştirileri karşında takındıkları kibirli dille yüzleşmek tarihsel bir zorunluluktur. DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan’ın, Alevi aydınlarının bildirgesine yönelik "sokaktan toplanmış" gibi ifadeler içeren üstenci yaklaşımı; Alevi halkını yalnızca oy deposu gören, kendi liderlik kültünü dokunulmaz kılan tahakkümcü zihniyetin bir tezahürüdür.
Alevi halkının özgün kimliğini ve tarihsel duruşunu yok sayan bu tavır, geçmişte Alevi halkına yıkım getiren İdris-i Bitlisî zihniyetinin modern bir yansımasıdır. DEM Parti bünyesindeki Alevi figürlerin bu dille yüzleşmek yerine sessiz kalması da kabul edilemez. Alevi halkı, dostluk maskesi altında yürütülen bu vesayeti görmeli; hiçbir yapının, partinin veya siyasal projenin boyunduruğu altında olmadığını net bir şekilde ortaya koymalıdır.
🔴 Bu gerekçeyle Alevi halkına açık çağrımızdır:
Tepkimizi ortak bir siyasal iradeye ve somut bir mücadele programına dönüştürelim. Hiçbir partinin vesayetine girmeden; Cemevlerinin ibadethane statüsü, eşit yurttaşlık, zorunlu din derslerinin kaldırılması ve ayrımcılığın son bulması taleplerimizi bağımsız irademizle dayatalım. Siyasi aktörleri vaatleriyle değil, somut tutumlarıyla değerlendirelim.
Alevi kurumlarını güçlendirip gençleri ve kadınları merkeze alarak kurumsal gücümüzü büyütelim. İnancımızı ve tarihsel hafızamızı koruyalım. Artık başkalarının projelerinde vagon olmayacak; kendi taleplerini belirleyen ve geleceğini kuran bağımsız bir siyasal özne olacağız.
Yolumuzu kendimiz çizelim. Sözümüzü kendimiz söyleyelim. İrademizi kendimiz ortaya koyalım.
ALEVİ HALKI VAGON DEĞİL, LOKOMOTİFTİR.
Genç Aleviler Birliği (GAB)
ALEVİ HALKI KİMSENİN BOYUNDURUĞU ALTINDA DEĞİLDİR!
"Sokaktan alıp getirip milletvekili yaptığımız insanlar… Hangi aydın kimliği var onu da bilmiyorum."
"Kürt hareketini eleştirmek, Öcalan'ı eleştirmek, tırnak içerisinde aydın olmaksa bana kusura bakmayın o dündü. Bugün artık onun alıcısı yok."
— Tuncer Bakırhan (DEM Parti Eş Genel Başkanı)
"Sürekli demokrasi istiyorlar, eşit yurttaşlıktan bahsediyorlar. Ama Alevilerin haklı tepkisini anlayıp özeleştiri vermek yerine çirkin, kibirli ve muktedir bir dille konuşuyorlar. Buradaki asıl mesele, sözün Öcalan’ın ağzından çıkmış olması. Tanrısal bir kült olarak onun yanlış yaptığını kabul etmek ya da onu eleştirmek bu anlayış için mümkün değil. Bütün bu saldırgan tavır ve özeleştiriden kaçış bundan kaynaklanıyor."
Demokrasi ve eşit yurttaşlık söylemleriyle Alevi halkının oylarına göz dikenlerin, ilk ciddi eleştiride kibirli yüzleri bir kez daha ortaya çıkmıştır. PKK elebaşı Abdullah Öcalan’ın, Alevi hafızasında derin yaralar açan "Yavuz Sultan Selim - İdris-i Bitlisî ittifakı" söylemini barış kılıfıyla sunması, Alevi aydınlarının haklı tepkisine çarpmıştır. Alevi Aydınlar Bildirgesi’ne karşı Tuncer Bakırhan’ın sarf ettiği sözler bir kaza değil; Alevi halkını kendi siyasi hedeflerinin marabası gören vesayetçi zihniyetin dışa vurumudur.
Alevi aydınlarını "sokaktan alıp getirdiğimiz insanlar" diyerek aşağılamak, DEM Parti ve etrafındaki odakların bu halka bakışını tescillemiştir. Öcalan’ı dokunulmaz bir kült sayıp onu eleştiren her Alevi'ye saldıranlar, bu halkın haysiyetini tek bir kişinin dudakları arasına mahkûm edemeyeceklerini anlamalıdır. Daha da acısı, bu parti çatısı altında bulunup koltuk ikbali uğruna aydınlarımıza savrulan hakaretlere ve atalarımıza katliam getiren anlayışlara sessiz kalan vitrin süslerinin halidir.
Alevi halkı artık bu oyunu bozmak zorundadır. Demokrasi kılıfıyla Öcalan sempatizanlığı yapan ve katliam mimarlarını öven anlayışlarla safları sıklaştıranların niyeti ortadadır. Alevi halkı hiçbir yapının boyunduruğu altında değildir ve asla vagon olmayacaktır!
Alevi halkı, farklı siyasi hareketlerin ve ideolojilerin çıkarlarına alet olmamak için kendi bağımsız siyasal duruşunu ve özgür iradesini en üst düzeyde tesis etmelidir. Hiçbir siyasi yapının arka bahçesi veya oy deposu olmayı reddeden Alevi halkı; cemevlerinin ibadethane statüsü, eşit yurttaşlık, zorunlu din derslerinin kaldırılması ve kamudaki ayrımcılığın sona erdirilmesi gibi temel haklarını kimsenin lütfuna bırakmadan açıkça savunmalıdır.
Siyasi aktörleri süslü vaatleriyle veya kimlik siyasetinin dayatmalarıyla değil, Alevi halkının inancına, tarihine ve haysiyetine gösterdikleri saygıyla yargılamak şarttır. Alevi halkı; kurumlarını güçlendirerek, gençleri ve kadınları karar mekanizmalarına taşıyarak başkalarının senaryolarında figüran rolünü elinin tersiyle itmelidir. Başkalarının hesaplarına göre değil; Pirlerin mirası, kadim inanç ve tarihsel hafıza rehberliğinde kendi geleceğini inşa eden bağımsız bir özne olunmalıdır.
Yolumuzu kendimiz çizelim. Sözümüzü kendimiz söyleyelim.
KİMSENİN FİGÜRANI DEĞİLİZ; KADİM YOLUN ÖZGÜR ÖZNELERİYİZ!
Genç Aleviler Birliği-GAB
🚩 Gölgede Kalan Haklar, Unutulan Maya: Alevi Halkı Kendi Çatısını Kurmak Zorunda!
17 Ekim 1966… İletişimin emeklediği, medyanın duvar gibi örüldüğü ve imkânların bilinçli olarak kısıtlandığı o yıllarda Mustafa Timisi ve yoldaşları; Alevi halkının iradesini ve laikliğin teminatını siyasete taşımak için Birlik Partisi’ni (TBP) kurdu. 1969 seçimlerinde sandıklar açıldığında, her türlü engellemeye ve sansüre rağmen alınan %2,80 oy ve Meclis’e gönderilen 8 yürekli milletvekili, özne olma iradesinin müesses nizama indirdiği tarihi bir tokattı!
Ne var ki, 12 Eylül darbe zihniyeti 16 Ekim 1981’de partiyi kapatarak Alevi halkının bu bağımsız siyasi damarını bıçak gibi kesti.
Oysa Alevi halkının kültürü ve felsefesi; yüzyıllardır bu toprakların vicdanı, bir arada yaşama iradesinin ve adalet duygusunun en sarsılmaz harcıdır.
Cemevlerindeki rızalık kurumundan lokma paylaşımına, insanı merkeze alan duruşundan "72 millete bir nazarla bakma" ilkesine kadar Alevi halkının sosyal yaşamı, doğası gereği eğilmeyen, bükülmeyen, eşitlikçi bir siyasetin özüdür.
Ancak TBP'nin kapatılmasıyla birlikte Alevi halkının bu birleştirici ve boyun eğmez toplumsal mayası, siyasette kendi özgün kurumsal identity'siyle temsil edilme hakkından mahrum bırakıldı.
Peki, bu damar kesildikten sonra ne oldu?
Alevi halkı ve onun asırlık kültürel miras��, adeta kirli bir siyasi yağmanın hedefi haline getirildi! Yıllardır Türkçü, Kürtçü, ideolojik olarak narsist ve materyalist partilerin peşine takılanlar; Alevi halkını sadece seçim dönemlerinde hatırlanan birer oy deposu, miting alanlarında alanları dolduracak figüranlar olarak gördü. Bu kadim birikim, başka odakların iktidar hesaplarına meze edildi!
Açık ve net konuşalım: Bugün başkalarının rozetleriyle caka satanlar, ancak o partilerin derebeylerinin müsaade ettiği kadar konuşabilirler!
Yıllardır başkalarının değirmenine su taşıyor, onların çizdiği dar sınırlarda nefes almaya çalışıyorsunuz.
Cemevlerinin ibadethane statüsü, zorunlu din dersi zulmü, eşit yurttaşlık hakkı ve Alevi halkının değerlerinin geleceğe aktarılması gibi en temel talepler; o süslü koltuklarda oturanların pazarlık masalarında her defasında göz göre göre sümen altı ediliyor!
Alevi halkının ihtiyacı; birilerinin kapsama alanına girmek, başkalarının siyasi marabası olmak asla değildir!
İhtiyaç duyulan şey; Alevi halkının insan odaklı, başı dik ve eğilmeyen felsefesini arkasına alarak 1969’daki o tarihi başkaldırı ruhuyla yeniden ayağa kalkması, silkelenmesi ve kendi bağımsız siyasi çatısını kurmasıdır!
Kendi köklerinden ve halkından güç almayan bir hareket, başkalarının rüzgârında savrulup yok olmaya mahkûmdur.
Hak ve eşitlik; başkalarının kapısında lütuf dilenerek, kırıntılara razı olarak alınmaz! Hak; Alevi halkının kendi siyasi gücüyle masaya yumruğunu vurmasıyla sökülüp alınır.
Silkelenin, kenetlenin ve ayağa kalkın! Ya kendi çatınızı kurup bu ülkenin asli öznesi olacaksınız ya da başkalarının siyasi tiyatrosunda figüran olarak kullanılmaya devam edeceksiniz!
Genç Aleviler Birliği - GAB
"Bu iki kare, DEM Parti'nin omurgasız siyasetinin canlı kanıtıdır!
👇 Üstte: Tuncer Bakırhan, Alevi aydınlarına ve halkına karşı aslan kesilmiş, hakaretler ve tehditler savurarak kendilerine boyun eğdirmeye çalışıyor. Hani mazlumun yanındaydınız? Meğer derdiniz sadece Alevileri tahakküm altına almakmış!
👇 Altta: Sarayın sahibi Erdoğan’ın huzurundalar. O kükreyen Bakırhan gitmiş, yerine "kuyruğunu kıstırmış bir kedi" gibi büzülmüş, sesi soluğu çıkmayan, boynu bükük bir ekip gelmiş!
Alevi aydınlar karşısında kabadayı, muktedir karşısında kuzu.
Bu iki yüzlülüğün adı ne? Siyasi şizofreni mi, yoksa gizli bir işbirliğinin utanç tablosu mu? Alevi halkı bu riyakar tutumu asla unutmayacak!
🔥 #DEMParti #TuncerBakırhan #Riyakarlık #AleviMücadelesi #SaraySiyaseti